29 Haziran 2013 Cumartesi

İnsanlarda görev bilinci


İNSANLARDA GÖREV BİLİNCİ

Bütün Mevcudatın; bu dünyada ve bütün Evrende bir görev ile görevlendirildiği bilinmelidir. Bu görev: Ana Rahmine düştüğü andan itibaren başlar. Ve ilânihaye öğrenme, bilgilenme ve bilinçlenme devem eder.

Bir dönemlik ömür süresi içinde insanın evrimini (gelişmişliğini ve Arınmışlığını) tamamlaması için insanlığın daha hızlı bir Mükemmellik kazanması için sürekli bir Görev Bilinci ile Bilgisini arttırması gerekir.

İnsanoğlu bu dünyaya gelişinin amacını idrak edip, bu dünyaya gelirken, genlerine işlenmiş bilgilerin şifrelerini çözüp o bilgileri meydana çıkarmak ve o bilgileri insanlar lehine olacak şekilde kullanmak için; bilgisini üretime dönüştürüp, bu dünyadan göçerken, geride kalanlar tarafından kendisinin sürekli hatırlanacağı ve insanların faydalanacağı bir eser bırakması gerektiğini bilmelidir. Bunun bir görev olduğu unutulmamalıdır.

Kişinin; Görev Bilinci- Sabri - Sevgisi- Özverisi onun Boyut yükselmesine yardımcı olur “Kuran’da, İnanıp, İyi, Güzel, Faydalı ve Kalıcı işler yapanların Rableri katında Cennetler vaat edilmiştir”. Ayetlerin sayısı 152. dir.

Bütün Mevcudatın; bu dünyada ve bütün Evrende bir görevle görevlendirildiği bilinmelidir. Bu görev: Ana Rahmine düştüğü andan itibaren başlar, öğrenmek bilgilenmek, Tekâmül etmek, genlerinde kayıtlı bilgilerin Şifrelerini çözmek, bu Bilgilerle insanların faydasına olacak işler yapmak şeklinde devam eder.

Kişi bu görevlerini yaparken karşılaştığı engeller, kişinin geliştirilmesi için olduğu ve kişinin aşacağı engellerin kazandırdığı deneyim, insanlığın ilerlemesi için gerekli olduğu idrak edilmelidir.

Bu görev yapılırken ve engeller aşılırken İnsanoğlu eğitime de alınmıştır. Yanı İnsanoğlu bu dünyaya indirilirken hem bilgi ile donatılıyor, hem o bilgilerden faydalanması ve yeni bilgiler edinmesi için Dinsel ve Ruhsal yönden eğitime tabi tutuluyor. Bu Eğiticiler Elçiler ve İrşat Kitapları da, Vahiy ile indirilen

Kutsal Kitaplardır. Ve Yüce Rabbin yarattıklarından, yeterli bilgiye sahip olmayanlardan gizlediği bilgilerdir, Ayetlerdir.

Dünyaya indirilen Kutsal Kitaplarda İnsani değerlerin resmedildiği her şey açık ve aşikâr olarak bildirilmiştir. Çünkü Rabbin insanlardan istediği İnsani değerler çerçevesinde, Tekâmül etmek ve bu dünyada insanlar için yaptıklarından kazandıkları ile Rabbine dönüşünü kolaylaştırmaktır.

Yüce Rabbim, yarattıklarında gizlediği bilgileri araştırıp bulması için, İnsana Akıl, Mantık, Şuur ve Vicdan vermiştir. Ancak insanlar bunları kendileri okuyup öğreneceklerine, başkalarının anlattıkları ile iktifa ettiklerinden, daha doğrusu tembellik ettiklerinden, bu bilgileri kendi menfaati için kullanan, egoistlerin, nefsini tanrı edinenlerin etkisinde kalarak hem kendinin hem de insanlığın geleceğini tehlikeye atmıştır. Yanı insanoğlu kendisi kendi sonunu hazırlamaktadır.

Bunun için diyoruz ki;

Değerli dostlar, Aklın, Mantığın, Şuurun ve Vicdanın geçerli olmadığı her olayda sonuç hüsrandır. Çünkü Yüce Rabbim YUNUS SURESİ 100. Ayetinde diyor ki.

YUNUS :100-Allâh'ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allâh) pisliği (huzursuzluğu, azâbı), akıllarını kullanmayanların üzerine kor.

Aklını kullanmayanların üzerine pislik koyarım (Azapta korum) diyor. Bizi yaratan ve Yaşatan O Halde;

1. Her söylenene inanmayın, Akıl ve mantık süzgecinden geçirin. ve kaynağından araştırarak gerçeği öğrenin.

2..Önyargılı olmayın, doğruyu söyleyene, işinize gelmedi diye küfürle karşılık vermeyin. Bizi yaratan doğruyu söylememizi istiyor.

3. Dini gerçek din kitabından (Kuran’dan veya mealinden okuyun)

Ayrılıklar sonradan dine sokulmuştur. (Allah Katında Din İslâm dır)

4. Din tektir ve dindeki ayrılıklara sebep olanlar; Egosuna yenik düşen ve Din den Menfaat uman din adamları ve bundan faydalanmak isteyen; kişiler ve siyasilerdir.

5. Hakka yakın olmanın, dürüst olmanın yolu; Bilgilenmekten, Tekâmülden Arınmaktan, çevreye Sevgi yaymaktan, Yaratana ve yaratılana saygılı olmaktan geçer,

Rabbin OKU Emrini daima hatırda tutmak ve ona göre davranmak bir görevdir.

Bilgi insanı bilinçlendirir. Bilinçlenen insan da Hakikati daha şümullü kavrayabilir. Hakikati kavrayan insan uyanmış insandır.

Önemli olan bu dünyadan göçüp gitmeden önce uyanmak ve görevini lâiki ile yapmaktır.

 Hz. Ali: İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. Ancak bu uyanma onlara artık fayda sağlamaz” diyor.

Dünyevi görüşlerde, evrimlerinden (yaşam sürecinde bilgi edinmek için kullandığı gelişim ve tekâmül yolları ve araçlar), kaynaklanan farklılıklar vardır ve olmaya devam edecektir. İnsanı insanlardan ayıran görüşler devrededir. Bu bir imtihandır. Şunu da unutmamak lazımdır ki,

Dünyada hayaline daldığınız şeyleri arkanızda bırakıp gideceksiniz.

Bu hayalinizden insanların faydasına bir şeyler bırakmışsanız ne ala, yok sadece kendinizi düşünerek zaman harcamışsanız, yüce divanda kendiniz kendi nefsinizin size yaptığından yargılayacaksınız.

İSRA SURESİ AYET 13,14- “Her insanın TAİR’ini boynuna bağladık. Hesap günü onun için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız. Kitabını oku bu gün nefsin sana hesapçı olarak yeter” deriz.

Bu ayet bize her konuştuğumuzun kayda alındığı çok net bir şekilde anlatmaktadır. Bu sebeple insanoğlu ağzından çıkan sözlere dikkat etmek ve daima güzel söz söylemek gayreti içinde olmalıdır.

Sevgi dolu, özü doğru, sözü doğru canlar, Hakka giden yola vasıl olmanız dileğiyle.

Yusuf YAMAN

26 Haziran 2013 Çarşamba

İnsanın Mutluluğu;duygu, düşünce, söz ve hareketlerinde gizlidir.


İNSANIN MUTLULUĞU; DUYGU, DÜŞÜNCE, SÖZ VE HAREKETLERİNDE GİZLİDİR.


Evrende kurulan sistem gereği, dünyada oluşan negatif enerjiler, dünyayı saran Manyetik ağı aşamazlar. Diğer bir deyişle insandaki kötü niyet, düşünce ve davranışların evrene yayılmasına müsaade edilmez.


Söylenen kötü bir söz ve düşünce bu ağdan geri döndürülür. Söylenen söz ve düşünce hedeflenen kişi tarafından doğrulanmıyor ise hedefteki insan kötü değil ise o kötü söz ve düşünce gelir sahibini bulur. Diğer bir deyişle, denir ki kötü düşünceyi siz yarattınız kötü sözü siz söylediniz bunu siz çekeceksiniz. Dünyaya kötü enerjiyi siz gönderdiniz.

Bu durumdan şunu anlamak lazım; ilahi âlemdeki dostlar insanın mutluluğu için çalışan birer ışıktır. İlahi âlemden insana ancak iyi ve olumlu şeyler gönderilir. İnsan mutluluğunu da mutsuzluğunu da kendisi seçer. Kendisi yaratır.

İnsandaki negatif kutbun ters tepkisi insandaki menfi düşüncelerin Manyetik ağa çarpıp geri dönmesinden başka bir şey değildir. İnsan kendi kazdığı kuyuya kendi ters duygu ve düşünceleri nedeniyle düşer. O halde:


Mutluluk istiyorsanız?                                    Olumlu düşünün.
Sağlık istiyorsanız?                                        Sağlıklı düşünün.
Mal ve Para istiyorsanız?                               Başkaları için de isteyin.
Daima iyilik isteyin ki                                    Size iyilik verilsin.
Sizin iyi niyet istekleriniz                               İyi niyetle karşılanır.
Severseniz                                                      Sevilirsiniz.
Hoşgörünüz                                                   Hoşgörü ile karşılanır.
Affetmek istiyorsanız                                    Affedilirsiniz.
Bağışlanma istiyorsanız                                Bağışlayınız
Mükâfat istiyorsanız                                      Gayret gösteriniz.
Yardım istiyorsanız                                        Yardım edin.
Bilgilenmek istiyorsanız                                . OKUYUNUZ
Tekâmül etmek istiyorsanız                           Boyutları aşacak düzeyde okuyunuz.
İrşat olmak istiyorsanız.                                 Evrensel hakikatleri öğreniniz.


İnsanoğlunun Arş ötesinden gelen algılar, dalgalar, porlar, insanın mutluluğu, birlik ve barışı içindir. Bu bilgi porlarını ve irşat dalgalarını algılayabilenler Rabbin yardımı ile tabakadan tabakaya yükselen Rabbin iyi kullarıdırlar.


Dünyadaki Din ayırımı, İnsanoğlunu Ego doğrultusundaki gidişi ve nefsine yenilişi nedeniyle insani bütünleşmekten ve mutlu olmaktan yoksun bırakmıştır. Evrensel hakikatler, Rabbin Yaratma ve Yaşatma yasası gereğince insanoğlunun ilk vazifesi bilgilenip bu yasa doğrultusunda hareket etmektir. Bu yasa bizden;

1.                  Ego yu (bencilliği) yenmemizi, nefsimize hâkim olmamızı istiyor.
2. Yüksek ahlak ve adil davranış içinde olmamızı istiyor.
Ahlak düşünce gücünü artırır. İnsanlar arasında barışı sağlar. Ahlaki değerleri ve inançları olmayan bir toplum olamaz.
3. Affetmenizi ve bağışlayıcı olmanızı ister.
4. Aklınızı kullanmanızı ve erdemli olmanızı ister.
Bir milletin gücü ve büyüklüğü; nüfusunun çokluğu ile değil. Akıllı ve erdemli kişilerin sayısı ile ölçülür. (Victor HUGO)
Akıllı olmak da bir şey değil mühim olan aklı yerinde kullanmaktır.
a) İyi düşünmek,
b) Güzel söz söylemek,
c) İyi ve yararlı iş yapmak
Aklın üç ilkesidir.
Aklın ve İlmin üç büyük düşmanı vardır.
a) Kötülük
b) Bilgisizlik
c) Tembellik
5. İyilik yapmanızı ve tevazu içinde olmanızı istiyor.
a.İyilik ve tevazu düşmanlıkları yener.
b.İnsan Yaradan’ına ancak iyi işlerle ulaşabilir.(H.Bektaşi Veli)

c.En iyi insan herkes hakkında iyi düşünen ve herkese iyilik yapan kişidir.(Konfiçus)
d.Kişinin bireysel mutluluğu bulunduğu toplumun iyi oluşuna bağlıdır.
e.İnsan olarak bizim görevimiz; istediğimizi yapmak değil. Var gücümüzle herkese iyilik yapmaktır.
f.Ömrün bereketi yapılan iyiliklere bağlıdır.(George Fuller)
6. Bilgili olmamızı bilgimizi kullanarak üretim yapmazı istiyor.
7. Sözümüze, Özümüze hâkim olmamızı istiyor.

Ne mutlu diline hâkim olana, evi kendisine geniş gelene, yaptığı suçtan pişman olup ağlayana
 (Hz. Muhammet sav)

 

 

25 Haziran 2013 Salı

İNSANDAKİ EGO VE BENCİLLİK, İNSANLARIN EVRENSEL OLMALARINI ENGELLEMEKTEDİR


İNSANDAKİ EGO VE BENCİLLİK, İNSANLARIN EVRENSEL OLMALARINI ENGELLEMEKTEDİR.

Yaratanın insana yazdığı yazgıda ve verdiği öğütlerde, hakka yemek yoktur. Tekâmül vardır. Tanrısına temiz dönmek vardır. İnsanoğlu kendisine verilen yeteneğini geliştirdiğinde, her şeyin farkına varır. Her konuda istediğini seçme yolu insanın kendi iradesine bırakılmıştır.
İnsanın mutluluğunun anahtarı kişinin vicdanının elindedir. Bu Evrensel bir kanundur. İnsana verilen Tanrısal bir özelliktir. Bu özelliği kullanan insanlarda Gönül gözü açılır, görüşler berraklaşır. Arş’tan gelen Bilgi Porlarını algılayan, bilgileri alıp değerlendiren insanlar, bu bilgileri insanlarla paylaşan insanlara bilinmeyen bilgilerin kapıları açılır. Arayana sırlar verilir.
Ego insanın Ruhunun Ateşini söndürür. O halde Egoyu zaptu rapt altına alın  ki semaların ışığı içinize dolsun.

Kâinatın doğal düzenini yaşamınıza yansıtın. O Yaratan ve Yaşatanın yasasıdır.
Kalbiniz yaratanın size en büyük hediyesidir. Onu koruyun, o yaratan ve yaşatanın uğrak yeridir.
Semaların kudretini alacak Bilge insanlara bilinmeyen Bilgi kapıların açılır.
İnsanoğlu sahip olduklarının farkına vardığında, yaptığı yanlışların farkına varacak ve İlahi adaletin emrettiği yolda cezasını çekecektir.


İnsanoğlu kendi kendini aşmak, Ruhunu çevreleyen ön yargı duvarlarının ötesine geçirip, tekâmül etmekle görevli olduğunu bilmelidir.


İnsanoğlu bu dünyada her şeye Kadir-i Mutlak adına sahiptir. İnsanoğlu gücünü küçümsememelidir. Çünkü anahtarı kendi eline verilmiştir.


O’nun yarattığı her şey ve başta insanlar, tüm Evrenin sırlarını bünyelerinde taşır, bu sırların anahtarı da insana verilmiştir


Şu iyice bilinmelidir ki, İnsan kendini değiştirmedikçe, Tanrı insanı değiştirmez. Değişen çağda, değişen Hakiki İnsanlara, Yaratan ve Yaşatan daima ışıklı yolu gösterecektir.
Hayırlı günler diliyorum.



Yusuf YAMAN

KÜFÜR VE BEDDUA HASTALIK SEBEBİ OLARAK BELİRLENDİ


KÜFÜR VE BEDDUA HASTALIK SEBEBİ OLARAK BELİRLENDİ
- uzmanlar uyarıyor...
- küfür ve beddua etmeyin, küfür etmek beddua etmek
Öfke birçok hastalık riskini arttırıyor.
İşte kızgınlık anında yapılması gerekenler
Yapılan pek çok araştırmanın sonucuna göre öfkenin kalp krizi ve inme riskini artırdığı ve her yaştaki insan için tehlikeli olduğu bildirildi. Prof. Dr. Süha Aydın, yaşlarının ortalaması 62 olan bin 305 erkek arasında yapılan araştırmaya göre kızgın erkeklerde kalp hastalıklarının gelişme ihtimali sakin bir kişiliğe sahip olanlardan 3 kez daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Yaşlı ve aynı zamanda öfkeli erkeklerin diğerlerine göre daha hassas olduğunu belirten Aydın, aşırı öfke her yaştaki insan metabolizması üzerinde olumsuz etkilerde bulunduğunu, öfkenin her yaştaki insan için tehlikeli olduğu uyarısında bulundu.


KÜFÜR VE BEDDUA ETMEYİN
İnsanların öfkelendiği zaman sessizlik için kaynaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın öfke anında yapılacakları da sıraladı. İşte o kurtarıcı yöntemler:
1)
Hissettiklerinizi arkadaşlarınızla, eşinizle, paylaşmayı deneyin. Konuşmayı başaramazsanız, hissettiklerinizi yazmaya başlayın; kendinize neden çok öfkelendiğinizi ve kontrolünüzü kaybettiğinizi açıklamaya çalışın.
2)
Diyaframdan derin derin nefes alma egzersizleri yapın. Asla öfkelendiğiniz anda gemileri yakmak için sakladığınız son sözcükleri dile getirmeyin.
3)
Sesinizi yükseltmemeye çalışın.


PATLAMA GELİYORUM DEDİĞİNDE
4)
Asla küfür ya da beddua etmeyin. Öfke patlaması geliyorum dediğinde birkaç saniye bekleyin ve sakinleşmeye çalışın. Dişlerinizi sıkmayın ya da gıcırdatmayın. Gün içinde gülümseme egzersizleri yapın.
5) iş ortamında iletişimle ilgili sorun yaşadığınız anda önyargıdan uzak durun. Tartışmanın doğruluğundan emin olmadan sonuca varmayın. Bir tartışma anında yapılması gereken şey sakin olmaya çalışmak ve sahip olunan sorumlulukları tekrar gözden geçirmektir. Öfkeliyseniz, aklınıza gelen ilk şeyi iş ortamındaki diyaloglarda dile getirmeyin.
6)
Sakin olun, yavaşlayın, derin nefes alın ve ne söylemek istediğinizi iyice düşünün. Aynı zamanda diğer insanların ne söylediklerini de dikkatle dinleyin. Size herhangi bir soru sorulduğunda cevap vermeden önce sakin olun ve zamanınızı iyi kullanın.

Değerli Hocalarım Bu işin nasıl gerçekleştiğini yazmamışlar, onu da

Açıklayalım

KÜFÜR VE BEDDUA NASIL HASTALIK SEBEBİ OLABİLİYOR?

Küfür,  Beddua, Haset, Kıskançlık ve Benzer olumsuz düşünce ve hareketler, negatif Enerji Porları yayan söz ve davranışlardır. Bu enerji Porları çıktığı kişi ve ortama geri döndürülürler.

Nasıl oluyor bu iş?

Biliyorsunuz Dünya Atmosfer Tabakası İçten ve Dıştan bir Manyetik Ağ ile kaplanmıştır. Bu Manyetik Ağ,  Olumlu düşüncelleri oluşturan Enerji Porlarını Atmosferin Dışına çıkmasına ve hedefine varmasına yardımcı olur.

Bu Yaratan ve Yaşatanın İnsanlara bir lütfüdür.

Güzel söz ve duaların kendine varmasına yol açan sistemi kurmuş yüce yaratan ve yaşatan ALLAH.

Negatif Enerji taşıyan Küfür, Beddua Kin Nefret ve benzer söz ve hareketlerin meydana getirdiği Negatif Enerji Porları Manyetik Ağdan geri döndürülürler ve çıktığı yere doğru yönlendirilirler.

Atmosfer ile yer arasın 500.000 Voltluk bir Potansiyel farkı olduğu tespit edilmiştir. Bu Potansiyel Gökten yere sürekli bir akımın akışını sağlamaktadır. Bu Akımlar Negatif Enerji Porlarının geldiği yere geri gitmesine yardımcı olur.

Buda İlahi Adaletin gerçekleşmesidir.

Bu negatif Enerji Porları çıktığı noktaya geri dönerler. Bu yerde negatif enerji yayan kişilerin bulunduğu ortamda Pozitif kişileri de etkileye bilir. Bu nedenle Olumlu düşünmek güzel söz söylemek insanların alışkanlığı olmalı.  Ve negatif Söz ve davranışın olduğu yerlerden uzak durulmalıdır.

Onun için

Söz söylemek istiyorsan, Güzel Söz söyle güzel sözün yok ise sükût eyle! Derler.

Yusuf YAMAN

Elektrik Mühendisi

 

 

19 Haziran 2013 Çarşamba

BİLGİ, SEVGİ, SAYGI, DUYGU VE İNANÇ PAYLAŞIMINDA CÖMERT OLMAK YARADILIŞ GEREĞİDİR


BİLGİ, SEVGİ, SAYGI, DUYGU VE İNANÇ PAYLAŞIMINDA CÖMERT OLMAK YARADILIŞ GEREĞİDİR.


Bunları paylaştığınızda göksel varlıklar size yardımcı olmak için sıraya girerler. Zor durumlarda yardımına koşarlar. Siz farkında olmadan size zarar verecek düşünce ve olayları sizden uzaklaştırırlar. Çünkü siz korunmayı hak ediyorsunuz.
Siz Bilgiyi Paylaştığınızda, Size Yeni Bilgiler Gelir. Bilginiz Artar. Bilgi Güç Kazandırır.
Siz Sevgiyi ve Saygıyı Paylaştığınızda Sevgiyi ve Saygıyı Hak Ediyorsunuz,
Siz Duygu ve İnançları Paylaştığınız İçin Yücelmeyi Hak Ediyorsunuz.
Siz cömertliğinizle paylaşmayı hak ediyorsunuz. Siz yaşamı paylaşıyorsunuz.
Siz yaradılışın gereğini yerine getiriyorsunuz. Çünkü siz yaratana şükrediyorsunuz.
Siz yaratanın yasalarına uyuyorsunuz.
“Yaratılanı Severiz YARATAN’ dan  ötürü” bilgelerin sözüdür.
Bilgeler düşünen insanlardır.
“Düşünüyorum o halde varım” sözü başka bir bilge kişiye aittir.
İnsanın insanlığının gereği düşünmektir. Düşünce üretmeyen insan üretim yapamaz. Çünkü var olan her şey düşüncenin eseridir.
DÜŞÜN + PLANLA + UYGULA = BAŞAR Formülü düşünce le başlar.
Evrenin yasalarını iyi algılayanlar ve uygulayanlar; Sağlığın, Mutluluğun ve Arınmışlığın gerçeğine ulaşarak İnsani Kamil olurlar.
Ermişler, Veliler ve İnsani Kamil olma derecelerine ulaşanlar, Doğal yasaları ve Evrensel kuralları öğrenip yaşamlarında uygulayanlardır.
Yunus Emre, Mevlana Celalettin’i Rum i yakın çağın velilerindendir.
Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Bayram Veli, Hallacı Mansur, tanınan ermişlerdendir.
Peygamberler, Rabbimizin Elçileridir. Evrensel Yasaları insanlara öğretmek için seçilmişlerdir. Ancak çoğu insanın bencilliği, kıskançlığı, insanı birliğe götüren Evrensel Yasaların uygulanmasını engellemiştir.
Dindeki bölünmeler, insanların bir araya gelmesini engelleyen sebeplerin başında gelir. Hâlbuki DİN KİTAPLARI BİRLİĞİ emreder.
Beraberliği Yardımlaşmayı ve kaynaşmayı emreder.
Ancak bu birliğin sağlanmasını engellemek din adına din adamları tarafından yapılmıştır Hala bu ayrımcılık devam etmektedir.

Bunun ana sebebi insanlardaki bencilliktir. Kıskançlıktır. Haset etmektir.
Sonu toplu halde cehenneme gitmektir.
Diğer bir husus; dünya nimetlerinin, zenginlinin adil paylaşılmasıdır.
Dünya nimetlerinin adil paylaşımı için uygulanması gereken

Evrensel Yasalar İnsanların egoizmi nedeniyle uygulanmamaktadır. Bunun sonucu olarak Savaşlar olmakta ve gözyaşı dökülmektedir. Bu durum insanların helak olmasını hazırlamaktadır.
Bir diğer husus insanların kendini eğitmede tembellik etmeleri ve ilim ve fendi öğrenmemeleridir.
Düşünceler, yaşamı şekillendirir. Yaşam şeklimiz dünyayı değiştirir.
İnsanoğlu yaratılışından ve dünyaya indirilişten itibaren yaratan ve yaşatan tarafından eğitime alınmıştır. Bu eğitim her an geliştirilerek devam etmektedir. Tembellik etmeyenler sahip oldukları kendi bilgileri seviyesine göre gelen bu bilgilerden yararlanabilirler.
Yaşamımızda çevremize yaydığımız Elektromanyetik düşünce dalgaları, benzer aynı frekanstaki dalgalar birbirini çeker. Kaynak olarak biz insanlar yayılan bu dalga frekanslarından, bizim düşünce frekansımıza yakın olanları alırız. Benzer düşünceler birbirini destekleyerek kaynağa gelir. (insan beyni, kafası) en gelişmiş anten vazifesini görür.
İnsan hem alıcı bir merkez, hem de yayın yapan bir verici merkezdir.
İnsan denen alıcı ve verici merkez; aynı anda 1.235.000 kanaldan bilgi alıp yayacak özellikte yaratılmıştır. Ancak insan beynini yeterince çalıştıramadığından kendisine verilen bu müthiş enerjiyi kullanamamaktadır.
Rabbimizin, İnsan Ziyandadır. Ayeti ile belkide bu durumu belirtmiştir.
Hayatımızda değiştirmek istediğimiz herhangi bir şey varsa düşüncelerimizi isteğimiz doğrultusunda odaklamalıyız. Zihinsel frekanslar en güçlü titreşimlerdir. Bizi isteklerimize ulaştırırlar.

Yusuf YAMAN

15 Haziran 2013 Cumartesi

NEGATİF DURUMLARI ANLAMAK VE YERİNE TERSİ OLAN POZİTİF DURUMLARI YÜKLENMEK


NEGATİF DURUMLARI ANLAMAK VE YERİNE TERSİ OLAN POZİTİF DURUMLARI YÜKLENMEK

Kendimizi bir daha asla; kızgın, üzgün veya korkulu hissetmemek için, yani negatif olguları hissetmemek, negatifliklerden etkilenmemek için:

Beden dilini değiştirerek.

Kendi, kendimizle konuşarak.

Zihnimizde olumlu durumların resimlerini yaparak.

Duygularımızı değiştirebiliriz.

Siz saygı duyulan birisiniz.

Size güveniyorlar. (güvenilensiniz)

Diğer insanların size duyduğu güven ve saygı için iltifat ediyorlar.

Kendinizi mükemmel hissedin ve başparmak ve orta parmağı birbirine bastırın.

Bu kendine güven duyma, sevme ve kendine saygı duyma, duygularını yeniden hissetmek içindir.

İnsanlar duyguları aracılığı ile ulaşabilecekleri anlayış ve öngörüleri vardır. Ancak duyguların bu bilgeliğine ulaşmak için onlarla çalışmak lazımdır. Anlamlı ve değerli düşüncelerimizi, bilmeli ve anlamalıyız. Bunun için; duygu ve düşüncelerimizi önemsemeliyiz.

Duyguları anlamak, onları kontrol etmeyi öğrenmek, gelişmenin temel bir parçasıdır.

Düşünmek için, zihnimizi nasıl açıyorsak, yapmak için ellerimizi ve kalemi kullanmak gerektiğini bilmek gibi. Bir duygu önemli ise ve yaşantıyı ilgilendiriyorsa duyguyu olumlu yönde anlamak ve zihnimizde onun resmini imgelemeyi öğrenmeliyiz ki, bu duygunun yukarı çıkışını görmeli ve bize mesajını dinlemeliyiz.

Biz insanlar negatifliğe meyilliyiz. Hâlbuki negatiflik insanların ve insanlığın aleyhinedir. O halde negatifliğe boyun eğmeyeceğiz. Negatiflikten uzak duracağız.

Şeytanın adımlarını izlemeyeceğiz. Şeytanın silahlarını kuşanmayacağız. Şeytanın dürtüklemelerinden Allah'a sığınıp Allah'ın bizi yarattığını kendi ruhundan bize ruh verdiğini, bizim dünyada tek, güçlü, güvenilir, sevgi dolu çalışkan ve üretken olduğumuzun farkında olmalıyız.

İyi işler yapmak için, bizi yaratana iyi kul olmak için, insanlara yardımda bulunmakla görevli olduğumuzu hatırlayarak, olumluya yönelmek için çaba içinde olmamız gerektiğini bilerek hareket etmeliyiz.

Zihnimizdeki negatifliklerin yerine, pozitif durumları yerleştirmeliyiz.

Bunu nasıl yapacağız?

1.                Kendimizi kötü hissettiğimizde; beynimizde oluşan imgeye bakacağız.

¾   Renkli mi, yoksa siyah beyaz mı?

¾   Nerede bulunmaktadır? Solumuz damı yada sağımız damı?

¾   Büyük mü küçük mü?

¾   Bir film mi yoksa bir fotoğraf karesi mi?

¾   Katı bir imge mi yoksa saydam mı?

¾   Bu imgenin her hangi bir imgesi var mı?


2.                Bu bilgilerin tümü kötü bilgileri ortaya çıkarır. Bize gelen mesajı verenin         niyetinin ne olduğunu soracağız. Hangi mesaj hangi duyguyu    vermektedir.


3.                Şimdi bu problemleri çözebileceğimiz bazı yollarla beyin fırtınası yapmak       için, zaman ayırmalıyız. Bazı notlar yazabiliriz. Zaman yok ise, bilinç dışı       zihnimize bir sonraki uygun fırsatta bize hatırlatmada bulunmasını      isteyelim.


4.                İmgenin tüm renklerini ayrıştırıp, küçültüp kendimizden      uzaklaştırmalıyız. Eğer yeniden aynı şeyi görürsek, kendi kendimize      gözden kaçırdığımız bir şey olup olmadığını sormalıyız? Ardından yine     resimdeki renkleri ayrıştırıp küçültüp kendimizden uzaklaştırmalıyız.


5.                Son olarak kendi hayatımızı hayal etmek için biraz zaman ayırmalıyız. Sonra, ideal olarak yaşamımızın nasıl olmasını istediğimizi hayal   ediyoruz. Ne tür şeylerin olmasını istiyoruz? En çok sahip olmak        isteyeceğimiz şey nedir? Arzu ve isteklerimizi O'na arz ediyoruz.

Evrenin sahibi bir çekim yasası oluşturmuştur. İstediğiniz her şey olur. Çünkü o ol dediği her şey olur. Biz insanlar da O'nun ruhundan ruh taşıyoruz O halde; O'nun istediği özelliklere sahip olduğumuzun farkında isek, kendimize bakmalı ve O'ndan istemeliyiz

Olmamız gereken durum.

Kendine güvenmek.

Sevgi dolu olmak.

Tutku sahibi olmak.

Güçlü ve bilgili olmak.

İyimser ve pozitif odaklı olmak.

Kendinle barışık ol ve kendini onaylamak.

Zihnimiz problemleri çözmek için ve istediğimizi yapmak konusunda gerekeni yapacaktır. Bilinçaltı, pozitif yönde yeni yollar bulmamıza yardımcı olacaktır.

İnsan, göründüğünden daha çok kaynağa sahiptir. Ancak bunun farkında değil.

İdeal, bilgili, parlak, büyük amaçlar edinin ve odaklanın. Amaçlarınızı gerçekleştirmek için devamlı bir çaba içinde olmak lazım,

Amaçlar insan yeteneğini artırır. Beyin kendi dehasını kullanacak ve amaçları gerçekleştirmek için yeni yollar bulacaktır.

Planlarınızı; amaçlarınızı gerçekleştirmek için zihniniz vasıtasıyla ayarlayarak gerçekleştirin. Amaçlarınızın gerçekleşmesi için, Yükümlülüklerinizi yerine getirmeniz gerekir. Yani devamlı bir çaba içinde olmak lazım.

Pozitif enerji içinde olduğunuzu düşünün. Özünüzde iyi insansınız. Güçlüsünüz, kendinize güveniyorsunuz. Çekim gücüne sahipsiniz.

Eleştirileri bir yardım çığlığı olarak kabul etmeliyiz..

Mutluluk, Zenginlik, İyimserlik

Neşeli olmak, Huzur içinde olmak

Kendine güvenmek, Odaklanmak Başarıyı getirir.

Kendi Kendinizle Konuşun.

Büyük bir zenginlik, doğal olarak bana aktığını algılıyorum.

Kendime güveniyorum.

Bir akış içinde zirve durumunda olduğumu hatırlıyorum.

Uygun zamanda her şey kendiliğinden bana akış halindedir.

Duygu ve algılar kolayca bana akacaktır.

Her bir anın güzelliklerini alıyorum. Zihnim açık ve mutluyum.

Kolay uyumlu pozitif durumdan, akış durumuna geçiyorum.

Bilinçaltım rüyada bana öğretecek, ilahi yaşamı bana verecek.

Kendim nimetler içinde, istediğim bir yerdeyim. Kendimi iyi hissediyorum.

*

İdeal yaşamı gerçekleştirmekten, yapmak istediğimi yapmaktan, insanlara yardımcı olmaktan mutluyum.

Bilinçaltı ruhumuz, bizi rahata kavuşturacaktır.

Ne olmak istiyorsak o oluruz, olmak için her şey bize akacaktır.

*

Sevgi, güven, mutluluk, başarıya odaklanmak, gerçek potansiyeli ortaya çıkarır. Yaşamımızda bolluk yaratır.

O halde; düşünün. Düşünceler titreşimli enerji kaynaklarıdır.

Olumsuzluğu üstünüzden atın.

Zihni pozitif durum üzerine odaklayın.

Önceden olduğunuzdan daha çok kaynağa sahip olduğunuzun farkında olun.

Amaç ve hedefleriniz üzerinde odaklanın.

Yükümlülüğünüzü yerine getirin ki,

v Problemleri aşabilmeniz kolaylaşsın

v Zengin kaynaklara sahip olduğunuzun farkında olasınız.

v Mücadeleden keyif alasınız.

v Başarılardan değer elde edebilesiniz.

v Fırsatlar ayağınıza geldiğinde, onları değerlendirecek bilgi ve yeteneğine sahip olasınız.


Yusuf YAMAN

15 Haziran 2013

13 Haziran 2013 Perşembe

RABBİN, YARATMA VE YAŞATMA YASASI VE İNSAN


RABBİN, YARATMA VE YAŞATMA YASASI VE İNSAN

DİN Yaratma ve yaşatma yasasıdır. Bu yasa insanları Tanrısal Enerji ile Aşılamak içindir. Bu yasada taklit yoktur. Düşünmeden,  Akıl, Gönül, Vicdan birliğine dayanmayan, Yaratan’ın Yaratma ve Yaşatma yasasına uymayan, Egoyu içinde barındıran bir yönelme iman olmaz, kişi de Mümin olmaz.

Yaratan’ın Yaratma ve Yaşatma Yasası olan Din, Rabbin Yarattığı ayetlerinden olan; İnsan Ayeti, Evren Ayeti, Enerji Ayetinin Ruhsal, Duygusal ve Fiziksel yönleri ile iyi çalışılması, öğrenilmesi ve bu Ayetlerin yaşamın bir parçası olduğunun idrak edilmesi ile insan arınır. Gerçek insan olur ve O’na giden yola O’nun tarafından iletilir. Bu yala iletilen insan Rabbine Teslim olur ve özgürlüğünü kazanır.

İnsan O’nun yarattığı dünyada,  O’nun Mülkünde, Ete kemiğe bürünmüş, insan olarak görünmüş Ruhsal ve ilahi bir varlıktır. Rabbin Kitaplarında belirttiği ayetlerde Dünya ve üzerindeki her şey insan için yaratılmıştır. İnsan bu dünya da kendisine verilenlerle İmtihan edilmektedir. İnsana tevdi edilen bu emaneti kullanma ve kendini geliştirme sürecinin, iyi veya kötü gitmesi kişinin değerlendirilme imtihanıdır.

Yüce yaratan dünyayı yaratıp, insanların ve canlıların bulunduğu bu Biyolojik şekillenmeyle belli bir süre yaşayabilmesi için, oluşturduğu doğal şartların (ortamın) nasıl kullanılması gerektiği,  insanların yaşamlarında, uygulamaları gereken prensipleri de Elçileri vasıtası ile insanlara vahyi ile göndermiştir. İnsanların doğruyu fark etmeleri için senede en az iki kez imtihandan geçiriyor. Her an yeni bir yaradılışla insanlara ilhamlar gönderiyor, cezalar veriyor. Alan alır. Hakka giden yolu bulur.

Düşünen, yönelen, odaklanan her kişiye, Yüce Rabbim kendi, Bilgi kaynağındaki Bilgi hazinesinde bulunan bilgilere erişmesine imkân verir. Rabbin Kitabında olan; Ey Akıl sahipleri Aklınızı kullanınız ki, Göklerin kapıları size açılsın.  Demesinin manası, siz tekâmül ettikçe gökler size açılacaktır demektir.

 

Kuran Rahman Suresi, 33. Ayetini okuyalım: “Ey Cin ve İnsan topluluğu, göklerin ve yerin bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse, geçip gidin. Ancak kudretle geçebilirsiniz” diyor. Bu kudret, Akıldır. Bilgidir. Bu bilgi ile bulunan ve Evrenin her yerinde bulunan ve dünyadaki her maddede mevcut olan HİDROJEN dir.

Kendisi Okumayanın, Kitabı OKU dediği halde okumayanın, Yaratma ve Yaşatma Yasasından Haberi olmaz. Sefil gelir gafil gider. Söylenmişleri tekrar etmekle bir yere varılmaz. Varmak istediğin yola ulaşmak için, OKU Emri var. Oku öğren, bilgilen, kendini tanı ki Yaratanı bilesin. O, diyor ki önce kendine ulaş sonra bana yaklaş.

Doğru bildiğinizi zannettiğiniz şeyler, Yaratanın Gerçekleri ile çelişiyorsa, bildikleriniz sizi O’na giden yola ulaştırmaz. Bilgisizlik sizin bakış açınızı dar tutar. Dar açıdan bakmakla, Evreni idrak etmek mümkün değildir. Çevrenize ördüğünüz, ön yargı, hurafe, tembellik, taklitçilik, nefsine uymak,  Ego,   gibi duvarlarını söküp atmanın yolu, Rabbin OKU Emrini yerine getirmektir. İlme sarılmaktır. Kalıcı eser bırakmaktır.

İlmi tepen gafleti seçmiştir.


İnsanoğlu, Tercihinin sonucunu yaşamaya mahkûmdur. Herkes ortaya koyduğu fiillerinin sonuçlarını yaşayacaktır. Herkes yaptıklarından mükâfat alır veya cezasını görür.

Farz varken sünnetle kendini aldatma!

İnsana hizmet, Allah’a kulluk, insana nefretin Allah’a isyan olduğunu fark etmeye çalış. İnsanların, seni anacağı ve hayır dua edeceği bir eser bırakabiliyor musun ona bak.

İnanıp, iyi,  güzel, faydalı ve kalıcı işler yapanın yeri Cennettir.


 

Bu müjde Kuran’da 152 Ayette geçmektedir. Uyanıp öğüt almak için, Hakka giden yola vasıl olmak için, OKU Emrini yerine getirmek gerektiğinin farkına var.

Her kişi veya toplum elleriyle yaptıklarının, Beyinleri ile ürettiklerinin sonuçlarını yaşıyor. Yani karşılığını alıyor.


Mercimek kadar aklınla, Evrenin E’sini dahi kavrayamamışken, Evrenin yaratanını yargılamaya kalkmak, beyinde bozukluğun alametidir.

Gerçekleri görmek için içinde yaşadığın Sistemin farkına varmak için OKU diyeni dinle.  Kitabını OKU, İlme sarıl.

Davranışlarını İlim ve Akıl yolu ile düzenleyenler, duygusallıktan kaynaklanan sıkıntıları çekmezler. Rabbin OKU demesi bunun içindir.

Olgun kişi kendini karşısındakinin yerine,  koyarak olayı değerlendirir.

Yarın, bugün yaptıklarınızın sonuçlarını yaşayacaksınız.

Her gününü, yaşamında yararlı olacak yeni bir ilim öğrenerek değerlendirmiyorsan, yaratma ve yaşatma yasasından bihabersin demektir. Tez elden OKU emrini yerine getir, her gün yeni bir ilim öğren.

Akıllı olan insan ayrımcılığın olduğu hiçbir takım ve grupta yer almaz. Çünkü, Rabbim Kuran’da  Al.i İmran 100 Ayeti:“Ey inananlar, Kitap verilenlerden her hangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra, onlar sizi döndürüp kafir yaparlar.

Bu ayet bize, Din de ayrımcılığın olmayacağını, ayrımcılık yapanlarla birlik olmamamız gerektiğini belirtiyor.

Rabbin, Yaratma ve Yaşatma Yasasında, mazeret ve cehalet geçersizdir. Çünkü Yüce Yaratan, insani, akıl, mantık, şuur, sabır ve vicdanla donatmıştır. Her kes eliyle ve diliyle yaptıklarının sonuçlarını yaşayacaktır.

Şükür edenin elindeki nimet artar, nankörlük eden zaten elindekini terk eder. Özündeki sonsuz ve sınırsızlığı hissedemeyen, madde batağında boğulur.

İnsanoğlu Evrenselliğe, özünden gelen evrimsellik (bilgilenip bilinçlenmek, dini doyuma erişmek,ahlaksal gelişmişlik ve Ruhsal arınmışlık) boyutundan açılabilir. Dışarıdan bedensellikten değil.

Bu dünyada oluşan her şey, kendinden evvelki sebepler etkisiyle yönünü bulur. Allah indinden gelen ilim, fikri bütünlük içinde bir sistem ve düzeni yansıtan ilimdir.

İsimlere ve Etiketlere aldanmayın. Allah’ın Sisteminde mazeretlere yer yoktur.


Yusuf YAMAN

6 Ağustos 2010

 

SEVGİYE SARILIN


SEVGİYE SARILIN

Sevgi gönül titreşimlerinin yükselmesidir

Sevgi Evrenle birlikte akmaktır. Sevgi Tanrısal Enerji ile Aşılanmaktır.

Sevgi kendinizi ve başkalarını olduğu gibi kabullenmektir.

Sevgi koşulsuz olduğunda, tüm ayrılıklar, ayrımcılıklar, yok olur.

Sevgi olumsuzlukları, olumluya dönüştürür.

Sevgi dünya görüşlerinizin genişlemesine sebep olur. Sevgi Evrenselliği getirir.

Sevgi Şifa Kaynağıdır.

İnsanlarda hastalıklara sebep olan, insanlardaki Enerji bozulmasıdır. İnsanlar, birbirini sevmediğinde, kendini sevmediği zamanlarda, olumsuz düşüncelere kapıldığında, enerji bozulması meydana gelir. Titreşimler sınırlanır. Beden işlevi bozulur. Hücrelerdeki kompüter arızalanır.  Bu sebeple sağlıklı bir beden ve sağlıklı düşüncelerle, sevgi titreşimlerini artırarak elde edebilirsiniz. Çevreye sevgi yaydığınızda, sevgi yankılanarak, size geri yansır.

Sevgi güvenli bir ortam yaratarak, şifanın gerçekleşmesine yardımcı olur. Sevgi Bedeninizdeki hücreleri yeniler ve sizin, tabakadan tabakaya yükselmenize yardım eder.

İnsanlara sevgi dolu düşünceler gönderin. İyi şeyler yapmalarına, destek olun. Derin sevgi hali ile yardım isteyenlere, telepatik yoldan enerji ve sevgi gönderin.

Diğer insanları yargılayarak eleştirmek yerine, onların hayatlarını iyileştirmek için ne yapabileceğinizi düşünün.

İnsanlardaki tüm olumsuz tutumlar, daha çok Sevgiye duyulan ihtiyacı açığa vuran feryatlardır.

Eğer insanlar kaba davranıyorlarsa, duyguları incitmeye çalışıyorlarsa, onların iç dünyalarında cereyan eden olaylardan haberiniz yoktur. Siz yine de onlara sevgi gönderin. Çünkü gönderdiğiniz sevgi katlanarak size geri döner.

Karşınızdakinin kaba davranışlarına karşılık, siz bağışlayıcı düşünce gönderin. Başkalarını eleştirerek, onların kusurları üzerine odaklanacağınıza, onları sevmek suretiyle kendi titreşimlerinizi yükseltme fırsatına sahip olduğunuzun farkına varın. Kişi kendini Sevgiye açtıkça, çevresinde daha güzel bir dünya yaratmış olur.

İnsanların duygularındaki çalkantılar, genelde ilişkilerdeki karmaşadan kaynaklanıyor. Karmaşanın sebebi ise, başka insanları oldukları gibi kabul etmediğindendir. Onları kendi isteklerine göre davranmalarını istediğinden, onlara sevgi göstermede cimri davrandıklarından dolayıdır.

Eğer sevdikleriniz, sizin huzurunuzu altüst ediyorlarsa, kendi kendinize sorun. Neden böyle tepki gösteriyorlar? Onlar benim içimdeki hangi duygu ve davranış şekline tepki gösteriyorlar?

Eğer insanların size karşı olan tavır ve davranışlarından dolayı, duş kırıklığına uğruyorsanız, buna neden olacak, ne yaptım, ne yapıyorum diye kendinize sorun?

Onların sizi memnun etmeleri için, belli tarzda hareket etmesini mi istiyorsunuz. Bunu genelde ebeveynler, çocuklarından isterler.

Onları kendi kişilikleriyle oldukları gibi kabul edip seviniz ki, onlar da sizi öyle olduğu gibi sevmeleri gerektiğini idrak etsinler.

Başkalarının hal ve hareketleri sizin huzurunuzu bozmamalı. Siz daima barışı seçebilirsiniz.

Şu hususu kabul edin; Sizi umutsuz eden duygu ve düşüncelerin sebebi, siz kendinizsiniz. Bu konuda, başkalarını suçlamayın.

Mutlu olmak için başkalarının belli bir şekilde davranmalarını ve sizin düşündüğünüz gibi düşünmelerini beklemeyin. Böyle bir beklenti içine girerseniz, gücünüzü başka bir insanın yönetimine vermiş olursunuz

İyi duyguların bir başka kişiye bağlı olmasını beklemeyin. Siz iyi duygularla hareket edin, gönül titreşimleriniz yükselsin, Beden Enerjiniz yükselsin.

Ruhsal gelişme, kendinizi anlama, daha yüksek eylemlerde bulunma, inanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapma yeteneğini geliştirme becerisidir.

Duygularınıza hâkim olmayı becerebiliyorsanız, siz belli bir düzeye ulaşmışsınız demektir. Sevgi yaymada cömert olunmalıdır.

İnsandaki olumsuz duygular insanın, benliği ile nerede uyumsuz olduğunu gösterir.

Endişenin yerine huzuru, kargaşa ve çalkantıların yerine Sevgiyi seçtiğinizde, siz yüksek benliğinizi rehber edinerek yürürsünüz. Hayatınızın akışı, daha neşeli olacağı duygularınız yatıştırıldıkça, çalkantılar sizi etkilemez.

Hayrınıza olan şeylere izin verin, siz sevgi, bolluk, mükemmel sağlık, iyi dostlar, sevecen ilişkiler içinde bir yaşam hak ediyorsunuz demektir. Çünkü bütün varlıklar Sevgi, uyum ve bolluk dolu bir hayat yaşamaları, Evrenin yüce Planının gereğidir.

Siz hayatınıza iyi şeylerin girmesine izin verirseniz, Ruhsal yönden büyürsünüz, gelişirsiniz. Bu da hayatınızdan olumsuzlukların yok olmasına ve iyi şeylerin tezahürüne yardımcı olur. Bunun sonucu sevinç gelir, sevgi titreşimleri yükselir.

Yusuf YAMAN