21 Şubat 2014 Cuma

Biz Kimiz

BİZ KİMİZ?
v Kim olduğumuzu hatırlama zamanı şimdi.
v Bu muazzam bir süreçtir. Kayıtsız kalınacak zaman kalmadı.
v Etrafımızdaki duvarlar parçalanıp yıkıldığında, İnsanlığı esaret altında tutan duvarlarla aynı olduklarını göreceğiz.
v Biz yüce bir şey bileni arıyoruz. Sonunda hepimizin büyük bir ailenin bireyleri olduğumuzu keşfedeceğiz.
BİZ:
v İntikam yerine, affetmenin güzelliğini keşfedeceğiz.
v Öç almak yerine, arayı bulmanın barışseverliğini keşfedeceğiz.
v Birlik olmak, birlikte büyümek ve güçlenmenin hazzını duyacağız.
v Cehaleti yok etmek sevgi ve saygıyı yaygınlaştırmakla sevineceğiz.
v Bireye eziyet edenin, bunu cehaletten yaptığını bilerek eğitime alacağız.
v Adil davranışları yaygınlaştırmak, suretiyle hakkın yerini bulmasına katkıda bulunacağız.
v Kalbimizin derinliklerinde olan bağışlamayı bulduğumuzda, her şeyin güzelliğini fark edeceğiz.
v Hayatın kıymetli olduğunu, geçen anın bir daha geri gelmeyeceğini bilerek
v  UYANMALIYIZ.
v  GÖZLERIMIZI AÇMALIYIZ.
v  KALBIMIZI AÇMALIYIZ.
v  SEVGIYI SEÇMELIYIZ.
v  ZAMAN GEÇIRMEDEN HEMEN ŞİMDİ.


Yusuf YAMAN

Hakikat İlmi ve Tanrısal Enerji ile Aşılanmak

HAKİKAT İLMİ VE TANRISAL ENERJİ İLE AŞILANMAK 

Hakikat İlmi: Evrenlerin yaradılışındaki gerçekliğin bilgisidir. Bu bilgi Yaratanın yarattıkları içine ve bedenlerine yüklediği programlar, canlıların bedenlerinde ve cansız tabir ettiğimiz yaratıklarının içlerinde gizlediği evrensel sırların bilgisidir
İnsanın Evrensel şifreleri doğru çözebilmesi için, Hakikat İlmini bilmesi gerekir. Hakikat ilmini bilmenin ilk basamağı, bilinçaltına ulaşmak, Tanrısal enerji ile aşılanmak ve bilgileri akışa geçirmekle olur. Bilinçaltına ulaşmadan ve Tanrısal enerji ile aşılanmadan, Evrensel bütünlüğe geçilmesi zordur. Tanrısal enerji ile aşılanan kişi, Nizamın şuurunu kavrar ve içindekileri kolaylıkla çözer, kendini tanır. İnsanın ilk görevi kendini tanımak, sonra  kendini yaratan ve yaşatan Rabbini bilmektir. Kendini tanıyan kişi evrenleri tanır. Çünkü insan evrenin bir eşi olarak yaratılmıştır.
Kendini tanıyan, Rabbini bilen kişi, Yaratan ve Yaşatanın Yaşam yasasının Evrensel olduğunun farkına varır. Evrenselliği sunan ve kendisi evrensel olan kişiler, tanrısal enerji ile aşılanmış, bilinçaltına ulaşmış, dini doyuma ermiş, yaratma ve yaşatma yasasını öğrenmiş ve öğrendiklerini insanlara aktarmaya çalışan kişilerdir. Bunlar; Peygamberler, Veliler, Erenler ve Kendi Öz'üne ulaşıp İlahi bilgiyi akışa geçirenlerdir
Dini doyuma ermek, Göksel öneriler olan, Din kitaplarını okuyup anlamakla olur. İnsanoğlunun huzur bulması, Yaratanın evrensel yaşam yasasını öğrenmesi ve Tanrısal enerji ile aşılanması ve öz üne inmesi ile mümkündür. Evrenselliği öğrenen, tanrısal enerji ile aşılanan ve özündeki ilahi bilgileri akışa geçiren kişinin. Beyin jeneratörü de iyi çalışmaya başlar.
Tanrısal enerji ile aşılanan kişinin, Yaratma ve Yaşatma Yasası çerçevesinde, sorunlara getirdiği çözümler, Bütünlüğün, Birliğin, Barışın yaşamın oluşmasını sağlar. Dini doyum, Yaratma ve Yaşatma yasasının şifrelerini çözmemize yardımcı olur. Çünkü huzura kavuşan insan, okuduğunu anlar, anladığını insanın hizmetine sunar. Üretken olur. Çünkü Din kitapları ile biz insanlara verilen öğütlerin başında inanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmamız isteniyor
İnsanlara saygılı olmamızı, hep iyiye, güzele, doğruya, gitmemizi, önyargısız olmamızı ve yardımlaşmamız isteniyor
Örneklersek:
Gönderilen Kutsal Kitapların İnsanlara yol gösterici ve Rahmet olduğu bildiriliyor.
Âlemlerin Rabbinden indirildiği bildiriliyor
Kuran’ın, daha ilk suresi “OKU” emri ile başlıyor
Ayrılıklara son vermemiz isteniyor.
Birlik ve beraberliğin sağlanması isteniyor.
İnsanların Hakka yaklaştırmaları isteniyor. Çünkü dönüş  O’nadır.
Sözde yalana yer vermememiz isteniyor.
Egoyu hâkimiyetimiz altına almamız isteniyor.
Ön yargılı olmamamız isteniyor
Sevgi ile birbirinize yaklaşın diyor
İnsanlara yardımda yarışın diyor
İnsanlar bunları yapıyor mu? Genel olarak Hayır.

Tanrısal enerji ile aşılanmamış, özüne varışı sağlayamamış, Dini doyuma erişemeyen kişide dünyasal işler ve durumlar ağır yükler olarak; strese, yorgunluğa, iç düzenin bozulmasına, kişinin erken yaşlanmasına, hastalanmasına, kişinin yalnızlaşmasına ve huysuz bir şekilde göçüp gitmesine sebep olur. (günümüzdeki olaylara ve insanlara bir göz atın)

Dünya var olduğundan günümüze kadar, gelen bütün Din Kitapları: RABBİN Ulu Elçilerine vahiy yolu ile indirilen ve insanlığın gerçekleri kavraması ve yaşamını düzene sokması için, insanlığın hizmetine verilen göksel öğütlerdir. Ancak, bütün insanların bu kutsal kitaplardan nasiplerini aldığını söyleyemiyoruz.
Günümüz insanındaki, iyi niyet eksikliği, Hoşgörüsüzlük, doğruluk, dürüstlük eksikliği, birlik ve barış yerine, ayrımcılık ve savaşların çoğalması, yalan ve yanlışlarda ısrar edilmesi, insanların yazdıklarının ve ego içeren bilgilerin din olarak algılanması gibi hususlar, insanların kutsal kitaplardan yararlanmaları yerine, din i inançların kişisel menfaatler uğruna çarptırılarak kullanıldığını göstermektedir.
Bu dünyadaki yaşamımızda, Evrensel olan Yaratma ve Yaşatma Yasası olan Din Kitapları: Hür bir Ruh, Hür bir Vicdan ve Sağduyu içinde hareket etmemiz gerektiğini belirtiyor. Yüce Rabbin Genlerimize işlediği yol haritamız, serbest irademizle biz insanların takip etmemiz gereken yoldur.

Biz insanlar çizilen yol haritasında, bu dünyada bedenlenip, bize verilen potansiyelleri değerlendirip, onları kullanmayı öğrenip, Yaratanın katına kadar yükselebilme imkânını elde edebilmek içindir
Kendisine dönüşümüz kaçınılmaz bir gerçektir. Bu yükselişte gerçek insanlar, ancak yolda telef olmadan O’nun katına varabilirler.

Bu yolda maddi varlıkların paylaşılmadan biriktirilmesini kendisine yol edinenlere, bencil davrananlara, hak etmediklerini alanların, göksel güçlerden yardım görmeleri mümkün olmaz. Çünkü dünya malı dünyada kalır.
Asıl olan insana hizmettir. İnsanlara yardımdır. İnsanlara saygıdır. Birlik ve Barıştır Yaratana giden yolda birlik olmaktır.
İnsanoğlu bu dünyada çeşitli denetimler altında imtihanını vermektedir. İnsanoğlunun aldığı çeşitli algılar ve ilhamlar, dünya insanına yansıyan Arş Ötesi dalgalardır. Arş ötesinden gelen dalgalar, dünyalılar tarafından uzaya yerleştirilen uydular vasıtasıyla Arş ötesinden gelen dalgaların alınıp insanlara yansıtılması, insanları Arş ötesi varlıklara yaklaştırmaktadır. Ancak dünya insanındaki şartlanmışlıklar, önyargılar ve bencillikler nedeniyle insanlar göksel güçlerden korkmaktadırlar. Huzursuz olmaktadırlar

Gerçekte dünyamız, çekirdek evrenin Tanrısal Enerji İle Aşılanma yeri olduğu için, evrendeki her formdaki yaratıklar ve güçler insana yardım için çalışırlar. Kuran’da Yaratan ve Yaşatan yüce Allah, Meleklere insana secde etmeleri emredildiğini hatırlayın. Bu nedenle korkuya ve huzursuzluğa yer olmamalıdır. İnsan İlahi bir varlıktır. Ancak henüz bunun farkında değildir
Bu dünyada kişi kendi bilgisini ve bilincini,
Yaratanın insan bedenine yerleştirdiği ilahi yaşam yasasına göre çalışan hücrelerde yer alan biyokompüterlerin şifrelerini çözdüğünde ve ilahi, evrensel yaşam yasasına uygun yaşadığı takdirde, kişinin kendi gayreti ile gösterdiği çabalar neticesi bir yerlere gelir. Ve bir şeyler hak eder. Bu hak ettiği şeylerden biri de, Göksel güçlerin kendisine doğru yolu görmesini sağlamasıdır. Yaratana giden yola ulaştırılmasıdır. Bu yola giren kişinin yaptığı her iş, insanlığın yararı içindir. Bu işlerin karşılığı da eksiksiz verilir. Âhkaf 19 u okuyalım.
ÂHKAF:19-Herkes için yaptıkları işlere göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptığının karşılığını tam verir. Kendilerine hiç haksızlık edilmez.
SAFFET:39,40-Sadece yaptığınızla cezalanıyorsunuz. Ancak Allah’ın halis kulları bu cezanın dışındadır
Yüce Âlemde ayırım ve iltimas yoktur. Hak edene hakkı verilir
Yusuf YAMAN
Formun Üstü
Formun Altı


20 Şubat 2014 Perşembe

İnsan ın Kendini Tanıması

İNSANIN KENDİNİ TANIMASI

İnsanın kendini tanıması demek İnsanın, Yüksek Benliğinin frekansına, bilgi ve bilincine ulaşması, Evrensel gerçekleri idrak ederek Sonsuz Şuuru algılamasıdır.

Kısaca, İnsanın kendini tanıması demek, İnsanin Rabbine ulaşması demektir. Sirius Evrensel Metodu, İnsanın kendi kendini tanımasını, Dinsel doktrinler yoluyla (Diğer metotlara göre daha kısa sürede) temin etmektedir

SONUÇ: ALLAH' ın kurduğu ve Bütün Âlemlere yansıttığı nizam ve düzen içersinde; Bizi var edenler-bizi yaratanlar, bizi yetiştirenler, bizi kollayanlar, bize her türlü bilgiyi ve enerjiyi aktaranlar, bizi bilinçlendirmeye, bize bizzat kendimizi tanıtmaya çalışanlar, bizi kotlayanlar, başarılı olanlarımızı da Ölümsüz kılarak, Onur' la aralarına alan ve SİSTEM' e dâhil edenler SİRİUS Yıldızlar Sistemindeki Varlıklardır. Bu göksel güçler ALLAH'IN izni ile bize yardıma koşarlar.

Kim bilir belki dünya insanı da SİRİUS Yıldızı veya İLONA Takımyıldızı toprağından yaratıldı.

KURAN RAD SURESİ AYET:41
Bizim o toprağa gelip nasıl onu, uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır. O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

 Bu dünyaya gelip, Bu dünyanın uçlarından toprak alanlar kimlerdi? Nereye götürüldü o alınan dünya toprağı?
Yeni bir dünyamı oluşturuldu o toprakla, yoksa ay mı oluşturuldu. Bilen var mı?

İnsan kendini tanıdığında Rabbini de bilir Rahman ve Rahim olan ALLAH'A ulaşmayı da öğrenir.


Yusuf YAMAN

Torpil Nasıl Yapılır ?

Torpil Nasıl Yapılır ?

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi: "Giriniz!" Atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk'ten gelen bir mektuptur bu: "Bay Abidin ÖZMEN, Milli

Eğitim Bakanı..." Abidin ÖZMEN zarfı özenle

açar ve mektubu dikkatle okur: "Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın..." Bu, Atatürk'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir: "Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der. Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le Atatürk'e yollar. Mektubun içeriği şöyledir:
"Muhterem Atatürk, Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti' nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ek'te takdim ediyorum..."
Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü'ye telefon ederek: "Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı." diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk: "Yok! demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse. "

BU YAZIYI MUTLAKA PAYLAŞIN ...
Beğendiyseniz,geniş kitlelere ulaşması için;Lütfen paylaşırmınız?
 · 

11 Şubat 2014 Salı

Japonların hususiyetleri

JAPONLAR'DAN ÖĞRENİLMESİ GEREKEN 10 TEMEL İLKE

1. AĞIRBAŞLILIK
Hiçbir dövünme ya da aşırı hareketlerle ızdırap ifade etme görüntüsü yok. Üzüntünün kendisi yüceltildi.

2. ONURLU OLMAK
Su ve yiyecek kuyruklarındaki disiplin.
Hiçbir kaba söz ya da sert el kol hareketi yok.
Sakinlikleri övgüye değer.

3. YETENEKLİ İNSANLAR
Örneğin, inanılmaz mimarlar.
Binalar sallandı ama yıkılmadı.

4. ERDEMLİ OLMAK
İnsanlar sadece o anda gereksinimleri olanları aldılar.
Başkaları da bir şeyler alabilsin diye.

5. DÜZENLİ OLMAK
Hiçbir dükkân yağmalama yok.
Yollarda korna çalmak, sollamak yok.
Sadece anlayışlı tavırlar.

6. ÖZVERİLİ OLMAK
Elli çalışan deniz suyu pompalamak için nükleer reaktörlerin içinde kaldı. Bunların yaptıklarının karşılığı nasıl ödenebilir?

7. DUYARLILIK SAHİBİ OLMAK
Lokantalar fiyatlarında indirim yaptı.
Korunmayan bir bankamatiğe hiç kimse saldırmadı.
Güçlüler zayıflara baktı.

8. EĞİTİMLİ OLMAK (BİLGİ GÜÇTÜR)
Yaşlılar ve çocuklar dâhil herkes ne yapacağını tam olarak biliyordu. Aynen de yaptılar.

9. MEDYA:
SAKİN BİR HABERCİLİK VE KENDİSİNE PAY ÇIKARMAYAN POLİTİKACILAR
Bültenlerde kendilerini mükemmel bir şekilde dizginlediler. Aptalca konuşan muhabirler/spikerler yoktu. Sadece sakin bir şekilde yapılan habercilik. En önemlisi de, DURUMDAN FAYDALANARAK KOLAY YOLDAN KENDİNE PAY ÇIKARMAYA ÇALIŞAN POLİTİKACILAR YOKTU.


10. VİCDANLI OLMAK
Bir mağazada elektrikler kesildiğinde, ücret ödeyemeyecekleri için insanlar aldıkları şeyleri tekrar raflarına koydular ve sessiz bir şekilde çıktılar.

Ülkeleri dev bir afete uğramış durumdaki Japon vatandaşlarından dünyanın alacağı çok dersler var...

_ByZeus_

Bunlar İslam dininin emrettikleri durumlardır..

Müslümanlar böyle olmayı becerdikleri zaman, gerçek Müslüman olabilirler. 
11, JAPONLAR DAKİKTİRLER.
Her işi zamanında ve en iyi şekilde yaparlar. (1972 de Fabrika montajında beraber çalışmıştım)
12. JAPONLAR SÜREKLİ ARAŞTIRICI VE SORGULAYICI DIRLAR.
Bir işte hata olmuşsa, nedenini araştırıp kendi hatalarının olup olmadığını araştırırlar. çözümünü bulurlar.
Yusuf YAMAN

10 Şubat 2014 Pazartesi

Hamile kalmaya engel 5 neden

Hamile kalmaya engel 5 neden
Türkiye’de her 7 çiftten biri kısırlık sorunundan etkileniyor. Hamile kalmaya çalışanlar için her ay yapılan gebelik testinin negatif sonuçlanması ciddi bir hayal kırıklığını da beraberinde getiriyor. Böyle durumlarda tüp bebek tedavisinin son seçenek olduğu düşünülebiliyor. Ancak, tedaviye başlamadan önce, çok yaygın ve sıklıkla gözlemlenen olası kısırlık nedenlerini gözden geçirmek gerekiyor. Eurofertil Tüp Bebek Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek kısırlığa ilişkin 5 nedeni ve yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:
Belki de yumurtlamıyorsunuzdur
Polikistik over sendromu, adet sikluslarında düzensizliğe ve erkeklik hormonlarının artmasına neden olur. Yaklaşık yüzde 10 ile 15 oranında kadında görülür. Kadınlarda yumurtlamayı engelleyen en yaygın nedenlerden biridir. Buna ek olarak, fazla kilolu, obez ya da zayıf olmanın yanı sıra tiroid bezlerindeki dengesizlik de yumurtlamayı etkileyebilir.
Yapılması gereken: Sağlıklı ve ideal kiloda olmak doğurganlığı artırır. Bazı tarama ve testlerle polikistik over sendromu gibi tıbbi sorunların olup olmadığının kontrol edilmesinde fayda var. Yumurtlayamadığınızı biliyorsanız, hekiminizle konuşup sizin için en ideal olabilecek üreme tedavisine yönlendirmesini isteyebilirsiniz.

Eşinizde problem olabilir
Üreme problemlerinin en az yarısı erkek kısırlığından kaynaklanıyor. Özellikle değişen çevresel faktörler, yaşam ve beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler erkek kısırlığının giderek artmasına neden oluyor. Eğer eşiniz aşırı kilolu ve sigara içiyorsa hamile kalmanızı büyük oranda engelliyor demektir.
Yapılması gereken: İlk yapılması gereken kilo vermek ve sigarayı bırakmak olmalı. Ardından, eşinizin bir hekime görünüp, sperm sayımı yaptırması gerekir.

Yeterince sağlıklı yumurtanız yoktur
Bir kadın, belli bir sayıda yumurta ile doğar. Ancak, yıllar geçtikçe sağlıklı yumurta sayısı azalır. 30 yaşında sağlıklı bir kadının hamile kalma oranı yüzde 20′lerdedir. Erken yaşta görülen erken yaş menopozda ise ilk belirti adet düzensizliğidir.
Yapılması gereken: Yumurtalarınızın sağlıklı kalması için ilk yapmanız gereken kilo vermek ve eğer sigara içiyorsanız hemen bırakmak. Gebe kalmaya çalışıyorsanız ve sağlıklı yumurta sayınız yeterli değilse, hekiminizle görüşüp sizin için en uygun tedaviyi seçebilirsiniz. Bu noktada bir an önce tedaviye başlamak gerekir.

Endometriozis
Endometriozis hastalığı, halk arasında çikolata kisti diye de bilinir. Kadının her ay düzenli adet olmasını sağlayan rahim içi zar dokusunun (endometrium) rahim içi dışında, tüplerde, yumurtalıklarda ve/veya karın içi zarında yerleşmesiyle karakterize bir hastalıktır.
Her adet döneminde bu rahim dışı bölgelerde kanamalar olabilir. Bunun sonucunda tüplerde, karın zarında yapışıklıklar, yumurtalıklarda kist oluşabilir. Üreme çağındaki kadınlarda sıklıkla görülür. Sancılı ve ağır kanamalı adet dönemlerine neden olur. Kadınlarda görülen kısırlık nedenlerinin %15 – 20′si endometriozis nedeninden kaynaklanır.
Yapılması gereken: Gebe kalmanın önünde ciddi bir tehdit olarak görülen endometriozise zaman kaybetmeden müdahale yapılması gerekir. İlerlemiş vakalarda IVF gerekebilir.

Tüpleriniz tıkalı olabilir
Fallop tüplerinin kapalı ya da hasarlı olması kısırlık nedenlerinin % 5-10′unu oluşturur. Tüplerin tıkanıklığına, daha önce geçirilmiş bir ameliyat, endometriozis (yani çikolata kistleri) ya da cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar neden olabilir.
Yapılması gereken: Öncelikle tüplerin açık olmadığından emin olmak gerekir. Tüplerde tıkanıklık olması durumunda sperm hücresinin yumurta hücresine ulaşıp onu dölleme şansı olmadığından, tüp bebek tedavisi gerekir.


9 Şubat 2014 Pazar

İnsan ve İnsani Kamil

DUALARIMLA; TÜM AKRABA, DOST, ARKADAŞ VE İNANIP İYİ İŞLER YAPANLARA  MÜJDELER OLSUN
Ya Rabbim! Sana sığınıyorum, sana inanıyorum, sana teslim oluyorum. Beni dostun olan İbrahim Peygamber ümmetinden eyle.
Dünyada gerçek din İslam’dır. Dediğin Elçin Muhammed’e indirdiğin kitabın kavli üzere yaşamamı ve sana doğrulukla günahlardan arınmış olarak, ulaşmamı nasip eyle.
Ya Rabbim! Bütün insanların, Ruhlarının gerçeklerle aydınlanmasını sağla, insanlar arasında barış ve huzuru tahsis et. Beni de barışın bir yardımcısı yap.
Ya Rabbim! Nefreti insanlardan uzaklaştır. İnsanlara aşkın mahsulü olduklarını hatırlat ve aşkın kaynağının sen olduğunu öğrenmelerini sağla.
Ya Rabbim! İnsanlardan şüpheyi uzaklaştır. İnsanlar arasında güven ve inancı geliştir.
Ya Rabbim! İnsanlardan umutsuzluğu uzaklaştır. İnsanlara umut ve şevkatı geliştirme gayreti ver. Ya Rabbim!

İNSAN VE İNSAN’İ KÂMİL
Derleyen: Yusuf Yaman (Elk. Müh.)

İNSAN: Allah tarafından halk edilen, (yaradılmiş) ve O’nun tarafından yönetilip çekip, çevirtilen, besleyip doyurulan ve hedefi gösterilen; Akıl, Şuur Mantıkla donatılan bir yüce varlıktır.
İNSAN: Yeryüzüne halife olarak indirilmiş, dünya yaşamını, yaratıcısının kendisine verdiği bu göreve uygun bir şekilde geçirmek için, programlanıp eğitilen, değeri yüce ve iradesi kutsal, güzel davranan, güzel gören, güzellik sergileyen ilahi bir varlıktır.
İNSAN: En yüce bir yaradılışla dünyaya gelen. Kalp gözü ile görüp hakka şükreden, Hakka götürücü rehber olan, Benliğini eritip mutluluk bulan, , İmanı ve ameli Salih olan, (İnanıp güzel ve faydalı işler yapan) Bakıp gören, Allah’ın lütfune muhatap olan bir İnsani Kâmildir.
İNSAN: Bütün güzelliklere, iyiliklere yaradılıştan sahip olan, yetenekli olduğunu, Ahlaksal yükümlülüğünün bulunduğunu yaradılıştan temiz ve yüce olduğu bildirilen bir varlıktır.
İNSAN: İlgi, Sevgi ve Şefkat, gibi ruhsal unsurlara sahip olan ve kan pıhtısı ve sperm gibi maddi unsurlardan meydana gelmiş bir yüce varlıktır.
İNSAN: Her birisi ayrı bir özellik taşıyan, güzelliği seven, cömert davranmayla hayatı güzelleştiren bir seven varlıktır. İNSAN: Rabbinin verdiği ile gönül hoşnutluğuna eren. Yetimi örselemeyip giydiren, yoksulu azarlamayıp yediren, Rabbinin nimetine hamdolsun diyen bir büyük gönüldür.
İNSAN: Bu dünyada olduğu gibi, öldüğünde bir başka boyutta, yaşamı Ruhsal olarak devam eden sonsuzluğa giden Allah’ın sevgili kuludur.
İNSAN: Allah’ın verdiği nimetlerle, sevinip şükreden bir insan, bazen de servete doymayıp mal depolayan bir bencildir, bir cimridir.
İNSAN: Bazen yoksulu doyurmaktan kaçan, bazen yetimi iten kakan, bazen ibadetle gösterişe sapan bir İnsanı nâtık. iyilik ve yardım yapmayı kendine yük sayan, Rabbin nimetlerinden mahrum edilmiş İnsan görünümünde bir varlıktır (bir mahluktur)
İNSAN: Peşin menfaatini daima tercih eden Huzur ve bereketin büyüklüğüne bakmadan aceleye ve iğretiye boyun eğen, insanları rahatsız etmeyi alışkanlık haline getiren bir egoisttir. Bu özellikleri ile yaratan, insana her türlü özelliği vermiştir. İnsan isterse iyi özelliklerini ve sahip olduğu Akıl Mantık ve Şuur’unu kullanır insani kâmil olur. İsterse kendisine verilen EGO suna yenilerek, kötülükler yapıp aşağıların aşağısına atılmayı hak eder. Tercih insanın serbest iradesine bırakılmıştır.
 İNSAN: Nimeti de Kaderi de Allah ile birlikte oluşturur. Cenabı hak kuluna lütfettiği koca bir hazine için, kulunun kapıyı açmak için parmağı ile aralamasını ister. Yani kul mutlaka işin içinde olmalıdır.
Y.N.Ö. ALLAH’IN İnsanla beraberliği Kaf Sûresi 16.Ayette ve Hadid Sûresi 4.Ayette Açıkça belirtilmiştir. Kaf:16-Andolsun İnsanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Nerede olursanız olunuz ALLAH sizinledir. Hadid :4- Odur ki Gökleri ve Yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a oturdu. Yere gireni ondan çıkanı gökten ineni, ona çıkanı bilir. Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir. Mücadele: 7- Göklerde ve yerde olanları, Allah’ın bildiğini görmedin mi? Üç kişi gizli konuşsa mutlaka dördüncüsü O’dur beş kişi gizli konuşsa mutlaka altıncısı O’dur. Bundan az da bundan çok da olsalar, nerede bulunsalar mutlaka O’dur. Onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü, onlara yaptıklarını haber verir.
Çünkü Allah her şeyi bilendir. Demek oluyor ki; Yüce yaratan CANIMIZ gibi bizimledir. Esasen CAN Allah’ın bize üflediği nefesinden başka bir şey değildir.

Ne mutlu CANININ Bu nefesten ibaret olduğunu fark edip, Soluyuşunda ve Nabzının atışında ALLAH’IN Nefesini duyabilene. Allah bütün canlıları NEFES ve İŞİK tan (Nur dan) var etmiştir.

6 Şubat 2014 Perşembe

İNSAN İÇİN VAAD EDİLMİŞ BİLGİYE ULAŞMAK, BİLGİYİ GEREKTİRİR.

İNSAN İÇİN VAAD EDİLMİŞ BİLGİYE ULAŞMAK, BİLGİYİ GEREKTİRİR.
İnsanlığın dağılışı, ayrılığı, zıtlığı ve çeşitliliği ve bilgi seviyesi bir araya getirebilecek, onları tertip edip ortalama bir seviyeye çıkarabilecek bir birleştirici ve koruyucu hareket teşekkül ederse; yüksek tesirin süzülmüş bir şekli olan vaat edilmiş bilgiyi insan alabilir.
Vaat edilmiş. Bilgiye ulaşmak bilgi ile olur. Onun için Kuran’ı Kerim OKU emri ile indirilmiştir.
Günümüzde kutsal mukaddes metinler tam manası ile safiyetini muhafaza etmiş olsalar idi, üst üste birbirini tashih edici manada kitaplar indirilmezdi.
Göksel güçlerden gelen bilgileri insanlığın hizmetine sunulmasının nedeni
1-Beşeriyetin (dünya insanlığının) yeni muayyen bir bilgi seviyesine erişmesi ve bir mefkûreyi kazanması için değişim ve dönüşüm gereklidir.
2-İnsanları Yaratan ve Yaşatan hakkında ki hakikati bilmesi zamanı gelmiştir.
a)      Dünyadaki teknolojik gelişmeler hem dünyayı hem de uzayı kirletmektedir.
b)      Dünya insanının yaptığı bu kirlilik diğer dünya varlıklarını da etkilemektedir.
c)      Her dünya üzerinde değişik türden Beşer vardır.
d)     Bulunduğumuz dünya kendine özgü kozmetik, özelliğe sahip yaradılışı ile dış dünyaların da kültür merkezidir. Ve dini doyum sadece dünyamızda mümkündür. Dünyamız dini doyum merkezidir. Daha yücesi yoktur. Dünya tekâmülü diğer kürelerle beraber büyük bir kadere tabidir.
e)      Her dünyanın kendine has özellikleri ve yaşam koşulları vardır. Birbirine benzer tabiat şartları olduğu gibi farklı özelliklere sahip dünyalar da vardır.
f)       Dünyamıza uyan tabiat şartların haiz olanlar da vardır. Ancak başka yaradılışta varlıklar vardır. Merih’te Bitki, Hayvan, İnsan serisi evrimleşmiş Ruhlar olması tabiidir.
Üç buutlu Kâinatta Ruhların evrim yolları başka başkadır ve her yolu hazırlayan maddi vasıtaların hususiyetindeki çeşitlilik ayrılıkları husule getirmiştir.
Fakat bütün Ruhların gayesi bir olduğu için, ayrı ayrı yollardan yürünmesine rağmen Ruhlar arasındaki ilişkiler kesintiye uğramamıştır.
Kâinatta her yer meskûndur ve her yerde o yerin şartlarına göre oluş şartlarına ve oluş kanunlarına uygun şekilde evrimleşmiş, gelişmiş ruhlar vardır.
Maddi Kâinatta maddi zerreden arı boş bir yer yoktur ve ruhların etkinliklerinden azade tek zerre de mevcut değildir. Merih (Mars) Zühal (Satürn) ile Dünya güneş sisteminde varlıklar ruhsal inşa itibariyle bir orijinallik arz eden varlıklar olup mekanizma tarafından yeni bir din gününe sürüklenmektedir.
Bunlardan birinde meydana gelen bir olay kozmik olarak diğer iki gezegeni de etkilemektedir. Yani Dünya Mars ve Satürn müşterek kaderi taşımaktadır.
Bu üç planetin biten ve başlayan siklüsleri, Yüksek Ruhsal İdare Planı birbirinin yerine ikame edecek tarzda varlıkları kendi vazife planına doğru çekmektedir.
Dünya planeti Laboratuar vazifesi görmektedir. Dünyamız çok yüksek Ruhsal kudretlerin bir deney yeridir. Bir imtihan sahasıdır. Ve yeryüzünde pek çok çeşitli organizmalar teşekkül ettirilmiş ve ya yok edilmiştir. Aynı zamanda yeryüzündeki insan organizmaları sürekli olarak tadilat ve kontrol içerisinde bulunmakta ve buraya bağlı olan ruhlar da bu işe hizmet etmektedirler.
Yani her insan teker teker bir ruhsal yüksek bilimler heyetinin laboratuarında çalışan laborantlar gibidir. Bu çalışmada seçilmiş insanların gelişimi daha hızlı olmaktadır.
Dünya Planetinin yetiştiricilik önderliği vardır. Ve iki bakımdan gelişmektedir.
1.                  Genetik bir ayıklanmaya doğru olan insanlık.
2.                  Yeni bir gerçekliğin idrak ve şuurunu sezdirmeye çalışmak.
Yeni bir realitenin idrak ve şuurunu sezmek büyük bir öğrenim işidir. İşte dünya okulu Güneş sistemi içerisinde diğer sistemlere bağlı olmak kaydı ile böyle bir yetiştirici önderliği yüklenmiştir. Böylece dünyamız kendi öğrenim sistemi içerisinde diğer planetlerin büyük ve kutlu imkânlarından yararlanacak dereceye gelinceye kadar, bu yetiştiricilik vazifesini ifa edecektir.
Dünya ve onun mukkader eşleri olan diğer planetler belirli bir fizik yapının belirli bir enerjinin yoğunlaşmasından meydana gelmiş bir organizmanın temsilcileridir.
Yeryüzünde gözüken 5 ırk aynı zamanda beşer (insanlık) tipinin birer temsilcileridirler. Yani onlar evrensel tiplerdir. Ayrıca 7 ırk daha vardır. Hepisi 12 ırktır. Dünya insanlığı öncüler planından evrim serisi dünyalar, yakın gelecekte dâhil olduğumuz evrim serisi dünyalar grubu arasında sürekli olarak kurulan beşeri ilişkiler zincirine dünya beşeriyetinin de eklenmesi söz konusudur. Bu olaya şimdiden hazırlanılmalıdır.
Kâinat içindeki olaylar, her şey kâinatın özelliklerine göre tayin edilmiş kanunlar dâhilinde zuhur etmektedir.
Güneş sistemi içerisindeki planetlere yapılan astronomik gözlem ve etütlere göre yaşam olmadığı var sayılıyor. Hal bu ki her gezegenin kendi ortam şartlarına göre varlıkların olması tabiidir.
Kutsal kitaplar ruhsal planın göksel önerileridir. Bu kutsal kitaplar gelişmişlik seviyesini ikmal ve idrak etmekte olan insanlığın temel evrim kılavuzlarıdır. Onlar olmaksızın kâinatın şu sonsuz, karmaşık işleyişi içinde yol bulmak olanaksızdır. Yaşam bulmak olanaksızdır. Kutsal kitaplar hayati gelişimin temel kaynaklarıdır.
Dünyaya indirilen kutsal kitaplar dünya içindir. İlahi planların izni keremiyle devre be devre indirilen ayetlerin ihtiva ettiği mana, ona muhatap olan insanlığın anlayışı ve idraki karşısında değer taşır.
Dünya insanı için indirilen Kutsal Kitaplar bütün âlemlere teşmil etmeye insanın hakkı yoktur. Kutsal Kitaplar, dünyanın her tarafında okunup anlaşılması ve uygulanması içindir. Diğer gezegenleri alakadar etmez.
Tüm kutsal metinler varlıklara ait bilgilerdir. Yoktan varlığın teşkili sadece Kadir’i Mutlak’a has, izahı gayri kabil anlaşılması şuur dışı bir hadisedir. O, yaradılışı ancak tebligatı indirenin Planının gayesine uygun bir izah içerisinde takdim edilmiştir.


Yusuf Yaman

5 Şubat 2014 Çarşamba

Yalanı anlamanın yolları

Yalanı anlamanın yolları

Yalan söylemek ince iştir, yalanı yakalamak daha da hassas bir iştir. Yalan söyleyen kişileri kimi zaman vücut dili, kim zaman da tutarsızlığı ele verir. İşte vücut dilinden bir insanın yalan konuşup konuşmadığını anlama yöntemleri..

1.Dinle ve gör
Elbette ki listedeki tüm bu öneriler kişisel görüşten ibarettir. Çünkü karşınızdaki insanı en iyi siz tanırsınız. Dolayısıyla onda olağan dışı bir durum gördüğünüzde hemen bir düşünün. Fakat eğer onu çok iyi tanımıyorsanız işler değişebilir. O zaman anlatılanları iyice dinlemeye başlayın, çünkü yalan konuşan insanlar dikkatin üstlerine toplanmasından hoşnut olmazlar ve bir şekilde kendilerini ele verirler. O yüzden karşınızdakileri iyi dinleyin. Göz kontağını, iyi bir dinleyici olmayı ve onları yakından izlemeyi unutmayın.

2. Bir kez daha söyletme kuralı
Birinin yalan konuşup konuşmadığını anlamanın en iyi yollarından bir diğeri de ona defalarca aynı soruyu sorup onu test etmektir. Suçluları araştırırken polisler bile hemen hemen bir çok kez bu yöntemi kullanırlar. Konu hakkında oldukça belirli ve daha küçük detayları anlayabilmek için soracağınız sorular ise işinizi daha da kolaylaştırır.

3. Tuzluğun arkasına saklanmak
Yalan konuşan insan konuşurken aranıza muhakkak bir şeyler koymaya çalışır. Masada otururken aranıza bir tuzluk koyması bile size karşı bir bariyer inşa ettiği anlamına gelir. Sizden uzaklaşırken yalanını anlayamayacağınızı düşünür. İşte bu da yalan konuşan birini anlamanın en iyi yollarından biridir.

4. Konuyu değiştirmek
Bu yöntem iki ayrı şekilde gerçekleşebilir. Birincisinde yalan söyleyen kişi konuyu değiştirmeye kalkışır. İkinci yöntemde ise siz konuyu değiştirebilirsiniz’ Eğer ki siz konuyu değiştirdiğinizde karşınızdaki oldukça mutluysa bu da yalan söylediğine dair bir işaret olabilir.

5. Kelime oyunları ve yüksek ses
Bu tür durumlarda kişiler uzun cümleler kurmaya daha da meyillidir. Kısa bir ‘hayır’ cevabı yerine lafı uzattıkça uzatırlar. Hatta uzun cümleler kurarken de bunları yüksek sesle dile getirip kelimeleri yutarak telaffuz ederler.

6. İpler sizin elinizde
Yalan konuşan insanların sürekli rahatsız davranışlar içinde bulunduğunu söylemiştik ve eğer konuşurken olayı hemen kapatmak istiyorlarsa bunu da yalan konuştuğunun işareti olarak görebileceğinizi belirtmiştik. Ancak eğer daha da emin olmak istiyorsanız, ona daha fazla soru sormaya başlayın. Eğer ‘Yoksa bana inanmıyor musun?’ gibi bir cevap geliyorsa o zaman eşiniz ya da çocuğunuz yalan konuşuyor olabilir.

7. Detaylardaki şeytan
Konuşurken karşınızdakinin sizlere verdiği detaylar ne kadar fazlaysa siz de o kadar korkmalısınız. Genellikle yalancılar olayı hemen atlamak için belli belirsiz ve karışık açıklamalar verseler bile, kimileri de bu türlü yolları kullanırlar. Eğer karşınızdaki kişi konuşurken detay vermekten kaçınıyorsa, durup bir kez daha düşünmeye ne dersiniz?

8. Sızlanma
Yalancılar sürekli şikâyet ederler. Söyledikleri yalanları örtbas etmek ve onların doğruluğunu kanıtlamak için ne kadar acı çektiklerini, şikâyet yoluyla ve mızmızlanarak dile getiriler.

9. Kaşınma eğilimi gösterirler
Yalan konuşanların çoğu kendilerini rahatsız hissederler. Bu konuda ne kadar deneyimli olursa olsunlar muhakkak bir şekilde yine açık verirler. Konuyu hemen kapatmayı düşünürler ya da elleriyle sürekli bir şeylerle oynarlar. Genellikle ayaklarını kaşımaya ya da onları amaçsızca oynatmaya başlarlar.

10. Sol beyin, sağ göz
Beynin sağ ve sol taraflarının farklı işlevlerinin olduğunu duymuşsunuzdur. Bir taraf yaratıcılığın kullanılmasında bizlere yardımcı olurken, diğer taraf matematiksel analizlerin yapılmasında etkilidir. Bu durumda yalan söylemek beynin yaratıcı kısmının yani sağ tarafın işlevlerinden biridir. Yalanı ortaya çıkarmak için biriyle konuşurken muhakkak onunla göz kontağı kurmalısınız, çünkü göz hareketleriyle karşınızdakinin beyninin hangi tarafını kullandığını anlayabilirsiniz. Eğer ki sağ göz sürekli kırpılıyorsa dikkatli olma zamanıdır.