ŞEFAAT BOYUTU VE İNSAN
Şefaat:
Bir İnsanın bildiği yanlış bilgilerin yerine, doğrusunu öğretip idrak ettirme,
ikna etme olayına denir.
Çektiğimiz acı ve
üzüntü bilgi eksikliğinden kaynaklanıyorsa, bundan kurtulmak için gerekli olan
bilgiyi bize veren kişinin yaptığı eyleme şefaat denir. Bunlar dünyevi
şefaattir. Yüce Rabbin insanlara indirdiği Kutsal kitaplarla, biz insanlara
Elçileri vasıtası ile gönderdiği bilgiler, onun yaratma ve yaşatma yasasını
teşkil etmekte olup, Rabbin bize Elçisi yolu ile şefaatidir.
İnsanoğlunun Şefaat Boyutundan Şefaat bulması için, bu Boyutun Enerji
Frekansına erişmesi gerekir. Bu da Bilinçte aşama yapması ile mümkündür. Bilinç
aşaması yapmayan insanların Gen Şifreleri kilitlenir. Bu nedenle bilgi
eksikliğimizi mutlaka gidermeliyiz. Rabbin OKU Emrini hatırlayın
Şefaat Boyutu ancak Bilinç aşamasını yapanlara açılır. Bilinç aşaması yapanlar Allah’ın rızasını kazanan kimselerdir.
ENBİYA:28-Allah onların önlerinde ve arkasında olanı bilir. Allah’ın razı olduğundan başkasına şefaat edemezler ve onlar O’nun korkusundan titrerler.
NECM:26-Göklerde nice melek var ki onların şefaati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefaatin faydası olur)
Bu ayetler; Şefaate nail olmak için Allah’ın rızasını kazanmış olmak gerektiğini bize söylüyor. Şefaat Boyutundan sonra Huzur Boyutu gelir. Huzur Boyutu, Şefaat Boyutunun 9. Enerji Frekansını taşıyan boyutudur.
Huzur Boyutuna ulaşan insan, dünyevi Sevgi boyutundan İlahi Sevgi Boyutunun giriş kapısına ulaşma merhalesine gelen insandır. İnsanlık bu Boyutlara kadar olan Enerjileri tesirler ile alır. Bu Boyuttan sonra İnsanlık Hücresel ve Beyinsel olarak kendi, kendi bilinç düzeyine göre gelen bilgileri alarak, Hücresel fonksiyonları ile ortamlarına yansıtırlar.
Bu insandan insana yansıtma programıdır. Bu programın gerçekleşmesi için Yüce Rabbin İzin verdiği kimse şefaat edebilir. O’na laiki ile kulluk edenler, Görevini laiki ile yapanlara, Allahın izin verdiği kimseler şefaat edebilir.
YUNUS:3-Rabbiniz O Allah’tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra Arş’a istiva etti. Emri tedbir eder.(Buyruğunu icra eder) . O’nun izni olmadan hiç kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz Allah budur. O’na kulluk edin, düşünmüyor musunuz?
Tüm Bilgiler insanda, Bilinç düzeylerine göre mevcuttur. Yani Hakikatler insan genlerine işlenmiştir. Genlerdeki bu bilgilerin açılması, insanın gelişmesine, bilgilenmesine, arınmasına bağlıdır. Bu nedenle İnsan Faktörü Eğitime ve Evrime alınmıştır. Önemli olan insanın bunun farkında olmasıdır.
Dünyamıza verilen bilgiler Evrenseldir. Tüm insanlığa verilir. İnsanoğlu bu bilgileri sahip olduğu bilgi düzeyine göre, alıp değerlendirebilir.
İnsanoğlu Gen şifrelerini açacak bilgi düzeyine geldiğinde; Şuursal bir aşama yapar. Bu aşama esnasında kendi kurtuluşunu sağlayabilir. Ancak, İnsan Allah’ın bir nefesi olarak O’nun Bütünsel Bilincine ulaşabildiğinde Vahdeti Vücut, Yaratanla birleşme, (O’nun Manyetik Alanına dâhil olma) olayı meydana gelir. Verilen bilgilere göre insanlara çizilen Evrensel Kader yolu haritasında Yaratanın bu Manyetik Alanına dâhil olma çabası, İnsanın Rabbine dönüş yolu olarak tarif edilmiştir. Bu çabanın sonucunda O’nun Manyetik Alanına dâhil olma vardır. O’nun Manyetik Alanına dâhil olanlar, Allah’ın izni ile Evrenlerin idaresinde görev alabilirler
MERYEM:87-Yalnız Rahman’ın Huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefaat edemezler.
TAHA:109-
O gün Rahmanın izin verip sözünden
hoşlandığı kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
SEBE: 23- O’nun huzurunda, O’nun izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince (birbirlerine) “Rabbiniz ne buyurdu” derler. “Hakkı buyurdu” derler. O yücedir, büyüktür.
Yüce Rabbin izin verdiği kimselerin şefaati için, şefaat bekleyen kişinin Egosunu terk etmesi, insanlar arasında ayırım yapmaması (Mevlana’nın ne olursan ol gene gel, Hacı Bektaşi velinin 72 millete bir nazarla bak, söylemlerine dikkat) Evrensel düşünüp Evrensel Bilgisini artırması, doğruluk ve dürüstlükte Rahmanın kulu olduğunu idrak etmesi, Toplumsal Bilinci insanlığa aşılamak suretiyle Barışa katkıda bulunmanın, İnsanın görevi olduğunun idrakinde olması gerekir.
Sonuç olarak; kişinin şefaate layik olması için Rabbine olan kulluk görevini ve insanlara karşı olan görevini laiki ile yapmış olması ve Allah’ın rızasını kazanması esastır.
Kulluk görevini yapmadan, yaptığı günahlar nedeni ile tövbe etmeden, Peygamber şefaati beklemek Yüce Rabbin yaratma ve yaşatma yasasına ters bir durumdur.
Muhammed suresinin 19. ayetinde: Allah’tan başka tanrı olmadığını bil ve kendi günahın, inanan erkeklerin ve inanan kadınların günahı için Allahtan mağfiret dile. Allah, dönüp dolaşacağınız yeri ve varıp duracağınız yeri bilir.
BAKARA:255-O, Allah ki O’ndan başka İlah yoktur, daima diri ve yarattıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, nede uyku tutmaz göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. (O yüce Padişah, göklere, yere, bütün kâinata hükmetmektedir) . Onları koruyup gözetmek kendisine ağır gelmez. O Yücedir, Büyüktür.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, İnsanlar: her konudaki çaba ve özverileri nispetinde yardım görürler. İlahi Âlem herkese hak ettiği nispette yardımcıdır.
İnsanlık O’nun sonsuz şuuruna eriştiğinde Dünyanın gerçek Mirasçısı olacaktır.
Rabbim razı olacağı kullarından eylesin
Allah c c razı olsun
Yusuf YAMAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder