14 Nisan 2014 Pazartesi

İnsanlara Mutlu Yaşamın Anahtarı

İnsanlara Mutlu Yaşamın Anahtarı

Philip E. Humbert adlı bir psikiyatri profesörü, "İnsanlara mutlu yaşamın
anahtarını 10 kuralda toplayacak olsam, hangi deyişleri seçerdim" diye
kapsamlı bir çalışma sonrası bir liste çıkartmış.

*1. Kendini tanı* -Sokrat
Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor?
Neyi öne çıkartıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan
geçiyor.

*2. Olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol* - Mevlana
Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri
koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan her şey seni
düşürür.

*3. En yukarda aşk var* - Aziz Paul
Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, ihtimam
eksikse hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.

*4. Dünyayı hayal gücü döndürür *- Albert Einstein
Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat -herkes için- hayalleri
gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en iyisi, olabileceğinin en güzeli
peşinde gitmektir. Bobby Kennedy'nin sözü gibi: Diğerleri dünyaya bakıyor ve
"Neden" diye soruyor. Ben bambaşka bir dünya düşünüyor ve "Neden olmasın"
diye soruyorum.

*5. Fazla güzellik göz çıkarmaz *- Mae West
Güzel hayat doya doya yaşanır. Mutluluk paylaşılır, hayatı sevme hissi
coşkuyla beraber gelir. Ruhun müziğinde "Haydi bastır, göster kendini"
temposu vardır. Kibir değil, coşku!

*6. Fırsatlar yakalandıkça çoğalır *- Sun Tzu
Başarı cesaret ister, başlangıçtaki cesaret sonradan inanca dönüşür. İnanç
insanlığa daha iyi hizmet arzusuna dönüştüğünde fırsatlar yelpazesi yukarı
bir seviyede tekrar açılır.

*7. Ya yap ya yapma. Denemek yok! *- Yoda (Yıldız Savaşları)
Hayat seri hareket, karar ve kararlılık gerektirir Tereddütte kalanlar
geride kalır. Hayatın üstüne gitmezseniz hayat sizin üstünüze gelir.

*8. Mükemmellik, ekleyecek bir şey kalmadığında değil, alınacak bir şey
kalmadığında oluşur - *Antoine de St.Exupery
Hayatınızı basitleştirin. Basite indirge, indirge, bir kere daha indirge...
O zaman ne kalıyor, ona bak. İstekler listenizi kısa tutun. Kısa tutun ki
fokus edebilesiniz. Güneş ışığına büyüteç tutmak gibi, odaklamazsanız hayatı
yakamazsınız.

*9. Kabiliyet yoksa sanatçı olmaz, ama çalışılmadıkça kabiliyet hiç bir işe
yaramaz -* Emile Zola
Ancak akıllı, bilinçli ve odağı şaşmayan çabalar sonrası olası potansiyelin
yapabilecekleri gerçekleşir. Elması yontmadıkça elinizde sadece bir taş
parçası vardır.

*10. Hayatı yaşamanın iki yolu var. Biri hiçbir şey mucize değilmiş gibi
yaşamak... Diğeri her şey mucizeymiş gibi yaşamak - *Albert Einstein.


HAYAT BİZE HEP GÜLSÜN

Saygılarımızla

Gülümser & Haldun Keskin

11 Nisan 2014 Cuma

Abdulkadir Geylani hazretlerinden oğluna öğütler

Abdulkadir Geylani hazretlerinden oğluna öğütler

Bilmiş ol ki, ey oğlum! (Allah bizi de, seni de ve bütün Müslümanları da başarılı kılsın.) Önce Allah'tan gerektiği gibi korkmanı, O'na itaat etmeni, O'nun emirlerine sarılmanı ve çizmiş olduğu sınırları korumanı (helal ve haramı bilip korumanı) vasiyet ederim. Oğlum! Bilmiş ol ki, Bizim bu yolumuz -yani tasavvuf yolu -şu esaslar üzerine kurulmuştur:

*1- *Allah'ın Kitabı,
*2- *Resulullah'ın (s.a.v.) Sünneti,
*3- *Gönül selameti,
*4- *El cömertliği,
*5- *Hayrı çoğaltıp yaygın hale getirmek,
*6- *Eziyet ve cefa etmemek, kimseyi incitmemek,
*7- *Müslüman kardeşlerimizin birtakım yanılma, kayma gibi kusurlarını hoş karşılamak, görmezlikten gelmek.

Oğlum! Bilmiş ol ki, (Allah bizi de, seni de başarılı kılsın!) Fakirliğin
hakikati, senin bir benzerin olan kimseye muhtaç olmamandır. Zenginliğin hakikati de yine senin (yaratılışta) bir benzerin olan kimseden müstağni kalmandır. Ona el açmamandır.

Şüphesiz ki tasavvuf, bir haldir, boş söz ile uğraşan kimse için, böyle bir
hal düşünülemez. Bununla beraber sen bir fakir gördüğün zaman ona ilimle hitap etme, yani hemen ilimle başlama, merhamet ve şefkatle başla. Çünkü ilk karşılaşmada ilim onu kaçırıp yabanileştirir. Fakat merhamet ve rahmet, onu ehlileştirip yaklaştırır.

Oğlum! Yine bilmiş ol ki: (Allah seni de bütün Müslümanları da başarılı
kılsın) Tasavvuf sekiz özellik üzerine kuruludur:

*1- *Gönülden gelen cömertlik.
*2- *Allah'ın takdirine razı olmak.
*3- *Kaza ve belaya sabretmek, hayırlı işleri yaparken tahammüllü olmak.
*4- *Manevi işarete kapı açmak.
*5- *Kendini Allah'tan başkasıyla garip saymak, asıl gurbetin Allah'tan
uzak kalındığı zamanlar başladığını bilmek.
*6- *Kaba yünden mamul elbise giymek. Yani giyim ve görünüşte mütevazı olmak.
*7- *Yeryüzünde Allah'ın farkında olup daima ibadet için gezip dolaşmak.
*8- *Fakirliği benimsemek.
 İsyan etmemek, haram yoldan kazanmaktansa fakir kalmayı tercih etmek.

Gönülden gelen cömertlik, İbrahim Peygamber'in (a.s.) özelliğindendir.
İlahi takdire razı olmak İshak Peygamber'in özelliğindendir. Sabır,
Eyyub Peygamber'in özelliğindendir. Manevi işarete kapı açmak, Zekeriyya Peygamber'in özelliğindendir. Gurbet, Yusuf Peygamber'in özelliğindendir.
Kaba yünden mamul elbise giymek Yahya Peygamber'in özelliklerindendir.
Sürekli ibadet için gezip dolaşmak İsa Peygamber'in özelliğindendir.
Fakirliği benimsemek, Allah'ın Nebisi, Resulü, Sevgilimiz, Efendimiz,
şefaatçimiz, Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) özelliklerindendir. Allah
onu çok şerefli kılsın, onun şeref ve itibarını arttırsın!

Oğlum, zenginlere izzet ve şerefini koruyarak; fakirlere de alçak
gönüllülüğü ifade ederek görüşüp arkadaşlık et! Her işinde İhlas'tan yana
ol! İhlas, halkın, işlediği amele bakıp bakmadığını unutmandır. Allah'ın da devamlı surette o iş ve ameli gördüğünü hatırdan çıkartmamandır.

Fakirlere şu üç kusuru gözeterek hizmette kusur etme:

*1- *Onlara karşı her zaman alçak gönüllü ol ve görün.
*2- *Güzel ahlakın örneklerini göstermeyi unutma.
*3- *Nefsini her türlü kir ve pastan temizleyip berraklaştır.

Nefsini, zaptu rapt altına al ki ki hayat bulasın!

- Halkın Allah'a en yakın olanı ahlak yönünden en güzel ve en geniş
olanıdır.

- Amellerin en üstünü, sırra dikkat edip kulluk konusunda Allah'tan
başkasına yönelmemektir.

- Fakirlerle birlikte olduğun zaman onlara sabrı ve bir de hakkı tavsiye et!

- Dünyadan sana iki şey yeter: Fakirle sohbet, büyüğe hürmet.

Oğlum! Senden aşağı olanlara saldırman zayıflığın alametidir. Kendinden
üstün kimselere saldırman ise böbürlenmenin işaretidir.

İşte bu, benim sana olan vasiyetimdir. Aynı zamanda duyabilecek durumda olan müritlerime vasiyetimdir. Allah seni de bizi de yukarıda belirttiğim
ve açıkladığım hususlarda başarılı kılsın; bizi, selef-i salihinin -bizden
önce geçen âlimlerin- yolunda yürüyen ve onların izini takip eden
kullarından eylesin! Duamızı, Efendimiz, Peygamberimiz, şefaatçimiz Hz.
Muhammed'in (s.a.v.) hürmetine kabul buyursun. Selat u selam,
Peygamberimize, O'nun hanedan ve eshabına çokça olsun ve kıyamete kadar devam etsin!

Elbette evlatlarımıza büyük sadık Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinin bu
sözlerini hatırlatmalıyız. Dini eğitimin terbiyesini almış, vicdan ehli,
dini yaşantısı olan, salih ve sadık evlatlar olduğu gibi; şımarık,
ehlileşmemiş, saldırgan, kabadayı, etrafındaki yakınlarıyla insanları
sindiren, şer ehli, kumar ehli, gece ehli evlatlar da var. Etrafınıza
bakın. Yakındalar. Yanı başınızdalar. Her taraftalar. Allah onları da ıslah
etsin. İslam'ın edebiyle edeplendirsin.

Biz babalara düşen de evlatlarımıza Abdulkadir-i Geylani nin sözlerini
fısıldamaktır. Aksi halde evlatlarımızın günahı aynı zaman da bizim de
günahımızdır.



9 Nisan 2014 Çarşamba

Sevgi Algılamalı, Sevgi Yaymalıyız

A.      Sevgi Algılamalı, Sevgi Yaymalıyız
1.                  Sevgi bitmez tükenmez bir kaynaktır. Bu kaynak tüm evreni kaplamıştır.
2.                  Sevgi sayesinde Fiziksel, Ruhsal, Tanrısal dünyaların değişik ortamları ile             haberleşebiliriz.
3.                  Sevgi içimizi titretir, iç dünyamızı kuvvetlendirir.
4.                  Sevgi bilgelik kaynağıdır.
5.                  Sevginin ışığıyla çevremizdeki göz kamaştırıcı şeylerin farkına varırız.
6.                  Sevgi korkuyu giderip, ölümü alt eden yaşamdır.
7.                  Sevgi düşmanlığı yok eder. Tüm kötülüklere karşı bizi koruyan bir zırh gibidir.
8.                  Sevgi ve Aşk, Allah katındaki sonsuz kaynaktan insana bahş edilmiş, sınırsız seviyede,   müthiş güzellikte, mutluluk ve huzur veren bir ruhsal bağıştır.
9.                  Sevginin gücü sınırsızdır ve her tarafta bulunur. Tüm evreni kaplamıştır.
10.              Sevginin gizli ateşi insanı mutlu eder.
11.              Sevgi yaşamı sağlıklı kılar.
12.              Sevgi karanlıkları dağıtır, insanı aydınlatır.
13.              Sevgi, tüm varlıkların varlığını fark etmemizi, hissetmemizi sağlar.
14.              Sevgi yaşamı mükemmelleştirir.  Yaşama sevgiyle bakan, mutluluğu yakalar.
15.              Sevgi ve aşk, insanların kalplerini birleştirir. Birleşen kalpler, yeni bir oluşumun, yeni       bir sevginin doğuşuna ve yayılımına vesile olur.
16.              Sevgi evrenselleştiğinde, her şey, herkes için daha güzel olacaktır.
17.              Sevgi dünyadaki tüm varlıkların, boyun eğdikleri tanrısal bir güçtür. Bu gücü fark           eden ve kullanan insan, Allah'ın sevgili kuludur.
18.              Sevgi başka insanları anlamayı gerektirir.
19.              Sevgi uygulamayla gelişir. Niyet ve eylemi gerektirir.
            Niyet   : Kalbimizi başkalarına açmaktır.      
            Eylem  : Bu konuda neler yaptığımızdır.
20.       İçten bir gülümsemeyle insanları selamlamak bile, başkalarına sevgiyle yaklaşmaktır.
21.       Küçük şeyleri büyük sevgiyle yapabiliriz.
22.       Sevebilmek bir mucizedir. Sevebilmek bize şükretmeyi de öğretir.
23.       Dünyada hiçbir şey, hayatımız ve sevdiklerimizin mutluluğu ve iç huzurundan daha önemli olamaz.
24.       İş hayatımızdaki ivedi işlere yeterince dikkat edersek, her işi zamanında bitirebiliriz
25.       Hiçbir şey yaşamımızdan daha önemli değildir. Hemen her şey bekleyebilir.

B         SEVGİNİN BİZE SAĞLADIKLARI
1.      Sevgi, Bilgelik Kaynağıdır.
v     Sevgi ışınları, evrensel bilgiyle aynı öze işlemek için, insan bileşiminin yücelmesidir.
v     Çevremizdeki göz kamaştırıcı şeyleri keşfetmek için sadece sevginin ateşini tekrar canlandırmak yeterlidir.
2.      Sevgi Özgürlük Kaynağıdır.
v    Sevgi, bizi boğan, bizim karakterlerimizi kısıtlayan bütün bağları yakıp yok eder.
v    Sevgi korkunun karşıtıdır. Sevgi ateşini canlı tutun. Enerjinizin yeniden parıldadığını görürsünüz.
v    Sevgi ile geçen bir yaşam, ölümü kesin olarak alt eden yaşamdır.
3.      Sevgi düşmanlığa karşıdır
v    Kişi kendini sevmeyi ve içindeki yaşam ateşini körüklemeyi öğrendiği anda, bu ışığı başkalarını da etkiler.
v    Sevginin gücü sınırsızdır ve her tarafta bulunur.
v    Sevgi yolu, tehlikesizce yürüyebileceğimiz tek yoldur.
v    Aşk kuvvetlidir. Yolu üzerinde karşılaştığı tüm engelleri yok eder.
4.      Sevginin gücü sınırsızdır ve her tarafta bulunur.
v    Sevgi yolu, tehlikesizce yürüyebileceğimiz tek yoldur.
v    Aşk kuvvetlidir. Yolu üzerinde karşılaştığı tüm engelleri yok eder.
v    Sevgiyi dünyadaki tüm kötülüklere karşı bir zırh gibi giyebiliriz.
v    Bu zırhı hiçbir silahın delemeyeceği tek kalkandır.
5.      Kişinin mutluluğu Sevginin gizemli ateşine sahip olduğunun        bilincine varmasına bağlıdır.
v    Ruh (bilinç) bu bağlantıyı kurduğunda ışık yaymaya başlar.
v    Kalbinizi sevgiye açın. Çünkü sevgi ışığı, aşk ateşi, korkuyu, üzüntüyü, hastalığı, nefreti, derin karanlıklara doğru kovar.
v    Sevgi yaşama mükemmel bir birlik getirir.
v    Sevgi tüm insanların düşüncelerini ve kalplerini birleştirir.
v    Dünyada sevgiye boyun eğmeyecek hiçbir varlık yoktur.
6.     Yaşamın amacı: Sevgi dolu bir yaşam sürmektir.
v    Yaşamın amacı: her işi bitirmek değil. Bu yolda atılan her adımın tadını çıkarmak,           sevgi dolu bir yaşam sürmektir.
v    Yaşamın değerli anlamını sonradan pişman olacak şekilde harcamayalım.
v    Dinlemeyi öğrenelim.
v    Kimsenin sözünü kesmeyelim. Çünkü konuşan insanın sözünü kesersek, o insanın            bize olan sevgi ve saygısını zedelemiş oluruz. Bu durum kişileri huzursuz yapar.
v    Ciddi münakaşalara yol açar ve herkesin nefret ettiği bir şeydir. Bu sebeple,
v    Söze başlamadan önce karşımızdaki insanın konuşmasını bitirmesine izin verelim.
v    Konuşan insan, söylediklerine kulak verip, dinlediğimizi his edince, bizimle rahat bir       iletişim kurar.
v    Başkalarının konuşmasına müdahale etmediğimizde karşılıklı konuşmalarımız daha         rahat ve daha keyifli olur.



5 Nisan 2014 Cumartesi

İNSANDAKİ, ŞEYTANİ HUSUSİYETLER.

İNSANDAKİ, ŞEYTANİ HUSUSİYETLER.
Enbiya:35:Her nefis, ölümü tadacaktır. Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptelâ kılıyoruz. Ve (sonunda) bize döndürüleceksiniz
İnsan yaradılışta;, hayra da, şerre de müptela kılınmıştır. İnsanın şerre yönelmesi ile ilgili hususiyetler şunlardır.

Kinlenme, Böbürlenme, Kibirlenme, Öfkelenme, Barbarlık, Makbul Olmayan Şehvani Olgular, Gıybet, Hizip Yalan, Dolan Vesvese, Bencillik gibi hususiyetlerdir.

Bu hususiyetler; insanın bedenini deforme ederler. Kişiliklerini değiştirirler. Önce nefsine kul olanlarda korsan kişilikler oluşur. Korsan kişilik oluştuktan sonra, bunlar insanın bilgi ve güç sistemlerini deforme ederek insandaki farkındalık düzeyini deformasyona uğratırlar.

Korsan Kişilik: İsyankâr, Başına Buyruk, Disiplinsiz Hareket Etmeye Müsait, Farkındalık Düzeylerinden Müteşekkil  (Zombi) yaratıklardır. Bu yaratıklar daha sonra şeytani varlıklarla birlerleşerek şeytani guruplara katılarak dolaşırlar.

Karmik yaşamda bu korsan kişilikten şeytani kişiliğe dönüşen bu zombi yaratıklar. Karmik yaşam döngüsünde, Bölücü, Parçalayıcı, Laçka Edici, Doğallıktan Saptırıcı Etkilere Sahiptirler.

Bu tür kişilikleri SİRUS Yönetim Topluluğu karantina altına almak isterken, ORİON Yönetim Topluluğu, bunları karantina boyutundan dışarı çıkarmak için gayret gösterir.

SİRUS (Şira)Yönetim Topluluğu: dünya insanlarının hakka giden yola vasıl olmalarını sağlamaya çalışır. Yani İnsanların Rahmani özelliklerini geliştirmek için çalışır.

ORİON Yönetim Topluluğu: dünya insanının hakka giden yoldan saptırmaya ve şeytani kişiliğe büründürmeye çalışırlar.

İnsanoğlunun; genlerine yüklenen yaşam programı ve vahiy yolu ile indirilen kitaplarla insana gerçek yol (Allaha giden yol) gösterilir.

İnsana verilen akıl, gönül ve vicdan ile bu iki zıt kutuplar arasında kendine doğru yolu bulması istenir. İnsan, bu zıt kutuplar arasında imtihan edilir.

İnsan bu imtihanı kazanmak için genlerine işlenmiş olan yaşam programlarının şifrelerini çözmek ve indirilen kutsal kitapları okuyup öğüt almak ve kitapta istenenleri uygulamak suretiyle gerçeğe götüren yolu bulur.

Kaynaklar :
1-Kuran'ı Kerim Meali (Süleyman ATEŞ)

2-Bu galaksi şeytanları (Ö.CENAP BAŞMAN)

15 Mart 2014 Cumartesi

Hakiki insan

HAKKA GİDEN YOL VE HAKİKİ İNSAN
Bir İnsan formu beşeriyetten kurtulmadıkça hakikati bilmedikçe hakiki insan olmadıkça, yürüdüğü yolun doğruluğundan asla emin olamaz. Bu Âlemde yalnız değiliz. Bunun idrakinde olarak, RABBİN gösterdiği Işıklı yolda gönül rahatlığı ile yürümek Kâmil insanın Bilinçli olarak gideceği yoldur. Hakka giden yolda yardım edene yardım edilir. Önyargılardan kurtulduğunuzda, Korkularınızı yendiğinizde ve tanrıdan bir parça olduğunuzu fark ettiğinizde, Hakikate varırsınız.

İnsana bir yol çizilmiştir, bir hedef gösterilmiştir. Hedefe varmak insanın işidir. O’na giden yolda önyargılarınız ve korkularınız cehenneminiz, imanınız, cennetiniz olacaktır. Buradaki İman: Biat Bilinci ile hakikati kavramaktır. Hedefe varmak hedefe ulaşmak “O’na giden yola vasıl olmak”  bilinçlenmekle mümkündür.
En büyük günah, insanları incitmektir. Bu incitme, Fiziksel olur, Zihinsel olur, Ruhsal olur. Kötü ve yanlış olan her şey; insanlara maddi ve manevi verebileceğinizi veya paylaşabileceğiniz yardımı esirgemek, haksızlık yapmak, şefkatsiz davranmaktır.  Bu davranışları yok etmek için, elinizden geldiği kadar iyilik yapmalıyız. Bir insan olarak varlığımızın bir amacı da budur.  Yardımlarda yarışın ayetlerine bakalım:
Maide:2- "İyiliği emretmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir"

Maide:48-  "Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın."

Bakara:148- Hayır ve iyilik yapmak hususunda birbirinizle yarışınız"

Düşmanlık, mantıksızlıktır.
Düşmanlık, Zihin kirlenmişliğidir.
Düşmanlık, Cehaleti Bilgiye tercih etmektir.
Ruhsal Bilince sahip insan, Ruhsal kardeşine kötülük yapmaz, böyle bir şey düşünmez, düşünemez. Din ve Irk Ayırımı yapmaz.

Hucuret:10-“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerin arasını düzeltin” ayeti bizi kardeşçe hareket etmeye davettir.
Şu iyice bilinmelidir ki;
İnsanoğlu çekirdek dünya ve üzerindekileri, yaratmadığı gibi, onları yok etme hakkına sahip değildir. İnsan doğa yasaları ile uyumlu hareket ederse Tekâmül edebilir.
Tüm bu cehaletlerden kurtulup, yarınların ADİL ve OLUMLU Dünyasını İnsani Bilinci yüksek, Arınmış, İnsani Kâmil olanlar kuracaktır. Yarının Adil ve Olumlu Dünyasını, Birleşim, Bütünlüğünde, Birleşim Bilincinde olarak; Akıl, Mantık, Şuur üçgeni ile Akıl ve Gönül Birliğini gerçekleştirenler, dünyayı olgunlaştıracaktır. Bu durum Kuran’ı Kerim’de şöyle verilmektedir.
Araf Suresi 181-“Yarattıklarımız içinde doğrulukla hakka götüren ve Hak ile Adalet yapan bir ümmette vardır”
Bu ümmet Kuran’da belirtilen Rabbin katındaki Tek Din olan İslâm dininin gereklerini Evrensel düşünce ve davranışlar sergileyen, özüne varmış, Arınan ve Allah rızasını kazanan ileri Bilinç sahibi insanların oluşturduğu insan topluluğu olduğunu gerçeğidir. Bu insanlar; egolarını zapturapt altına almış.  İnsanları doğrulukta birleştirmek için çalışan, barış içine bir olmaya, Sevgi yaymaya, barış ortamı tesis etmeye çağıran, Arınmışları Hakkın Divanına götürecek olan Kuran’daki İslâm ümmetidir.
Bu ümmetin dünyada, Türk İslam Âleminde ki temsilcileri, Ahmet Yesevi, Mevlana Hazretleri, Şemsi Tebrizi, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Hallacı Mansur, Abdul Kadir Geylani, Bediüzzaman Said Nursi  ve günümüzde Özüne varmış,  egosunu yenmiş hiçbir karşılık beklemeden insanlara, Kuran’ın bildirdiğini bildirmiş ve insanların genlerine işlenmiş olan ilahi programları, bildirmeye devam eden bu insanlar, Veli olmuşlardır.
Günümüzde Müslüman Âleminde insanların çoğu kendisinin İslâm olduğunu söyler, ancak çoğunluk Egosuna yenilmiş ve Kuran’daki İslâm dini ile alakası kesilmiş, hurafelerle doldurulmuş, beşerin yazdığı, Hadis, Fıkıh ve İlmihal kitaplarındaki bilgileri din olarak algılamaktadır.
Bu nedenle; Yüce; Rahman, Rab, Rahim,  Müslümanlara ne yapmak istediklerini, neden yanlış davranışlar içinde olduklarını soruyor? Müslümanlara suçlular gibi mi davranalım diye  soruyor. Kalem suresinde bunu açık biçimde görüyoruz.

Kalem :35- Müslümanlara suçlular gibimi davranalım?
Kalem :36- Neniz var sizin, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Kalem:37-Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz?
Kalem :38-Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?
Kalem :39-Yoksa, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Diriliş gününe kadar sürecek bir güvence mi aldınız bizden?
 Kalem :40-Sor onlara, “Bunu kim garanti etmektedir?”
Kuranı yeterli görmeyen Müslüman Âlemi, Kuranın bildirdiklerini bırakıp, Hadis, Fıkıh İlmihal ve Mezhep İmamlarının koyduğu prensipleri din olarak algılayıp anlatmaktadırlar. Bunun karşılığında, birbiri ile savaşıyor, kan ve gözyaşı dökülüyor.
Bu beşerin kendi keyfine göre yazdığı prensipler ego içermekte olup karşısındakini kardeş olarak görmemektedir. Her imam kendine göre değişik prensipler koymuştur. Kuran, Yüce Rabbin insanlara gönderdiği yaratma ve yaşatma yasası olan din, tek olduğuna göre, mezheplerdeki bu ayrılığın sebebi nedir? Bütün inançlardaki Mezhepsel ayrılıklar savaş ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Getiremez çünkü Rabbin yasalarına aykırıdır Ayrılıklar;
Hakka giden yolda Bütünleşmek ve Bilinçlenmek için, Egoyu zapturapt altına alıp, yardımlara koşmak gerek, İnsani Kâmil olup insanlara bilgi vermek gerek, birleşmek ve barışa katkıda bulunmak gerek, birlik olmak gerek. Çünkü Hakka giden yolda birlik olmak Rabbin İnsanlara öğüdüdür. Bize döndürüleceksiniz diyor yüce Rabbim.
Dünyayı ve Evreni Olgunlaştıracak olan, İnsani Kâmil olan insanlar; Tanrısal Güç ve Bilgi Odağı olan,  Rahman Boyutundan Bilgi alan insanlardır. Direkt Bilinç aşamasını yapan Arınmış insanlardır. Bu insanların, bu dünyada varoluşun amacı, Ruhsal uyanış ve Bilince erişmektir. Çünkü Tanrısal Enerji ile aşılanma bu dünyada gerçekleşmektedir.
Yeryüzüne gelmemizin amacı, Bilgilenmek, Tekâmül etmek, Genlerimize işlenmiş olan İlahi yaşam programlarının şifrelerini çözmek ve Ruhu zenginleştirmektir. Gelişen Ruh, yeryüzü yaşamımızda gizli kalmış Tanrısallığı açığa çıkarır. Uyanmamızı sağlar. Tanrısal özellik kazanmamızı sağlar. Çünkü; ," İnsan Yaratan'ın Ruhundan Ruh taşımaktadır"
Tanrısal özellik kazanmış insan günah işlemez. Maddeye müptela olmaz. Maddeye hükmeden yaşam yasalarına aykırı hareket edilirse,  Bedensel Rahatsızlıklarla karşılaşır, Sağlığınızı kaybedersiniz.
Ruhu, Zihni ve Bedeni kontrol eden doğa yasalarıdır. Doğa yasaları ile uyumlu yaşadığımızda sağlığımıza kavuşuruz. Doğa yasalarının bizim yaşamımızı belirlediğinin farkına varırız. Dünya ortamının bizim için Özal olarak hazırlandığının farkına varırız. Bilincimizi geliştirmemiz gerektiğinin farkına varırız.
Tanrısal Takipçimiz olan Vicdanımız. Biz insanları kötülük işlemekten alı koyar. O halde; vicdanımıza danışmalıyız.
Bu gün insanoğlu Ruhsal prensipleri unutup,  maddi şeylere aşırı önem verip, Egoistçe davranışlar içinde olması nedeniyle, doğada ve insanlar arası ilişkilerde,  insanın aleyhine gelişmelere sebep olmaktadır.  Şunu unutmamak lazımdır ki,
“Yaratılanı hoş görürüz Yaratandan ötürü” boşa söylenmemiştir
İnançsızlık içinde Egoistçe düşünce ve davranış içine giren insanlara, Yüce Rabbim Araf: 182 ile hitap etmektedir.
Araf:182-“Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden, yavaş yavaş helake yaklaştıracağız”
Siz yaratılanı hoş görmezseniz, gerçekte onu yaratanı hoş görmemiş olursunuz. Onu yaratan kendi nefesinden ona can vermiştir. Siz kimi ve neyi hoş görmüyorsunuz?
Doğa yasaları Rabbin iradesinin hâkim olmasını sağlar. O nedenle, doğa yasalarına karşı gelinemez. Doğa yasalarına karşı gelmek insanın ve insanlığın sonunu hazırlar.
Allah’ın kulları hakkındaki yaratma ve yaşatma yasası; Allah’ın Elçileri ile gönderdiklerinin gerçekliğine inanıp, yaratana ortak koşmamaktır. Karşı gelmemektir. İslam dini Evrensel bir dindir.
Bütün Âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından Evrenselliği belirtilmiştir.
O, Evreni yaratandır. O’na giden yolda birlik olmak insanlığın gereğidir. O, Bize döndürüleceksiniz diyor.
Bu Dünyada insana biçilen görev: İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmaktır. Çünkü İnanıp, İyi, Güzel, Faydalı ve Kalıcı İşler yapanlara Rableri katında Cennetler vaat edilmiştir. Gerçek insan vaat edilenin ötesine geçebilecek özellikte ve donatılmıştır.
Evrensel şuur kazanan her bilinç, dostların bir araya gelmesine yardımcı olur. Bu bir araya gelişte EGO yoktur. Evrene yardımcı olmak vardır. İnsanların Arınmasına yardımcı olmak vardır. İhtiyacı olana maddi ve manevi yardımda bulunmak vardır. Maneviyatın yükselmesine katkıda bulunmak için Rabbin gönderdiği, Kuran’daki Din konusunda ve ilahi yaşam konularında insanları aydınlatan bilgiler vermek vardır.
Rabbine inanan insanlar, hiçbir şeyden korkmadan Rabbe giden ışıklı yolda ilerlerler, Ruhi Evrim ile Boyuttan boyuta geçerler.
Mesuliyetini müdrik olanlar, doğrulukta karar kılanlar, Evrensel düşünce sahiplerine Göksel Güçler yardımcı olur. Şüphesiz bu yardım Yüce Rabbin Emri ile ve özüne varmış rehberler önderliğinde olmaktadır.
Ruhi Tekâmül ile Evrensel Tekâmülünü dengeleyenler, Maddi ve Manevi yardımlar görürler. Bu yardımlar kişinin inancı ve görev bilinci nispetinde olur.
Evrensel gelişimini sağlayan, özel Frekanslara sahip insanlar, büyük bir sorumluluk taşır. Kişi bilgi sahibi olup, bilgisinden insanların yararlanmasını sağlamıyorsa, Bilgisini insanlarla paylaşmıyorsa, Bilgiyi üretime çevirecek çalışmalar yapmıyor ise,  o kişi mesuliyetini müdrik değil demektir. Henüz uykusundan uyanmamıştır. İnsanoğlu bilinçaltı uykusundan uyanınca, bir arayış ortamına girer. Bu ortamda hakiki ışığını görebilenler, genelde özünde gözü olanlardır. Her şeyi görürler, Rabbin yardımı ile Hidayete ererler.
Arşın Arza tebligatını, (göksel tebligatları) gelen bilgi porlarını, her kes kendi Bilgi kapasitesine göre almaktadır. Ancak İnsani Kâmil olanlar işin özüne vakıftır. İnsanların kendilerine çizdiği yolda, hedefine varması için göksel güçler yardımcı olurlar. Bu yardım Rabbin Emri ile gerçekleşir. Gayret eden, mesuliyetine müdrik, görev bilinci ile çalışan,
Bilgilenen insanlara yardım edilir. Evrensel birleşime, Evrensel düşünceye, sahip olup, sürekli bir çalışma içinde olanlar, Rabbin yardımı ile isteklerine nail olurlar.

Hakiki insan: Hüsranlar arasında da, isyanlar sırasında da, Sevgi Özünü asla yitirmeyen insandır. Mutluluğu içinde Parlaklığı Ruhunda duyan, geldiği noktada Evrensel bir Öz olduğunu ve Tanrısal enerji ile aşılandığını bilen insandır.


9 Mart 2014 Pazar

ALLAH BİR' DİR DİN BİR'DİR

Allah birdir, din birdir, insanlar da bir tek ümmetti, neden bölündüler?

Hazırlayan: Yusuf Yaman  (elk. müh)

ALLAH’IN “BİR”ligi EVREN’IN” TEK” ligidir.

Kur’an Bakara 163 “Tanrınız Bir Tek Tanrıdır Ondan Başka Tanrı Yoktur, O Rahman’dır, Rahim’dir” diyor.  Çünkü “O, Her şeyi kuşatmıştır Allah’ın İnsanlara Gönderdiği Yaratma ve Yaşatma Yasası’nın Esası Olan Din Tek dir.
 Kur’an Rum:30“O Elçisine diyor ki; Sen Yüzünü Allah’ı Bir’liyici olarak doğruca Din’e çevir Allah’ın Yaratma Yasasına, Allah insanları ona göre yaratmıştır. Allahın yaratması değiştirilemez. İşte doğru Din o’dur, fakat insanların çoğu bilmezler” 
Rabbin Yaratma Yasasında İnsanoğlu Din konusunda bir bütündür. İnsanoğlu bu birliği sağlayamadıkça Nizamın Şuuruna ulaşamayacaktır. Huzuru bulamayacaktır. Bilinçsizce yapılan ve yapılacak olan hataların bedelini insanlık çok acı bir şekilde ödeyecektir.
Kur’an Bakare :213 İnsanlar bir tek ümmet idi, sonra Allah Peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi.
Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü, Kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle inananları onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.
Allah dilediğini doğru yola iletir.
Dünyamızda Din’deki bu parçalanmalar, bölünmeler, her Peygamber aynı şeyleri tebliğ etmelerine rağmen her peygambere bağlı toplulukların tebliğleri ayrı bir din gibi algılamaları, ayrıca din olarak algıladıklarını da kıskançlık ve çekememezlik nedeniyle dini mezheplere bölünmesi her mezhep imamının etrafına topladığı insanlarla övünür hale gelmesi, ayrıca bu mezheplerin tarikatlara ve cemaatlere ayrılması İnsanların Rabbine Giden Yol da birlik olmaları gerekirken insanlar arasında ayrılıklara, bölünmelere, savaşlara ve egoların tatmini şekline dönüşmüştür. Bu gibi bölünmeleri Yüce Rabbin istemediği Kuran da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen insanlar Kitabı Okumadıklarından söylenenin doğruluğunu kaynağından (Kuran’dan) araştırmadıklarından Rabbin Yaratma ve Yaşatma Yasasından ayrı düşmüşlüklerinin yanı sıra, Yaratanı bırakıp yaratılana inanarak bağlandıklarından şirke de girmiş oldular. Evreni Yaratan Yüce ALLAH Kur’an’ı Kerim:
Al-i İmran:100, “Ey İnananlar kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra (onlar) sizi döndürüp kâfir yaparlar” diyor.        
                                              
Bakara:109, “Kitap sahiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin hoş görün. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir”.

Enam:159,”O” Elçisine diyorki; Dinlerini parça parça edip, grup, grup olanlar var ya senin onlarla bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.

Yunus:19 “İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di
Neydi o geçen söz? Sayfa:3 Şura 14 ü okuyunuz.

Enbiya:92 “İşte bu sizin ümmetiniz, bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin.

Mü’minun :52 “Ve İşte bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Sizin Rabbinizim benden korkun” dedik.

Mü’minun :53 “Fakat işlerini arlarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanlarla sevinmektedir.

Mü’minun:54“Bir süreye kadar onları (daldıkları) gaflet içinde bırak.

Enbiya :93 “İşlerini aralarında parçaladılar, (Tanrıdan gelen dini parça parça ettiler, ayrılığa düştüler; hepsi (sonunda) bize döneceklerdir”.

Al-i İmran:105 “Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır
 Görülen odur ki, bu bölünmelere sebep olanların mutlaka cezalandırılacağı, Yüce Yaratan Al-i İmran:105 te açıkça  belirtmiştir.
 Kuran: Enam 159 “Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah a kalmıştır. Sonra  (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir”
Hicr Suresi : 91-92 Onlar ki Kur’anı bölük bölük ettiler. Senin Rabbin hakkı için, Biz  onların hepsini mutlaka soracağız.

Şura :14 “Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmemiş olsaydı, aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di. Onlardan sonra  Kitaba varis kılınanlar ondan kuşku veren bir şüphe içindedirler.
Kur’an’ın bu apaçık gerçeğine rağmen hala dinde  ayrılıklarını sürdürenler,  mezhepçilik yapanlar, bölünmelere sebep olanlar, hangi yüzle Yüce Rabbin Divanına varabilirler?
O diyor ki, Sabır Ehli Kullarım ise Bana Varacak Olanlardır. O’na varan yolda sabırla çaba gösterenler, sonunda Onun Divanına varırlar. Yüce Rabbin Divanına varmak için her birey kendi bilinç ve gönül ışığına göre Sisteme bağlanarak yarınların ışığı olmak, Rabbin rızasını kazanmak için hazırlanmalıdır. Bu hazırlık için aracısız olarak, öncelikle İslam’ın Kitabı olan Kur’anı anlayacak şekilde okuyup dinin gerçeğini öğrenip doyuma varmalıdır.
Hakikat İlmini Bilmeden Evrensel Şifreleri doğru şekilde çözmek mümkün değildir. Hakikat ilmini bilmek de Yaratma ve Yaşatma Yasası olan RAB den gelen Din Kitaplarını Okuyup anlamakla olur. Yani dini doyuma erişmekle olur.
Dini kaynağından öğrenmekle olur. Dini doyuma ulaşan kişi Evrensel Bütünlük İçinde Görev Alabilir. Evrensel Şifreleri Çözebilir.  Dini Kitaplar birer Göksel Önerilerdir. Kısaca birer yaratma ve yaşatma yasalarıdır. Yüce Yaratan size, Nimet de Külfette gökten gelir tebliğini indirirken, Göksel Güçlerin Egemenliğini insanlara bildirmektedir.
İlahi Düzenin Enerji Odağının göklerde olduğunu bu odaktan Evrensel Şifreleri Çözenler ve İlimde İleri Gidenlerin yararlanabileceği belirtilmektedir. Hakikat ilmini bilmek için beyin jeneratörümüzü çok çalıştırmak zorundayız, çünkü evrenin yaradılışı ve yaşantısı inanıp iyi işler yapmak üzere programlanmıştır. (Kötü durumlar ve istenmeyen şeyler yani, Yaratanın; Yaratma ve Yaşatma Yasasına ters olan şeyler, evrende egolarını tanrı edinenlerin yaptığı işlerdir. B        irer virüs programlarıdır.)
Evrensel jeneratörümüzü çalıştırdığımızda, yani beyin jeneratörü- müzün yakıtı olan kelimeleri ve kelime frekanslarını aldığımızda, beynimiz hangi boyutun frekansından bilinçlenmiş ise o boyutun şifrelerini çözebiliriz. Beyin hücrelerimiz ne kadar ileri boyut enerjilerini alabilme yeteneğini kazanırsa insan o denli sağlıklı ve güçlü olur.
İnsanoğlu Nizamın Şuuruna ulaşabildiği takdirde bütünün içindeki Evrensel sözcükleri kolayca çözebilir. Günümüzde herkes kendi bilinci ile yürüme zorunluluğundadır.
İnsanların yaşam tablosunda beyin hücreleri her zaman güçlü bir potansiyel kazanabilmek için çalışmak ve enerji üretmek zorundadır.


Düşünce kanalı ile tesirler ortamından aldığımız enerjiler insanın hücresel potansiyelini sağlamaktadır. Yani insanın odaklanması sonucu aldığı ilham ve enerji, tesirler mekanizması vasıtasıyla insanın isteğini yerine getirmek üzere göksel yardımcı güçler harekete geçirilir. Bu emri veren Kadiri Mutlaktır. Bedenimizdeki hücrelerin potasyumu yakarak elde ettiği potansiyelin (voltajın her hücrede -90 milivolt üreten bir elektrik santralı vardır) elde edilmesinde de (İnsan bedeninde insanı oluşturan ve doğumdan ölüme kadar sağlam kalan hücre sayısının 64 milyar hücre olduğu belirtilmektedir. Hücreler seri ve parelel eşit sayıda bağlı olsalardı insandaki Voltaj 0,090x64.000.000.000/2 = 2.880.000.000 Volt olurdu. Bu inanılması zor bir potansiyeldir ve insanoğlu buna sahiptir Hali hazırda 800.000 Volta dayanabilen malzeme keşfedilmiş olduğu bilinmelidir) Bizi Yaratan Rabbin, Hz.Musaya Tur dağında dediğini hatırlayın.
Beyin Hücrelerinin beden hücrelere tesiri vardır. Yani Beden hücrelerindeki elektrik santralının çalışması için hareket emrini veren Beyin hücreleridir. Bu nedenle beyin hücreleri fonksiyonlarını yitirdiğinde (beden hücrelerimizi harekete geçiren emir veren beyin durduğunda)  tüm hücresel faaliyetlerimiz durur. Bu durum İnsanoğlunun Atomik yapısının muayyen bir tesir ortamından gelen tesirlerle, emirlerle çalıştırıldığını ortaya koymaktadır. Bu tesir göksel güçlerden bize gelmektedir.
Bu yaşamımız süresince gelen yaşam enerjisi olup bizim için takdir edilen ömrümüz boyunca bize gelir.
Gelen bu enerjiyi yeterince alabilmek için kişinin Bilgi ve Bilinç seviyesinin yüksek olması ve evrensel yaşam yasasına uygun hareket etmesi gerekir. Gelen bu enerjiyi iyi veya kötü yönde kullanmak, az veya çok enerji alabilmek konusu, bizim serbest irademiz doğrultusunda bilgi ve bilinç seviyemize göredir.  Ancak her hareketimiz ve her sözümüz her an kayda geçmektedir. Yani insanoğlu her dem kontrol altındadır ve başıboş bırakılmamıştır.
Kur’an İsra:13-“Biz her insanın TAİR ini  boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için açılmiş olarak bulacaği bir kitap çıkarırız.”
Bu ayet her insanın konuştuklarının kayde geçtiği ve hesap günü önüne kitap olarak geleceğinin açık belirtisi değil midir?
İnsanoğlu artık şunu kavramak zorundadır. Rabbin insanlara bu dünyada yaşamı için verdiği bu yaşam enerjisini almak için bilgilenmek ve arınmak zorunda olduğunu bilmelidir. İnsanoğlu bu durumu bilerek, kendini düzene koymalı, yaratma ve yaşatma yasalarına uymalıdır ki sağlıklı olsun güçlü olsun.  İnsanoğlu bedensel ve zihinsel olarak algılama enerjisini yükseltmedikçe (dış tesirlerden bilgi alamaz) gerçek bilgi kaynağına bağlanamaz. (Rabbin bu bilgi boyutu enerjisi içine giremez)
Bu kaynaktan faydalanamaz. Rabbin yaratma ve yaşatma yasası insanın sürekli çalışmasını, arınmasını, üretmesini ve çevresine, insanlara yararlı olmasını zorunlu kılmıştır.
                                                      
Yüce Âlemde ayırım ve iltimas yoktur. Kişi kendi gayreti ile gösterdiği çabalar neticesi bir yerlere gelir ve bir şeyler hak eder. Evrensel Nizamda Işınlar birer simgedir. Ancak eşdeğer koordinatların bütünleştiği bilinçler ÖZ RUH kültürüne sahiptir. ÖZ RUH kültürü ise çok ileri Evrimler ile kazanılır.
Boyutlar:İnsanın yücelebileceği katmanlardır. Her boyut 9 katmandır. İlk 7 katman tesirlere tabi olarak insanı irşad makamına hazırlar. Bu katmanlar yetiştirici katmanlardır. 8 ve 9 cu katmanlar ise ulaştırıcı katmanlardır.  İnsanoğlu Nizamın Şuuruna eriştikten sonra. 8 ve 9 cu katmanlardaki bilgi ve enerjiler gerçek BİLİNCE ULAŞTIRIR. Her boyutun tüm enerjilerini alabilenler, menzile ulaşır. 8 ve 9 cu katmanlardaki enerjileri insan kendisi düşünce gücü ile çekerek menzile ulaşır.
Bu İnsanın KURTULUŞ PLANIDIR.
Göksel Galaktik boyutlardan İlahi Evrim yapmak üzere (insanları Evrensel yaratma ve yaşatma yasasına uymaları konusunda eğitmek üzere ) pek çok dost dünyada bulunmaktadır. Bu dostlar; İlahi planın enerjilerini tesirler mekanizmasının otomatizmasına bağlanarak bilinç düzeylerine paralel olarak insanlara yansıtırlar
İlahi düzenin Enerji odağında İnsanın Tekâmülünü sağlayacak her türlü enerji ve bilgi mevcuttur. Bilgilenen ve Arınan her birey Rabbin Yaratma ve Yaşatma Yasasına uygun davranan her kişi bu kaynaktan faydalanabilir. Bu Kaynağın Enerjileri Sonsuzdur. İnsanın Tekâmül boyutları yükseldikçe bilgi kaynağından daha ileri boyut bilgilerini edinme yeteneğini kazanır. Bunun sonucu olarak teknolojik buluşlar çoğalır.

Yüce Yaratan: Kur’an İnşikak:19 da “Sız Mutlaka Tabakadan Tabakaya Bineceksiniz”(yükseleceksiniz) derken bunu belirtmektedir. İnsanın Yükseldiği her yeni tabaka (yeni boyut,) insana yeni bir üst boyutun bilgilerini almasını sağlar. İnsana yeni bilgilerin kapısı açılır. Kitabı açılır, okuyabilen O’nun Enerji Kaynağının Ortamına dâhil olur.

SEVELİM SEVİLELİM,  ÖZÜMÜZÜ GÖRELİM,
SEMALARA GİRELİM VE
 HER ŞEY NE İMİŞ BİLELİM



8 Mart 2014 Cumartesi

Kadınlar günü kutlu olsun

Merhabalar, ANALAR, BACILAR. (Kadınlar)

İNSANI, İNSAN CA Yetiştiren Anaların Kadınların, Kadınlar günü kutlu olsun. 

Kadınların şiddete maruz kalmalarının ardında, yetiştirdikleri erkeklerin yetersizliği, bencilliği ve aç gözlülüğü var. 

Bunu politikacılar ve Din adamları kendi menfaattarı için iyi kullanıyorlar. 

Kanımca Kadınlar isterse çok şeyi düzeltebilirler. Öncelikle kadınlara şiddet uygulayan erkeklere, erkekler doğruyu göstermelidir. 

Yani Kadın, Erkek el birliği ile bunun üstesinden gelmelidir. 
Aklını kullananlara Allah yardım eder. 

Gününüz aydın olsun ANALAR, BACILAR

Hoşça kalın Dostça kalın Sevgiyle kalın. 

Yusuf YAMAN