30 Ocak 2014 Perşembe

Dünyanın küresel yoksulluk istatistikleri

Dünyanın küresel yoksulluk istatistikleri
 Paylaşımlarda bulunmak Allah'ın emridir. Allah'ın emri de yapılır. Düşünmüyor musunuz ey insanlar?

Dünyadaki zenginler ve fakirler arasındaki uçurum endişe verici bir şekilde giderek her zamankinden daha da büyüdü. Sahra altı Afrika’da yaşayanların yarısından fazlası günde 1,25 dolardan daha az bir parayla geçiniyor.

2005 yılı Dünya Bankasının raporuna göre dünya genelinde 1 milyar 350 milyon kişi günde 1 dolardan daha az bir parayla geçinmeye çalışıyor. Yapılan tahminler, dünya üzerindeki yoksulluğun çözülebilmesi için yeterli zenginliğin olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Biz de küresel yoksullukla ilgili yapılan bazı istatistikleri sizlerle paylaşmak istedik.

Açlık: Dünyadaki ölümlerin bir numaralı nedeni… Dünya gıda programına göre, açlık insanlığın en büyük katili. Tüyler ürpertici bir şekilde her yıl HIV / AIDS, sıtma ve tüberküloz gibi hastalıklardan daha fazla öldürücüdür.

Yoksulluk: Dünyadaki her iki çocuktan biri yoksulluk içinde. Kadınlar ve çocuklar dünyanın her yerinde olan yoksulluktanen fazla etkilenenlerdir. 2011 yılında sahra altı Afrika’da, 19 bin çocuk tedavi edilebilir zatürre, sıtma ve ishal gibi hastalıklardan hayatını yitirmiştir.

Gelir adaletsizliği: Dünyadaki 85 zengin insan, 3,5 milyar insanın toplam zenginliğine sahip. Bu rakam neredeyse dünyadaki nüfusun yarısına yaklaşmaktadır.

Elektrik kullanımı: Dünya üzerinde yaşayan her 4 kişiden biri elektriksiz yaşamaktadır. Gelişmiş ülkelerde elektrik günlük hayatın bütünleşik bir parçasıdır. Neredeyse ışıklandırılmayan cadde ve sokak yok gibidir. Elektrik ışıktan çok daha fazlasını hatta güvenliği de sağlamaktadır. Oysa az gelişmiş yoksul ülkelerde elektrik üretimi oldukça az ve yetersiz. Elektrik gıdaların buzdolabında saklanmasını, tıbbi malzemelerin sterilizasyonunu, temiz suyun sağlanmasını da kapsar. Elektrik, eğitim gibi dünyada temin edilebilir bir şeydir.

Çocuk ölümleri: Dünyada her yıl 10 milyon çocuk 5 yaşına ulaşamadan ölüyor. Çocuk ölümlerinde dünyada 1-5 yaş aralığı istatistiklere konu edilmektedir. Bunun nedeni, çocuklarda beş yaşına gelene kadar bağışıklık sistemi gelişimi neredeyse yetişkinliğini yaşayabilmek için gerekli gücü elde etmesini sağlamaktadır. Gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelerde bodur büyüme, vitamin eksiklikleri, temel gıda ve içme suyu yetersizliği had safhadadır. Bunlar da 5-6 yaş altı çocukların ana katillerindendir.

Sıtma ölümleri: Sıtma hastalığından yaşanan tüm ölümlerin %90’i Afrika’da olmaktadır ve ölenlerin de %80’i çocuklardır. Bu hastalığın tedavi edilmesi için gereken ilaçların piyasada olduğunu düşünürseniz, bu istatistik şok edicidir.

Temiz içme suyu: Dünya üzerinde yaşayan her 9 insandan 1’inin temiz suya erişimi maalesef yok. Dünya genelinde yaklaşık 800 milyon insan temiz içme suyuna ulaşamadığı için sıtma, kolera, trahom gibi hastalıkların pençesinde savaşmaktadır.


25 Ocak 2014 Cumartesi

Yağmurun şükrünü eda ettik mi?

Yağmurun şükrünü eda ettik mi?

Bediüzzaman Hazretleri, Emirdağ Lahikası’nda buyurmuş ki: “Denizin
dibindeki balıklar dahi günahkâr ve zalimlerden şekva ediyorlar ki,
‘onların yüzünden yağmur kesilir, hatta bizim de nafakamız azalır.’ derler.


Bu zamanlarda öyle günahlar, zulümler oluyor ki, rahmet istemeye yüzümüz
kalmıyor…”
Mesela Mısır’da kuraklık olunca Niyazi Mısrî’yi yağmur duasına davet
etmişler. O da yağmur duasına çıkmamış; kalkmış, bulunduğu şehirden başka
bir şehre gitmiş. Sonra dönüp gelince sormuşlar: “Neden yağmur duasına
çıkmadınız?” Cevaben demiş ki: “Rahmet, rahmete layık olanların üzerine
yağar. Herhalde bu şehirde bir günahkâr var ki yağmur yağmıyor. Acaba o
günahkâr ben miyim diye kalkıp gittim…”


Bu kış beklenen yağmurlar yağmıyor. Yağmurun yağmamasıyla Allah, “Bana
yalvarın!” diyor. “Dua edin…” Yağmur yağar veya yağmaz amma dua, imanın
alametidir. Dua eden bilir ki, “Benim bu duamı bir duyan var.” Her
hadisede Allah’ın nizamını, hâkimiyetini görmek lazım... Kitab-ı kâinatı
okumak lazım. “Nasıl olsa kış geliyor, yağmur yağar…” İşte yağmadı. Akla
gelecek ilk şey, Allah!


Yağan yağmurlar durmasaydı her şey çürüyüp gidecekti. Yağmurlar damla damla
değil de oluktan boşanırcasına yağsaydı, her şeyi seller götürecekti. Hiç
yağmur yağmasaydı ne büyük felaket… Göklerin dizginini elinde tutan
Rabb’imiz, yağmurdaki üç felaketten bizi koruyup, yağmuru rahmet olarak
gönderiyor. Amma bu kış yağmurlar az… İlim adamlarının pek çoğu bir halka,
bir de yağmura bakmış; “Ey Rabb’imiz, affedici, bağışlayıcı Sensin. Sensin
başımıza taş değil de rahmet yağdıran.” demişler.

Şükür, nimeti artırır. Şükürsüzlük de nimeti azaltır. Yağmur bol bol
yağdığında acaba şükrettik mi? Bakınız, göklerde uçakla gezen insan, canlı
bir yaprak dahi yapamıyor. Suyu yaratmak, buharları belli bir yerde tutmak,
onu susuzların imdadına sevk etmek, sadece ve sadece Rezzak-ı Kerim’in
işidir. Tuzlu denizlerden çıkan tuzsuz buharlar, gökyüzünü pamuk tarlasına
çevirir. Bunlardan yağmur yağar, kar yağar, dolu yağar… Bunların hepsi
birer mucizedir. Tabii her şey görene; köre ne?


Yani düşünüyorum da, bir arkadaş ucuzundan bir kalem hediye etse
mahcubiyetimizden iki kat oluyoruz. Teşekkür üstüne teşekkür… Amma bir de okalemi alıp, “Aman bu da ne…” deyip, bir kenara atsak, bir daha ne o
arkadaş gelir, ne de hediye getirir.

 

Galiba biz yağmura böyle davrandık…

Allah bize çok yağmurlar yağdırdı; şükrettik mi? Mesela yağmuru seyredip,
“Hey Rabb’im! Bu ne kudret! Denizleri göklere çıkaran, bulutları yerlere
indiren, kara toprağı renk renk, desen desen dirilten, bostanları kazan
yapıp, bize çeşit çeşit yemekler pişiren Sensin. Sen ki bizi bizden fazla
düşünensin. Koruyup gözetensin. Şu yağmurun damlaları adedince şükürler
olsun…” dedik mi?

Üstad “Şükr-ü mutlak!” diyor. Yani her nimeti doğrudan doğruya dest-i
kudretin yadigârı ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetin hediyesi bilmek…

Allah yağmurları kesti. Biz de döndük “Allah!” dedik. O neylerse güzel
eyler…
 Hekimoğlu İsmail

Allah'ın her nimetine şükredelim dostlar.
ARAF: 10-Doğrusu biz sizi yeryüzünde yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik. Ne kadar az şükrediyorsunuz?
ARAF:57-O ki rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci gönderir. Nihâyet onlar, ağır ağır bulutları yüklenince, onu ölü bir ülkeye yollarız; onunla su indirir ve türlü türlü meyvalar çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Herhalde bundan ibret alırsınız.
ARAF:58-Güzel olan ülkenin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için ayetleri böyle döndürüp (tekrar tekrar) açıklarız.

Rahmetini iyilik edenlere yönlendiren Allah'a şükürler olsun
Rüzgarları Rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen Allah'a şükürler olsun.
ARAF: 69-… "Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki başarıya eresiniz" diye bildiren Allah'a şükürler olsun.


Yusuf YAMAN

Dünyada Birlik ve Barışın sağlanması

Dünyada Birlik ve Barışı, Kuran'da Allah'ın İndirdiği İle Hemhal Olanlar Kuracaktır.
Bu konuda Atatürk Türkiye'si önderlik edecektir.

Dünya genelinde bütünleşmenin gerçekleştirilmesi, ancak ALLAH Kelamı olan KURAN da belirtilen hususlar çerçevesinde birleşmekle, yani, ALLAH'IN indirdiği ile hem hal olmakla mümkün olacaktır. 

KURAN'DA ALLAH, Siz tabakadan tabakaya yükseleceksiniz diyor. Bu yer başka yere göklerde başka göklerle değişir diyor. O halde Kuran etrafında birlik sağlandığında ve Allah'ın indirdiği ile hareket edildiğinde, Allah sevdiği kullarını yeni bir yaratılışla aslına döndürecektir. Yenidünyalarda bedenlendirecektir İNŞAALLAH

Geçmişte helak edilenler, Allah'ın indirdiği ile hareket etmediklerin- den, Allahın ayetlerine inanmadıklarından ve Allah'a ortaklar koştuklarından, Allah'ın indirdiği öğütlerden uzak durduklarında Allah'ın emirlerini yerine getirmediklerinden Allah'ın insanlar için indirdiği nimetlere şükür etmediklerinden, fesatçılık yaptıklarından, aç gözlülük etiklerinden, insanları Allah'a giden yoldan saptırdıkları için helak olmayı hak ettiler.
Bugün bu helak edilenlerin yerine getirilenler de çoğunlukla çeşitli sebeplerle Allah'ın Kuran'da gösterdiği, Allah'a giden yoldan sapmış durumdadırlar. Bugün ALLAH'A Giden yolda çaba sarf etmeyi ve dünya insanlarının barış içinde bir araya gelmeleri için herkesin Kuran'ı OKU'yup Anlaması ve anlatması ile mümkündür. İnsanlık,
Dini sadece Allah'a has kılarak, insanları birliğe çağırmaları ve insanların kendilerine emanet edilen bu dünyayı korumaları gerekmektedir.
İnsanlar, bilgiyi üretime çevirdiklerinde, görevleri gereği; İnanıp; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yaptıklarında Allah'ın Kuran'da bildirdiği, ÜRETMEK, YARDIMLAŞMAK, PAYLAŞMAK, ALLAH'IN emrini yerine getirdiklerinde.
Sınırsız bir dünya, Sınıfsız insanlık, Sömürü olmayan bir dünya, Allah'ın izniyle oluşacaktır.
Bunun için; günümüzün putları olan, Otorite, Güç ve Para ortadan kaldırıldığında her şey düzene girecektir.


Yusuf YAMAN

21 Ocak 2014 Salı

İsteyin Verilsin, Çaba Gösterin Olsun.

Her İnsan, Yaratan ve Yaşatan Yüce Allah'ın Ruhundan Ruh Taşıyor. O halde isteyin verilsin, çaba gösterin olsun.
1.Hepimiz tek bir sınırsız güç ile çalışırız
2. Sır, Çekim Yasasıdır.
3. Zihninizden ne geçiriyorsanız, onu çekersiniz.
4. Bizler mıknatıs gibiyiz – benzer benzeri çeker. Düşündüğünüz şey olursunuz ve düşündüğünüzü çekersiniz.
5. Her düşüncenin bir frekansı vardır. Düşünceler manyetik enerji gönderirler.
6. İnsanlar arzu etmedikleri şeyleri düşünürler ve arzu etmedikleri şeylerin daha çoğunu çekerler.
7. Düşünce = Yaratım. Eğer bu düşünceler güçlü duygulara bağlı ise, o duygu yaratımı hızlandırır.
8. Baskın olan düşüncelerinizi çekersiniz.
9. Her zaman hastalıktan söz edenler hasta olurlar, her zaman bolluktan söz edenler bolluk içinde olurlar, vs.
10. Bu “istekli” düşünmek değildir.
11. İçine zihnin girmediği bir evrene sahip olamazsınız.
12. Düşüncelerinizi dikkatle seçin; siz yaşamınızın şaheseri, başyapıtısınız.
13. Düşüncelerin realiteye anında tezahür etmemesi Ok’dir (eğer bir filin resmini görseydik ve fil anında ortaya çıksaydı, bu çok erken olurdu)
14. Yaşamınızda kendinize çektiğiniz HERŞEY bu gerçeğin doğru olduğun kabul eder.
15. Düşünceleriniz, hislerinize neden olur.
16. Duygularımızın arkasındaki tüm “nedenleri” karmakarışık etmeye gereksinimimiz yok. İki kategori var, iyi hisler ve kötü hisler.
17. İyi hisler getiren düşünceler doğru yolda olduğunuz anlamına gelir. Kötü hisler getiren düşünceler doğru yolda olmadığınız anlamına gelir.
18. Düşündüğünüz şey her ne olursa olsun, gerçekleşme sürecinde olanın mükemmel bir yansımasıdır.
19. HİSSETTİĞİNİZ şeyi tam olarak elde edersiniz.
20. Mutlu hisler daha çok mutlu durumları çeker.
21. Arzu ettiğiniz şeyi hissetmekle (orda olmasa bile) başlayabilirsiniz. Evren şarkınızın doğasına karşılık verecektir.
22. Düşünce ve hislerinizde neye odaklanırsanız, deneyiminize onu çekersiniz.
23. Düşündüğünüz ve hissettiğiniz şey ve tezahür eden şey DAİMA birbirine uyar. İstisna yoktur.
24. Farkındalığınızı değiştirin.
25. “Siz ilerlerken kendi evreninizi yaratırsınız” Winston Churchill
26. İyi hissetmek önemlidir.
27. Neşeli olan bir şeyi düşünerek veya bir şarkı söyleyerek ya da mutlu bir deneyimi hatırlayarak anında duygunuzu değiştirebilirsiniz.
28. Bunun usulünü öğrendiğinizde, onu bilmeden önce, yaratıcı olduğunuzu BİLİRSİNİZ.
29. Yaşam olağanüstü olabilir ve olmalıdır ve siz Çekim Yasasını bilinçli olarak uyguladığınız zaman, yaşam olağanüstü olur. 30. Evren kendisini buna göre yeniden – düzenler.
31. Tüm arzularınız için şu cümleyi kullanarak başlayın: “Şimdi çok mutluyum ve minnettarım”
32. Evrenin kendisini NASIL yeniden düzenleyeceğini bilmek zorunda değilsiniz.
33. Çekim Yasası, basitçe ona ŞİMDİ sahip olma pozitif hislerini üreten şeyi kendiniz için anlamaktır.
34. Arzu ettiğiniz şeye daha hızlı ulaşmanıza yardım edecek ilham edilmiş bir düşünce veya fikir alabilirsiniz. 

35. Evren SÜRATİ sever. Ertelemeyin, ikinci bir tahminde bulunmayın,şüpheye düşmeyin.
36. Fırsat çıktığında EYLEME GEÇİN.
37. İstediğiniz her şeyi çekersiniz- para, insanlar, bağlantılar.Önünüze neyin getirildiğine DİKKAT EDİN.
38. Hiçbir şeyiniz olmadan başlayabilirsiniz, hiçbir yolunuz olmayabilir, size bir YOL sunulacaktır.
39. NE KADAR ZAMANDA? Zamanla ilgili kural yoktur, pozitif hislerinize ne kadar çok hizalanırsanız, daha hızlı gerçekleşir.
40. Boyut evren için önemli değildir (arzu ettiğiniz sınırsız bolluk ise). Büyüklük ve zaman ile ilgili kuralları kendimiz koyarız.
41. Evrene göre kural yoktur: ona şimdi sahip olduğunuzun hislerini sunarsınız, evren de buna yanıt verir.
42. Çoğu insan düşüncelerinin çoğunu gözledikleri şeylere verirler (postadan gelecek faturalar, geç kalmak, kötü şansa sahip olmak, vs)
43. Farklı daha iyi bir bakış açısı vasıtası ile, farklı bir yaklaşım bulmalısınız.
44. “Olduğumuz her şey düşüncelerimizin sonucudur” – Buddha 45. Yaşamınızın gidişatını değiştirmek için tam şimdi ne yapabilirsiniz? Minnettar olma.
46. Minnettarlık yaşamınıza anında daha fazlasını getirir.
47. Düşündüğümüz ve TEŞEKKÜR ettiğimiz şeyi meydana getiririz.
48. Minnettar olduğunuz şeyler nedir? Minnettarlık hissedin, tam şimdi minnettar olduğunuz şeylere odaklanın.
49. Zihninizde bu resimle oynayın – nıhai sonuca odaklanın.
50. VİZÜALİZE EDİN! GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN! Geleceğinizin provasını yapın.
51. GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN!.. Onu görün, hissedin! Burası eylemin başladığı yerdir.
52. Sevinci hissedin. mutluluğu hissedin! 53. Onaylayıcı bir düşünce negatif bir düşünceden 100 kat daha güçlüdür.
54. “Bu gücün ne olduğunu söyleyemem. Tüm bildiğimi onun var olduğu” Alexander Graham Bell
55. İşimiz “Nasıl” olacağına üzülmek değildir. “Nasıl” bağlılıktan ve inançtan çıkıp gelecektir.
56. Nasıllar evrenin alanına girer. Evren her zaman siz ve rüyanız arasındaki en hızlı, en çabuk, en uyumlu yolu bilir.
57. Eğer onu evrene havale ederseniz, verilen şeye şaşırırsınız ve gözünüz kamaşır. Bu sihir ve mucizelerin gerçekleştiği yerdir.
58. Onu her gün evrene teslim edin, ama bu asla bir angarya olmamalı.
59. Tüm süreçte keyifli hissedin: mutlu, coşkulu ve uyumlu.
60. Gerçekten bu şekilde yaşayan insanlar ile tek fark, onlar bunu varoluş yolu olarak alışkanlık haline getirmişlerdir.
61. Bunu her zaman yapmayı hatırlarlar.
62. Görsel bir Pano yapın: Çekmeyi arzu ettiğiniz şeylerin resimleri. Her gün ona bakın ve zaten bu arzularınızın gerçekleştiğin hissine sahip olun.
63. “İmgeleme her şeydir. Yaşamın gelen çekimlerinin ön izlemesidir” Albert Einstein.
64. Neyi arzu ettiğinize karar verin, ona sahip olabileceğinize inanın, onu hak ettiğinize inanın, onun sizin için mümkün olduğuna inanın.
65. Gözlerinizi kapatın ve arzu ettiğiniz şeye sahip olduğunuzu gözünüzde canlandırın – ve o hissi yaşayın.
66. Zaten sahip olduğunuz şey için minnettar olmaya odaklanın. Bundan zevk alın! Sonra onu evrene salıverin. Evren onu tezahür ettirecektir.
67. “İnsanın zihni neyi tasarlayabilirse, ona ulaşabilir” W. Clement Stone
68. Eğer ulaşırsanız size büyük keyif verecek çok büyük bir hedef oluşturun.
69. İlham edilmiş bir düşünceniz olduğunda, ona güvenmeli ve eyleme geçirmelisiniz.
70. Nasıl daha refah içinde olursunuz? ONA NİYET EDİN!
71. “Postadan düzenli olarak çekler geliyor” veya banka hesabınızı arzu ettiğiniz miktara değiştirin ve ona sahip olmanın hissini duyumsayın.
72. Yaşam, TÜM alanlarda bolluk içinde olmak demektir.
73. İçsel sevinç ve huzur hissini duyumsayın, sonra tüm dışsal şeyler ortaya çıkar.
74. Bizler evrenimizin yaratıcılarıyız.
75. İlişkiler: Kendinize, başkalarının size davranmasını istediğiniz gibi davranın, kendinizi sevin, sevilirsiniz.
76. Kendinize karşı sağlıklı bir saygınız olsun.
77. Düzenli olarak etkileşimde olduğunuz ve birlikte çalıştığınız kişiler için bir not defteri edinin ve o insanların her birinin pozitif yanlarını yazın.
78. Onlarla ilgili en çok sevdiğiniz şeyleri yazın (onların değişmesini eklemeyin). Çekim Yasası, eğer frekanslarınız uyuşmazsa sizi birlikte aynı mekana yerleştirmez
79. İyi hissetme potansiyelinizi kavradığınız zaman, iyi hissetmeniz için hiç kimseden farklı olmasını istemezsiniz.
80. Dünyayı, arkadaşlarınızı, eşinizi, çocuklarınızı kontrol etme ihtiyacının biçimsiz olanaksızlıklarından kendinizi özgürleştirirsiniz.
81. Realitenizi yaratan sadece sizsiniz.
82. Başka hiç kimse sizin için düşünemez veya hissedemez. Sadece SİZ.
83. Sağlık: kendi sağlığınız için evrene teşekkür edin. Gülün. Stressiz mutluluk sizi sağlıklı tutar.
84. Bağışıklık sisteminiz kendisini iyileştirir.
85. Bedenimizin parçaları her gün, her hafta vs değişir. Birkaç yıli çinde yepyeni bir bedene sahip oluruz.
86. Kendinizi yeni bir bedende yaşarken görün. Umutlu = sağlıklı.Mutlu= daha mutlu biyokimya. Stres bedeni olumsuz etkiler.
87. Bedenden stresi atın, beden kendini yeniler. Kendinizi iyileştirebilirsiniz.
88. Dingin olmayı öğrenin, dikkatinizi arzu ettiğiniz şeyden uzaklaştırın, dikkatinizi deneyimlemeyi arzu ettiğiniz şeye odaklayın.
89. İçinizdeki ses ve vizyon dıştaki görüşlerden daha mükemmel ve berrak olduğunda, yaşamınızın üstadı olursunuz.
90. Siz, dünyayı olmasını istediğiniz gibi yapmaya çalışmak için burada değilsiniz. Etrafınızda seçtiğiniz dünyayı yaratmak için buradasınız.
91. Ve başkalarının görmeyi seçtiği dünyanın da var olmasına izin verin.
92. İnsanlar, eğer herkes Çekim Yasasının gücünü bilirse, ortada yeterince olmayacağını düşünürler. Bu bizde kökleştirilmiş bir yalandır ve birçok insanı açgözlü yapıyor.
93. Gerçek şu ki, yeterli olandan çok sevgi, yaratıcı fikirler, güç, sevinç, mutluluk vardır.
94. Tüm bu bolluk, kendi sonsuz doğasının farkında olan bir zihin vasıtası ile parıldamaya başlar. Herkes için yeteri kadar vardır. Bunu görün. Buna inanın. Sizin için çıkagelecektir.
95. Arzu ettiğiniz her şeyi seçerken, realitenizin çeşitliliği sizi heyecanlandırsın ve tüm arzularınızın iyi hislerinin arkasında olun (destekleyin).
96. Senaryonuzu yazın. Arzu etmediğiniz şeyler gördüğünüzde, onları düşünmeyin, onları yazın, onlarla konuşun, onları uzaklaştırın, dikkatinizi arzu edilmeyen şeylerden uzaklaştırın, arzu edilen şeylere odaklayın.
97. Bizler enerjiyiz. Her şey enerjidir. HER ŞEY!..
98. Kendinizi bedeninizle tanımlamayın… O evrendeki her şeye bağlı olan sonsuz bir varlıktır.
99. Tek bir enerji alanı. Bedenlerimiz dikkatimizi enerjimizden ayırdı. Bizler ortaya konan olasılıkların, yaratıcı gücün sonsuz alanıyız.
100. Düşünceleriniz sizin için değerli mi? Eğer değilse – ŞİMDİ onları değiştirmenin zamanıdır. Tam şimdi bulunduğunuz yerden başlayabilirsiniz. Bu andan ve dikkatinizi verdiğiniz şeyden daha önemli bir şey yoktur.



18 Ocak 2014 Cumartesi

Tanrısal Bütünlüğün Hakiki Bilincine Varmak

TANRISAL BÜTÜNLÜĞÜN HAKİKİ BİLİNCİNE VARMAK
(HAYAL BOYUTLARINDAN  HAKİKAT ÂLEMLERİNE GEÇİŞ).

Değerli Dostlar! Kâinatlar zincirinde birçok varoluş boyutları vardır. Helezoni dalgalar zinciri bir yumak gibidir. Bu yoğun Enerji Düğümleri üst üste katlanarak birçok Mini Atomik bütünlüğü meydana getirir bu yol ile Gürzler teşekkül eder. Son zamanlarda İnsanoğlunun keşfettiği Samanyolu Galaksisi dışındaki Kâinatlar Evrenler Galaksiler, gezegenler, dünyalar, Yüce Rabbin Kendine yönelmiş olan insanlar için hazırlanmış olduğu ve insanoğluna gösterdiği yerlerdir. Bu düzen Ezel –Ebet yolunda Doğal Denge Kanununa göre hükmünü sürdürmektedir. İnsanlığın içinde bulunduğu dünya ortamından Ezelde akit verdiği ileri boyutlara ulaşmak ve Tanrı ile bütünleşmek yolunda gereken güce ulaşmak ve arınmak için yapılan çalışmalar, insana İlahi mesajlarla verilmiş bir görevdir. Bunun farkına varmak için Kuran’ı okuyup anlamalıyız
Bu çalışma ve arınma sonucu olarak, insanın bilmediği görmediği dünyaları yavaş yavaş tanımaya başlayacaktır. Yani Helezoni vibrasyonların ötesindeki varoluş boyutlarının ötesi insanlara gösterilir. Oradaki Doğal kaynaklar, doğal Enerjiler ve oradaki Mükemmel Biyolojik yaşantılar insana gösterilir. Bunlar ışık evrenden var olmuşlardır. Sonsuz ufuklar - Sonsuz Huzur – Sonsuz Birlik Ortamları olan buralara; Dünya yaşamlarında İnanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapanlar ve Hakka giden yola vasıl olanlar, Arınmış ve Ermiş olanlar alınırlar Bu boyutlar, dünya yaşamının ebedi kılındığı boyutlardır. İnsanlığın şu an bulunduğu geçiş boyutunda bunları düşünme zamanı gelmiştir. Çünkü Dünyamızdaki tüm çalışmalar yeni baştan bir Bütüne gidilmek üzere Sistemden taksimlere uğratılmıştır. Bu geçiş boyutunda Allah’ımızın yolunda yapılan tüm çalışmalar bütün bilinçlere yansıtılmaktadır. Bu yansımalar insanların bilinç ışıklarını yakarken, bazı insanların olumsuz yönlerini açığa çıkarmaktadır. Günümüzde dünya üzerinde ve özellikle Müslüman Ülkelerde meydana gelen olaylara göz atıldığında bunun, tamamen Allah sisteminin çalışma düzeni ile alakalı olduğu görülecektir.

Yusuf YAMAN


16 Ocak 2014 Perşembe

Belediye Başkanlığı Adaylarına

HALKA HİZMET İÇİN GÖREV ALMAYA HAZIRLANANLARA!!!
Belediye Başkanlığı adaylarına
Dürüst insanlara nesli tükenmiş diyorlar. Ama bunu diyenler kendileri tükenmiş durumdalar.

&   İnsanların erdemlerini,
&   Ahlakın temel kurallarını,
&   İnsan sevgisinin aydınlığını,
&   Allah aşkının yüceliğini,
&   Gönülde sevgi, Vicdanda iman,
&   Zihinde idrakli olmak üzere,

Tüm benliğimizle kendimizde bu hususları toplayarak işe koyulmalıyız.
Hayatı değiştirmek için değişiklik yapmalıyız.
Çünkü İşimiz zor, yolumuz yokuş, engeller çoktur.
Çünkü şimdiye kadar hep yapacağız diye geldiler.
Herkes her şeyi yıkıp ta gittiler.
Gelenler yıkmaya çalıştı, yapmak için kimse çabalamadı.
Arada bir yapmak için çaba vermeye çalışan oldu ise de müsaade etmediler. Doğru iş yapanı dokuz köyden kovdular.
Doğru söyleyeni her yerden ve her şeyden uzaklaştırdılar.
Ancak, artık ne yiyecek bir şey kaldı. Ne de diyecek bir şey.
Çünkü yalanla, talanla, yolsuzlukla, arsızlıkla, pişkinlikle, utanmazlıkla, terbiyesizlikle, seviyesizlikle, hakaretlerle, iftiralarla, adaletsizlikle, sorumsuzlukla yapılan her şey gün gibi meydana çıktı.

İşte düzeltmemiz gereken bazı hayati şeyler.
¯    Adaleti adaletsizlikten kurtarmak.
¯    Ağaçları, kesilmekten kurtarmak.
¯    Arazileri, mafyanın elinden kurtarmak.
¯    Bankaları yolsuzluktan kurtarmak
¯    Cahilleri bilgisizlikten kurtarmak.
¯    Çevreyi zehirli sanayi artıklarından kurtarmak.
¯    Düşünenleri çaresizlikten kurtarmak.
¯    Eğitimi eğitimsizlikten kurtarmak.
¯    Gökdelenleri,  Hanları, apartmanları garajsızlıktan kurtarmak.
¯    Gönlü kararmış olanları, sevgisizlikten kurtarmak.
¯    İhtirasçıları erdemsizlikten kurtarmak.
¯    İnsanları, hakaretten ve iftiradan korumak.
¯    İşsizleri işsizlikten kurtarmak.
¯    Kolay kazanç peşinde koşanları, tembellikten kurtarmak.
¯    Kuran'ı bırakıp hadisi din edinenleri, dinsizlikten kurtarmak.
¯    Maddiyatçıları, akılsızlıktan kurtarmak.
¯    Memleketi, egzoz gazından kurtarmak.
¯    Ormanları, yanmaktan kurtarmak.
¯    İnsan sağlığı için, şehir ormanlarını çoğaltmak
¯    Çocukların oynaması için çocuk parkları çoğaltmak
¯    Parkları, kirletmekten kurtarmak,
¯    Rekabeti, seviyesizlikten kurtarmak.
¯    Siyasileri, yalan söylemekten kurtarmak.
¯    Şehirleri, yanan merdivensiz apartmanlardan kurtarmak.
¯    Ticareti yalandan ve terbiyesizlikten kurtarmak.
¯    Trafiği, kazalardan korumak.
¯    TV' leri sorumsuzca yayın yapmaktan kurtarmak.
¯    Ulaşımı tıkanıklıktan kurtarmak.
¯    Vatandaşın haysiyetini önemsizlikten kurtarmak.
¯    Yağmurda yolları sellerden kurtarmak.
¯    Yeşil alanları, otopark yapmaktan kurtarmak.
¯    Yoksulları yoksulluktan ve aşsızlıktan kurtarmak.
¯    Yolları, sarhoş sürücülerden, temizlemek,
¯    Yönetenleri düşüncesizlikten kurtarmak,
¯    Yönetmelikleri ihlallerden kurtarmak.
¯    Yüzünde gülümseme olmayanları, sevgisizlikten kurtarmak.

Bu işleri yapabiliyorsanız yolunuz açık olsun. Yeşili yok etmek, çevreyi kirletmek, zenginleşmek için gelmek istiyorsanız. Vazgeçmeniz hayrınıza olur.

Saygılarımla

Yusuf YAMAN

13 Ocak 2014 Pazartesi

İNSANLARI BİLGİ VE BİLİNÇ SAHİBİ YAPAN KOZMİK TİTREŞİMLER

İNSANLARI BİLGİ VE BİLİNÇ SAHİBİ YAPAN KOZMİK TİTREŞİMLER (FREKANSLAR) DIR.
Bilinmeyen, hissedilmeyen titreşimler, durgun zamandan dünyamıza gönderilir. Bu titreşimler canlıların atomik yapısını takviye eder.
Bu titreşimler insanın bilgi ve bilinç kapasitesine göre insanlar tarafından hissedilir.
İlahi düzende yüce bir denge vardır. Tehlikeli her durumlar, burada kendiliğinden düzene girer.
Hakikate ve Bilince vakıf olan insanlar (arınan ve erenler) bu durgunluğa sahip Bilgili Bilinçtedirler. İlahi mesajlardaki Sabır sözcüğü, insanın ilahi düzendeki dengeyle uyum içinde olmasını sağlar.
Bilgiye sahip olmayan, Bilinçli davranmayan, Sabırlı olmayan insanlar nefsine hâkim olamazlar ve insanlık için büyük tehlikedirler.
Bu ilahi düzende insanoğlu daima yaradılıştan itibaren her zaman bir evrim sürecine tabidir. Bu evrim insanın bulunduğu boyut enerjisinde boyutlara göre farklılık arz eder. Her boyutun Enerji seviyesi farklıdır. Bir enerji boyutundan diğer üst enerji boyutuna geçmek için insanın görev bilinci ile çalışması, hakikati idrak etmesi, Yaradan’a teslim olması ve bu teslimiyetin verdiği özgürlüğe sahip olması ile mümkündür.
Yaradılış hakikatinin farkında olan insan her hücrenin bir can olduğunu, bir ÖZ’e sahip bulunduğunu, Bilgi ve Bilinç yüklü bir programdan oluştuğunun farkında olan insanlar, yaratanın verdiği OKU emrine uygun hareket etmesi gerektiğini ve bunun bir görev olduğunu bilir.
İnsanoğlunun Evrenselleşmesi bilgisinin artırılması ve bilincin yükseltilmesi ve yararlı işler yapması ile olur.
Yani İnanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapanla, Bilgilenen, Bilinçlenen bilgisini üretime dönüştüren insanlar Evrensel boyuta ulaşırlar
Evrenselleşen insan evrensel boyut enerjisine adapte olur. Şunu unutmamalıyız ki her canlı bir görevle bu dünyada bedenlenir. Kişi sahip olduğu Bilgi ve Bilinç le kendisine ilahi âlemden verilmiş olan görev bilinci ile, görevlerini yapan insanlar ileri boyutlara enkarne olur.
Eğer Doğruluktan sapmadı ise Görev bilinci ile programlanmış olan insanoğlu Genlerindeki bu programların şifresini çözdüğünde Dünyadaki görevini iyi ve başarılı bir şekilde yapması ile beraber, Düşünce Frekansının da Tekâmülünü sağladığında ait olduğu plana ulaştırılabilir.
Dünya planında var olmuş insan (Enerji) Dünya'ya ilahi âlemden gelen ilahi mesajları alabilme yeteneğini edinmiş ve dünya planetinin son sınır, bir üst enerjisine kadar ulaşmış (Tekâmül etmiş arınmış) ise diğer planların evrimine alınır.
Yani, yedi kat yer enerjisinden, yedi kat gök enerjisine ışınlanmaya hazırlanır.
Bir bilgi ve Bilinç kümesi olarak var edilen İnsan, Genlerine kayıtlı şifreleri çözdüğünde, ilahi Âlemde kendisine yüklenen görev programlarını işletebilir. İlahi âlemden gelen mesajları algılayabilir alabilir. Bu mesajların sağladığı tekâmül ile yedi kat yer boyutundan yedi kat gök boyutuna ışınlanır ve bu boyutun bilgilerini alabilir duruma gelir.
Bu bir değişimdir. Bu değişimde kişinin Ruhsal Potansiyel Gücü ait olduğu ortam enerjisi ile takviye olur. Değişim bir bedenden bir bedene transfer demektir. Ruhsal enerji var edildiği bedenden başka bedene geçme hakkına sahip değildir. Her beden kişiye aittir.