29 Mayıs 2013 Çarşamba

ÜZÜLMEYİIN VE ÜZMEYIN


ÜZÜLMEYİN  VE  ÜZMEYİN

§  ÜZÜLMEYİIN  VE  ÜZMEYIN

§   Çünkü HAYAT kısadır. Onu üzüntülere feda etmeyelim Yaşama sevincinden payımıza düşeni almaya bakalım.

§  Kuruntuları terk edelim onlar üzülmemize sebep olurlar, bundan bizler kaybeder  başkaları kazanır.

§  Hayatın kaçınılmaz  değişikliğine uyum sağlayalım değişime karşı koymak mutsuzluk getirir

§  Olaylar karşısında telaşlanmayalım, sebep ve sonuçları  mantık süzgecinden geçirelim, sabırlı olalım,  dökülen süt için göz yaşı dökülmez

§  Hatalarımızı tahlil edip ondan dersler çıkaralım Kararsızlığı, sıkıntıyı endişeyi, telaşı  aklımızdan çıkarıp atalım.

         Sadece yaratan Allah'ı zikredelim 

         İYİLİK YAPIP UNUTMAK HOŞTUR

ž O bize doğru yolu bulmamıza yardım eder.
Güzel olan
şeyleri kabul edelim.

ž Çevremize sevgiyi ve neşeyi dağıtalım.
Unutmayalım; neyi ekersek onu biçeriz.

ž Öfke insanı zehirler, sevgi ise hayat verir. Öfkelenip hayatımızı zehirlemeyelim 

ž Sevgiyle birbirimize sarılalım.

ž Yaptığımız iyilikler karşılığında minnet beklemeyelim.

ž Unutmak insanın doğasında vardır.

ž  Derleyen : Yusuf  YAMAN

 

27 Mayıs 2013 Pazartesi

SONSUZLUK İÇİNDE, ÖLÜMSÜZLÜĞE GÖTÜREN YOL


SONSUZLUK İÇİNDE, ÖLÜMSÜZLÜĞE GÖTÜREN YOL

Kardeşlerimiz!

Parasızlıktan korkmayın. Adaletsiz olmaktan korkun. Başkalarının hakkını yemekten korkun.

Parasızlıktan korkmayın haksızlıktan korkun.

Ölmekten korkmayın. Sözlerinizde duramamaktan korkun.

İnsana gösterilen yol: gönül bulma gönül alma yoludur. Bu yolda çalışmaktır.

Yolunu bulmak, köşeyi dönmek değildir. Şeytana uyan bütün kavimler helak edilmiştir. Onlar şeytanın adımlarını izlediler yok edildiler.

Şeytanın adımlarını izlemekten, egonuza uymaktan vazgeçin. Gönüller yolunda gönüllere yakın olmaya bakın.

Gönüle yakın olanlar, merak ile bilmeyi dengeler ve tüm varoluş içinde hayırlı ve yararlı olacak işler yapar. Bilgiyi ürüne dönüştürür.

Güçlüler güçsüzlere yardıma koşmalı. Bir lokma yemeği olan yarısını başkaları ile paylaşmalı diyor. Nimetlerin sahibi.

Ezelde verdiğin sözü ve yaptığın akdi hatıra.

Verilen söz, namustur, verilen söze sadık olmak dürüstlük ve yiğitliktir.

Sözünde durmayanların namusu, dürüstlüğü ve yiğitliği kalmaz. Hem bu dünyada insanlara karşı, hem de öbür dünyada Allah'a karşı nankör olur.

Korumasız kalır. Allah'ın lütfundan uzak kalır. Azabı hak eder.

Nefes alıp verebiliyorsan, sana ruhundan ruh üfleyeni hatırla.

Seslenebiliyorsan, sana can vereni düşün. Şükürle an yüce yaratanı.

Sana; nefes veren, yaşamın için, ses veren konuşmanı duyurman için, gönül veren sevgiyi yayman için., göz veren güzellikleri görmen için, kulak veren sesleri işitmen için.

Bütün bunlar, sana bir sorumluluk yüklüyor farkında mısın? Bir görevle bu dünya ya geldiğini hatırla artık.

Senin öz görevin; bu dünyada yaşam sayfalarını etkili ve yetkili olarak okumaktır ve gereğini yapmaktır.

Sende olan kayıtlar; yaratanın sana çizdiği yolun kayıtlarıdır. O yol seni kendine döndüren yolun kayıtlarıdır.

O yol inanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmanın öğretileridir.

Bize döndürüleceksiniz diyor yüce yaratan ve yaşatan. Bize döndürüleceksiniz in manası aslınıza döndürüleceksiniz demektir. Her şey aslına dönecektir.

Bunun dışındaki her yol, seni nankörlüğe götüren yoldur. Şeytana hizmetkâr yapan yoldur. Ateşe sürükleyen yoldur.

Uyan artık. Seni aslına döndüren yolun yolcusu ol. Sana ışık veren, yolunu aydınlatanı hatırla.

Nefsine hâkim ol ki, gerçeği göresin.

İyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yap ki, görevini yaptığın kayıtlara geçsin. Sana cennette yaşam alanları açılsın. Gönlüne ferahlık dolsun. Dilinde tatlılık olsun.

Uyan kendini tanı, frekansını yükselt ki, sonsuzluk içinde ölümsüzlüğün hazzını tadasın. Aslınla bütünleşesin.

Sen bütünden geldin tekrar ona döndürülüyorsun. Gelirken deneniyorsun. Giderken deneniyorsun farkında mısın?. Bu dünya hem tanrısal enerji ile aşılanma, hem de imtihanı başarma yeridir.

Ölüm meleği canınızı alır, sonra Rabbinize döndürülürsünüz diyor. (secde:11)

Bizi yaratan yüce Allah. O halde, hazırlanın sonsuzlukta ölümsüzlüğe varmak için hazırlanın.

Yolunuz aydınlık olsun.

 

Yusuf YAMAN

26 Mayıs 2013 Pazar

BİZ KİMİZ?


           BİZ KİMİZ?

v Kim olduğumuzu hatırlama zamanı şimdi.

v Bu muazzam bir süreçtir. Kayıtsız kalınacak zaman kalmadı. Etrafımızdaki duvarlar parçalanıp yıkıldığında, İnsanlığı esaret altında tutan duvarlarla aynı olduklarını göreceğiz.


v Biz yüce bir şey bileni arıyoruz. Sonunda hepimizin büyük bir ailenin bireyleri olduğumuzu keşfedeceğiz.


v İntikam yerine, affetmenin güzelliğini keşfedeceğiz.

v Öç almak yerine, arayı bulmanın barışseverliğini keşfedeceğiz.

v Birlik olmak, birlikte büyümek ve güçlenmenin hazzını duyacağız.

v Cehaleti yok etmek sevgi ve saygıyı yaygınlaştırmakla sevineceğiz.

v Bireye eziyet edenin, bunu cehaletten yaptığını bilerek eğitime alacağız.

v Adil davranışları yaygınlaştırmak, suretiyle hakkın yerini bulmasına katkıda bulunacağız.

v Kalbimizin derinliklerinde olan bağışlamayı bulduğumuzda her şeyin güzelliğini fark edeceğiz.

v Hayatın kıymetli olduğunu, geçen anın bir daha geri gelmeyeceğini bilerek


v UYANMALIYIZ.

v GÖZLERIMIZI AÇMALIYIZ.

v KALBIMIZI AÇMALIYIZ.

v SEVGIYI SEÇMELIYIZ.

v ZAMAN GEÇIRMEDEN HEMEN ŞİMDİ.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

EVRENSEL DÜNYA İÇİN;


EVRENSEL DÜNYA İÇİN;

DÜNYADA BİRLİK VE BARIŞI SAĞLAMANIN YOLU.

Dünyada birlik ve barışın sağlanması için, Dünyadaki, Ruhsal Bütünlüklerin tümünün bir çatı altında birleşmeleri, dünya birliğinin kurulması için gerekli ve ilk şarttır, ilk adımdır.

Yeryüzünde egoist insanlar var oldukça bunun gerçekleşmeyeceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü birlik ve barışın sağlanması 1400 sene önce Kuran ile insanlara emredilmiştir. Ancak insanlar hep gelen ilahi emirlerin tersine hareket etmişler ve helak olmuşlar.


Bugüne kadar gelinen noktada, Dini ayrılıkların, insanlar tarafından, kıskançlık, ve çekememezlik nedeniyle suni olarak meydana getirilen ayrılıklar olduğu

Kuran'da belirtilmektedir.


O, halde sevgi dolu gönüllerle insanlara çağrıda bulunalım.

Egosunu ZAPTURAPT altına almış, evrensel düşünen ve bu düşünceyi uygulamayı arzu eden herkesin yeni bir dünya kuruluşuna katkıda bulunmasının gereği vardır. Çünkü İnsanların bozduğu kötü ve bencil toplulukların oluşmasına sebep olduğu bu dünyayı, gene insanların düzeltmeleri gerekir.

EVRENSEL NİZAMIN KURUCUSU ALLAH'TIR.

Bizi yaratan Allah,  Biz insanları çeşitle şekillerde denemeye almıştır. Biz insanları hem hayra, hem de şerre müptela kılmıştır. Ki, insan denen varlığın aklını kullanıp kullanmadığını denesin. Kurduğu evrensel nizamı devam ettirip ettirmediğini görsün.  Kendisine teslim ettiği dünya nimetlerini adil paylaşıp paylaşmadığını, birbirine iyilikte bulunup bulunmadığını, görev bilinci içinde çalışıp çalışmadığını, aldığını hak edip etmediğini, kendisine verilen dünya nimetlerini hak edip etmediğini, hayra mı,  şerre mi yönelip yönelmediğini, görmek ve ona göre, mükafatlandırmak yada cezalandırmak takdirini kullanmak Yaratanın kendisine aittir.


Kutsal kitapların yaptığı uyarılar, insanlığın birliğinin sağlanması, Adaletin sağlanması, Rabbin verdiği nimetlerin adil paylaşımının sağlanması, dünyanın kurtuluşu içindir.


İnsanlar üzerine düşeni, Yaratan ve Yaşatanın Evrensel yasalarına göre yaparlarsa ALLAH'IN da yardım da bulunacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.


Hakikatin idrakine varan insanlığa perdeler açılmakta, ilahi planda verilen öneriler doğrultusunda, bilinçli hareket etmek insanlığın yarınlara varmasını kolaylaştıracaktadır. Kısır bilinçler, verimsiz ve bencil düşünceler, insanlığa hiç bir şey kazandırmayacağının idrakine varmalıyız.

Birlik ve bütünlük şuurunu idrak etmeliyiz.

Evrensel şuurun bilincine erişmemiş insanların ferdi empozelerle, kendi getirdiği özel kurallarıyla, insanlığa hizmet görünümünde meydana getirdikleri toplulukların,  sadece kendisine taraf olan kimselere yardım eden ve içinde egoizmin bulunduğu topluluklardır.

Evrensel, Dini ve İnsani değerlerde, Evrensel düşünce, evrensel bilinç, evrensel bilgi paylaşımı, Evrensel plan ve evrensel uygulamalar, Rabbin bize verdiğini adil paylaşmak, birlik ve beraberliğin, sevgi, saygı, hoşgörünün hüküm sürdüğü, herkesin birbirini sevip saydığı, her millete aynı nazarla bakabildiği bir düzen dünyanın kurtuluşuna yardımcı olabilir.

Egolarının tatmini için kurulan topluluklar, guruplar; Evrensel, Dini ve İnsani değerlerin dışına çıkmış, ayrılıklara sebep olan ve olmakta devam eden insanlar, gerçekte kendinden başkasını düşünmeyen, başkalarına değer vermeyen düşüncelere sahip insanlar, kendilerinin de değerli olmadığını, huzur bulamayacağı, başkasına da huzursuzluk veren bir dünya oluşturuyorlar.


Herkesin bencil olduğu, işlerin iyi yapılmadığı, insanlara değer verilmediği, 

Evrensel yasaların işlemediği, evrensel gelişmelerin olmadığı bir toplumda huzur tesisi mümkün olamaz ve insanlar huzursuzluk içinde bocalayıp dururlar. Günümüz de olduğu gibi

Hakkın hakikatin bilinmediği, dış görünüşlerin ve fiziksel hareketlerin öncelik taşıdığı, Şekilciliğin alabildiğine yayıldığı, Ruhsal ve duygusal doyumun olmadığı kalbin huzura ermediği bir toplumda huzur tesisi mümkün olur mu?


Adaletin sağlanması, adil paylaşımın gerçekleşmesi ve ayrımcılığın yok edilmesi, evrensel kurallara uyulması için indirilen Kuran'ı Kerimin indirilmeye başlandığı ay olan Ramazan ayına doğru yol aldığımız bu günlerde , herkesin Kuran'ın getirdiği bu birlik ve beraberliğin idrakine varmasının gerekli olduğunu; bunun için Kuran'ın okunup anlaşılması gerektiğini hatırlatmayı bir görev bildim.

Sevgi, Saygı ve Muhabbetle


Yusuf YAMAN



AĞAÇLAR VE İNSANLAR ARASINDAKİ DOĞAL DENGE YASASI


AĞAÇLAR VE İNSANLAR ARASINDAKİ DOĞAL DENGE YASASI
(DOĞAL SOLUNUM YASASI)
 

            Sevgili dünyalı kardeşlerimiz, gönül yolculuğuna çıkabilmek için, dünya ile işbirliği yapmak gerekir. Dünyada Yaratanın insanlar için yarattığı her şeyi korumak lazım. Çünkü dünya üzerinde yaratılan her şey insanlara emanet edilmiştir. Her nimet insanların yaşamı için olup, insanların çabaları oranında paylaşımını gerekli kılar.

            Dünya insanı ego yu yok etmedikçe, korkulardan kurtulmadıkça, şüpheleri içinden söküp atmadıkça, doğrulukta ve dürüstlükte, birleşmedikçe, huzura eremeyecektir. Gönül yolculuğuna çıkamayacaktır.

            Dünyada Yaratanın insanları üstün bir misafir gibi ağırlamasını, insanlar artık fark etmelidirler.  Dünya insanı, talan ettiği tabiatı yeniden dünyaya iade etmelidir.

            Dünyayı yeşillendirerek ilk zamanlardaki Cennet durumuna döndürmelidir. Tabiat ile insanlar arasında işlemekte olan

 

SOLUNUN YASASI: Yaratanın yaratma prensibine göre: Ağaçlar ve yeşillikler, Oksijen üretir, karbon dioksit emerler. İnsanlar ve hayvanlar; karbondioksit üretirler ve OKSİJEN solurlar.  

 
            İnsanlar ağaçları yok ettiklerinde bu yasa işlemez hale gelir, ve insanlar bu yasanın işlemesini sekteye uğrattıkları için, yani, ağaçlar insanların ihtiyacı olan OKSİJEN'İ üretmekte yetersiz kaldıklarından, yasa insanlar tarafından çiğnenmiş oluyor. 

            Günümüzde, şehirlerdeki ağaçlar kesilerek yerine dikilen beton bloklar, o çevrede, o ortamda yaşayan insanların, ihtiyacı olan oksijeni almaları imkanını yok edildiği  için, Hastalıklar baş göstermeye ve çoğalmaya başlamıştır.

            Bu nedenle dünyanın ilk devirlerde olduğu gibi insanlar için oksijen üretmeye devam etmesi için ağaçlandırmaya hız verilmeli ve yeşil alanların çoğaltılması ve korumaya alınmasına önem verilmelidir.

            Dünyada sevgi ve saygının yayılması için, insanların sağlıklı olması için insanların talan ettikleri ağaçları dünyaya geri vermeleri gerekir.

            Bunun için dünyada ağaçlandırma ve ağaçları sulamak ve büyütmek için bilinçli bir çaba içine girmelidir. İnsanların Tabiatla iletişime geçebilmesi için bu ilk şarttır.

            Dünyaya sevgi ile bakmak sevgi ile dünyayı biz insanlar için yaratan Yüce Yaratıcıya şükretmek insanlar için bir borçtur.

            İnsanlar sağlıklı olmak, inanıp; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak, gönül dostu olmak için, dünya ile uyumlu bir yaşam sürmek zorundadır. İnsanların bunun aksini yapması halinde kendi kendini yok etmesi demektir.

            Dünya insanı üzerinde yaşadığı dünyanın güzelliklerini ve tabiatı yok etme dürtüsünü yok etmedikçe; bugün içinde yaşadığı dramatik durumdan daha da kötü duruma gelecektir. İnsanın için oksijen almak yaşamaktır. Yaşamak için oksijene olan ihtiyacımız. Kirletilen havanın temizlenmesi için de yeşilliğe ve yeşil ağaçlara ihtiyacımız vardır.

AKLINIZI KULLANIN, ÖFKENİZİ YENİN, GURURA KAPILMAYIN


AKLINIZI KULLANIN, ÖFKENİZİ YENİN, GURURA KAPILMAYIN

1.                  Kendinizi suiistimal edilmekten koruyun:

Kronik suiistimalcilerin özürlerini kabul ederek, onlara imkân tanımaktan vazgeçin.

Suiistimalcilerin yaptıklarını anlamaları ve acı çekmelerine izin verin.

İlişkileri sürdürmek için başkalarının yaptıklarına karşılık vermekte isteksiz davranmayı bırakın.

2.         Eleştirilere açık olun:

Eleştiri doğru ise kendinizi düzeltin.

Eleştiri doğru değil ise ve incitici ise, söylemeyin karşının bir sorunu olduğunu düşünün.

3.         Gurur iki tarafı keskin bir bıçak gibidir.

Size yardımcı olabilecek geri bildirimlere karşı kör ve sağır olmayın.

Gururun sizi yok etmesine izin vermeyin.

4.         Eleştiriler yaptıklarınızdan çok, sizi hedef alıyorsa, karşı çıkın.

5.         Her ikinizi de tatmin eden, düzeltmeye yönelik planlar yapın.

6.         Öfkenizi Kontrol Edin:

Aynaya bakın ve kendinize, "Kimse seni öfkelendirmiyor, seni sen öfkelendiriyorsun".

Sinirlenmeden, durumu izah eden durumlar yaratın.

Bedeninizle tepki vermeyi bırakın. Aklınızla düşünmeye başlayın.

Verdiğiniz tepki akıllıca olursa kazanan siz olursunuz.

Duygunuzla tepki vermeyin, kayıplarla karşılaşabilirsiniz.

Sizi duygusal olarak tetikleyen insanların o şekilde hareket etmelerini sağlayan nedenleri analiz edin.

Öfkelendiğinizde konuşmayı bırakın. Derin nefes alıp verin.

Bir kalem alıp sıkın ve öfkenin parmaklarınızın ucundan geçip gitmesini hissedin.

Kısa bir mola alıp, odayı terk edin, sakinleşin.

Kusurlu adamdan kusursuz bir çalışma beklemeyin. İnsanları olduğu gibi kabul edin.

7.         Başkalarının kusurunu kabul edin:

Diğer insanlardan kusursuzluk beklemenin kibirli bir hareket olduğunu kabul edin.

Kibirlilikten uzak durun.

 

17 Mayıs 2013 Cuma

RABBİN, YARATMA VE YAŞATMA YASASI VE İNSAN


RABBİN, YARATMA VE YAŞATMA YASASI VE İNSAN

DİN Yaratma ve yaşatma yasasıdır. Bu yasa insanları Tanrısal Enerji ile Aşılamak içindir. Bu yasada taklit yoktur. Düşünmeden, Akıl, Gönül, Vicdan birliğine dayanmayan, Yaratan'ın Yaratma ve Yaşatma yasasına uymayan, Egoyu içinde barındıran bir yönelme iman olmaz, kişi de Mümin olmaz.


Yaratan'ın Yaratma ve Yaşatma Yasası olan Din, Rabbin Yarattığı ayetlerinden olan; İnsan Ayeti, Evren Ayeti, Enerji Ayetinin Ruhsal, Duygusal ve Fiziksel yönleri ile iyi çalışılması, öğrenilmesi ve bu Ayetlerin yaşamın bir parçası olduğunun idrak edilmesi ile insan arınır. Gerçek insan olur ve O'na giden yola O'nun tarafından iletilir. Bu yala iletilen insan Rabbine Teslim olur ve özgürlüğünü kazanır.


İnsan O'nun yarattığı dünyada, O'nun Mülkünde, Ete kemiğe bürünmüş, insan olarak görünmüş Ruhsal ve ilahi bir varlıktır. Rabbin Kitaplarında belirttiği ayetlerde Dünya ve üzerindeki her şey insan için yaratılmıştır. İnsan bu dünya da kendisine verilenlerle İmtihan
edilmektedir. İnsana tevdi edilen bu emaneti kullanma ve kendini geliştirme sürecinin, iyi veya kötü gitmesi kişinin değerlendirilme imtihanıdır.


Yüce yaratan dünyayı yaratıp, insanların ve canlıların bulunduğu bu Biyolojik şekillenmeyle belli bir süre yaşayabilmesi için, oluşturduğu doğal şartların (ortamın) nasıl kullanılması gerektiği, insanların yaşamlarında, uygulamaları gereken prensipleri de Elçileri vasıtası
ile insanlara vahyi ile göndermiştir. İnsanların doğruyu fark etmeleri için senede en az iki kez imtihandan geçiriyor. Her an yeni bir yaradılışla insanlara ilhamlar gönderiyor, cezalar veriyor. Alan alır. Hakka giden yolu bulur.


Düşünen, yönelen, odaklanan her kişiye, Yüce Rabbim kendi, Bilgi kaynağındaki Bilgi hazinesinde bulunan bilgilere erişmesine imkân verir. Rabbin Kitabında olan; Ey Akıl sahipleri Aklınızı kullanınız ki, Göklerin kapıları size açılsın. Demesinin manası, siz tekâmül
ettikçe gökler size açılacaktır demektir.


Kuran Rahman Suresi, 33. Ayetini okuyalım: "Ey Cin ve İnsan topluluğu, göklerin ve yerin bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse, geçip gidin. Ancak kudretle geçebilirsiniz" diyor.

Bu kudret, Akıldır. Bilgidir. Bu bilgi ile bulunan ve Evrenin her yerinde bulunan ve
dünyadaki her maddede mevcut olan HİDROJEN dir.

Kendisi Okumayanın, Kitabı OKU dediği halde okumayanın, Yaratma ve Yaşatma Yasasından Haberi olmaz. Sefil gelir gafil gider. Söylenmişleri tekrar etmekle bir yere varılmaz. Varmak istediğin yola ulaşmak için, OKU Emri var. Oku öğren, bilgilen, kendini tanı ki Yaratanı bilesin. O, diyor ki önce kendine ulaş sonra bana yaklaş.

Doğru bildiğinizi zannettiğiniz şeyler, Yaratanın Gerçekleri ile çelişiyorsa, bildikleriniz sizi O'na giden yola ulaştırmaz.


Bilgisizlik sizin bakış açınızı dar tutar. Dar açıdan bakmakla, Evreni idrak etmek mümkün değildir. Çevrenize ördüğünüz, ön yargı, hurafe, tembellik, taklitçilik, nefsine uymak, Ego, gibi duvarlarını söküp atmanın yolu, Rabbin OKU Emrini yerine getirmektir. İlme sarılmaktır.
Kalıcı eser bırakmaktır.


İlmi tepen, gafleti seçmiştir.


İnsanoğlu, Tercihinin sonucunu yaşamaya mahkûmdur. Herkes ortaya koyduğu fiillerinin sonuçlarını yaşayacaktır. Herkes yaptıklarından mükâfat alır veya cezasını görür.


Farz varken sünnetle kendini aldatma! İnsana hizmet, Allah'a kulluk, insana nefretin Allah'a isyan olduğunu fark etmeye çalış. İnsanların, seni anacağı ve hayır dua edeceği bir eser
bırakabiliyor musun ona bak.


İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapanın yeri Cennettir.


Bu müjde Kuran'da 152 Ayette geçmektedir. Uyanıp öğüt almak için, Hakka giden yola vasıl olmak için, OKU Emrini yerine getirmek gerektiğinin farkına var.


Her kişi veya toplum elleriyle yaptıklarının, Beyinleri ile ürettiklerinin sonuçlarını yaşıyor. Yani karşılığını alıyor. Mercimek kadar aklınla, Evrenin E'sini dahi kavrayamamışken, Evrenin yaratanını yargılamaya kalkmak, beyinde bozukluğun alametidir.


Gerçekleri görmek için içinde yaşadığın Sistemin farkına varmak için OKU diyeni dinle. Kitabını OKU, İlme sarıl.


Davranışlarını İlim ve Akıl yolu ile düzenleyenler, duygusallıktan kaynaklanan sıkıntıları çekmezler. Rabbin OKU demesi bunun içindir.


Olgun kişi kendini karşısındakinin yerine, koyarak olayı değerlendirir. Yarın, bugün yaptıklarınızın sonuçlarını yaşayacaksınız.


Her gününü, yaşamında yararlı olacak yeni bir ilim öğrenerek değerlendirmiyorsan, yaratma ve yaşatma yasasından bihabersin demektir. Tez elden OKU emrini yerine getir, her gün yeni bir ilim öğren.


Akıllı olan insan ayrımcılığın olduğu hiçbir takım ve grupta yer almaz. Çünkü, Rabbim Kuran'da Al.i İmran 100 Ayeti:"Ey inananlar, Kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra, onlar sizi döndürüp kafir yaparlar.

 


Bu ayet bize, Din de ayrımcılığın olmayacağını, ayrımcılık yapanlarla birlik olmamamız gerektiğini belirtiyor.


Rabbin, Yaratma ve Yaşatma Yasasında, mazeret ve cehalet geçersizdir. Çünkü Yüce Yaratan, insani, akıl, mantık, şuur, sabır ve vicdanla donatmıştır. Her kes eliyle ve diliyle yaptıklarının sonuçlarını yaşayacaktır.


Şükür edenin elindeki nimet artar, nankörlük eden zaten elindekini terk eder. Özündeki sonsuz ve sınırsızlığı hissedemeyen, madde batağında boğulur.
İnsanoğlu Evrenselliğe, özünden gelen evrimsellik (bilgilenip bilinçlenmek, dini doyuma erişmek, ahlaksal gelişmişlik ve Ruhsal arınmışlık) boyutundan açılabilir. Dışarıdan bedensellikten değil.


Bu dünyada oluşan her şey, kendinden evvelki sebepler etkisiyle yönünü bulur. Allah indinden gelen ilim, fikri bütünlük içinde bir sistem ve düzeni yansıtan ilimdir.
İsimlere ve Etiketlere aldanmayın. Allah'ın Sisteminde mazeretlere yer yoktur.

İŞTE YUNUS’UN O ŞİİRİ


      İŞTE YUNUS’UN O ŞİİRİ

Sözün bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz

Sözün pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz

Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini

Bu cihan cehennemini, sekiz cennet ede bir söz

Yunus imdi söz yatından, söyle sözü gayetinden

Pek sakın o şah katından, seni ırak ede bir söz

 

      Hangi açılım başlatılırsa başlatılsın,

      Doğrularınız Rabbin gerçekleri ile uyuşmuyorsa

      sonuç almanız mümkün değil.

      Dini  Ayrımcılıkları bir tarafa bırakıp, 

      Evrensel yasalara uyulmadıkça

      Hak ve hakikatin gerçekleşmesi mümkün değil.

 

Mevlana da Yunus da onu söylüyor.

 

MEVLANA DAN


MEVLANA DAN

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.


Zamanla ışıkta yaşamayı örgendim.
Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. ..
Ağladım.

Yaşamayı örgendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
öğrendim.


Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla…
Zamanla yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…


İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…
Sonra da her insanın içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.


Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi…
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin alanda bir ruh bulunduğunu. ..
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..


Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni
aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.


Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli

Olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra…
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…


Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi…
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…


Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.


Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim.


Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu öğrendim.


Gerçeği öğrendim bir gün…
Ve gerçeğin acı olduğunu…
Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
lezzet kattığını öğrendim.


Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının
hayatı tadacağını öğrendim.


Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya…
Kalp durur…
Akıl unutur…
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O, ne durur, ne de unutur…


MEVLANA

 

 

MİMAR SİNAN VE SORUMLULUK


MİMAR SİNAN VE SORUMLULUK

'Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzade başı Cami'nin 1990'li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv'de şöyle anlatmıştı. Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık, sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş sokup yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı söktuk. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindiriktir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu.   

“Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum.”Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu’nun neresinden getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu. Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insanüstü bir örneğidir. Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kâğıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir.
Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir. Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan 400sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur.--

ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?


ÖĞÜT ALAN YOK MUDUR?

Sevgili Canlar, Kuran; Yüce Rabbin; biz kullarına gönderdiği yaratma ve yaşatma yasası olup, Bizlere Aşıladığı Tanrısal Enerji ile kurtuluşa hazırlanmaya, Egoyu zapturapt altına almaya, Evrensel düşünmeye ve insanlar arasında ayırım yapmamaya, doğru düşünmeye, doğru söylemeye, güzel söz söylemeye, dürüst olmaya, birlik içinde beraber yaşamaya, yardımlaşmaya, kendine varan yoldan ayrılmamayı, verdiği nimetleri adil bir şekilde paylaşmaya, aklımızı kullanmamızı, Allah’tan başkasını veli edinmememizi, geçmiş kavimlerin işlediği hatalara düşmememizi, Allah’ın gönderdiği ilahi Emirleri yol edinmemizi, bize öğütlemektedir. Bu nedenle sizi, Kamer ve Rahman surelerini Kıyamet ve İnsan surelerini, Sabah 4,00 kalkıp her cümlenin üzerinde düşünerek mutlaka okumalarınızı ve öğüt almanızı öneriyorum.

KAMER:17.22.32.40.51,“Andolsun biz Kuran’ı öğüt almak için kolaylaştırdık öğüt alan yok mudur”?

Kuran’ı Türkçe Mealinden veya Arapçasından mutlaka okuyun. Öğüt alın ve aldığınız öğüdün sonunda egonun insanları ne hale getirdiğini fark edin.
Kuran’ın tören kitabi değil, Yaşayanlar için yaşam yasası ve ilahi âlemde İnsanlar için hazırlananları, Allah’ın insanlara öğüdünden öğrenin. Sevap almak istiyorsanız, hidayete ermek istiyorsanız, Hakka giden yola vasıl olmak istiyorsanız, mutlaka Kuran’ı okuyup Öğüt alıp, dini doyuma erişmelisiniz.

AL-İ İMRAN:99-:Ey Kitap Halkı doğruya tanık olduğunuz halde neden Allah’ın yolunu değiştirmeye yeltenerek İnananları saptırıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Bu ayet bize; Rabbin Yaratma ve yaşatma yasası olan Kuran’ın gerçek olduğunu, Kuran’dışı söylenenler ve yazılanların bizi ona varan yoldan saptırdığını alı koyduğunu belirtiyor.


 AL-İ İMRAN: 100 :Ey İnananlar, Kitap verilenlerden herhangi bir guruba uyarsanız imanınızdan sonra onlar sizi döndürüp kâfir yaparlar.


Bu Ayetlere göre Dinde bölünmelere sebep olup, gurup oluşturanlar (mezhep, tarikat, cemaat kurup diğerlerini kâfirlikle suçlayanlar) dan herhangi birisine uyarsak ona varan yoldan sapmış olacağımızı, Kuran’dan ayrılmamamızı Evrensel düşünüp ayrılıklara sebep olmamamızı öğütlüyor.


AL-İ İMRAN 105: Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar, evet onlar için büyük bir azap vardır.

Kimdir bölünüp ihtilaf edenler.

İktidar hırsı ile hareket edenler, Menfaatçilik yapanlar, Egosunu Tanrı edinenler, Nüfuzlu kişilere ve Siyasetçilere yaranmak isteyenler.


Rabbin bildirdiği Yaratma ve Yaşatma yasasını göz ardı edip menfaatine bakanlar. Evrenin sahibini unutuyorlar.

Bu bölünmeler ne zaman başladı?

Cevap: Hazreti. Muhammed Mustafa (sav) nın vefatından kısa bir süre sonra; Kuran’ı yeterli görmeyenler, uydurdukları kavramları, yalanları, hikâyeleri Tanrıya ve Elçisine “Hadis ve Sünnet” adı altında yakıştırmaya başladılar. Müslüman ümmeti bu öğretiyi izleyerek mezhepler halinde bölünerek Kuran’ı terk ettiler. Bu bölünmelerin sonucu Kan ve Göz Yaşı olmuştur.

Bu Dini parçalamanın insanları birbirine düşman etmenin sonucunu önceden gören ve bilen Yüce Rabbim:

SAFFAT SURESİNİN 38 VE 39:Ayetlerde bildiriyor.: “ Siz çok büyük Izdırap verecek azabı tadacaksınız, ancak bu yaptıklarınızın neticesi olarak başınıza gelecektir”

FURKAN SURESİ AYET 30: da “ Elçi de Rabbim halkım Kuran’ı terk etti” der

Bugün Bu Ülkede ve Müslüman Âleminde Çekilen Azap, (Kan ve Gözyaşı) Rabbin bize tattırmakta olduğu Cenabı Haktan uzaklaşmanın, Kuran’ı terk etmenin, Dinde bölünmelere sebep olmanın cezasıdır değerli canlar?

Beşer Şaşar:

İnsanların Uydurduklarını değil, Rabbin bildirdiklerini kendinize Rehber edinmeliyiz. yol edinmeliyiz ki, O’nun Huzuruna gideceğiniz zaman yüzümüz olsun.

Herkesi Kuran okumaya, anlamaya ve gerçekleri idrak etmeye, Kuran’da Birleşmeye çağırıyorum. Mezhepçilik, Tarikatçılık, Cemaatçilik gibi bölünmeler, Dinde ayrılıklar yaratmak, kendisinin dindar kendisi gibi olmayanların dinsiz olduğunu söylemek, Rabbin müsaade ettiği bir şey değildir.
Gerçek Dindar ayrılıklar yaratacak söz ve davranışlardan kaçınır.
Din konusunda zorlamaya ve kendisinin doğru olduğunu belirtip insanları kötüleyip kışkırtmaya yeltenmez. Buna yüce Rabbim bunu Bakara 256 da belirtmiştir.

BAKARA 256: Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim şeytanı inkâr edip Allah’a inanırsa muhakkak ki o kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir bilendir.


Mümin olan İyiliği emreder kötülüğü men eder yalan uydurmaz ön yargılı olmaz
Hakikati kavrayan gerçek insanlar, Evrensel Nizamın Vicdani Bilincine varmış insanlardır.
Hakikati kavramış gönüllerde Vicdan Mekanizması kötülükleri kabul etmez. Kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmaz, yaptırmaz.
Huzura kavuşmanın anahtarı budur.

Kimdir bizi parça parça bölenler?

Kimdir hayallerimizle bile alay edenler?

 
Bunların farkında olmak ve kendi büyük ülkemizi önce zihinlerde ve hayallerde yaratmak zorundayız. Çünkü hayali kurulmadan gerçeğine ulaşılmaz. Bazen imkânsız, gerçekten daha gerçektir

.
Bu anlamda Türkiye’nin dünyadaki yerini yeniden düşünmek zorundayız. Öyle görünüyor ki Türkiye, Dünya İnsanlığının Birleşim ve Barışında Birliğinin Kurucu Önder Ülkesi olabilir. Ne Zaman?

1-Bütün Müslüman âleminde Kan ve gözyaşı dökümüne sebep olan Mezhepsel ayrılıklara son verildiğinde. Birlik ve beraberliği ve kardeşçe yaşamayı tüm Müslüman Âlemine yaydığında


2- Kuran’ı Kerim; Öğüt almak için okunduğunda ve Rabbin Yaratma ve Yaşatma Yasasına uygun hareket edildiğinde.

 
Her şey güzel olacaktır. İnsanlar arasında Sevgi birliği yayılacaktır. Birlik ve bütünlük sağlanacaktır

Hoşça kalın Allah Yardımcımız olsun.



Yusuf YAMAN