İNSAN VE YARADILIŞ
AMACI
HAYATIMIZDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY NEDİR?
Ailesi mi,
Evi mi, Yoksa
İşi mi?
Ya da bunların dışındaki
başka idealleri mi?
Bu
sorunun cevabı her ne olursa olsun, bütün her şeyden çok daha önemli bir konu
vardır...
Yaratılmış her şeyin mutlaka bir amacı vardır. Örneğin; Atmosferin her
katının ayrı görevi vardır, güneş dünyayı ısıtır, ay, hava, toprak.... Amaçsız
yaratılmış hiçbir şey yoktur. Peki insanın bu dünyaya geliş amacı nedir?..
İnsan yaşamındaki bu en önemli konu, kendisini ve canlı- cansız her şeyi
yaratan, kendisine sahip olduğu sayısız nimetleri veren Yüce Allah’ı tanımak,
O’na yakın olmak ve O’na kulluk edebilmek için gayret etmektir.
Ancak insanların büyük bir kısmı bu gerçekten yüz çevirerek yaşarlar.
Yaşamlarının amacı konusundaki bu soruyu yönelteceğiniz çoğu insanın en önemli
gördükleri konular, çoğunlukla dünya hayatına ilişkin olacaktır.
Kuşkusuz insanın unutabildiği en hayati konu, her şeyin bir yaratıcısının
olduğu ve o eşsiz Yaratıcı Allah’a karşı taşıdığı sorumluğudur.
Ayrıca insan, dünyadaki yaşamı sona erdiğinde hesap vereceğini, ahirette cennet ya da cehennemde sonsuz bir yaşamın kendisini
beklediğini de unutur. Cehennem ateşinin ya da cennetteki nimetlerin varlığı
yaşadığımız şu dünya kadar gerçektir.
Ne var ki insanların çoğu bu gerçekleri önemsemez, devekuşu mantığıyla
başını kuma gömer ve düşünmeyerek bütün bu gerçeklerden kaçabileceğini
zanneder. Oysa unutmanın insanı sorumluluktan uzaklaştırmayacağı açıktır.
İnsan kendisine can veren ve Kendi ruhundan üfleyen Allah’a karşı
sorumludur; er veya geç ölümü tadacak, Rabbi’nin huzuruna yapayalnız çıkarak
hesap verecek ve yapıp ettiklerinin sonucuna göre de sonsuza kadar cennet ya da
cehennemde yaşayacaktır
İnsan başıboş bir varlık değildir; yaratılış amacı "Allah’a kulluk
etmek" (Zariyat Suresi, 56) tir.
ZARİYAT:56- Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler
diye yarattım.
Günlük olayların çarkına kapılıp, çevrelerindeki olaylar ve varlıklar
üzerinde derin düşünemeyen kişiler bu önemli sonuca ulaşamazlar.
Nefsinin bencil tutkularından uzak yaşayan ve vicdanının sesine kulak veren
insan, Allah’a yakınlaşmak için yollar arar. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak
yalnızca bir sorumluluk değil, insanı mutluluk ve huzura götüren tek yoldur.
Allah’ın değil, başkalarının rızasını arayanlar ve nefislerinin istek ve
tutkularının peşinde koşanlar asla tatmin bulamaz ve mutlu olamazlar. Oysa
Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak, inanan bir insan için en büyük mutluluktur,
kalpler ancak Allah’ı anmakla tatmin bulur.
Bu çok önemli sırrı bilen müminler, Allah’a yakın yaşamaya çalışır, O’nunla
kesintisiz bağlantı içinde olurlar. Bilmeyenler ise dünya hayatının gerçek
amacını ve ahiretin varlığını unutmuş, huzursuz bir yaşam sürerler.
İnsan dünyaya Rabbi’ne aşkla bağlanmak, O’na kul olmak için gelir.
Allah’ın, ahiretin, cennet ve cehennemin varlığından emin olan bir insan,
Allah’ı hiçbir zaman unutamaz. Örneğin-Kuran’da tasvir edildiği gibi-ahirette
cehennem çukuru etrafında diz çökmüş durumda bekleyen hangi insan, o anda
Allah’ın dışında bir varlığı düşünebilir? Öyle bir anda Allah’tan başka hangi
varlığın hoşnutluğunu kazanmış olmayı aklından geçirebilir?
Allah’tan başka kimin sevgisini ve O’ndan başka kimin dostluğunu
arayabilir?..(Zariyat Suresi, 50)
ZARİYAT:50-O halde
Allah’a kaçın,(Allah'a sığının) ben size O’nun tarafından görevlendirilmiş
apaçık bir uyarıcıyım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder