25 Kasım 2013 Pazartesi

Dost kalmak istersen

DOST KALMAK İSTERSEN
DARILMA
KİN BESLEME
NEFRET ETME
KISKANMA
AYIP ARAMA
ÖFKELENME
KİBİRLENME
ÖZRÜ KABUL ET
BENCİL OLMA

VEFALI OL

Mutlu olabilmek için 7 basit öneri

Mutlu olabilmek için 7 basit öneri mutlaka denemelisiniz

Beyin bilimcisi Jeffrey M. Stibel aynı Dalai Lama gibi mutluluğun öğrenilebilir olduğunu düşünüyor. Ona göre birkaç basit adım atarak mutlu çalışanlar yaratmak mümkün.

Mutluluk… Türkçe kökenli kelimelerde başta yer alan ‘m’ sesine rastlanmıyor. Dolayısıyla ‘mutlu’ kelimesinin Türkiye Türkçesi dışında bir örneği bulunmuyor. Ancak anlamdaşı olan ‘bahtiyar’ Farsça kökenli olup aynı İzlanda kökenli İngilizce karşılığı ‘happy’ gibi “şansı yardım eden, talihli” anlamına geliyor. Buna göre mutluluk için tesadüfidir ve tarif edilemez denebilir mi? Nassim Taleb Fooled by Randomness (Tesadüfilikle kandırılmış) adlı çok satan kitabında mutluluktan tam olarak böyle bahsediyor. Bilgeliği ve mutluluğu tartışma götürmez Dalai Lama ise ‘Mutluluk Sanatı’ adlı kitabında gerçek mutluluğa ancak beynin eğitilmesiyle ulaşılabileceğini söylüyor. Harvardlı psikolog Dan Gilbert da daha mutlu olabilmek için beyinlerimizi eğitebileceğimiz görüşünde.

Peki, çabalayarak mutlu olmak gerçekten de mümkün mü? MIT Sloan’da ve Brown Üniversitesi’nde beyin bilimi üzerine çalışan Jeffrey M. Stibel iş dünyasında sıkça rastladığımız asık suratlıları mutlu insanlar haline getirmenin mümkün olduğunu düşünüyor. İşte iş yerinde mutluluk için Stibel’den yedi basit öneri…

1- Gülün: Gülmenin mutlulukla doğrudan bir ilişkisi var. Bu ilişki bir korelâsyonla başlamış olabilir ancak beyin zaman içerisinde ikisi arasında bağlantı kurdu. Bana inanmıyorsanız şunu deneyin: Yüzünüze kocaman ve güzel bir gülücük oturtun ve negatif bir şey hakkında düşünmeyi deneyin. Ya gülmeyi bırakacak ya da olumsuz düşünceyi aklınızda tutmayı beceremeyeceksiniz.

2- Endişelenmeyi bırakın: Endişe insanlığın en iyi özelliklerinden biridir. Öngörü, planlama ve tahmin yeteneğinin arkasında bu duygu yatar. Endişeleniriz çünkü henüz gerçekleşmemiş bir olay belirsizdir ve endişe duygusu o işi nasıl ele alacağımızı düşünmeye başlamak için bizi teşvik eder. Sorun örneğin ekonominin gidişatı gibi kontrolümüz dışında gelişen olaylarla ilgili çok fazla endişeleniyor olmamızda. Ruhsal birçok hastalığın tetikleyicilerinden biri de endişe. Bugünlerde endişelenecek çok konu olduğu bir gerçek. O yüzden derin bir nefes alın ve küçük şeylerle ilgili endişelenmeyi bir kenara bırakın.

3- Mola verin: Özellikle gelişmiş ülkelerde insanlar çok fazla çalışıyor. Fazla çalışmak çağın “bilgi işçileri” için ters tepen, amaca zararlı bir durum. Bu kişilerin bitkin düşecek kadar çok çalışması onlardan verim almaya çalışmanın en kötü yoludur. Mola vermek düşünüp taşınmak ve kendini dinlemek için iyi bir fırsat yaratır ve böyle zamanlarda en iyi fikirler, en derin içgörüler açığa çıkar. Öğle yemeklerinin mutlaka ofis dışında yenmesi konusunda ısrar ediyorum. Adına ‘siesta’ ya da mini tatil deyin, fark etmez. Tek başına bu bile daha mutlu insanlar yaratmak için oldukça işe yarıyor.

4- İşleri farklı yöntemlerle yapın: Birçok çalışan için sorunun bir parçası da can sıkıntısı ve bıkkınlıktır. Ofisten girdiğimiz andan itibaren defalarca aynı şeyleri yaptığımız bir rutine sıkışmış gibiyiz. İşleri farklı yollardan icra ederek heyecan ve hevesinizi yeniden kazanın. Her adımı öğrenmek, büyümek ve kendinizi zorlamak için atın. Daha fazla sorumluluk alın ve daha önce becerebileceğinizi tahmin bile etmediğiniz yeni bir şeyler yapmayı deneyin. Eğer sorumluluklarınız esnekliğe çok fazla müsaade etmiyorsa var olan sorumluluklarınıza farklı bir yaklaşım getirmeyi deneyin.

5- Yönetmeyi bırakın liderlik edin: Eğer yönetim ekibindeyseniz çalışanlarınızı motive ve teşvik etmenin yollarını bulmalısınız. Ama nasıl? Beyinlerini esnetin. Onlara daha fazla sorumluluk, karar verme gücü ve özerklik vererek ekibinizi güçlendirin. Kapsayıcı olun ve onları süreçlere dahil edin. Şirketin genelinde neler olup bittiğini çalışanlarınıza açıklayın ve onlara yaptıkları işin, şirketin genel operasyonunu nasıl etkilediğine dair daha geniş bir perspektif verin.

6- Delege edin: Küçülme dönemlerinin en yıkıcı ve ters tepen yan etkilerinden biri de korkudur. Çoğu yönetici kendilerini kullanım dışı bırakacağı korkusuyla kontrolü elden bırakmaktan korkar. Eğer böyle düşünüyorsanız çoktan devre dışı kalmışsınız demektir. Kontrol etmek fiziksel ve ruhsal sağlığınız için kötü olması yanında işin kendisi için de kötüdür. En iyi liderler kendilerinden daha iyi, daha akıllı ve yetenekli insanlarla çalışmayı tercih eder.

7- Eğlenin: Eğer yaptığınız işi beğenmiyorsanız o işi yapmayı bırakın. Hayat eğlenceyi bir kenara atmak için çok kısa. Sevdiğiniz işi yapmalı ve onu sevmekten vazgeçmeye başladığınız an başka bir işe yönelmelisiniz. Bu ekonomik ortamda bile eğer yaptığınız işte iyiyseniz ve üstelik o işi yüzünüzde bir gülümseme ile icra edebiliyorsanız her zaman sizi talep eden şirketler olacaktır.
  


22 Kasım 2013 Cuma

Su israfını önlemek için 7 önemli yol

Su israfını önlemek için 7 önemli yol

Küresel ısınmanın boyutlarının git gide arttığı şu günlerde su tasarrufu yaparak hem kesenize kazanç sağlarsınız, hem de susuz bir yaz geçirmezsiniz.
Reader’s and Digest dergisinde yer alan haberde, su israfını önlemenin yolları belirtiliyor:

1. Musluklarınızda sızıntı olup olmadığını düzenli olarak kontrol edin. Damlayan tek bir musluk, yılda binlerce varil suyun boşa harcanmasına yol açıyor.

2. Banyo yapmak yerine duş almak su ve enerjinin tüketimini azaltmanın en basit yoludur. 3 dakika duş alarak, banyo yaptığınızda harcadığınız suyun dörtte birini tüketirsiniz. Daha az akan ekonomik duş başlıkları daha fazla tasarruf sağlar. Eski duş başlıkları dakikada yaklaşık 20 litre su püskürtürken, yeni modeller bu tüketimi dakikada 10 litreye düşürüyor. Yeni modelleri kullanan iki kişilik bir ev yılda yaklaşık 38 ton su tasarrufu yapabilir.

3. Açma- kapama kolu olan duş başlığı sıcaklık ayarını değiştirmeden suyu geçici olarak kapamanızı sağlar. Sabunlanırken ya da saçınızı yıkarken suyun akmasına gerek kalmaz.

4. Artık her evde olması gereken tasarruflu tuvaletler, her sifonu çekişte 6 litre su tüketiyor. Eski tuvaletlerde bu miktar 13,5 litreydi. Eski tuvaletinizi değiştirmek yerine, su tankının içine suyla doldurulmuş plastik soda şişesini bırakarak suyun akışını sorunsuzca kesebilirsiniz.

5. Benzer iklimlerden bitkiler ve yerel bitkilerle bahçe düzeni oluştururken, su tüketimini azaltmak amacıyla daha çok su isteyen bitkileri bir araya toplayın ve sağanak hortumu, minik süzgeç ya da zamanlayıcı kullanın.

6. Traş olurken ya da dişlerinizi fırçalarken musluğunu açık bırakmayın.

7. Bulaşıklarınızı elde yıkadığınızda, akan musluğun altında değil, temiz suyun içinde durulayın.

Not: Musluğa takılan yeni su tasarruf aparatları vardır. Bunlar % 50 ye yakın su tasarrufu sağlarlar.

Saygılarımla

Yusuf YAMAN

21 Kasım 2013 Perşembe

Neden affetmeliyiz

Neden affetmeliyiz


Affetmek, yaşamımız için en önemli olgudur. Affetmeyi bilmeyen insanlar, hayatlarına sürekli olarak kin ve nefret taşırlar. Böylelikle pozitif bir yaşam ortadan kalkar. Sürekli olarak intikam almak ve ders vermek için kendi kendinize negatifliği hayatınıza çekersiniz.

Yapılan araştırmalarda affetmeyen ve sürekli öfkeyi içinde taşıyan insanların sağlıklarını kaybettiklerini ortaya koymaktadır. Negatif duygular ile yaşayan insanlar, tansiyon, baş ağrısı, migren, sindirim sorunları, uykusuzluk ve bağışıklık sisteminde oluşan hasarlar ile yaşarlar. Bağışıklık sisteminde oluşan hasarlar nedeni ile sürekli grip olmak, kanser ve benzeri hastalıklara açık kalırsınız. Öfke ve nefret duygusu psikolojik ve fiziksel sağlığı zedeler.

Kin ve nefret duygusu etrafınıza yayılan duygulardır. Özellikle kimseyi affetmeyen bir insansanız çocuklarınız da aynen sizin gibi olacaktır. Çünkü, çocuklar için anne ve babanın yaptıkları çocuklar üzerinde çok önemlidir. Kendilerine anne ve babayı örnek alırlar. Bu nedenle çocukların iyiliği için affedin.

İnsanların yapısı hayat boyunca karşılaştıkları zorluklar ile şekillenir. Etrafınızda güçlü insanlar gördüğünüzde onların affetme yetenekleri olduğunu anlarsınız. Çünkü affetmek, aklınızda bulunan kötü düşünceleri çıkarmak ve geleceğe bakmaktır. Sağlam kişilikli insanların çoğu affetmenin gücünü kullanarak geleceğini kazanır. Siz hala, geçmişle uğraşıyorsanız geleceğiniz de pek parlak değildir.

Bütün şifacılar ve Reiki gibi öğretiler affetmenin hayatınıza bolluk ve bereket çekeceğini söylüyor. Affetmek için illa gidip o kişi ile konuşmak gerekmiyor. Hayatınızdan ve beyninizden bu duyguyu çıkarmanız ve geleceğe bakmanız yeterlidir.  Çünkü, siz affetmedikçe kin ve nefret duyguları ile o insana bağlanırsınız.  Zamanla bu bağ o kadar kuvvetlenir ki hayatınıza pek çok negatifliği de çekmeye başlarsınız.
İnsan hayatı, her sabah tekrar başlar ve anlardan kuruludur. Bir süre sonra hepimiz bu hayata veda edeceğiz. Affetmediğiniz insan, erken ve ani kaybedilebilir. Böylece kin ve nefret yerini pişmanlıklara bırakabilir. Bu nedenle elinizi çabuk tutmakta fayda vardır.
Birde bu olaya dini yönden bakalım, peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) insanlar için affetmenin önemini detaylı bir şekilde belirtmişlerdir…


Affetmekle İlgili Hadisler – Affedici Olmak İle İlgili Hadisler
(Affedin ki, Allahü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani]
(Allah rızası için affedeni, Allahü  teâlâ yükseltir.) [Müslim]
(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere [Kendine bir şey vermeyenlere] ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Süyuti]
(Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn]
(Musa aleyhisselam, “Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “İntikam almaya gücü yeterken affedendir” buyurdu.) [Harâiti]
(Allahü teâlâ merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed]
(Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed]
Af taraftarı olmak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hakim]


Herhangi bir nedenle kötülüklerle karşılaşmış iseniz. Kin tutmayın. Af etme ile ilgili şu pasajı okuyun. Rahatlayacaksınız.

Her gün ve tüm bakış açılarından, beni geçmişte üzmüş olan herkesi affediyorum. Ve başkalarını üzmüş olabilecek hareketlerim için de kendimi affediyorum.

 


Deyip geçmişi unutun. Geleceğe bakın.

10 Kasım 2013 Pazar

Mutluluğun formülü bu 40 ayette saklı

Mutluluğun formülü bu 40 ayette saklı


İrfan Çelebi, “Vahiyden Kalbe” adlı çalışmasında yıllardır bulunamayan mutluluğun formülü nün Kur’an-ı Kerim’deki 40 ayette saklı olduğunu söylüyor. İşte o ayetler…

İsra 37:
Kibirli olma, alçakgönüllü davran. (Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.)

Müddesir 1-5:
Kendini fazla abartma.
1. Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)
2. Kalk da uyar.
3. Rabbini yücelt.
4. Nefsini arındır.
5. Şirkten uzak dur.

Tekvir 25-27:
Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma
(25. Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
26. (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
27,28. O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.)

Bakara 156:
Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma. (Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.)

Beled 5-6:
Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
(5.İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
6″Yığınla mal harcadım” diyor.)

Hucurat 10:
Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma. (Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.)

Muhammed 7:
İyiliği karşılık beklemeden yap. (Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.)

Rum 21:
Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster. (Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.)

Vakıa 83-87:
Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
(83. Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
84. Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
85. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
86,87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!)

Bakara 263:
Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme. (Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir)

Furkan 63:
Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle. (Furkân63. Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.)

İnşirah 1-3:
Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
(1. (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?)

Maun 4-5:
Bu nedenle, şu namaz kılanların vay haline! Onlar namazlarında gafildirler.
(4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.)

Mücadele 7:
Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma. (Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.)

Rahman 7-9:
Çıkarcı olma. Adil davran.
(7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
8. Ölçüde haddi aşmayın.
9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.)

Tekasür 1-2:
Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme. (1,2. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.)

Tevbe 40:
En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma. (Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.)

Fatır 19-22:
Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.
(19. Kör ile gören bir olmaz.
20. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
21. Gölge ile sıcaklık bir olmaz.
22. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.)

Fecr 27-28:
En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
(27. (Allah, şöyle der) : “Ey huzur içinde olan nefis!”
28. “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”)

Hakka 33-35:
Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
(33. “Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu.”
34. “Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.”
35. “Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur.”)

Haşr 10:
Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol. (Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.)

Kalem 1-2:
Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan. (1-2. Nûn (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin)


Münafıkun 4:
Bencil olma, tebrik etmeyi bil. (Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!)

Saff 2:
Yalandan uzak dur. (Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?,)

Yusuf 32-33:
Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
(32. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

Ankebut 41:
İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma. (Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!)

Al-I İmran 92:
İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma. (Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.)

En’am 50:
Önyargılarla hayatı kendine zehir etme. (De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”)

En’am 60:
Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın. (O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.)

Felak 1-5:
Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç. (De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”)

Hacc 46:
Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama. (Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.)

İbrahim 42:
Merhametli olmaktan asla vazgeçme. (Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.)

İsra 23:
Anne ve babana ‘üff’ bile deme. (Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.)

Nisa 149:
Kendini sürekli övmekten uzak dur. (Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.)

Yunus 12:
Vazgeçilmez olmadığını Kabul et. (İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.)

Enfal 56:
Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma. (Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.)

Furkan 43:
Heveslerini kendine ilah edinme. (Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?)

Necm 3:
İnanma duygunu diri tut. (O, nefis arzusu ile konuşmaz.)

Nisa 58:
Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme. (Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.)

Fatiha-2:
Alemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol..


9 Kasım 2013 Cumartesi

Atatürk

ATATÜRK'ÜN RUHU ŞAD OLSUN 
ATATÜRK TÜRKİYE'Sİ VAR OLSUN

ATA.TÜRK’ÜN SİYASİ KİŞİLİĞİ

23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 29 ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edilmiş ve Atatürk oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Anayasa gereğince dört yılda bir Cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 31 ve 35 yıllarında TBMM Atatürk’ü tekrar Cumhurbaşkanı seçti.

Siyasi kimliği
Mustafa kemal Atatürk bağımsız, milli hâkimiyet, modernleşme ve çağdaşlaşma ilkelerinden kaynaklanan bir siyaset gütmüştür. Siyasi kişiliğinin en güçlü yanı devlet kurmasıdır. O, bu özelliği ile diğer reform ve devlet adamlarından ayrılır. Teokratik, monarşik, geleneksel ve din devleti olan Osmanlı İmparatorluğundan sonra, laik ve demokratik bir devlet kurmuştur. Mustafa kemal Atatürk, siyasal kişiliği ve dehası ile her şeyin sona erdiği, bittiği zannedildiği bir zamanda, milletine güvenle ve onunla elbirliği yaparak nelerin olabileceğini ortaya koymuştur. Atatürk, bu kişiliği ile bir milletin kurtuluşunu sağladığı gibi, geleceğini de inşa eden ender devlet adamlarındandır. Mustafa Kemal Atatürk, yurt gezileri ile devlet organlarını ve gelişmeleri denetledi. Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke başkanlarını, bakanlarını ve önemli şahsiyetleri ağırladı. 15-20 Ekim 1927 tarihinde Türk Kurtuluş savaşını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatan büyük nutku ve 29 Ekim 1933 yılında 10. yıl nutkunu Türk halkı ile paylaşmıştır.


Özel hayatı
Mustafa kemal Atatürk, özel hayatında çok sade yaşamıştır. Ankara ve Bursa Belediyelerine bir kısım taşınmazları bağışlamış, 1937 yılında çiftliklerini hazineye bağışlamıştır. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırmıştır. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe ve Rumeli türkülerine özel bir ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Zengin bir kitaplığı vardı. Akşam yemeklerinde sanat, bilim ve devlet adamlarını davet eder, ülke sorunlarını tartışırdı. Doğayı çok severdi. Fransızca ve Almancayı çok iyi konuşurdu.
Hatırası ve eseri önünde minnetle eğiliyoruz.

Atatürk’ün Bilim Ve Teknoloji İle İlgili Sözleri

Atatürkbilim ve teknolojiye çok değer veren bir devlet adamıydı. Her konuşmasında bu konuda mutlaka bir şeyler söylerdi. Çünkü ilerlemenin ve gelişmenin, bilim ve yakalanan teknoloji ile olabileceğine inanıyordu.

Atatürk’ün ünlü sözleri
“İlim, fen ve ihtisas nerede varsa, sanayi nerede varsa, gidip öğrenmeye mecburuz.”
“İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır.”
“Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.”
“Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.”
“İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin yapıcı yanlarını gösteriniz, ben takip edeyim.”
“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.”
“İlim tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.”
“Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur.”