21 Mart 2013 Perşembe

ANADOLU ERENLERİ


ANADOLU ERENLERİ VE GÜNÜMÜZ İNSANI

Anadolu; Erenlerin Dergâhlarda yaptıkları ibadet ve öğretimlerin yanında, tarlada, bağda, bostanda, bahçede çalışıp üretiyor. Ürettiklerini Anadolucun açlık çeken köylerine gönderiyorlardı.

AHİ EVRAN GİBİ

HACIBEKTAŞ VELİ GİBİ  (Aslanlı Hünkâr)

MEVLANA CELALETTİN İ RUM İ GİBİ ve

Daha birçokları

Erenler insanları hem manevi yönden eğitiyor, hem de üretime yönlendirerek, her çeşit tahıl sebze ve meyveyi üretiyor ve yardımlaşmayı yaygınlaştırıyorlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan Köy Enstitüleri bunun kurumlaştırılmış hali idi. Ancak egoizm öne çıkarılarak, buna müsaade edilmedi.

 
Dergâhta eğitim alanların kalplerine ferahlık yayılır. Karşılıklı saygı, sevgi ve içten tebessüm eksik olmazdı.

Dergâhta edilen güzel sözler ve Okunan, Kuran ayetleri, insanın içine işliyor. İnsanların kalbi ferahlıkla dolardı.

O Erenler ırak yolları yakın etmek için, uzaklardan Anadolu ya geldiler. Gönülleri hoş eylediler. İnsanların birlik ve beraberliğini sağladılar.

Nimetler karın doyurur. Temini kolaydır.

Nefes gönül doyurur. Çok sabır ister.

Nefessiz gidilen yolun sonu bulunmaz karanlıktır.

Nefes ile yol alırsan Ruhun güzelliği yüzüne yansır.

İnsan için ibadet çalıştığıdır. Konu ile ilgili Kuranda Necm süresindeki ayetleri okuyalım.

NECM: 39-İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.

NECM:40-Ve çalışması da yakında görülecektir

NECM 41-Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.

En büyük ibadet çalışmak ve iyi işler yapmaktır.

Âdem âlem için, Âlem âdem içinde, onu görmek için gönül gözünün açık olması gerek.

Bu dünyada marifet, nefsi silmek değil nefsi bilmektir. Nefes nefsi artırır.  Yaratana götüren yol İlim, İrfan ve İnsan Sevgisi üzerine kurulmuştur.

Murada ermek sabır iledir. Sıtk ile ister candan çaba sarf edersen, muradına erersin.

Din ehlinde kin olmaz. Her kim ki içinde kin taşıyorsa, o şeytanın silahını kuşanmıştır. Sonu cehennemdir, ateştir. İçinde kin ve nefret taşıyan din ehli olamaz.

Allah'a dost olanların dostu Allah'tır. Bu olup bitenlere Rabbim dur demiyorsa, Allah dostlarının azlığındandır. İnsanların maddiyatı tanrı edinmelerindendir.

Olup bitenleri yapanlar, maddiyata önem veren, egoyu ön planda tutan insanlardır. Maddiyata önem verenler çarpışarak birbirini öldürüyorlar.

Manaya önem verenler, maneviyata itibar edenler. Kuran'a uyup yardımlarda yarışan insanlardır. Bunlar Allah dostlarıdır.

Sağlıklı düşünmek, doğru ve dürüst hareket etmek, insanlara yardımcı olmak, doğayı sevip korumak, inanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak. Yaradılışta Allah'ın insanlara verdiği bir görevdir. Allah'ın insan genlerine işlediği, bu dünyadaki yaşam sürecidir.

Kul bilgisi ve algısı nispetinde, Gen şifrelerini çözer. Allah'ın rahmetinin gelmediği hiç bir an yoktur. Kul gelen rahmeti göremiyorsa bu kulun bilgi ve algısının azlığındandır. Allah'ın dostluğu rahmetiyle, kulun dostluğu itaatiyle görünür.

Allah ile dostluğu kurmak için, O'na giden yola yönelmek ve o yola vasıl olmakla olur. O kendine varan yolun prensiplerini vahiy ettiği kitaplarda bildirmiştir.

Bu bilgileri; yaratma ve yaşatma yasası olarak bildirmiştir. Din olarak İslami bildirmiştir. Yaratma ve yaşatma yasasında her şey aslına dönecek şekilde var edilmiştir. Kulun görevi gelen rahmeti algılayacak, bilgileri öğrenmek ve genlerine işlenmiş olan yaşam şifrelerini çözüp O'na giden yola vasıl olmaktır.

İnsanlar başıboş bırakılmış değildir. Kul yaradılıştan itibaren, ana rahmine düştüğü andan itibaren eğitime alınır. Bu eğitim üç muhafaza içinde, üç evrede kemale erdirilir.

İnsanın insani Kamil olması; insanın kendi arzusu ile edindiği bilgi ve beceriler sonucu gönül gözü ile her şeyi idrak etmesi ile olur.

İnsani Kamil olan kul, Allah'ın dostluğunu kazanır. O'nun dostluğunu kazanmak, O'nun Rızası ile olur. O'nun kuldan razı olması, kul'un da O'ndan razı olması ile dostluk başlar.

Kulun azmaması ve yoldan sapmaması halinde, bu dostluk devam eder.

O'nun dostluğunda deli gönül coşar. Sular gibi çağlar. Yeller gibi eser. O'nun dostluğunda başka dosta ihtiyaç yoktur.

O'nun dostluğunda, bütün yıldızlardan, bütün varlıklardan ışık dolar insan gönlüne, her şey dost olur insanla.

O'nun her şeyi yaratmada bir sebep vardır. Hiçbir şey sebepsiz yaratılmamıştır.

O, bütün güzelliklerin kaynağıdır. Ve insanoğlu da o güzellikleri içinde barındırır.

İnsanın yaşamı boyunca, her sene bir veya iki kez insanın sabrı denenir. Yüreği yakılır. Arzusu aşırıya yöneldiğinde önüne engeller dikilir.

Dünyada yersiz yurtsuz, mekânsız, kalmak bir imtihandır ki. İnsan varlıkla sevinmemeli yoklukta da üzülmemeli. Bu dünyada her şeyin insan için emanet olduğunu bilinmelidir.

Sorumluğunu üstlenmek; her insan, dünyada kendisine emanet edilmiş bütün nimetlerden bütün varlıklardan sorumludur. İnsanoğlu bu sorumluluğunu yüklenirse Allah dostluğunu kazanmak daha kolaylaşır. Çünkü O, insana emanet ettiği her şeyin yerinde değerlendirilmesini tavsiye etmiştir.

Bu sorumluluğu yüklenen kişinin başına kötü şeyler gelmez. Allah'ın izni ile göksel güçler kendisine yardımda bulunur. Bu sebeple, kişi hiçbir zaman umudunu yitirmemeli. Allah ile dostluğu zedeleyici hiç bir şey yapmamalı.

Yaşamda insanın başına gelen her musibet kendi eliyle yaptığının sonucudur ve O'nun imtihanıdır. Önemli olan o musibetten ders çıkarmak ve kötü düşünce ve hareketleri tekrar etmemektir.

İnsanın bir diğer sorumluluğu: insanoğlu dünya yaşamında, kendisini doyuracak diğer insanlara da faydalı olacak bir meslek edinmesidir.

Kişi mesleğini iyi öğrenir, işini iyi ve çabuk yaparsa, üretken olur. Hikmet sahibi olur. Bilginin üretime dönüştürülmesi hikmettir. İnsanın yaşamının güzelleşmesi; inanıp iyi güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmakla olur.

Anadolu'da AHİ EVRAN'IN oluşturduğu yol insana bunu öğretiyor ve öğütlüyordu. Şunu da unutmamak lazımdır ki, faydalı ve kalıcı işler yapan insanı takdir edeni çok olduğu gibi, hasetlik yapıp kıskananı da çoktur. Bu dünyada sabırla güzel şeyler yapan ve kalıcı eserler meydana getirenin yardımcısı Allah'tır.

İnsanoğlu yaşamındaki bu sorumluluğunda; adil davranmak, düşünerek hareket etmek, insanın irşat olması yolunda yardımcı olmak, merhametli olmak gerekir.

Din adamları yaratan ve yaşatanın adil olduğunu, insanlarında adil olmaları gerektiğini öğütlerler. Lakin kendileri adil davranmazlar. Adaletsizlik yaparlar, ikiyüzlülük, adaletsizlik, asaleti yok eder yoldan sapmalara neden olur.

Tanrının adaletini sağlama adına, adaletsizlik yapanlar. Bunu kutsal savaş olarak söylerler. Günahkâr olduklarının farkında değiller. Yâda menfaatleri icabı bunu yaparlar.

Kötülükler yapmak, kötü işler yapmayı öğütlemek. Allah'ın insanlara verdiği bir şey değildir. Bu insanların kendilerinin şeytana uymalarıdır.

İnsanlar nefislerinin heveslerine uyduklarında yoldan çıkmış olurlar. Ancak şunu unutmamak lazımdır ki, Allah'ın kararına kimse karşı koyamaz. Engel olamaz. Her şey Allah'ın planladığı şekilde sonuçlanır.

 
Allah'ın insanlar için gönderdiği ibret verici olaylar ve uyarılar fayda vermiyor. Uyarılara aldırış etmeyen insanoğlu, diğer helak edilen kavimler gibi helak olma yoluna girmiştir. Olaylardan, olanlardan ibret almayan insanlık, cezasını görecektir.

Allah'ın uyarılarına kulak vermeyenlerin Allah'ın azabına uğramaları muhakkaktır.

 
KAMER 51- Andolsun biz sizin benzerlerini hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder