11 Nisan 2013 Perşembe

NEFSE HÂKİMİYET, BUNALIMLARI ÖNLER.


NEFSE HÂKİMİYET, BUNALIMLARI ÖNLER.

Bu gün bütün dünya insanlığı, maddi ve manevi bir bunalım dönemi yaşamaktadır. Bu durum insanlığın, Evrenin sahibinin emir ve yasaklarına uymamasından kaynaklanan bir durumdur.

Günümüzde herkes kendini düşünmektedir. Bu durum Rabbin yasaklarından olan,

 “Nefsine uyma, Şehvete kapılma, Şeytanın adımlarını izleme” öğütlerini tutmamasından, nefsin insanın bilgi ve bilincine hâkimiyetinden kaynaklanmaktadır.

Bu durum kişinin içinde bulunduğu durumu algılamamasından ve gelen ilahi mesajları alamamaktan dolayıdır. Çünkü insan sadece kendi bedeninin ihtiyaçlarını karşılamak için bütün zamanını harcamaktadır. Bu durumda Ruh insandan uzaklaşmakta, Vicdan sessiz kalmaktadır. Bu ise insanın gelişmesi ve Evrenleşmesi için gereken adımların atılmasına engel olmaktadır. Bunun sonucu olarak bunalımlar artmakta ve insanı saldırgan yapmaktadır. Bu insanlığın büyük imtihanıdır.

Kişi Hakk'a uyarak, nefsine muhalefet ederse, Allah'a karşı olan bağlılığı pekişir. Allah'a karşı olan görevlerini yerine getirir. Sıkca O'nu tespih eder.

Allah'ı tespih etmeyen hiçbir şey yoktur, lakin siz onların tesbihiini anlayamazsınız” ayeti insanların da bu tesbihe katılması gerektiğini belirtmektedir.

Bu Tespih, İnsanın Etrafında Bir Manyetik Alanın Meydana Gelmesine Sebep Olur. Bu manyetik alan, insanı birçok dış etkilerden korur. Yani insan sıtk ile ve sıkca ALLAH, ALLAH, ALLAH, derse Allah onun korunmasının sağlanması için onun etrafında bir koruma alanı oluşturur.

Yüce Rabbin Beni Anın demesi insanın faydası içindir. Yoksa Allah'ın insanın hiçbir şeyine hiçbir ibadetine ihtiyacı yoktur. Allah'ın insanlardan istekleri ve öğütleri insanın korunması ve arınması içindir. Çünkü Allah dünyayı yaratmış ve insanlara emanet olarak teslim etmiştir. İnsanlar Nefsine hakim olmayıp dünyayi tahrip ettiğinden, çeşitli şekillerde insanları ikaz etmektedir. Lakin insanlara ikaz ve öğüt fayda vermemektedir. Sonunda, Allah'ın azabı gerkli olmaktadır. İbdetin başı kişinin nefsine hakimiyetidir. Allah buyuruyor;

Nefsine uyma, nefsin seni Allah yolundan ayırır”.

Her Hayır ve Güzellik, kişi nefsine uymayı bıraktığında, ego'yu içinden söküp attığında, Hasetlik etmediğinde gelir.

Allah Rahmetini ve Nimetini; kişinin gelişmişliği, bilgi ve bilinç sahibi olması, bilgisini üretime dönüştürmesi ve ermişliği nispetinde verir.

Allah'ın Rahmet ve Şefkatine nail olan kişinin gönül gözü açılır. Perdeler kalkar. Yükseldikçe yükselir. (Bu yükselmeyi maddiyatla düşünmeyin bu Allah'a yaklaşmanın yükselişidir). Bunun bu dünyada insana verilmesinin sebebi; Allah'a karşı olan sevgi ve muhabbetlerin insanı tehlikeye götürmemesi içindir.

Takva sahibi olmanın birinci şartı, nefsine muhalefet etmektir. İkinci şartı; İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmaktır.

Bütün bunları yapmak için kişinin bilgi ve bilinç sahibi olması gerekir. Gerçekte Yüce Yaratan ve Yaşatan, insanın genlerine bu bilgi ve bilinci kazandıran şifreleri ve programları işlemiştir. Kişi genlerinde yüklü olan bu şifreleri çözdüğünde, hem kendinde var olan bilgileri çözer, hem de, yedi kat yer ve yedi kat gök bilgilerini çözecek duruma gelir.

Bunun İçin Yüce Rabbim, Kuran'ı “OKU” Emri İle Başlatmıştır. Bu Emir Hem Kuran'ı Oku Hem de; İnsan Ve Kainat Ayetlerini Oku Manasındadır.

Allah için bilgi sahibi olanlarda, ilahi bazı alametler zuhur eder. Bunu ancak akıllı kimseler ve ermiş kişiler farkedebilir. Bu durumun farkına varanların bunu kimseye anlatmaması gerekir. Çünkü bu minval üzere olanlar büyük bir imtihan içindedirler.

Bu kişiler, fitneden korunmak ve belaya uğramamak için, sükut etmek, sabırlı olmak, keyfine göre haraket etmemek zorundadırlar.

Bu durum; kişinin nefsinin arzularını terketmesini gerektirir. Hakkın emirlerine uymayı gerktirir. Keyfi şeylerin terkedilmesini zorunlu kılar. Hakkın haram kıldığını terketmesi gerekir. (Hakkın haram kıldığı, Kuran'da belirtilen haramlardır. Sonradan kişilerin uydurduğu haram ve bidatlar değildir).

Kişi her olayda Aklını kullanmak, ve Vicdani değerlere göre hareket etmelidir. Manevi Alemden nasiplenmek için, Allah'a teslim olup özgürlüğünü kazanmak, kula kul olmamak, önce kendi kendine kul olmamakdır. Yani, nefsine muhalefet etmeyi bilmektir.

Kötü söz söylememek, insanları kötülememek, insanların doğru yönde eğitilmesine yardımda bulunmak, insani bir görev olarak algılanmalıdır.

Kötü söz, kin, nefret, hasetlik, küfür, ve her negatif düşünce, şeytanın silahlarıdır. Şeytanın silahlarını kuşanmak insanı helak olmaya götürür. Yani, Allah'ın azabı ile karşı karşıya getirir.

Kişi doğru sözlü ve doğru özlü olmak zorundadır. Çünkü insanın her söylediği söz ve yaptığı her hareket kayıt altına alınmaktadır. İsra Suresi 13. Ayette Yüce yaratan buyuruyor.

 

İSRA 13- Her insanın “tairini” (düşünce ve söz algılayıcısını) boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız:

 

Bu insanın boğazında bulunan Biyolojik bir (Algılayıcı) hafıza olarak anlaşılmalıdır. Bu öyle bir algılayıcıdır ki kişinin söylediği sözleri hem kayd eder hemde yaratanın Merkez Bilgisayarına (Levhi- Mahvuzda kayıt için) gönderir. (Dünyadaki bilgisayarlarla karıştırmayın). Bu insanın başıboş olmadığının, sürekli kontrol altında olduğunun delilidir.

Yüce Rabbim buyuruyor:

“Eğer şükrederseniz nimetinizi artırırım, küfür yoluna saparsanız azabım şiddetlidir”

Sabredenlerden ol, çünkü Allah'u Teala; “Sabredenlerin mükafatı bol verilecektir” diye buyurmaktadır.

Yüce Allah Rahman Suresinde 22 kez soruyor.

“Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz”?

Değerli dostlar!

Bugün bütün dünyada insanlığın frekansının artırılması, Kozmk şuurun algılanması için Maddi ve Manevi Doğal bir baskı vardır. Bu, Evrenin sahibinin yaratıklarına insanların yaptığı kötülüklerin cezasız kalmayacağının bir işaretidir.

Bu bunalımlardan çıkmak için, insanın Kozmik Şuur kazanması gerekir. Kozmik şuur insana Evrensel Bilinç kazandırır. Evrensel Bilinç ve Bilgi insana sorumluluk yükler. Evrensel Bilinç kazanan herkes, ne yapması gerektiğinin bilincindedir.

Bütün çalışmaları, görev bilinci ile yapar. Gayreti iyi iş yapmak, insanlığın kurtuluşuna yardımcı olmaktır.

Gaye kurtuluş yolunda yardımcı olmak, Birlik Beraberlik ve Barış içinde yaşamı kolaylaştırmak ve güzelleştirmektir.

Ey insanoğlu şunu bilmelisin ki, bütün kötü arzuların ve heveslerin kırılmadıkça Allaha varan yola ulaşamazsın. Kötü arzu ve hevesleri yok edersen ve tövbe edip vicdanınla hareket edersen, sende yeni ve bambaşka bir irade zuhur eder. Ferdilikten Evrenselliğe yol alırsın. Allah'ın yardımı ile Allah'a varan yola vasıl olursun.

Nefsine hakim olup, Sıkça O'nu anıp, O'na giden yola vasıl olmanızı diliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder