NEFSE HÂKİMİYET, BUNALIMLARI ÖNLER.
Bu gün bütün dünya insanlığı, maddi ve
manevi bir bunalım dönemi yaşamaktadır. Bu durum insanlığın, Evrenin sahibinin
emir ve yasaklarına uymamasından kaynaklanan bir durumdur.
Günümüzde herkes kendini düşünmektedir. Bu
durum Rabbin yasaklarından olan,
“Nefsine
uyma, Şehvete kapılma, Şeytanın adımlarını izleme” öğütlerini
tutmamasından, nefsin insanın bilgi ve bilincine hâkimiyetinden
kaynaklanmaktadır.
Bu durum kişinin içinde bulunduğu durumu
algılamamasından ve gelen ilahi mesajları alamamaktan dolayıdır. Çünkü insan
sadece kendi bedeninin ihtiyaçlarını karşılamak için bütün zamanını
harcamaktadır. Bu durumda Ruh insandan uzaklaşmakta, Vicdan sessiz kalmaktadır.
Bu ise insanın gelişmesi ve Evrenleşmesi için gereken adımların atılmasına
engel olmaktadır. Bunun sonucu olarak bunalımlar artmakta ve insanı saldırgan
yapmaktadır. Bu insanlığın büyük imtihanıdır.
Kişi Hakk'a uyarak, nefsine muhalefet
ederse, Allah'a karşı olan bağlılığı pekişir. Allah'a karşı olan görevlerini
yerine getirir. Sıkca O'nu tespih eder.
“Allah'ı tespih etmeyen hiçbir şey yoktur,
lakin siz onların tesbihiini anlayamazsınız” ayeti insanların da bu tesbihe katılması gerektiğini belirtmektedir.
Bu Tespih, İnsanın Etrafında Bir Manyetik
Alanın Meydana Gelmesine Sebep Olur. Bu manyetik alan, insanı birçok dış etkilerden korur. Yani insan sıtk
ile ve sıkca ALLAH, ALLAH, ALLAH, derse Allah onun korunmasının sağlanması için
onun etrafında bir koruma alanı oluşturur.
Yüce Rabbin Beni Anın demesi insanın
faydası içindir. Yoksa Allah'ın insanın hiçbir şeyine hiçbir ibadetine ihtiyacı
yoktur. Allah'ın insanlardan istekleri ve öğütleri insanın korunması ve
arınması içindir. Çünkü Allah dünyayı yaratmış ve insanlara emanet olarak
teslim etmiştir. İnsanlar Nefsine hakim olmayıp dünyayi tahrip ettiğinden,
çeşitli şekillerde insanları ikaz etmektedir. Lakin insanlara ikaz ve öğüt
fayda vermemektedir. Sonunda, Allah'ın azabı gerkli olmaktadır. İbdetin başı kişinin nefsine hakimiyetidir.
Allah buyuruyor;
“Nefsine uyma, nefsin seni Allah yolundan
ayırır”.
Her Hayır ve Güzellik, kişi nefsine uymayı
bıraktığında, ego'yu içinden söküp attığında, Hasetlik etmediğinde gelir.
Allah Rahmetini ve Nimetini; kişinin
gelişmişliği, bilgi ve bilinç sahibi olması, bilgisini üretime dönüştürmesi ve
ermişliği nispetinde verir.
Allah'ın Rahmet ve Şefkatine nail olan
kişinin gönül gözü açılır. Perdeler kalkar. Yükseldikçe yükselir. (Bu
yükselmeyi maddiyatla düşünmeyin bu Allah'a yaklaşmanın yükselişidir). Bunun bu
dünyada insana verilmesinin sebebi; Allah'a karşı olan sevgi ve muhabbetlerin
insanı tehlikeye götürmemesi içindir.
Takva sahibi olmanın birinci şartı, nefsine
muhalefet etmektir. İkinci şartı; İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler
yapmaktır.
Bütün bunları yapmak için kişinin bilgi ve
bilinç sahibi olması gerekir. Gerçekte Yüce Yaratan ve Yaşatan, insanın
genlerine bu bilgi ve bilinci kazandıran şifreleri ve programları işlemiştir.
Kişi genlerinde yüklü olan bu şifreleri çözdüğünde, hem kendinde var olan
bilgileri çözer, hem de, yedi kat yer ve yedi kat gök bilgilerini çözecek
duruma gelir.
Bunun İçin Yüce Rabbim, Kuran'ı “OKU”
Emri İle Başlatmıştır. Bu Emir Hem Kuran'ı Oku Hem de; İnsan Ve Kainat
Ayetlerini Oku Manasındadır.
Allah için bilgi sahibi olanlarda, ilahi
bazı alametler zuhur eder. Bunu ancak akıllı kimseler ve ermiş kişiler
farkedebilir. Bu durumun farkına varanların bunu kimseye anlatmaması gerekir.
Çünkü bu minval üzere olanlar büyük bir imtihan içindedirler.
Bu kişiler, fitneden korunmak ve belaya
uğramamak için, sükut etmek, sabırlı olmak, keyfine göre haraket etmemek
zorundadırlar.
Bu durum; kişinin nefsinin arzularını
terketmesini gerektirir. Hakkın emirlerine uymayı gerktirir. Keyfi şeylerin
terkedilmesini zorunlu kılar. Hakkın haram kıldığını terketmesi gerekir.
(Hakkın haram kıldığı, Kuran'da belirtilen haramlardır. Sonradan kişilerin
uydurduğu haram ve bidatlar değildir).
Kişi her olayda Aklını kullanmak, ve Vicdani
değerlere göre hareket etmelidir. Manevi Alemden nasiplenmek için, Allah'a
teslim olup özgürlüğünü kazanmak, kula kul olmamak, önce kendi kendine kul
olmamakdır. Yani, nefsine muhalefet etmeyi bilmektir.
Kötü söz söylememek, insanları kötülememek,
insanların doğru yönde eğitilmesine yardımda bulunmak, insani bir görev olarak
algılanmalıdır.
Kötü söz, kin, nefret, hasetlik, küfür, ve
her negatif düşünce, şeytanın silahlarıdır. Şeytanın silahlarını kuşanmak
insanı helak olmaya götürür. Yani, Allah'ın azabı ile karşı karşıya getirir.
Kişi doğru sözlü ve doğru özlü olmak zorundadır.
Çünkü insanın her söylediği söz ve yaptığı her hareket kayıt altına
alınmaktadır. İsra Suresi 13. Ayette Yüce yaratan buyuruyor.
İSRA 13- Her insanın “tairini” (düşünce
ve söz algılayıcısını) boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak
bulacağı bir kitap çıkarırız:
Bu insanın boğazında bulunan Biyolojik bir
(Algılayıcı) hafıza olarak anlaşılmalıdır. Bu öyle bir algılayıcıdır ki kişinin
söylediği sözleri hem kayd eder hemde yaratanın Merkez Bilgisayarına (Levhi-
Mahvuzda kayıt için) gönderir. (Dünyadaki bilgisayarlarla karıştırmayın). Bu
insanın başıboş olmadığının, sürekli kontrol altında olduğunun delilidir.
Yüce
Rabbim buyuruyor:
“Eğer
şükrederseniz nimetinizi artırırım, küfür yoluna saparsanız azabım şiddetlidir”
Sabredenlerden ol, çünkü Allah'u Teala; “Sabredenlerin
mükafatı bol verilecektir” diye buyurmaktadır.
Yüce
Allah Rahman Suresinde 22 kez soruyor.
“Şimdi
Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz”?
Değerli dostlar!
Bugün bütün dünyada insanlığın frekansının
artırılması, Kozmk şuurun algılanması için Maddi ve Manevi Doğal bir baskı
vardır. Bu, Evrenin sahibinin yaratıklarına insanların yaptığı kötülüklerin
cezasız kalmayacağının bir işaretidir.
Bu bunalımlardan çıkmak için, insanın Kozmik
Şuur kazanması gerekir. Kozmik şuur insana Evrensel Bilinç kazandırır. Evrensel
Bilinç ve Bilgi insana sorumluluk yükler. Evrensel Bilinç kazanan herkes, ne
yapması gerektiğinin bilincindedir.
Bütün çalışmaları, görev bilinci ile yapar.
Gayreti iyi iş yapmak, insanlığın kurtuluşuna yardımcı olmaktır.
Gaye kurtuluş yolunda yardımcı olmak, Birlik
Beraberlik ve Barış içinde yaşamı kolaylaştırmak ve güzelleştirmektir.
Ey insanoğlu şunu bilmelisin ki, bütün kötü
arzuların ve heveslerin kırılmadıkça Allaha varan yola ulaşamazsın. Kötü arzu
ve hevesleri yok edersen ve tövbe edip vicdanınla hareket edersen, sende yeni
ve bambaşka bir irade zuhur eder. Ferdilikten Evrenselliğe yol alırsın.
Allah'ın yardımı ile Allah'a varan yola vasıl olursun.
Nefsine hakim olup, Sıkça O'nu anıp, O'na
giden yola vasıl olmanızı diliyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder