15 Mart 2014 Cumartesi

Hakiki insan

HAKKA GİDEN YOL VE HAKİKİ İNSAN
Bir İnsan formu beşeriyetten kurtulmadıkça hakikati bilmedikçe hakiki insan olmadıkça, yürüdüğü yolun doğruluğundan asla emin olamaz. Bu Âlemde yalnız değiliz. Bunun idrakinde olarak, RABBİN gösterdiği Işıklı yolda gönül rahatlığı ile yürümek Kâmil insanın Bilinçli olarak gideceği yoldur. Hakka giden yolda yardım edene yardım edilir. Önyargılardan kurtulduğunuzda, Korkularınızı yendiğinizde ve tanrıdan bir parça olduğunuzu fark ettiğinizde, Hakikate varırsınız.

İnsana bir yol çizilmiştir, bir hedef gösterilmiştir. Hedefe varmak insanın işidir. O’na giden yolda önyargılarınız ve korkularınız cehenneminiz, imanınız, cennetiniz olacaktır. Buradaki İman: Biat Bilinci ile hakikati kavramaktır. Hedefe varmak hedefe ulaşmak “O’na giden yola vasıl olmak”  bilinçlenmekle mümkündür.
En büyük günah, insanları incitmektir. Bu incitme, Fiziksel olur, Zihinsel olur, Ruhsal olur. Kötü ve yanlış olan her şey; insanlara maddi ve manevi verebileceğinizi veya paylaşabileceğiniz yardımı esirgemek, haksızlık yapmak, şefkatsiz davranmaktır.  Bu davranışları yok etmek için, elinizden geldiği kadar iyilik yapmalıyız. Bir insan olarak varlığımızın bir amacı da budur.  Yardımlarda yarışın ayetlerine bakalım:
Maide:2- "İyiliği emretmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir"

Maide:48-  "Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın."

Bakara:148- Hayır ve iyilik yapmak hususunda birbirinizle yarışınız"

Düşmanlık, mantıksızlıktır.
Düşmanlık, Zihin kirlenmişliğidir.
Düşmanlık, Cehaleti Bilgiye tercih etmektir.
Ruhsal Bilince sahip insan, Ruhsal kardeşine kötülük yapmaz, böyle bir şey düşünmez, düşünemez. Din ve Irk Ayırımı yapmaz.

Hucuret:10-“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerin arasını düzeltin” ayeti bizi kardeşçe hareket etmeye davettir.
Şu iyice bilinmelidir ki;
İnsanoğlu çekirdek dünya ve üzerindekileri, yaratmadığı gibi, onları yok etme hakkına sahip değildir. İnsan doğa yasaları ile uyumlu hareket ederse Tekâmül edebilir.
Tüm bu cehaletlerden kurtulup, yarınların ADİL ve OLUMLU Dünyasını İnsani Bilinci yüksek, Arınmış, İnsani Kâmil olanlar kuracaktır. Yarının Adil ve Olumlu Dünyasını, Birleşim, Bütünlüğünde, Birleşim Bilincinde olarak; Akıl, Mantık, Şuur üçgeni ile Akıl ve Gönül Birliğini gerçekleştirenler, dünyayı olgunlaştıracaktır. Bu durum Kuran’ı Kerim’de şöyle verilmektedir.
Araf Suresi 181-“Yarattıklarımız içinde doğrulukla hakka götüren ve Hak ile Adalet yapan bir ümmette vardır”
Bu ümmet Kuran’da belirtilen Rabbin katındaki Tek Din olan İslâm dininin gereklerini Evrensel düşünce ve davranışlar sergileyen, özüne varmış, Arınan ve Allah rızasını kazanan ileri Bilinç sahibi insanların oluşturduğu insan topluluğu olduğunu gerçeğidir. Bu insanlar; egolarını zapturapt altına almış.  İnsanları doğrulukta birleştirmek için çalışan, barış içine bir olmaya, Sevgi yaymaya, barış ortamı tesis etmeye çağıran, Arınmışları Hakkın Divanına götürecek olan Kuran’daki İslâm ümmetidir.
Bu ümmetin dünyada, Türk İslam Âleminde ki temsilcileri, Ahmet Yesevi, Mevlana Hazretleri, Şemsi Tebrizi, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Hallacı Mansur, Abdul Kadir Geylani, Bediüzzaman Said Nursi  ve günümüzde Özüne varmış,  egosunu yenmiş hiçbir karşılık beklemeden insanlara, Kuran’ın bildirdiğini bildirmiş ve insanların genlerine işlenmiş olan ilahi programları, bildirmeye devam eden bu insanlar, Veli olmuşlardır.
Günümüzde Müslüman Âleminde insanların çoğu kendisinin İslâm olduğunu söyler, ancak çoğunluk Egosuna yenilmiş ve Kuran’daki İslâm dini ile alakası kesilmiş, hurafelerle doldurulmuş, beşerin yazdığı, Hadis, Fıkıh ve İlmihal kitaplarındaki bilgileri din olarak algılamaktadır.
Bu nedenle; Yüce; Rahman, Rab, Rahim,  Müslümanlara ne yapmak istediklerini, neden yanlış davranışlar içinde olduklarını soruyor? Müslümanlara suçlular gibi mi davranalım diye  soruyor. Kalem suresinde bunu açık biçimde görüyoruz.

Kalem :35- Müslümanlara suçlular gibimi davranalım?
Kalem :36- Neniz var sizin, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Kalem:37-Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz?
Kalem :38-Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?
Kalem :39-Yoksa, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Diriliş gününe kadar sürecek bir güvence mi aldınız bizden?
 Kalem :40-Sor onlara, “Bunu kim garanti etmektedir?”
Kuranı yeterli görmeyen Müslüman Âlemi, Kuranın bildirdiklerini bırakıp, Hadis, Fıkıh İlmihal ve Mezhep İmamlarının koyduğu prensipleri din olarak algılayıp anlatmaktadırlar. Bunun karşılığında, birbiri ile savaşıyor, kan ve gözyaşı dökülüyor.
Bu beşerin kendi keyfine göre yazdığı prensipler ego içermekte olup karşısındakini kardeş olarak görmemektedir. Her imam kendine göre değişik prensipler koymuştur. Kuran, Yüce Rabbin insanlara gönderdiği yaratma ve yaşatma yasası olan din, tek olduğuna göre, mezheplerdeki bu ayrılığın sebebi nedir? Bütün inançlardaki Mezhepsel ayrılıklar savaş ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Getiremez çünkü Rabbin yasalarına aykırıdır Ayrılıklar;
Hakka giden yolda Bütünleşmek ve Bilinçlenmek için, Egoyu zapturapt altına alıp, yardımlara koşmak gerek, İnsani Kâmil olup insanlara bilgi vermek gerek, birleşmek ve barışa katkıda bulunmak gerek, birlik olmak gerek. Çünkü Hakka giden yolda birlik olmak Rabbin İnsanlara öğüdüdür. Bize döndürüleceksiniz diyor yüce Rabbim.
Dünyayı ve Evreni Olgunlaştıracak olan, İnsani Kâmil olan insanlar; Tanrısal Güç ve Bilgi Odağı olan,  Rahman Boyutundan Bilgi alan insanlardır. Direkt Bilinç aşamasını yapan Arınmış insanlardır. Bu insanların, bu dünyada varoluşun amacı, Ruhsal uyanış ve Bilince erişmektir. Çünkü Tanrısal Enerji ile aşılanma bu dünyada gerçekleşmektedir.
Yeryüzüne gelmemizin amacı, Bilgilenmek, Tekâmül etmek, Genlerimize işlenmiş olan İlahi yaşam programlarının şifrelerini çözmek ve Ruhu zenginleştirmektir. Gelişen Ruh, yeryüzü yaşamımızda gizli kalmış Tanrısallığı açığa çıkarır. Uyanmamızı sağlar. Tanrısal özellik kazanmamızı sağlar. Çünkü; ," İnsan Yaratan'ın Ruhundan Ruh taşımaktadır"
Tanrısal özellik kazanmış insan günah işlemez. Maddeye müptela olmaz. Maddeye hükmeden yaşam yasalarına aykırı hareket edilirse,  Bedensel Rahatsızlıklarla karşılaşır, Sağlığınızı kaybedersiniz.
Ruhu, Zihni ve Bedeni kontrol eden doğa yasalarıdır. Doğa yasaları ile uyumlu yaşadığımızda sağlığımıza kavuşuruz. Doğa yasalarının bizim yaşamımızı belirlediğinin farkına varırız. Dünya ortamının bizim için Özal olarak hazırlandığının farkına varırız. Bilincimizi geliştirmemiz gerektiğinin farkına varırız.
Tanrısal Takipçimiz olan Vicdanımız. Biz insanları kötülük işlemekten alı koyar. O halde; vicdanımıza danışmalıyız.
Bu gün insanoğlu Ruhsal prensipleri unutup,  maddi şeylere aşırı önem verip, Egoistçe davranışlar içinde olması nedeniyle, doğada ve insanlar arası ilişkilerde,  insanın aleyhine gelişmelere sebep olmaktadır.  Şunu unutmamak lazımdır ki,
“Yaratılanı hoş görürüz Yaratandan ötürü” boşa söylenmemiştir
İnançsızlık içinde Egoistçe düşünce ve davranış içine giren insanlara, Yüce Rabbim Araf: 182 ile hitap etmektedir.
Araf:182-“Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden, yavaş yavaş helake yaklaştıracağız”
Siz yaratılanı hoş görmezseniz, gerçekte onu yaratanı hoş görmemiş olursunuz. Onu yaratan kendi nefesinden ona can vermiştir. Siz kimi ve neyi hoş görmüyorsunuz?
Doğa yasaları Rabbin iradesinin hâkim olmasını sağlar. O nedenle, doğa yasalarına karşı gelinemez. Doğa yasalarına karşı gelmek insanın ve insanlığın sonunu hazırlar.
Allah’ın kulları hakkındaki yaratma ve yaşatma yasası; Allah’ın Elçileri ile gönderdiklerinin gerçekliğine inanıp, yaratana ortak koşmamaktır. Karşı gelmemektir. İslam dini Evrensel bir dindir.
Bütün Âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından Evrenselliği belirtilmiştir.
O, Evreni yaratandır. O’na giden yolda birlik olmak insanlığın gereğidir. O, Bize döndürüleceksiniz diyor.
Bu Dünyada insana biçilen görev: İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmaktır. Çünkü İnanıp, İyi, Güzel, Faydalı ve Kalıcı İşler yapanlara Rableri katında Cennetler vaat edilmiştir. Gerçek insan vaat edilenin ötesine geçebilecek özellikte ve donatılmıştır.
Evrensel şuur kazanan her bilinç, dostların bir araya gelmesine yardımcı olur. Bu bir araya gelişte EGO yoktur. Evrene yardımcı olmak vardır. İnsanların Arınmasına yardımcı olmak vardır. İhtiyacı olana maddi ve manevi yardımda bulunmak vardır. Maneviyatın yükselmesine katkıda bulunmak için Rabbin gönderdiği, Kuran’daki Din konusunda ve ilahi yaşam konularında insanları aydınlatan bilgiler vermek vardır.
Rabbine inanan insanlar, hiçbir şeyden korkmadan Rabbe giden ışıklı yolda ilerlerler, Ruhi Evrim ile Boyuttan boyuta geçerler.
Mesuliyetini müdrik olanlar, doğrulukta karar kılanlar, Evrensel düşünce sahiplerine Göksel Güçler yardımcı olur. Şüphesiz bu yardım Yüce Rabbin Emri ile ve özüne varmış rehberler önderliğinde olmaktadır.
Ruhi Tekâmül ile Evrensel Tekâmülünü dengeleyenler, Maddi ve Manevi yardımlar görürler. Bu yardımlar kişinin inancı ve görev bilinci nispetinde olur.
Evrensel gelişimini sağlayan, özel Frekanslara sahip insanlar, büyük bir sorumluluk taşır. Kişi bilgi sahibi olup, bilgisinden insanların yararlanmasını sağlamıyorsa, Bilgisini insanlarla paylaşmıyorsa, Bilgiyi üretime çevirecek çalışmalar yapmıyor ise,  o kişi mesuliyetini müdrik değil demektir. Henüz uykusundan uyanmamıştır. İnsanoğlu bilinçaltı uykusundan uyanınca, bir arayış ortamına girer. Bu ortamda hakiki ışığını görebilenler, genelde özünde gözü olanlardır. Her şeyi görürler, Rabbin yardımı ile Hidayete ererler.
Arşın Arza tebligatını, (göksel tebligatları) gelen bilgi porlarını, her kes kendi Bilgi kapasitesine göre almaktadır. Ancak İnsani Kâmil olanlar işin özüne vakıftır. İnsanların kendilerine çizdiği yolda, hedefine varması için göksel güçler yardımcı olurlar. Bu yardım Rabbin Emri ile gerçekleşir. Gayret eden, mesuliyetine müdrik, görev bilinci ile çalışan,
Bilgilenen insanlara yardım edilir. Evrensel birleşime, Evrensel düşünceye, sahip olup, sürekli bir çalışma içinde olanlar, Rabbin yardımı ile isteklerine nail olurlar.

Hakiki insan: Hüsranlar arasında da, isyanlar sırasında da, Sevgi Özünü asla yitirmeyen insandır. Mutluluğu içinde Parlaklığı Ruhunda duyan, geldiği noktada Evrensel bir Öz olduğunu ve Tanrısal enerji ile aşılandığını bilen insandır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder