RABBİN, YARATMA VE YAŞATMA
YASASI VE İNSAN
DİN
Yaratma ve yaşatma yasasıdır. Bu yasa insanları Tanrısal Enerji ile Aşılamak
içindir. Bu yasada taklit yoktur. Düşünmeden,
Akıl, Gönül, Vicdan birliğine dayanmayan, Yaratan’ın Yaratma ve Yaşatma
yasasına uymayan, Egoyu içinde barındıran bir yönelme iman olmaz, kişi de Mümin
olmaz.
Yaratan’ın
Yaratma ve Yaşatma Yasası olan Din, Rabbin Yarattığı ayetlerinden olan; İnsan
Ayeti, Evren Ayeti, Enerji Ayetinin Ruhsal, Duygusal ve Fiziksel yönleri ile
iyi çalışılması, öğrenilmesi ve bu Ayetlerin yaşamın bir parçası olduğunun
idrak edilmesi ile insan arınır. Gerçek insan olur ve O’na giden yola O’nun
tarafından iletilir. Bu yala iletilen insan Rabbine Teslim olur ve özgürlüğünü
kazanır.
İnsan
O’nun yarattığı dünyada, O’nun Mülkünde,
Ete kemiğe bürünmüş, insan olarak görünmüş Ruhsal ve ilahi bir varlıktır.
Rabbin Kitaplarında belirttiği ayetlerde Dünya ve üzerindeki her şey insan için
yaratılmıştır. İnsan bu dünya da kendisine verilenlerle İmtihan edilmektedir.
İnsana tevdi edilen bu emaneti kullanma ve kendini geliştirme sürecinin, iyi
veya kötü gitmesi kişinin değerlendirilme imtihanıdır.
Yüce
yaratan dünyayı yaratıp, insanların ve canlıların bulunduğu bu Biyolojik
şekillenmeyle belli bir süre yaşayabilmesi için, oluşturduğu doğal şartların
(ortamın) nasıl kullanılması gerektiği,
insanların yaşamlarında, uygulamaları gereken prensipleri de Elçileri
vasıtası ile insanlara vahyi ile göndermiştir. İnsanların doğruyu fark etmeleri
için senede en az iki kez imtihandan geçiriyor. Her an yeni bir yaradılışla
insanlara ilhamlar gönderiyor, cezalar veriyor. Alan alır. Hakka giden yolu
bulur.
Düşünen,
yönelen, odaklanan her kişiye, Yüce Rabbim kendi, Bilgi kaynağındaki Bilgi hazinesinde
bulunan bilgilere erişmesine imkân verir. Rabbin Kitabında olan; Ey Akıl
sahipleri Aklınızı kullanınız ki, Göklerin kapıları size açılsın. Demesinin manası, siz tekâmül ettikçe gökler
size açılacaktır demektir.
Kuran
Rahman Suresi, 33. Ayetini okuyalım: “Ey Cin ve İnsan topluluğu, göklerin ve
yerin bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse, geçip gidin. Ancak kudretle
geçebilirsiniz” diyor. Bu kudret, Akıldır. Bilgidir. Bu bilgi ile bulunan ve
Evrenin her yerinde bulunan ve dünyadaki her maddede mevcut olan HİDROJEN dir.
Kendisi
Okumayanın, Kitabı OKU dediği halde okumayanın, Yaratma ve Yaşatma Yasasından
Haberi olmaz. Sefil gelir gafil gider. Söylenmişleri tekrar etmekle bir yere
varılmaz. Varmak istediğin yola ulaşmak için, OKU Emri var. Oku öğren,
bilgilen, kendini tanı ki Yaratanı bilesin. O, diyor ki önce kendine ulaş sonra
bana yaklaş.
Doğru bildiğinizi zannettiğiniz şeyler,
Yaratanın Gerçekleri ile çelişiyorsa, bildikleriniz sizi O’na giden yola
ulaştırmaz. Bilgisizlik sizin bakış açınızı dar tutar. Dar açıdan bakmakla,
Evreni idrak etmek mümkün değildir. Çevrenize ördüğünüz, ön yargı, hurafe,
tembellik, taklitçilik, nefsine uymak, Ego,
gibi duvarlarını söküp atmanın yolu, Rabbin
OKU Emrini yerine getirmektir. İlme sarılmaktır. Kalıcı eser bırakmaktır.
İlmi tepen gafleti seçmiştir.
İnsanoğlu, Tercihinin sonucunu yaşamaya mahkûmdur.
Herkes ortaya koyduğu fiillerinin sonuçlarını yaşayacaktır. Herkes
yaptıklarından mükâfat alır veya cezasını görür.
Farz varken sünnetle kendini aldatma!
İnsana hizmet,
Allah’a kulluk, insana nefretin Allah’a isyan olduğunu fark etmeye çalış.
İnsanların, seni anacağı ve hayır dua edeceği bir eser bırakabiliyor musun ona
bak.
İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapanın yeri Cennettir.
Bu müjde Kuran’da 152 Ayette geçmektedir. Uyanıp
öğüt almak için, Hakka giden yola vasıl olmak için, OKU Emrini yerine getirmek
gerektiğinin farkına var.
Her kişi veya toplum elleriyle
yaptıklarının, Beyinleri ile ürettiklerinin sonuçlarını yaşıyor. Yani
karşılığını alıyor.
Mercimek
kadar aklınla, Evrenin E’sini dahi kavrayamamışken, Evrenin yaratanını
yargılamaya kalkmak, beyinde bozukluğun alametidir.
Gerçekleri
görmek için içinde yaşadığın Sistemin farkına varmak için OKU diyeni
dinle. Kitabını OKU, İlme sarıl.
Davranışlarını
İlim ve Akıl yolu ile düzenleyenler, duygusallıktan kaynaklanan sıkıntıları
çekmezler. Rabbin OKU demesi bunun içindir.
Olgun
kişi kendini karşısındakinin yerine,
koyarak olayı değerlendirir.
Yarın,
bugün yaptıklarınızın sonuçlarını yaşayacaksınız.
Her
gününü, yaşamında yararlı olacak yeni bir ilim öğrenerek değerlendirmiyorsan,
yaratma ve yaşatma yasasından bihabersin demektir. Tez elden OKU emrini yerine
getir, her gün yeni bir ilim öğren.
Akıllı
olan insan ayrımcılığın olduğu hiçbir takım ve grupta yer almaz. Çünkü, Rabbim
Kuran’da Al.i İmran 100 Ayeti:“Ey inananlar, Kitap verilenlerden
her hangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra, onlar sizi döndürüp kafir
yaparlar.
Bu
ayet bize, Din de ayrımcılığın olmayacağını, ayrımcılık yapanlarla birlik
olmamamız gerektiğini belirtiyor.
Rabbin,
Yaratma ve Yaşatma Yasasında, mazeret ve cehalet geçersizdir. Çünkü Yüce
Yaratan, insani, akıl, mantık, şuur, sabır ve vicdanla donatmıştır. Her kes
eliyle ve diliyle yaptıklarının sonuçlarını yaşayacaktır.
Şükür
edenin elindeki nimet artar, nankörlük eden zaten elindekini terk eder.
Özündeki sonsuz ve sınırsızlığı hissedemeyen, madde batağında boğulur.
İnsanoğlu
Evrenselliğe, özünden gelen evrimsellik (bilgilenip bilinçlenmek, dini doyuma
erişmek,ahlaksal gelişmişlik ve Ruhsal arınmışlık) boyutundan açılabilir.
Dışarıdan bedensellikten değil.
Bu
dünyada oluşan her şey, kendinden evvelki sebepler etkisiyle yönünü bulur.
Allah indinden gelen ilim, fikri bütünlük içinde bir sistem ve düzeni yansıtan
ilimdir.
İsimlere
ve Etiketlere aldanmayın. Allah’ın Sisteminde mazeretlere yer yoktur.
Yusuf YAMAN
6 Ağustos 2010
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder