13 Ekim 2013 Pazar

İnsana kendisini ve başkalarını yargılama hakkı verilmemiştir.

İNSANA; KENDİSİNİ VE BAŞKALARINI SUÇLAMA HAKKI VERİLMEMİŞTİR
Bizi yaratan yüce Allah, milyarlarla ifade edilen sayıda biyokompüterleri içimize yerleştirmiştir. Biz insanların kendisi ile sürekli iletişimde olmamız için, çeşitli metafizik sistemleri bize vermiştir. Bu sistemler, yaradan la olan ilişkilerimizi güçlendirmek içindir. Yaratanın yaratılışında hiçbir eğrilik yoktur. İnsanların yaradılışında, insanın her zaman güçlü, sağlıklı ve temiz olmasını, inanarak, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmasını, Herkesi ve her şeyi karşılıksız sevip kabullenmesini öğütlemiştir. Bu konularda ilahi düzenden yardım almamız, bizim arzu ve isteğimize bırakılmıştır.
Yüce yaratan insana yolu göstermiştir. İnsan ya kendisine gösterilen ilahi yolda yaşamını sürdürür, ya da yoldan saparak, cezasını görür.

Allah'ın sistemine inanıp, O'nun nizamına uygun hareket ederseniz, O'nun düzeninin içinde olursanız, size verilen, ilahi âlemle iletişim araçlarını harekete geçirebilirsiniz. İlahi âlemle iletişime geçebilirsiniz. Çünkü insanlarda, ilahi âlem bilgilerini akışa geçirme özelliği verilmiştir. Çünkü insanlar, O'nun ruhundan ruh taşımaktadır. Çünkü insanlar evrenle uyum içinde yaşayacak şekilde yaratılmışlardır. İnsan kendini geliştirmeyi ve dünyadaki hayat amacına uygun yaşamayı hak ediyor.
İnsan kendine verileni paylaştıkça daha fazlası kendine veriliyor. İnsan kendine verilene şükrettikçe daha fazlası kendisine verilir.
Bu dünyada herkes, kendi yaşamının deneyimini yaşar. Başka insanların yaşadıkları, iyi ya da kötü şeyleri yargılama hakkı yoktur. Suçlamak hakkı yoktur. Her kişinin yaşam deneyimine hoş görü ile bakmayı öğrenmeliyiz. Başkalarını suçlamak, herkesin her yaptığına müdahale etmek, eleştirmek hakkı verilmemiştir. Çünkü herkes kendi doğrularını ve istediğini yaşar. Herkes kendi yaşam deneyimini özgürce yaşar.
İnsanları eleştirmek, insanları yargılamak, insanları suçlamak, hakkı insanlara verilmemiştir. Eğer bu hakkı gözetmeyip insanları suçlamışsanız; özür dileyin, af dileyin, onları sevdiğinizi söyleyin. Teşekkür ediniz. Çünkü yargıladığınız her kişinin başına gelenler, sizin de başınıza gelebilir. O halde 
Dedikodu etmeyin
Nazar etmeyin.
Arkadan konuşmayın.
Yaratılan her enerji sahibine geri döner. Unutmayın.
Öfkelenmeyin, öfke gelince akıl gider.
Ön yargılı olmayın. Önyargı insanı yakar kül eder.
Gerçek yaşamın farkında olmak,  önyargıları bırakmak.  Çektiğiniz sıkıntıların kendinizin çağrısı olduğunu bilmek gerek.  
Evrende her şeyde denge vardır. İnsan Yaşamın dengesi de; Kalp ile Beynin birlikte hareket etmesidir. Kalp ve Beynin birlikte hareket etmesini sağlamak, vicdan terazisini dengede tutmak. Olumlu ya da olumsuz, olayların dengeyi bozmasına müsaade etmemek insanlığın görevlerindendir.

Dengenin bozulması insanın yoldan sapmasıdır. Kibirlenmek, öfkelenmek, sinirlenmek, küfretmek, kavga etmek,  şeytanın bize etkisidir. Şeytanın şerrinden korunmalıyız.
Korkularımızı yenmeliyiz, çünkü inandığımız. Güvendiğimiz, teslim olduğumuz bir yüce güç kuvvet sahibi, her şeyin sahibi, her şeye kadir, Allah vardır. Biz insanları gören, denetleyen, yaptıklarımızı kayde geçen bir sistem vardır.
İnsanların sizin hakkınızdaki düşünceleri, kendileri hakkındaki yaratımlarıdır. Siz hoşgörülü olarak, olaya olumlu yönden bakarsanız, dengenizi kaybetmezsiniz. İnsanlara sevgiyle bakın.

Hoşça kalın, Sevgiyle kalın

Yusuf YAMAN


8 Ekim 2013 Salı

EGO İZM VE HUZUR

EGOİZM VE HUZUR.
EGOİZM:
Başkasının üzüntüsüne ve zarar görmesine sebep olacak bir şeyin, size faydası dokunması mümkün değildir. Bu gün iyi gibi görünse de, ileride iyi olmayacak sonuçlar çıkar.

HUZUR:
1.                Görevini laiki ile yaparsan huzurlu olursunuz.
2.                Sizden ne beklendiğini bilir onu yaparsanız huzurlu olursunuz.
3.                Yardımsever olup, karşılıksız yardım yaparsanız huzurlu olursunuz.
4.        Büyük işler yapmak için çileli yollara dayanacak gücü kendinizde bulursanız, huzurlu olursunuz.
5.                Kazanmak için, rahatlık sınırını aşıp sıkıntılı ve çileli yolları aşmanız gerektiğini bilir ve uygularsanız. Rahata erersiniz.
6.                İnsanlara bir şey verirseniz, o katlanarak size geri döner.
7.                Sahip olduklarınızla mutlu olur ve şükür derseniz daha çok şeye sahip olursunuz.
8.         Sahip olduğunuz; Gençlik, Güç, Kuvvet, Sağlık, Çevre, Meslek ve işiniz varsa daha ne istersiniz?
9.                Bir ideal sahibi olursanız, huzurlu olursunuz, boş durmazsınız.
10.           Bir şeyi, bir hedefi gerçekleştirmek için çalışırsanız, başarılı olursunuz.
11.           Kötü bir şeyle karşılaştığınızda, gerçekten yardımcı olabilecek dürüst ve yakın insanlarla konuşun.
12.           Konuşarak, görüşerek her şey düzeltilebilir. Barış olur.
13.           Tanrıya inanın, dua edin. Üzüntüyü bırakıp yaşamaya bakın.

14.           Yapacağınızı gençlikte yapın. Daha sonra vaktiniz olmayabilir.

Dini Doyuma Varmış, ARŞ'A AÇILAN KAPIDAN GEÇECEK İNSANLAR

DİNİ DOYUMA VARMIŞ, ARŞ’A AÇILAN KAPILARDAN GEÇECEK İNSANLARDA ARANAN VASIFLAR.
1. Büyüklük nedir bilmeyen.
2. Doğru sözlü ve derin bilgisi olan
3. Yüceliği gönlünde taşıyan.
4. Işığı Ruhunun nurunda olan


Herkes Hakiki Tanrı kuludur. ve Tekamülün ötesine yani; Arınmışlık ortamına girmeye hak kazanırlar. Bu gibi insanların gönüllerinin mührü açılmıştır. İlahi Âlemde kabul görmüş Bu dostlar, dünya insanının irşat edilmesi için değerli kişilerdir. Bu insanlar insanlığın kurtuluşu için çalışırlar.
Bu dünya insanlarının girebileceği en yüksek seviye Yunus ve Mevlana kotudur. Bu seviyeye erişmiş insanlar daha üst düzeylerle (göksel güçlerle) temasa geçme müsaadesi alırlar. Bunlar dünya imtihanını başarı ile vermiş ve beyinleri istenilen düzeyde algılara açılabilen ve gönül gözü ile görebilen insanlardır.

Bu insanlar, dünya insanlarını Yaratan ve Yaşatan Yüce Rabbin mesajları doğrultusunda irşat etmek için çalışırlar. İnanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapan İnsanları, dünya yaşamında verdiği ve vereceği imtihanlar sonucu mutlu yarınlara hazırlanmalarına yardımcı olurlar..
İstenilen düzeye gelebilenlere ve dinler ötesi bilgileri almaya layık görülenlere, bilinmeyen boyutların bilgi kaynakları kendilerine açılır ve o ortamlara alınırlar.
Bu İnsanlar, Din ötesi bilgileri rahatlıkla alabilirler. Algılanan bu din ötesi bilgiler insanlığın kurtuluşu için ve İnsanlığın hizmetinde kullanılmak üzere verilirler. Bu bilgileri alanlar bunları insanlık hizmetinde kullandıkları takdirde, Rabbin emri ile kendilerine daima yardım edilir.

Bu dünyada her kes bulunduğu ortamda bir imtihandan geçirilmektedir. Geçmek veya kalmak bu dünyada denetlenmektedir. Denetim Rabbin yaratışta insan vücuduna yerleştirdiği Biyolojik konpüturlarle ve dışarıdan özel kaydedici görevliler vasıtası ile olmaktadır.
Denetim sonucu işlenen fiillere ve yapılan işlere göre; yargılamak, takdir etmek mükâfatlandırmak ve cezalandırmak Rabbin kendisine aittir.
Bu konuda insanlar Yüce Rabbe ait olan yargılamayı kendileri yapmak istedikleri takdirde, insanlık tekâmülünden çok şey kaybettirir ve insanlık tekâmülünü geciktirir.
Bir insan kazandığı Hoşgörü, Bilgi ve Bilinç derecesine göre bir üst boyuta alınır. İnsanoğlu layık olduğu boyuta girince kendisinde hiçbir olumsuzluk kalmaz.
Kişi girdiği yeni boyutta yaptığı yeni görevlere göre daha başka, üst boyutlara alınır. Ancak bir üst boyutun istediği kişiliği kendisinde bulundurmayan insanlar bulunduğu boyutta kalırlar.
Herkesin tekâmülü kendi evrimine, gelişmişliğine tabidir. Kimi insan bir gecede kimisi bin yılda, ancak tekâmül edebilir.
Evrensel birleşim yolunda tüm evren birleşirken, dünyamız gittikçe dağılmaktadır. Bu dünyada insanlığın kurtuluşu için hakiki insan frekansına giren insanlar seçilerek bir araya getirilmektedir.
Bu seçimde iltimas yoktur. İnsanlık hasletlerini kendinde toplayanlar seçilirler.
Bu seçimde kişinin; olan olayları olduğu gibi anlatması esastır. Kendine göre ilaveler yapmak, Ayıplamak, Aleyhte bulunmak, Suçlamak, en büyük günahtır.

Arş’a açılan kapılardan geçme müsaadesi alanlardan olmanızı diliyorum.

Yusuf YAMAN

EBEDİ MUTLULUĞA ERİŞMEK İSTİYORSANIZ? ALLAH’A GİDEN YOLA ULAŞMAYA ÇALIŞIN.

EBEDİ MUTLULUĞA ERİŞMEK İSTİYORSANIZ?
ALLAH’A GİDEN YOLA ULAŞMAYA ÇALIŞIN.

Allah vardır Bir'dir. O’ndan başka İlah yoktur. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Her şeyi O yaratmıştır. O her şeyi bilendir. O her şeyi bilir ve görür. O yarattıklarına kıymet verir. O insanı sever ve insanın yaptığı her şeyi kayda geçirir. O yarattıklarının en üstünü olarak insanı yaratmıştır. O’nun gösterdiği yoldan ayrılmayan ve yararlı iş yapan insanları cennetle müjdelemiştir.
O, dünya insanına din olarak İslam’ı seçmiştir. İnsanların İslam yasalarına göre yaşamlarını düzene sokmalarını ister.
Bu İslam yasasını öğrenen bilen herkes onu doğru olarak insanlara anlatmakla görevlidir. O dilediğine dilediği zaman vahiy eder.
O her an ve her dem yeni bir iş ve yeni bir oluştadır. O insanın da kendisi gibi çalışıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmasını ister.
O, insan için en büyük ibadet olarak inanıp yararlı işler yapmasını ve bilgisini üretime dönüştürmesini ister.
O bu dünyada insana kendi çalışmasının karşılığından başka bir şey olmadığını, çalışmasının da mutlaka değerlendirileceğini ve karşılığının eksiksiz tas tamam verileceğini bildiriyor.
O bu dünyada yarattığı her şeyi insana emanet etmiştir. İnsan bu dünyada bir emanetçidir.
O emaneti iyi muhafaza etmelerini, nefsine uyarak emanete hıyanet etmemelerini Emanete hıyanet edenlerin bunun cezasını göreceğini bildirmiştir.
O Allah’a ve Ahiret gününe iman etmelerini insana İslam dininin temeli olarak bildirmiştir.
O, her şeyi ilahi bir düzene göre yarattığını, yarattıklarına bir ömür takdir ettiğini ve zamanı gelen her şeyin boyut değiştireceğini bildirmiştir. Kendine varan yolda olanlara yardım edeceğini, yoldan sapanları ve kendisine eş koşanları cezalandıracağını bildirmiştir.
O her dakika her saniye insana içten seslenmektedir. İnsana ilham vermektedir. O insana her dem kendini yaratana şükretmesini, görev bilinci ile çalışmasını insana ilham etmekte ve insan bilmediğinde ve zorda kaldığında kendisinden istekte bulunmasını bildirmektedir.
İnsanların başıboş bırakılmadığını sürekli bir kontrol altında olduklarını, her düşünce ve hareketinin kayda geçirildiğini ve yaptıkları iyi veya kötü düşünce ve davranışlarına göre değerlendirildiğini bildirmektedir. İyi düşünce ve hareketlerin mükâfatlandırılacağını kötü düşünce ve hareketlerin cezalandırılacağını bildirmektedir.
O bütün insanlığın uyanmasını kendisine verilen yeteneklerini kullanmasını çalışmak, üretmek, kazanmak kazandıklarını olmayanlarla paylaşmak, birlik ve beraberlik içinde yaşamayı prensip edinmelerini insan dan ister. İnsanların geleceğe hazırlanmasını, değişim ve dönüşüm (Kıyam et) gününün yaklaştığını bildirmektedir.
O, gönderdiği bilginin paylaşılmasını, insanların birbiri ile kaynaşmalarını, insanların birbiriyle yardımlaşmalarını emreder.
O, Dünyanın insanlar için bir imtihan yeri olduğunu, yaratma ve yaşatma yasası olan din’i bilgilerin sadece dünya insanlığına bahşedildiğini bildiriyor.
O, insanlığın daima barış içinde yaşamasını, birlik, beraberlik ve yardımlaşma içinde, doğru sözlü ve güzel ahlaklı olmalarını, adil düşünce ve davranış içinde bulunmalarını insandan ister. Kötülüğe, zulme karşı, mağdurlardan yana olmalarını insandan ister.
O bu arz’a (dünyaya) Salih kullarının varis olacağını bildiriyor.

ENBİYA: 105-Andolsun ki, biz Tevrat’tan sonra Zebur da da yazdık. “Şüphesiz Arz’a Salih kullarım varis olacaktır.


Bu Allah’ın bildirdiği yaratma ve yaşatma yasası olan İSLAM dini, dünyada yayılacak ve insanlık, refah ve bolluk içinde barış ve mutluluk ortamında kalplerinde O’nun imanı ve Aşkı dolu olarak yaşamlarını sürdüreceklerdir.
Allah’a giden yolun yolcusu olmak isteyen insanlar, bizzat kendileri Allah’ın kelamını okuyup öğrenmek ve öğrendiklerini doğru olarak, ne eksik nede fazla insanlarla paylaşmak durumundadırlar.
Bizzat kendileri okuyup öğrenen, öğrendiğini öğreten, yaşayan ve yayan insanlar
Allah yolundaki işlerde insanlara önder olurlar. Diğer insanların da kendileri gibi olmaları için gerekli gayreti gösterirler.
Hakkın hakikatini insanlara açıklayan insanlar Allah’a giden yolun yolcusu olmak için evrensel kurallara göre hareket etmek zorundadırlar.
İnsanlığın yürüyeceği evrensel yolda, hakiki bir insan olmak için aşağıda verilen hususların takipçisi ve uygulayıcısı olmalıdır.
1. Doğayı sevmek ve hiçbir şekilde doğaya zarar vermemek
2. Hayvanları sevmek, hayvanı beslemek, sorumluluğunu almak.
3. İnsanı sevmek ve her sahada sosyal yardımlaşmalarda bulunmak.
4. Düşmanı sevmek ve onu cemiyete kazandırmak.
5. Kendini sevmek ve kendisi ile barışık olmak
6. Bütünü sevmek, yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmek.
Bu hasletler insanoğluna hakiki bir kişilik ve kimlik kazandırmak için gerekli olan hasletlerdir. Bu hasletler insan tekâmülünü sağlayan ve bireyi aydınlığa götürebilecek en emin yoldur. Allah’a giden yolun ilk basamağı bu hasletleri kişiliği ile bütünleştirmekle başlar.

Kaynak: Kuran’i Kerim ve Bilgi Kitabı


Manevi ilişkiler, Sağlık ve Eğitim

MANEVİ İLİŞKİLER.
1.             Kimsiniz ve neden var oldunuz?
2.             Sonsuz kaynaktan nasiplenmeyi düşünüyor ve o kaynağa bağlanmak için çalışıyor musunuz?
3.             İnsanların yüce varlığı, Allah tarafından Ruh verilerek dünyanın hâkimi kılındığını,           gene Ruh olarak döneceğini imanla inanıyor ve şükrediyor musunuz?
4.             Kendine değer veriyor musunuz?
5.             Başkalarını olduğu gibi kabulleniyor musunuz?
6.             Her sabah dua edip, sağlıklı olduğunuz için şükür diyor musunuz?

SAĞLIK.
1.             Bedeninizin sağlığı için hareket edin egzersiz yapın.
2.             Dik yürüyün, dik oturun, omurganız düzgün, omuzlar geriye çekilmiş olsun,      
Gülümseyin. Selam verin.
3.             Berrak konuşun,  Sevgiyle karşılayın insanları.
4.             Uykunuza dikkat edin. (Her gün en az 6 saat uyuyun)
5.             Bol yeşilliklerin bulunduğu yerlerde dolaşın. Nefes alın oksijen alımını artırın.
6.             Omurganız esnek ise gençsiniz.

EĞİTİM
Yaşam boyunca ve yaşamın her devresinde her şey değişiyor. Her şey yenileniyor. Hem de yeni teknolojiler yaratarak. O halde bu duruma ayak uydurmak, hayata hakim olmak   ve yaşamın bize bağışladığı fırsatlardan yararlanmak için, her yaşta yeni şeyler öğrenmeliyiz.
1.             Hayatta dengeli yaşamak için öğrenmeliyiz.
2.             Beynimizin hastalanmaması için. Öğrenmeliyiz.
3.             Yaşamdan keyif almak için öğrenmeliyiz.
4.             Akıl zenginliği için öğrenmeliyiz.
5.             Kötülüklerden sakınmanın yollarını öğrenmek için okumalıyız.
6.             Dünyada olup bitenleri öğrenmek için okumalıyız.
7.             Mesleği ilerletmek için öğrenmeliyiz.
8.             Geleceğe güvenle bakmak için okumalıyız.
9.             Hayatın bize bağışladığı fırsatları değerlendirmek için öğrenmeliyiz.
10.         Bir meslek sahibi olmak için öğrenmeliyiz.
11.         Yaptığımız hatalara gülmek için öğrenmeliyiz.
12.         Geleceğimiz için temel edindiğimiz bilgilerdir. O halde geleceğimizin temelini güçlendirmek için öğrenmeliyiz.
13.         Düşünce ve karar verme yeteneklerimizi geliştirmek için öğrenmeliyiz.
14.         Açık fikirli olmak için ve yaratıcı olmak için öğrenmeliyiz.
15.         Başarılı olmak için öğrenmeliyiz.
16.         Mutlu olmak için öğrenmeliyiz.
17.         Ön yargılardan ve peşin hükümlerden kurtulmak için öğrenmeliyiz.
18.         Öğrendiklerimizi uygulamak için öğrenmeliyiz.
19.         Öğrenmek zekâyı geliştirmek, gelişen zekâ para ve zenginlik getirir. O halde zengin olmak için öğrenmeliyiz.

20.         İnanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak için öğrenmeliyiz.

İki Şey

İKİ ŞEY..

- İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu

- İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

- İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek

- İki şey kişiyi gözden düşürür:
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

- İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar:
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

- İki şey 'Ekstra Değer' katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

- İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

- İki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

- İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

- İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek


- İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

- İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

- İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak

- İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

- İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba

- İki şey geri alınmaz:

1- Geçen zam...

2- Söylenen söz
................

2 Ekim 2013 Çarşamba

EVRENSEL ENERJİ VE İNSANIN ENERJİ ALANI

EVRENSEL ENERJİ VE İNSANIN ENERJİ ALANI
Hepimiz enerjiden oluşuyoruz. Sürekli duyuyoruz bunu, peki nedir bu enerji? Nerdedir? Bizi nasıl etkiler? Kısaca göz atalım.
Einstein’ın uzay ve zamanın doğrusal değil, görece olmasını saptamasından sonra, yani “izafiyet teorisi”nin ortaya çıkmasından sonra, sonsuz olasılıklar kapısı insanoğluna açılmıştır.
Bu teorinin en önemli sonuçlarından biri de enerji ile maddenin birbirlerinin yerini tutabileceği sonucudur. Madde kendini yavaşlatarak kendini gösteren enerjiden başka bir şey değildir. Yani madde olarak gördüğümüz her şey (vücudumuz dâhil) enerjidir.
Evrende temel bir kütle var olmadığı ve bu kütlenin enerji olması sebebiyle, tek bir yerde olması da imkânsızdır.
Maddeyi oluşturan parçacıklar, başka parçacıklara dönüşebilirler. Bir enerjiyle üretilip, yine aynı enerjiyle yok edilebilirler. Hem sabit bir dönüşüm, hem de sürüp giden bir harekettir bu enerji.
Bu nedenle bütün yaşadıklarımız birbirleriyle bağlantılıdır. Çünkü hepimiz aynı bütünün parçalarıyız. Bu nedenle var olan enerji parçacıklarıyla kimi zaman düzenli, kimi zaman ise düzensiz bağlantılar içindeyiz.
Bir anlık bir bağlantı, bir diğerimizin aklından geçeni okumamız veya bir başkasının düşüncesini telepatik olarak etkilediğimiz anlamına gelir. Bu da enerjiyi doğru kullanmamızın ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.
Hintliler, yaklaşık 5000 yıllık bir geçmişe sahip “Prana” diye anılan evrensel bir enerjiden bahsedeler. Türkçe karşılığı “yaşam soluğu” dur. Hintli yogiler binlerce yıldır meditasyonlarında, titreşimlerini artırmak için bu enerjiyi kullanırlar.
Çinliler, yaşam enerjilerine “Chi” adını verirler. Çinlilere göre Chi, yin ve yang adlı iki zıt enerjiden oluşan güçtür. Bu iki zıt kutup ancak uyum içinde ve eşit miktarlarda olurlarsa kişinin yaşam enerjisi sağlıklıdır. Eski Çin tedavi tekniği olan akupunktur yin ve yang’ın dengesi kullanılarak yapılmaktadır.
Yahudiler ise aynı enerjiye, “Kabala” yani “Yıldızsal Işık” adını vermişlerdir.
Görüldüğü gibi binlerce yıldır insanlar ve toplumlar yaşam enerjiyi değişik isimlerle anmışlar ve kullanmışlardır.
İnsanın enerji alanı ise evrensel enerjiden farklı değildir çünkü evrensel enerji kanalıyla üretilir. En ilkel bilinçten, en gelişmiş bilince kadar değişiklik gösterebilen bir yapısı vardır.
Bazen öyle insanlarla karşılaşırız ki, hiç elektrik alamadım, yanında çok huzursuz oldum, deriz. Hiçbir ışıkları yoktur. Bir an önce yanlarından uzaklaşmak isteriz. Bazen de öyle insanlarla karşılaşırız ki, etraflarına ışık saçıyorlardır. Bu iki tip insanın yaşam enerjileri bilinç seviyeleri ile doğru orantılıdır.
Etrafa ışık saçan insan tipi, gelişmiş ve tekâmül etmiş bir bilince sahiptir ve etrafına sevgi, mutluluk vermekten, insanlara yardım etmekten başka bir şey yoktur bilincinde. Bu üst seviyede gelişmiş bilinç, çok hızlı titreşimlere ve çok yüksek bir yaşam enerjisine sahiptir.
Evrensel enerji alanımız auramızdır. Yaşam enerjisini ve auranın yoğunluğunu artırmanın en pratik ve herkesçe uygulanabilir yollarından biri nefes tekniklerini kullanarak meditasyon yapmaktır. Bu yöntem muhteşem evrensel enerjiden yararlanmak, kendimizi beslemek ve ışık saçan bir varlığa dönüşmek için idealdir.
Çakralar ise insan vücudundaki ana enerji merkezleridir. Her insanın vücudunda yedi tane çakra, yani enerji merkezi bulunur. Sankritçe’de “Tekerlek” olarak adlandırılır. Vücudun bölümleri ve organları ile ilgilidir. Bunlar evrensel yaşam enerjisini içine çeken merkezlerdir ve evrensel enerjiyi, insani enerjiye dönüştürerek tüm vücudun ve organların enerjilerinin dengelenmesini sağlarlar.

Şimdi kısaca göz atalım,
1. Kök çakrası: Omuriliğin alt ucunda yer alır. Çarka sisteminin temelini oluşturur. Bağlantılı olduğu element “toprak”tır. Yaşama içgüdüsü, bedene ve fizik plana bağlılık eğilimi ile alakalıdır. Dengeli çalışması, sağlık, güvenlik duygusu ve yaşama sevinci olarak tezahür eder.

2. Dalak Çakrası: Kişiliği yücelten duygusal kimliktir. Karın bölgesinin alt kısmında yer alır. Bağlantılı olduğu element "su" dur ve cinsellik duyumları ile alakalıdır. Dengeli çalışması, duyumsal yoğunluk, cinsel doyum ve değişimi kabul etme becerisi olarak tezahür eder.

3. Güneş Sinir Ağı Çakrası: Kişiliği tanımlamaya ilişkin ego kimliği Güç çakrası olarak da bilinen üçüncü çakra, solar plexus denen bölgede yer alır. Bağlantılı olduğu element "ateş"tir. Kişisel güç, irade ve otonomi prensiplerinin merkezidir. Dengeli çalışması, enerji, verimlilik, çabuk karar verebilme ve güç faktörünü baskıcı olmadan kullanabilme yetisi olarak tezahür eder.

4. Kalp Çakrası: Kişisel kabül haline yönelik sosyal kimlik Çakra sisteminin tam ortasında yer alan kalp çakrası, sevgi merkezidir. Bağlantılı olduğu element "hava"dır. Bu çakra insan psişesinde yer alan zihin-beden, dişil-eril, asıl-gölge, ego-vicdan gibi zıt öğelerin dengeleyicisidir. Sağlıklı çalıştığında, sevgi, şefkat, barış ve güçlü bir adalet anlayışı olarak tezahür eder.

5. Gırtlak Çakrası: Kişisel ifadeye yönelik yaratıcı kimlik gırtlak bölgesinde yer alır. İfade ve sanatsal yaratıcılık merkezidir. Bağlantılı olduğu element "ses"dir. Bu çakrada evren, bir titreşimler alanı olarak sembolik düzeyde deneyimlenir.


6. Alın Çakrası: Kişisel yansımaya yönelik arketip kimlik aynı zamanda "üçüncü göz çakrası" olrak da bilinen bu çakra, iki kaşın ortasında yer alır. Bağlantılı olduğu element "ışık"tır. Hem fiziksel, hem de sezgisel boyutta "görme" duyumu ile alakalıdır. Bu çakranın açılmasıyla arketip elemanların yorumlanmasına yönelik psişik yetiler devreye girer. Dengeli çalışması, "manzaranın tümünü" görebilme olarak tezahür eder.

7. Tepe Çakrası: Kişisel bilince yönelik evrensel kimlik Taç çakra olarak da bilinen bu çakra, saf farkındalık olarak bilinen bilinç seviyesine karşı gelir. Bağlantılı olduğu element "düşünce"dir. Tepe çakrası, beş duyunun algılayamadığı, zaman - mekân ötesi birlik âlemiyle bağlantı noktamızdır. Bu çakranın açılmasıyla kozmik bilginin, bilgeliğin, birlik bilincinin tezahürü olarak vecd hali deneyimlenir.

1 nolu çakra ile 7 nolu çakra arası enerji kanalımız olarak kabul ediliyor. Bioenerji uzmanlarına göre kendi ellerimiz ile de vücudumuzdaki enerji akışına hâkim olup bazı rahatsızlıklarımızı giderebiliyoruz. Özellikle en çok enerjinin bulunduğu yer olan parmak uçlarını kullanarak. Belki fark etmişsinizdir, bir yerimiz ağrıdığı zaman elimizi ağrıyan yerimize götürürüz. Bunun sonucunda bir rahatlama hissederiz hatta kimi zaman ağrı geçer. Bu çakraların bulunduğu noktalarla temas etmekten kaynaklanır.
Evrensel enerji ve bu sayede oluşan evrensel enerji alanımız bu kadar önemli işte. Eksikliği ruhsal ve fiziksel hastalıkların temelini oluşturabiliyor. Yeterli miktarda aldığımız ve düzenli aralıklarla aktive ettiğimiz takdirde fizik ve ruh sağlığımızı korumamıza ve güzelleştirmemize olanak sağlıyor.
Bol yaşam enerjili, coşkulu ve ışık saçarak ilerlediğiniz bir yaşam diliyorum.
Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.