29 Ekim 2013 Salı

Allah'a inanmak ve güvenmek

ALLAH'A İNANMAK VE GÜVENMEK

ALLAH'A inanmanın ve güvenmenin ne büyük bir lütuf olduğunu bilmek.
Çeşitlilik içinde bir olmayı öğrenmek


Tekâmül yolunda; var olan her şeyde O'nu görmeye çalışmak
Dünyanın sadece gördüklerimizden ibaret olmadığını bilmek.
En büyük sırlardan birinin, her gün her an, yeni bir şey öğrenmek olduğunu ve bu öğrenmenin sonsuz bir yolculuk olduğunu bilmek.
Her şeyin özünün sevgi olduğunu, Anlamak.
Kalabalık içinde yalnız kalabilmeyi, yalnızken, kalabalık olabilmeyi öğrenmek

Hayatın doğup ölmekten ibaret olmadığını, her şükrün ardından daha büyük şükran duyguları yaşatan olayların yaşandığını bilmek.

Kısacası, bizi var eden ve bizi biz yapan şeyin, aldıklarımız değil ANCAK VERDIKLERIMIZ olduğunu öğrenmek.
Kozmik bilgilerin verilmelerinin nedeni, İnsanların egolarının kaynağı olan zihinlerinin merak dürtüsünün tatmini için değil, aksine Işık İşçiliği yolunda İlahi Evrensel Güçlerin yönlendirdiği odaklarda, Bütünlük yolunda hizmet olduğunu bilmek.

Ölene dek sürecek öğrencilik yaşamında öğretmenlik yapan herkese minnettar olmak gerektiğini. ve öğreneceklerin hiç bitmeyeceğini öğrenmek.
Sadece gözlerimizle gördüklerimize değil, görmediklerimizi gözlerimize inandırmayı öğrenmek
Sevgisiz yaşamanın yaşamak olmadığını bilmek
Soru sorulmadan cevap verilmeyeceğini bilmek.

Sözün gümüş, sükûtun altın olduğunu bilmek.

Var olabilmek için var etmek gerektiğini, sevilebilmek için sevmek gerektiğini, yasayabilmek için yaşatmak gerektiğini, öğrenebilmek için öğretmek gerektiğini, aydınlatabilmek için aydınlatmak gerektiğini, kurtulabilmek için kurtarmak gerektiğini bilmek.


Dünyanın ve dünyadaki yaşamın aslında sevgiyle, güzellikle muhteşem bir yer olabilecekken, zihinlerin dünyada bir cehennem yaratığını bilmek.

Dünyadaki en büyük yanılgının hepimizin ayrı olduğu yanılgısı olduğunu, bütün savaşların, acıların, ben kavramının yanlış anlaşılmış olmasından olduğunu anlamak.
Yaşamın ve yaşamanın aslında çok güzel olduğunu, ama nedense yasama bir türlü güzel gözlerle bakamadığımızı, yani, yasamı kısmen kendimizin zorlaştırdığını, ama istersek bunu değiştirebileceğimizi öğrenmeliyiz...
Yürekten dinlemeyi öğrenmek
Zihnimizin, bedenlerimizi ve yaşantımızı nasıl kötü hale getirebileceğini,  fark etmek

İnsanın ne ararsa yine kendinde araması gerektiği, dışarıda aramanın kişiye hep başka sorunlara götüreceğini bilmek.



28 Ekim 2013 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

CUMHURİYET BAYRAMINIZ
KUTLU OLSUN.

Kim olduğumuzu hatırlama zamanı şimdi.
Bu muazzam bir süreçtir. Kayıtsız kalınacak zaman kalmadı. Etrafımızdaki duvarlar parçalanıp yıkıldığında, İnsanlığı esaret altında tutan duvarlarla aynı olduklarını göreceğiz.
Biz yüce bir şey bileni arıyoruz. Sonunda hepimizin büyük bir ailenin bireyleri olduğumuzu keşfedeceğiz.
İntikam yerine, affetmenin güzelliğini keşfedeceğiz.
Öç almak yerine, arayı bulmanın barışseverliğini keşfedeceğiz.
Birlik olmak, birlikte büyümek ve güçlenmenin hazzını duyacağız.
Cehaleti yok etmek sevgi ve saygıyı yaygınlaştırmakla sevineceğiz.
Bireye eziyet edenin, bunu cehaletten yaptığını bilerek eğitime alacağız.
Adil davranışları yaygınlaştırmak, suretiyle hakkın yerini bulmasına katkıda bulunacağız.
Kalbimizin derinliklerinde olan bağışlamayı bulduğumuzda her şeyin güzelliğini fark edeceğiz.
Hayatın kıymetli olduğunu, geçen anın bir daha geri gelmeyeceğini bilerek

UYANMALIYIZ.
Gözlerimizi açmalıyız.
Kalbimizi açmalıyız.
Sevgiyi seçmeliyiz.
Zaman geçirmeden HEMEN ŞİMDİ.

Atatürk ve Bu Vatanı Canlarını Vererek Bize Bahşeden Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun.
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Yusuf YAMAN
28 Ekim 2013



27 Ekim 2013 Pazar

Ahde Vefa

AHDE VEFA
Söz vermek, verdiği sözde durmak, yaptığı her işte ve anlaşmada sadık kalmak ‘ahde vefa’dır. Yani, özü ve sözü bir olmaktır. Belki de insanı insan yapan en önemli hususlardan biridir ahde vefa…
Kelime anlamıyla, ‘ahid’ ve ‘akit’ sözlü ve yazılı olarak tespit edilen anlaşma demektir. ‘Vefa’ da yapılan anlaşmanın icaplarını bütünüyle yerine getirmektir.

AHDE VEFA
Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :- Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :
- Söyledikleri doğru mu diye sorar.
Suçlanan genç der ki :
- Evet doğru.
Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Genç anlatmaya başlar:
- Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım.
Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.
Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor.
Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım.
Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü.
Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret, dedi. Hz Ömer:
- Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
- Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı:
- Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.
Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım.
Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der.
Hz. Ömer der ki:
- Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:
- Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr'a dönerek:
- Ey Amr, delikanlıyı duydun, der. O yüce sahabe:
- Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur.
Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği,
dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler,  fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler.
Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki:
- Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim.
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki:
- Biz de sözümün arkasındayız.
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz. Ömer gence dönerek derki:
- Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?
Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan):
- 'AHDE VEFASIZLIK ETTI' demeyesiniz diye geldim der.
Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki:
- Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?.
Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir:
- Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.'İNSANLIK ÖLDÜ 'dedirtmemek için kabul ettim, der.
Sıra gençlere gelir, derler ki:
- Biz bu davadan vazgeçiyoruz.
Bu sözün üzerine Hz Ömer:
- Biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz, der.
Gençlerin cevabı da dehşetlidir:
- MERHAMETLİ İNSAN KALMADI' DEMEYESINIZ DİYE…

BENDE SİZE BU MAİLİ YOLLUYORUM, ÇÜNKÜ
'GÜZEL eposta PAYLAŞAN KALMADI'
DEMESİNLER DİYE :))))


RÜYA


Yaratan ve yaşatanın insanlara uyarıları

YARATAN VE YAŞATANIN, İNSANLARA UYARILARI

Değerli dostlar dünyanın ve insanların yaradılışı ve yok oluşu konusunda Kur’an da geçen birkaç ayeti sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
AHKAF SURESİ Ayet:3-Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
 
Değerli dostlar

İnsanoğlunun bu dünyaya gelişinin sebebi tekâmül etmek, kendini yaratanı bilip inanmak ve iyi işler yapmak suretiyle Onun istediği gibi arınıp Ona yaklaşmak, Onun huzuruna anlı ak, gönlü pak olarak dönmektir. Yani hakiki insan olarak Rabbine dönmektir. Her şey özüne (aslına) dönecektir, sözü dünyanın ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksi sininde özüne döneceği ömrü dolduğunda o da aslına dönecektir. Gerçekte her insan isterse bu dünyada iken Rabbinin yanındaki özü ile irtibata geçebilir

Değerli dostlar

Her şeyin bir yaratıcısı vardır. O yaratıcı Allah'tır. Dört kutsal kitabın ve diğer peygamberlere gelen ilhamların da kaynağının Allah olduğu kesindir.
Evrenleri ve içindekileri yaratan O’ dur.

İnsanın özünü yaratan, bunu Levhi Mahfuzda muhafaza eden O’dur. İnsanın doğumuna sebep hazırlayan ve bu dünyada zuhur etmesini sağlayan O’ dur.
İnsana, Kendi Ruhundan Ruh veren O’dur.

İnsan yaşamını programlayıp genlerine işleyen ve bunun insanlar tarafından uygulanmasını kontrol eden denetleyen değerlendiren O’dur.

İnsanın her konuştuğunu ve yaptığını kayda alan O’dur.

İSRA SURESİ 13.:Her insanın tairini (Düşünce ve söz algılama ve kayde geçirme biyolojik hafıza sistemi) boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız.

Gırtlağımızdaki kemik ve boğumlar söylediklerimizi kayda geçen ve bizim genlerimizdeki kayıtlara göre hareket edip etmediğimizi denetim altına alan mekanizmadır İnsan olarak bizler yaratanın bir eseri olduğumuzu, her varlığı sevgi ile kucaklamamız gerektiğinin farkına varmalıyız.
İnsanoğlunun eksik anlayışından, bilgi ve bilinç seviyelerindeki algılama zayıflığından, kaynaklanan ufak ayrılıkları büyütüp ayrılıklara sebep olmak Rabbin huzuruna Anlı Ak Gönlü Pak olarak gidişini engelleyen şeylerdendir. İnsanlar, Rabbin Kutsal Kitaplarda yaptığı öğütlere uymadığından ve Rabbin indirdiği ile hareket etmediğinden. Arınmadığından Hakkın huzuruna varmasına müsaade edilmez. Arınmayan hiçbir varlık Onun Manyetik Alanına kabul edilmez. O, dilemedikçe ve insan O'nun bildirdiği yolu takip etmedikçe O'nun Manyetik Alanına ulaşmak mümkün değildir. Çünkü O, diyor ki,

 ARAF:40- Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya,  işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız.

İnsanlık çevresine ördüğü tecrit duvarlarını yıkmak zorundadır. Bu duvarlar yıkılmadıkça, yanlışlar düzeltilmedikçe, egoizm zaptu rapt altına alınmadıkça, Rabbin istediği birlik ve beraberliğe giden yolda çaba sarf edilmedikçe, insanlığın kurtuluşa ermesi mümkün görülmemektedir.

Bütün insanlığın kurtuluşu bunları yapıp, arınma yolunda atılacak adımlara bağlıdır. Ulûhiyet Allahın her kuluna nasip ettiği bir mazhariyettir. O ululuğa erişmek insanoğlunun kendi çabaları ile olmaktadır. Ne ekilirse o biçilir.

ZİMMER:62.:'Allah her şeyin yaratıcısıdır. O her şeyin yöneticisidir' diyor.

Her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan Allah, kullarını da en güzel bir biçimde yaratmıştır. Allah’ın kulu olan biz insanlar O’nun vahiy olarak gönderdiği Kutsal kitaplardaki bilgilerin eksik veya yanlış olduğunun ideasında bulunmak hakkına sahip olmadığımızı bilmeliyiz. Eğer bir hata var ise, onu asırlar sonra toplayıp yazanların anlayış ve kavrayış eksikliğinden veya egolarına zaptu rapt altına alamamasından kaynaklanmış olabilir. Ayrıca her çağda insanlar gelen elçilere karşı hep kötü davranışlarda bulunmuşlar ve onlara inanmamışlar. Her dönemde gönderilen elçilerin getirdikleri bilgiler olumlu yönde değerlendirilmemiş ego bencillik ve kıskançlıkların sebep olduğu din ayrılıkları körüklenmiştir. Hatta Kur'an Yasin 14. Ayette: 'Biz onlara iki elçi gönderdik onları yalanladılar. Biz de (elçileri) üçüncü biriyle destekledik. Dediler ki; Biz size gönderilen elçileriz'

Bu üçüncü Elçinin Hz İsa dır. O farklı bir şekilde dünyaya gönderildi. Ancak Onu da çarmıha gerdiler. Sebep ego, bencilik, mağrurluk inkârcılık ve düşünceselsizliktir.


Değerli dostlar

Rabbimizin bize verdiği Kalbimizin süruru, Ruhumuzun Nuru ve Vicdanımız yol göstericimizdir. Rabbimizden bize gelen bilgilerin amacı insanlara hakikatleri göstermek insanın tekâmülünü sağlamaktır.
Kutsal Kitapların birleşimi (muhteviyatı) insanları doğru, adil, birbirini seven, sayan düşünen, yardımlaşan bir ortamda birleştirmek içindir.

KUR’AN ŞURA 13: …Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin "diyor,

Ancak din ayrılıkları Rabbin insanlar için yaratıp insanın emrine verdiği her türlü nimeti adil paylaşma yerine insanlar gücü yeten yetene şekline dönüştürdüler. Durmadan dünyayı kirleten ve insanları bencilliğe sevk eden sistemlerle insanlık da kirlendi.

Değerli Dostlar tekâmül eden insanlar göksel enerjiyi ve güç kaynakları ile irtibat kurup yardım alabilirler. Rabbin tükenmez kaynakları insanlar için hazırdır. Sıdk ile isteyenlere verilir. Bu ilahi, idari ve ilmi bir kanundur. Yardım edene yardım edilir.
 
Değerli dostlar

Tahminim odur ki, insanlık kıyam dönemine girmiştir. Rabbe giden yoldaki çalışmaların çoğalması onu gösteriyor

İBRAHİM SURESİ 48. Ayet: 'O gün yer başka yere göklerde (başka) göklerle değiştirilir. Bütün insanlar Tek ve Azametli Allah huzurunda görünürler.'

Bu ayet dünyamızın ve bağlı olduğu saman yolu galaksi si ile beraber evrenin dışına itilmekte olduğu bu değişimin 2000 yılında başladığı söylenmekte ve yazılmakta ve gözlemlenmektedir İnsanlığın birleşimi ve bir araya gelerek, O’na giden yolda arınması halinde; O, günah ve yanlışlardan sakınan kullarını koruyacak ve başka bir evrende temiz bir dünyaya varis kılacaktır.

ENBİYA SURESİ 105. ayet: 'Andolsun, Tevrat tan sonra Zebur da da Arza mutlaka iyi kullarım varis olacak diye yazmıştık'

MAİDE SURESİ 69.Ayet: 'İnananlar, Yahudiler, Sabiiler, ve Hıristiyanlardan Allaha ve Ahret gününe inanan ve iyi işler yapanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir'. diyor.


Değerli dostlar

Kutsal Kitaplar da ayrılıklar yerine, birlikler aranırsa fazlasıyla vardır. Geçmişten bu güne kadar olan sürede hep ayrılıklar körüklenmiştir. Bu da hep insanlığın zararına olmuştur. Hâlbuki Rabbimiz inanıp iyi işler yapanlara ödüller vaat etmektedir Şimdi diyeceksiniz ki bunların bizim olaylarla ne ilişkisi var?

Bildiğiniz gibi bütün olayların ana kaynağı insandır. Bu olaylarda insanı sona doğru götürdüğü için, bunun kaynağına doğru gitmenin ve O’nun bize bildirdiği bilgileri edinip kabullenmekten başka çareler aramak, bugüne kadar yaptığımız yanlışlardan dönmek ve dünyanın temizlenmesine insanların arınmasına yardımcı olmak gerektiğine inandığım için bu yazıyı yazdım

O HER DANEDE ÖZ DÜR. HER NEFESTE SÖZ DÜR

Her Kelamı; SEVGİDİR-İLİMDİR- NURDUR- RUHDUR.

ZAMANI AŞ, KENDİNİ AŞ, RABBİNİN SESİNE ULAŞ

O, NOKTAYA GİRER ÂLEMLERİ SINAR,

İNSANA BAKAR DÜZENİNİ KURAR

TÜM DOSTLARA SEVGİ, SAYGI VE SELAMLARIMLA

RABBİMDEN DİLEĞİM:
HERKES İN; ONA GİDEN YOLA VASIL OLMALARI İÇİN, GÖNÜL VE AKIL BİRLİĞİ İÇİNDE; İYİ, GÜZEL, FAYDALI VE KALICI İŞLER YAPMALARINI VE BARIŞA KATKIDA BULUNMALARINI DİLİYORUM

SEVGİYLE KALIN

Yusuf YAMAN


25 Ekim 2013 Cuma

İç Biyolojik Kompüter)

Bilinçaltı,  (İç Biyolojik Kompüter), İnsana Doğuştan  Verilen Bir Yetenektir.  Bu yeteneğin kullanılması bize bırakılmıştır.

1.           Bedenimizi,  terk edip uzak ülkelere yolculuk yapabilir, ve size doğruyu en kesin özelliklere sahip bilgiler getirebilir.
2.        İç Biyolojik Kompüterinizle  başkalarının düşüncelerini ve  kapalı bir zarfın içinde yazılı olanları okuyabilirsiniz.
3.             Kapalı bir kutunun içindekileri görebilirsiniz.
4.  Objektif (fiziksel) iletişim araçlarını kullanmadan, başkalarının düşüncelerini okuyabilirsiniz. (Allah insanlara karşı ikram sahibidir. Ancak  insanların çoğu şükretmezler.)
5.   İnsanın başına gelen her şey, insanın doğruluğuna inandığı şeyler yoluyla; Bilinçaltına sokulan düşüncelere dayanır.
6.        Eğer Bilinçaltına hatalı kavramlar göndermiş seniz, alacağınız sonuç hatalı olacaktır. Bu nedenle korku ve şüpheleri içimizden atmalıyız.  Olumlu düşünüp olumlu olması için çaba göstermeliyiz.
7.        Eğer yapıcı ve uyumlu düşünceleri bilinçaltına gönderirseniz ve sık sık bunları tekrarlarsanız, Böylece,  yeni sağlıklı  bir yaşam ve düşünme alışkanlığı oluşturursunuz.
8.   Bilinçaltı  alışkanlıkların da ikametgahı-dır  Bilinçaltına iyi alışkanlıkların komutunu göndermeliyiz.

Korku, kaygı ve yıkıcı düşünceleri içimizden söküp atmalıyız. Yerine her şeye kadir bilinçaltı gücümüzü koymalıyız. Bilinçaltımız, (İç Biyolojik kompüterimiz). Yaratan ve Yaşatan tarafından içimize yerleştirilmiştir. Kendisi ile sürekli iletişim de bulunan yanımızdır.
O, her şeyi insanlar için yarattı. Kendi Ruhundan insana Ruh üfledi. Enerji yükledi. O'nun üflediği Ruh insanın içindedir. yüklediği enerji insanın bedenindedir. İsteyen onu kullanır. Kadir'i Mutlak'la iletişim kurar. Her şeyin güzelini, faydalısını işler ve olması için caba gösterir.  sonuçta insanın dilediği olur.
Bilinçaltımıza, (İç Biyolojik Kompüterimize) sürekli özgürlük, mutluluk, kusursuz sağlık komutlarını göndermeliyiz. Çünkü, Müthiş bir Bilgi Kaynağına ve Yaratıcılığa sahip olan bu iç Biyolojik kompüterimiz, içtenlikle dilediğimiz, özgürlük, mutluluk  ve sağlığı bizim için işleme koyacaktır.
 Kısaca;
İSTEYİN OLSUN, DİLEYİN VERİLSİN. İLETİŞİM KAYNAĞI İÇİNİZDEDİR.
Uyanın, Kendinizi tanıyın, İnsanı tanıyın!!!

Yusuf YAMAN

6 Haziran 2012

Daha güçlü bir hafıza için basit yöntemler

Daha güçlü bir hafıza için basit yöntemler
İnsan beyni biyolojik bir bilgisayardır. Zeka ve hafızası güçlü insanlarla sıradan insanlar arasında zihinsel bilgisayarlarında çok az fark vardır. Ancak başarılı insanlar beyin bilgisayarlarını kullanmayı iyi bilmektedirler.
Yaşadığımız olaylar, heyecanlarımız beynimize protein olarak şifrelenir.   2-3 gün sonra aynı olayları heyecanları ile birlikte hatırladığımızda beynimiz o bilgileri kayıtlı odacıktan yani disketten okur ve biz anlatmaya başlarız. Bütün bu bilgiler kimyasal ve elektriksel olarak kodlanmaktadır.
İşte beynini iyi kullanan insanlar beyinlerindeki kimyasallara saygılı davranan insanlardır.
Şu unutulmamalıdır. Beyinde bilgi akışı kimyasal ve elektriksel ileti ile olmaktadır. Beyindeki Hard diskin manyetik parçacıkları da kimyasal maddelerdir.
Bu kimyasalları iyi kullanım için bazı altın kurallar:
1. Kötü belleğin birinci sorumlusu dikkatsizliktir. Düşünceyi yoğunlaştırabilen insanlar bilgileri zihinlerine kazırlar. Dikkat edilmeden yazılmış bilgiler kuma yazılmış gibidir hemen silinir.
2. Kötü belleğin ikinci sorumlusu özgüven azlığıdır. İnsan beyninde biyolojik bir saat vardır. Eğer o saate bilerek ve inanarak sabah 07:00 ‘de kalkacağınızı söylerseniz öyle programlanmış olursunuz. Sabah 07:00′de kalkmanız kesinleşir. Kolumuzdaki saate güvendiğiniz kadar hafızamıza güvenirsek o bizi yanıltmaz.
3. Kötü hafızanın üçüncü sorumlusu önem vermemektir. Unutulan bilgiler genellikle o kişi tarafından önemsenmeyen bilgiler olacaktır. Unuttum demek mazeret olamaz o konuya önem vermediğimiz anlamına gelir.
4. Kötü hafızanın bir sorumlusu da akılda tutma tekniğini bilmemektir. Örnek vermek gerekirse araba, kuş, mavi, lale kelimelerini akılda tutmak istiyorsunuz. Doğrudan ezberlerseniz unutulacaktır. “Mavi arabanın üzerindeki kuşun ağzında lale var” olarak tasavvur ederseniz unutmayacaksınız.
5. Kötü belleğin önemli bir sebebi de bilgilerin kullanılmamasıdır. İnsan beni “Ya kullan ya kaybet” kuralı ile çalışır. Bilgiler tekrar edilirse pekişecektir. Yazılı bilgelere ulaşmak kolaylaşacaktır.


24 Ekim 2013 Perşembe

Gerçek isteği oluşturan altı öge

GERÇEK İSTEĞİ OLUŞTURAN ALTI ÖGE
1.   İSTEK YENİLİK GETİRMELİ, İVEDİLİK TAŞIMALI

2.     İSTEĞE KARŞI OLAN TÜM İDDALARIN BİLİNÇLİ OLARAK ELENMESİ GEREKTİĞİ BİLİNMELİDİR.

3.     İSTEĞİ RAHATLIK ADINA DEĞİL, İSTEK OLDUĞU İÇİN BENİMSEMELİYİZ.

4.     KENDİNİZİ İSTEĞE TESLİM EDİN. İSTEĞİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN ELİNİZDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPIN. HER GERÇEK İSTEK % YÜZ İSTENENDİR.

5.     AKILCILIĞA VE MÜKEMMEL BİR PLANLAMAYA FAZLA GÜVEN DUYULMAMALI VE YÜKLENİLMEMELİDİR. AKIL TEK BAŞINA İSTEK ÜRETEMEZ. ŞARTLAR HER ZAMAN DEĞİŞEBİLİR.

6.     TÜM İSTEKLER İÇLERİNDE BİR GARİPLİK, TUHAFLIK ÖĞESİ BARINDIRIR. BU DA İSTEĞİ ÇEKİCİ YAPAR.                                                HER İSTEK YENİ BİR SERÜVENDİR.

OLUMLU DÜŞÜNMENİN YOLU:
1.       SAHİP OLDUĞUNA ŞÜKRETMEK,

2.       NEYİ HAYAL EDERSEN ÇALIŞARAK ONU ELDE EDEBİLİRSİN

3.       KAYITSIZ ŞARTSIZ İYİ NİYETLE BİR İSTEKTE BULUNURSANIZ, YAŞAMINIZDA O İSTEK GERÇEKLEŞİR.

4.       EVRENİN SEVGİ VE OLUMLU OLMAYA DAYALI BİR KANUNU VAR.

5.       OLUMLU VE İYİ NİYETLİ İSTEKLER GERÇEKLEŞİYOR.



UNUTMAYIN;
1.       HAYATTA BAŞINIZA GELEN HER OLAY, KENDİNİZİ İFADE ETME FIRSATINI VERİR.

2.       DÜŞÜNCE, DUYGU VE EYLEM: İLİM, İNANAÇ VE UYGULAMADIR.

3.       DÜŞÜNCELER GERÇEKLERİ DOĞURUR.

4.       KENDİNİZİ FIRSATLARA HAZIRLAYIN. HER AN ŞANS KAPINIZI ÇALABİLİR

5.       HAYATINIZDA KÜÇÜK MUCİZELER TATMAYA DAİMA HAZIR OLUN.

6.       HİÇBİR ZAMAN BAŞARISIZLIĞI KABUL ETMEYİN VE KONUŞMAYIN.

7.       DÜŞÜNEREK, İNANARAK İSTEDİĞİN ŞEY ÖNÜNE GELİR. YARATICININ       KAYNAĞI SONSUZDUR. O İSTEYENE RIZKINI VERİR.  İSTEDİĞİNE RIZKINI BOL VERİR.

8.       SÖZE ÖNEM VERİN, VERDİĞİNİZ SÖZÜ YERİNE GETİRİN Kİ, İNSANLIK MEZİYETLERİNİZ GÜÇ KAZANSIN

9.       SÖZE ÖNEM VERMEYEN VE VERDİĞİ SÖSDE DURMAYAN İNSANIN, İNSAN LIK MEZİYETLERİNDEN EN BÜYÜĞÜ KAYBOLMUŞ DEMEKTİR.

10.  KİŞİYE OLAN GÜVEN KAYBOLMUŞ SA KİŞİNİN BÜTÜN ÇABALARI BOŞA GİDER. BU GÜVENİ TEKRAR SAĞLAMAK PEK MÜMKÜN OLMAZ. KİŞİ BOŞA ÇABALAR DURUR.
11. BU DÜNYA MİSAFİRLERİNİ YEM İLE KENDİNE ÇEKER.
KUŞ, DANE'YE,
KOYUN, OT'A,
KÖPEK, ET'E 
İNSAN, EŞYAYA KANAR
EŞYA SEVGİSİ; ŞÜKÜR VE KANAATLE YER DEĞİŞTİRİRSE, İNSAN HUZUR A KAVUŞUR
 EŞYA SEVGİSİ: HIRS VE VEFASIZLIKLA BESLENİRSE BUNALIMA SEBEP OLUR.

12. İNSANI ÇOK ÇALIŞMAK YORMAZ VEFASIZLIK VE TAKDİRSİZLİK YORAR.

13. KÖTÜLÜK EĞİLİMİNİN EN GÜÇLÜ DÜŞMANI; "TÖVBE." İYİLİK EĞİLİMİNİN EN GÜÇLÜ DESTEKLEYİCİSİ "DUA" DIR

14. ÜSTÜNLÜK, İNSANLIK LA, AHLAK LA VE ERDEM LEDİR.
ET LE, KEMİKLE, BURUNLA, KİRPİKLE DEĞİL

15. kusurlarınızı fark ettiğiniz an, arınmaya başladığınız an dır.

16. AHİRETİ UNUTUP,  DÜNYAYI DÜŞÜNENLER  (Sadece Dünya İçin Çalışanlar) GERÇEK MUTLULUĞA ULAŞMASI İMKÂNSIZDIR.

17. EVRENİN SAHİBİ VE HÂKİMİ; HERKESE FARKLI BİR BAŞARI ZAMANLAMASI, YÜKSELİŞİ VE DÖNÜŞ TAKVİMİ TAKDİR ETMİŞTİR. VE GENLERİNE İŞLEMİŞTİR.

GENLERDEKİ BU BİLGİLERİN ŞİFRESİNİ ÇÖZEN İNSAN, HAKKA GİDEN YOLUN YOLCUSU OLUR.


HAYIRLI YOLCULUKLAR.

Gülümseyin Selamlayın

GÜLÜMSEYİN, SELAMLAYIN
&   Tebessüm edin gülümseyin. Yaşam güzeldir.
&   Her zaman, her şey, istediğiniz gibi olmayacağını kabul edin.
&   Hayatın adil olmadığını, bilmeli ve kabullenmeliyiz.
&   Hayatın aşılması gereken engellerle dolu olduğunu, bu engellerin, hayatı oluşturduğunu bilmeliyiz.
&   Bunları bildikten ve kabullendikten sonra engeller üzerinden atlayıp
&   Kahkahayı basmalıyız.
&   Kahkahamız karşısında her şey yolunda gider.
&   Kendimize güvenimiz artar.
&   Ümitlerimiz yeşerir.
&   Problemlerimiz çözüm yoluna girer.
&   Yüzümüz güldükçe hayatımız şenlenir.
&   Gülümseme kendine güveni gösterir.
&   Neşeli ve gülmeyi seven insanlar, diğer insanlarda dostça duyguların meydana gelmesini sağlar.
&   İçten bir gülümseme, senden hoşlandım mesajını verir.
&   İçten bir gülümseme, beni beğeneceğini sanıyorum demektir.
&   İçten bir gülümseme, senin iyi bir insan olduğunu belirtir.
&   Gülümseme hoşluk hissini bize bildirir.
&   Tebessüm ettiğiniz kişi, size tebessümle karşılık verir
&   Bir kişiye gülümsemeniz, ona ayrıcalık tanıdığınızı ve ona özel davrandığınızın hissini verir.
&   Zihnimizle gülümsemeliyiz, kalpten gülümsemeliyiz, içten gülümsemeliyiz.
&   İçinizden, bir gülücüğün varlığını hissettiğinizi düşleyin.
&   Her insana güzel bir tebessüm bahşedilmiştir.
&   Dünyaya iyi duygularla baktığımızda ve insanlara karşı dostça duygular taşıdığımızda, gülümseriz.
&   Gülümseme kaşları ısıtır. Daha iyimser olduğumuzu fark ederiz.
&   İnsan ilişkilerinde bir tebessüm, bir milyon dolar değerindeki varlığınızdır.
&   Birisine bir iltifatta bulunup, tebessüm ederseniz, iltifatınız katlanarak geri döner.
&   Birisinden bir şey isteyip, gülümserseniz, o kişi onu yerine getirmek için kendini zorunlu hisseder.
&   Birisinden bir lütuf kabul edip gülümserseniz, o kişinin duyduğu değerbilirliği artırırsınız.
&   Bir kişi ile ilk karşılaştığınızda gülümserseniz o kişi sizi ömür boyu tanımakta olduğunu sanacaktır.
&   Sahte tebessümden kaçının. Sahte tebessüm taşıyan insanlar, sahtekârlık duygusuna kapılırlar ve bunlarla dostluk kurulmaz.
&   Dünyadaki bütün paraların sahibi olsanız bile, yüzünüzde bir tebessüm yoksa değmez. Sağlığınız yerinde değil demektir.



21 Ekim 2013 Pazartesi

O, Ruhundan Ruh üflemiş Bize Can Vermek İçin

BİZİ YARATAN VE YAŞATAN YÜCE ALLAH, KENDİ RUHUNDAN RUH ÜFLEMİŞ BİZE, CAN VERMEK İÇİN.
Bizi yaratan ve yaşatan yüce Allah, bize kendi ruhundan ruh üflemiş, BİZE CAN VERMEK İÇİN.

Bizi eğitmek için, KULAK vermiş, GÖZ vermiş, GÖNÜL vermiş. AKIL vermiş

Bize doğru yolu göstermek için KİTAP İNDİRMİŞ. Gösterdiği doğru yolu takip etmemiz için BİLGİ YÜKLEMİŞ GENLERİMİZE.

Gösterdiği hak yoldan ayrılmamamız için ve ADİL DAVRANMAMIZ için, nimetleri ADİL PAYLAŞMAMIZ için adalet terazisi olan VİCDAN ile donatmış bizi.
Bize AKIL vermiş, GÖNÜL vermiş, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmamız için ve çevreye SEVGİ YAYMAMIZ için.
Düşünüp iyi değerlendirmeler yapabilmemiz için İRADE vermiş biz insanlara.
Bütün ihtiyacımız için gerekli olan her şeyi DÜNYADA YARATMIŞ ve yer ile gök arasında yarattığı her şeyi BİZİM EMRİMİZE VERMİŞ.

Bizi HALİFE YAPMIŞ MÜLKÜNDE. Dünyayı korumamız için görev vermiş biz insanlara.
Bütün bunlar; biz insanların bizi yaratanın bir parçası olduğumuzu, bütünün bir parçası olduğumuzu gösteriyor.

Yunus EMRE'nin, "yaratılanı severiz yaratandan ötürü" deyişini hatırlayalım.
O halde yaratan ve yaşatan, bizi yarattığı ve bütün nimetleri bizim için dünyada var ettiği için O'na Şükretmeli hamd etmeliyiz. Yarattığı her şeyi; canlı, cansız, ayırd etmeden koşulsuz sevmeliyiz. İnsanlar arasında ayrımcılık yapmamalıyız.
Bu dünyada sınavı başarı ile geçmenin kuralı, Sistem, Nizam ve Düzene uymaktır. Allah'ın indirdiği ile hem hal olmaktır. Bütünü sevmek, birbirimizi sevmek ve saymaktır. Bunu yapabilmek için;

Sinirlenmeyelim, Öfkelenmeyelim.

İçten İçe Hesaplaşmamalıyız. Kimseye Kin Ve Nefret Duymamalıyız.

Çekememezlik, Hasetçilik Yapmamalıyız.

Haklı Dahi Olsak, Öfke, Kırgınlık,  Kızgınlık, Alınganlık Duymamalıyız.

Bunlar enerjimizi yok eden olumsuz şeylerdir. Biz insanlar olumlu yolda olmak üzere programlanmışız.

Olumlu durumlar, NURANI,  RAHMANİ hususlardır.

Olumsuz durumlar, ZÜLMANİ, ŞEYTANİ hususlardır.

Hal ve hareketlerimizi bunları bilerek düzenlemeliyiz.
Öz cümle:
İnsanın insanı, eleştirme yargılama, suçlama hakkı yoktur. Bu hak yaratan ve yaşatana aittir. O insanı imtihan eder. İnsanın ömrü boyunca yaşadığı her şey kayda geçmektedir. İnsanın yapıp unutması mümkündür. Ancak ilahi âlem kayıtları unutmaz.
O'nun kurduğu düzeni korumamız için, bize görev verilmiş.  Bize ilham veriyor her dem. Lakin insan nankördür.  O'nun kurduğu doğal yasaları korumak yerine, bozuyor her taraftan.
Daha ne istiyorsun ey insan? Ne bu nankörlük?

Yusuf YAMAN