Manali bir hayat mi?
Maddeci bir hayat mi?
Iste butun mesele burada..
Maddeci bir hayat pesinde kosanlarin
daha cok hastalandıklarını kim nereden bilebiirdi?
North Carolina Üniversitesi (UNC) bir
çalışma gerçekleştirdi. Bu çalışmaya göre mutluluk, huzur ve harmoni sahip
olduğumuz genlerle doğrudan ilintili. Unutmadan, ben UNC’den mezunum. Bu
üniversite bilinen en iyi Halk Sağlığı okulundan birine sahiptir.
UNC araştırmacıları 80 katılımcı ile
deneyler yaptılar ve yaşamdan tatmin olup olmadıklarına ait sorular sordular.
Soruların ardından katılımcılardan kan alındı ve kan tesleri yapılarak sonuçlar
analiz edildi. Asıl amaç akyuvarlardaki hücrelerin gen tanımı profillerini
anlamaktı.
Sonuçlara göre
mutluluğun “parayla satın alınabilir” şeylerde olduğunu
düşünenlerin genlerinde kanser, diyabet ve
kardıyovasküler hastalıkları güçlendirebilecek, iltihaplanmalar ve
şişkinliklere neden olabilecek yapılar tespit ettiler.
Mutluluğun “manayı anlamaya
çalışmakta” olduğunu düşünenler ve çevresine hizmet verme
düşüncesine sahip olan (yani hizmetkar bir ruha sahip olan) kimselerin kan
analizlerinde ise yukarıda sayılan hastalıklara karşı antikorlar bulundu. Yani
toplum için çalışan insanların (aileye, çevreye, topluma hizmet verme düşüncesinde olan insanların) immunal sistemi (bağışıklık sistemi)
vücutta üretilen bir koruma sistemi ile güvenlik altına alınıyor.
Bir başka deyişle,
altürist
(dürüst ve adil) yaşamı seçenlerin diğerlerine göre daha uzun yaşama olasılığını artıyor. Böyle insanlar gerçek huzur ve harmoni hissettikleri için hastalıklara koruma geliştiriyorlar.
Sonuç
olarak, genlerimiz manalı bir hayat ile maddeye düşkün bir yaşam tarzını
birbirinden ayırabiliyor. Beyin de bunu ayırt edebiliyor ama şuur bazen pusula
görevini yapamayabiliyor bu nedenle iş genlere devredilmiş oluyor.
Dünyaya bir amaç için
geldik. Amaç huzur
ve barış içinde yaşamak, bunu sağlayabilmek için önce kendi
içimizde huzur sağlamak daha sonra çevreye yaymaktır. İhtiyacımız olan şey
[sadece kendimiz için değil], bize ihtiyacı olanlar için de çarpan bir yüreğe
sahip olmak. Nezaket, iyi niyet, yardım, dayanışma ve diğer güzelliklerle
bütünleşen hizmetkarlık mentalitesi; sağlıklı ve uzun yaşama yol haritası
çiziyor. İnsanlar ahlak kuralları çerçevesinde yaşadığı sürece hem mutlu oluyorlar hem de etrafa
mutluluk veriyorlar.
Napoleon Hill şöyle diyor: Duygular kişinin inançlarına ve fikirlerine sıkı
sıkıya bağlanmalıdır. Ancak bu şekilde yaşamda harmoni söz konusu olabilir. Bu söze ek olarak
diyebiliriz ki genlerimiz huzur ve harmoni ile daha sağlıklı hale geliyor. Huzur ve ahenk ise aslında kendi içimizde.
Bu konsept yeni değil, bunu bilmek için blimsel sonuçlara da ihtiyacımız yok. Yapılacak şey insan olmak. Bunun sonucunda sağlık bulurken huzur, harmoni ve mutluluğu
paylaşmak mümkün oluyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder