DÜNYADA BİRLİK VE BARIŞI SAĞLAMANIN YOLU.
Hazırlayan: Yusuf YAMAN
Dünyada birlik ve
barışın sağlanması için, Dünyadaki, Ruhsal Bütünlüklerin tümünün bir çatı
altında birleşmeleri, dünya birliğinin kurulması için gerekli ve ilk şarttır,
ilk adımdır.
Bugüne kadar gelinen
noktada, Dini ayrılıkların, insanlar tarafından, kıskançlık ve çekememezlik
nedeniyle suni olarak meydana getirilen ayrılıklar olduğu
Kuran'da belirtilmektedir.
Kuran'da belirtilmektedir.
O, halde sevgi dolu
gönüllerle insanlara çağrıda bulunalım.
Egosunu kontrol altına
almış, evrensel düşünen ve bu düşünceyi uygulamayı arzu eden herkesin yeni bir
dünya kuruluşuna katkıda bulunmasının gereği vardır. Çünkü İnsanların bozduğu
kötü ve bencil toplulukların oluşmasına sebep olduğu bu dünyayı, gene
insanların düzeltmeleri gerekir.
Evrensel Nizamın Kurucusu Allah'tır.
Bizi yaratan Allah,
Biz insanları çeşitle şekillerde denemeye almıştır. Biz insanları hem hayra,
hem de şerre müptela kılmıştır. Ki, insan denen varlığın aklını kullanıp
kullanmadığını denesin. Kurduğu evrensel nizamı devam ettirip ettirmediğini
görsün. Kendisine teslim ettiği dünya nimetlerini adil paylaşıp paylaşmadığını,
birbirine iyilikte bulunup bulunmadığını, görev bilinci içinde çalışıp
çalışmadığını, aldığını hak edip etmediğini, kendisine verilen dünya nimetlerini
hak edip etmediğini, hayra mı, şerre mi yönelip yönelmediğini, görmek ve ona
göre, mükâfatlandırmak ya da cezalandırmak takdirini kullanmak Yaratanın
kendisine aittir.
Kutsal kitapların
yaptığı uyarılar, insanlığın birliğinin sağlanması, Adaletin sağlanması, Rabbin
verdiği nimetlerin adil paylaşımının sağlanması, dünyanın kurtuluşu içindir.
İnsanlar üzerine
düşeni, Yaratan ve Yaşatanın Evrensel yasalarına göre yaparlarsa ALLAH'IN da
yardım da bulunacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Hakikatin idrakine
varan insanlığa perdeler açılmakta, ilahi planda verilen öneriler
doğrultusunda, bilinçli hareket etmek insanlığın yarınlara varmasını
kolaylaştır-maktadır. Kısır bilinçler, verimsiz ve bencil düşünceler, insanlığa
hiç bir şey kazandırmayacağının idrakine varmalıyız. Birlik ve bütünlük şuurunu
idrak etmeliyiz.
Evrensel şuurun
bilincine erişmemiş insanların ferdi empozelerle, kendi getirdiği özel
kurallarıyla, insanlığa hizmet görünümünde meydana getirdikleri toplulukla-rın,
sadece kendisine taraf olan kimselere yardım eden ve içinde egoizmin bulun-duğu
topluluklardır.
Evrensel, Dini ve
İnsani değerlerde, Evrensel düşünce, Evrensel bilinç, Evrensel bilgi paylaşımı,
Evrensel plan ve Evrensel uygulamalar, Rabbin bize verdiğini adil paylaşmak,
birlik ve beraberliğin, sevgi, saygı, hoşgörünün hüküm sürdüğü, herkesin birbirini sevip saydığı, her
millete aynı nazarla bakabildiği bir düzen dünyanın kurtuluşuna yardımcı
olabilir.
Egolarının tatmini
için kurulan topluluklar, guruplar; Evrensel, Dini ve İnsani değerlerin dışına
çıkmış, ayrılıklara sebep olan ve olmakta devam eden insanlar, gerçekte
kendinden başkasını düşünmeyen, başkalarına değer vermeyen düşünce-lere sahip
insanlar, kendilerinin de değerli olmadığını, huzur bulamayacağı, baş-kasına da
huzursuzluk veren bir dünya oluşturuyorlar.
Herkesin bencil
olduğu, işlerin iyi yapılmadığı, insanlara değer verilmediği,
Evrensel yasaların işlemediği, evrensel gelişmelerin olmadığı bir toplumda huzur tesisi mümkün olamaz ve insanlar huzursuzluk içinde bocalayıp dururlar. günümüz de olduğu gibi.
Evrensel yasaların işlemediği, evrensel gelişmelerin olmadığı bir toplumda huzur tesisi mümkün olamaz ve insanlar huzursuzluk içinde bocalayıp dururlar. günümüz de olduğu gibi.
Hakkın hakikatin
bilinmediği, dış görünüşlerin ve fiziksel hareketlerin öncelik taşıdığı,
Şekilciliğin alabildiğine yayıldığı, Ruhsal ve duygusal doyumun olmadığı kalbin
huzura ermediği bir toplumda huzur tesisi mümkün olur mu?
Adaletin sağlanması,
adil paylaşımın gerçekleşmesi ve ayrımcılığın yok edilmesi, evrensel kurallara
uyulması için indirilen Kuran'ı Kerimin indirilmeye başlandığı ay olan Ramazan
ayında, herkesin Kuran'ın getirdiği bu Evrensel birlik ve beraberliğin idrakine varmasının
gerekli olduğunu; bunun için Kuran'ın okunup anlaşılması ve anlatılması gerektiğini
hatırlatmayı bir görev bildim.