Zaman insanın dünyadaki en kıymetli sermayesi. Zamana
hükmetmek, onu planlamak “başarı” nın olmazsa olmazı. Kıymetli olan zamanı
gerçekten bir plan program dâhilinde mi yaşıyoruz?
Peygamberimizin 1 günlük hayatını inceleyip bize
aktaran siyerciler; gününü adeta ajandaya ayrıntılarına kadar not edilmiş bir
titizlikle yaşadığını aktarırlar. Günlük programı planlıdır Allah Resulünün.
Saat kaçta Hz. Ebu Bekir’e uğrayacağı, hanımlarına ne kadar vakit ayıracağı,
halası Safiye’yi ne zaman ziyaret edeceği, Ashabı Suffe’ye hangi vakit ders
vereceği, evinin ihtiyaçlarını günün hangi diliminde temin edeceği bellidir.
Hicret emri geldiğinde Hz. Ebu Bekir’e gitti.Kapısını çaldı. Hz. Ebu Bekir “Ey
Allah’ın Resulü, önemli bir durum mu var ? Sen bu saatte hiç gelmezdin” dedi. Bu cevap
Allah’ın Resulünün gününü nasıl planlı yaşadığına delildir.
Hollanda’dan bir ekiple “Aileye Aile İçinde Yardım”
adını verdiğimiz bir projede beraber çalışıyoruz. Sosyal Hizmetlerde yerleşik
olan tümevarım yani “çocuk, genç, özürlü, kadın ve yaşlıdan aileye “ anlayışını
değiştirerek, tümden gelim, yani aile odaklı çalışıyoruz. Çocuk, genç, özürlü,
kadın ve yaşlı ile ilgili bir problem bize ulaştığında aileyi merkeze alarak
çalışma yapıyoruz.
Bu çalışmada kullandığımız enstrümanlardan birisi de “günlük
yaşam rotası”. Yani aile nasıl yaşıyor? Bir rotası var mı? Sabah kaçta uykudan
uyanıyorlar, kahvaltıyı kaçta yapıyorlar, akşam yemeğini kaçta yiyorlar, sosyal
ve kültürel aktiviteler var mı? Varsa hangi gün saat kaçta? Kaçta yatıyorlar?
Kaç saat tv. Seyrediyorlar? Çocuk veya yetişkin kaç saatini bilgisayarın
karşısında geçiriyor v.s.
Evet dostlar. Türk halkı ortalama günde 5 saatini tv.
karşısında geçiriyor. Bu yazıyı yazdığım gün sabah saat 7.45 de ekmek almak
için dışarı çıktım, yürüdüm. Stadyumun dibinde merkezi bir mahallede
oturuyorum. Belki 10 bakkal geçtim. Hepsi kapalı idi. Sokaklar sadece
öğrencilerle ve servis araçları ile şenlenmişti.
Yetişkinlerimiz uyuyor. O büyük marketlerden şikâyet
eden bakkallarımız uyuyor. Oysa günün en bereketli zamanı sabah namazından
sonraki zaman bizim inancımıza göre.
Niye uyuyorlar sizce? Gece muhtemelen 1000. defa
benzerini izledikleri yarışma veya tartışma programını geç saatlere kadar
izlediler. Ne öğrendiler? Ne kazandılar? Kocaman bir hiç.
Misaller çoğaltılabilir. Ama sağlığımızın, vaktimizin
kıymetini biliyorsak ailecek oturup “günlük yaşam rotamı” zı yazmamız ve evin
herkesin görebileceği yere asmamız gerekir. Günlük sermayemiz olan 24 altını
önümüze koyalım. Kaç altın uykuya, kaç altın Rabbimizle konuşmaya, kaç altın
işimize, kaç altın eşimiz ve çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmeye, kaç altın
dost ve akrabalarımızı ziyarete, kaç altın alışverişe v.s.
Uyku için İslam âlimlerimiz 2 kırmızıçizgi çiziyor.
1.Sabah
namazından sonra 1 saat uyunmaz,
2.İkindi ile
akşam arası uyunmaz.
Bu
uyarıyı sağlık uzmanları da destekliyor. Akşam yemeği yatmadan en az
5 saat önce yenmeli, sağlıklı uyku için yatmadan 2
saat önce herhangi bir şey yenilmemeli. Yat-geber gibi sağlığımıza bir “zehir “
kadar zarar veren alışkanlıklar terk edilmeli.
İnsanlar beş şey gelmeden 5 şeyin kıymetini bilmeli
dostlar. Hastalanmamak için sağlığın, meşguliyet gelmeden boş vaktin,
ihtiyarlık gelmeden gençliğin, fakirliğin gelmemesi için zenginliğin ve ölüm
gelmeden hayatın kıymetini bilmek gerekir.
Haydi bu beş kıymetli sermayemizi muhafaza etmek için
kağıt kalemi elimize alalım, başlayalım günlük yaşam rotamızı yazmaya. Yazın ve
uygulayın. Kendinizden başlayın uygulamaya ,eş ve çocuklarınız sizi
izleyecektir. Uyguladığınızda zamanınız nasıl genişliyor, bereketleniyor,
değerleniyor göreceksiniz.
İnsanlar
için en büyük engeller beyninde ve gönlünde taşıdığı engellerdir.
Yüce
yaratıcı kitabında ve elçisi vasıtasıyla bize bu engellerden (akabelerden)
haber verir.
Onları
aşmanın kalbi, beyni, gönlü o akabelerden (engellerden) temizlemenin yollarını
gösterir.
Bakın
Yüce Allah engelleri (akabeleri) ve aşma yollarını ne güzel tarif ediyor:
’Biz
vermedik mi (insana) iki göz, bir dil, iki dudak?
Ona
iki tepe (iki hedef: hayır ve şer yolunu ) gösterdik.
Fakat
o , (hedefe varmak, yapılan iyiliklere teşekkür etmek için )
sarp
yokuşu (akabeyi: engeli) aşamadı, geçemedi.
Sarp
yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?
Bir
boynu (kölelik zincirinden, borçtan, dertten, sıkıntıdan) çözmek,
Yahut
(bir boynu) doyurmaktır açlık gününde,
Akraba
olan yetimi, Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu,
(Tüm
bunları yaptıktan sonra ) Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve
merhamet tavsiye edenlerden olmak ,
İşte
onlar sağın adamlarıdır. Beled suresi 90 , 8-18 ayetler.
Bu
gün sosyal hayat içerisinde her biri en az namaz, oruç, hacc kadar
Önemli
olan bu vazifeler Kuran-ı Kerim’in birçok yerinde sürekli tekrarlanmıştır.
Yaratıcımız
yetime, engelliye, kimsesize, fakire, garibana, düşküne, miskine
Yardım
etmenin büyük bir engel (akabe) olduğu konusunda bizi uyarmış,
Nefislerimizle
bu konuda mücadele etmemizi istemiştir.
Çünkü
yetime, düşküne, kimsesize, garibana, engelliye, ihtiyara yardım etmenin
Dünya
da belirgin hemen somut bir bedeli ve karşılığı olmadığı için zordur.
Nefislere
ağır gelir. Ama aynı zamanda imtihanın en zor , en kıymetli , puanı en yüksek
sorusudur.
İnsan
için hayatta en kıymetli değer ‘huzur’ dur.
Okuyucularımın
huzuruna katkı yapacağını düşündüğüm küçük tavsiyeleri paylaşıyorum:
·
Ufak şeyleri dert etmeyin!
·
Erkenden kalkmaya alışın!
·
Hayatı olduğu gibi kabul edin!
·
Tenkit etme isteğinizi bastırın!
·
Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!
·
Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!
·
Başkalarını suçlamayı artık bırakın!
·
Her şeye hâkim olmaya çalışmayın!
·
Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!
·
Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!
·
Sabrın kıymetlisinin ilk anda olduğunu!
·
Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!
·
Konuşmadan önce derin bir soluk alın!
·
İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin!
·
Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun!
·
Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın!
·
Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin!
·
Olağan şeylerdeki olağan üstünlüğü arayın!
·
Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın!
·
Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın!
·
Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın!
·
Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın!
·
Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10'a kadar sayın!
·
Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün!
·
Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın!
·
Her gün biraz vaktinizi, minnettarlık için harcayın!
·
Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın!
·
Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin!
·
İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın!
·
Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!
·
Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün!
·
Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin!
·
Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin!
·
Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir!
·
Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun!
·
Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdil değildir!
·
Ölünce, yapılacak işler listesinin dolu olacağını unutmayın!
·
Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak!
·
Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini
Ve
ilerde dağ gibi meseleler çıkaracağını göz önüne alın!
O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara
yumuşak davrandın!
Şayet
sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi.
Şu halde onları affet. (Al-i İmran 159 )
Yumuşak
söz ve davranış, en önemli huzur kaynağı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder