12 Haziran 2013 Çarşamba

İNSANIN GÖREVLERİ VE ŞEYTANIN İNSANLARA YAPTIRDIKLARI


İNSANIN GÖREVLERİ VE ŞEYTANIN İNSANLARA YAPTIRDIKLARI

1.                Madde kâinatı olarak yaratılan çekirdek dünyada her şey zıddı ile kaimdir.     Yanı dünyadaki her şey, çift kutbiyet yasasına göre var edilmiştir. İnsan        da bu çift kutbiyet yasasına göre yaratılmış ve kendisine yol gösterilerek  ve tercih iradesi verilerek deneme ve imtihan için dünyaya gönderildiğ kendisine anlatılarak akit alınmıştır. İnsanın bu ektine sadık kalıp, kalmadığını kontrol etmek için, bedenine biyo kompüterler yerleştirmiş ve ayrıca sürekli insanın duygu, düşünce ve davranışlarını kaydeden melekler görevlendirmiştir.

2.                Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah, Şeytanın bütün insanlığın apaçık       düşmanı olduğunu beyan etmiştir. İnsanların şeytandan korunmalarını       şeytanın izinden gitmemelerini öğütlemiştir. İnsanların şeytanın ve       tayfasından uzak durmalarını, korunmalarını, istemiştir.

3.                Âlemlerin Rabbi olan Yüce ALLAH, kullarına verdiği nimetlerin, şefkat          ve rahmetinin düşünülmesini, kendisine verilene şükretmesini ve verene     hamd etmesinin gerektiğini insanlardan istemiştir.

4.                İnsanların aklını kullanmalarını, kendisine emanet edilen dünyayı ve      üzerindeki nimetlerin kadrini bilmelerini, israf etmemelerini         paylaşımlarda adil olunmasını istemiştir. İnsanın sahip olduğu bilgi ve birikimi ile insanların yararına olan; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler   yapmasının insanların görevleri arasında olduğunun farkında olunması           gerektiğini bildirmiştir.

5.                İnsanın bedenine yüklenen ilahi programların, İnsanın hayatını yücelten,         insanı arındıran, insanı temizleyen ve onurlandıran bir nimet olduğunun          farkında olmasını. İnsanı, sürekli sabırla kendisine gösterilen doğru yola          ulaşmasına yardımcı olan kutsal kitapları ve Kuran'ı okumasının gerekli    olduğunun farkına varmasını ve mutlaka Kuranı anlayarak okumasını     emretmiştir. Yani          Kuran'ı OKU emri ile başlatmıştır.

         İnsanlığın içinde bulunduğu cahillikten kurtulmasının Kuran'ı okumaya          anlamaya, anlatmaya ve uygulamaya bağlı olduğunun bilincinde olmasını     öğütlemiştir.

6.                İnsan hep kötü şeyler yapmaya meyilli olarak, suç işleyerek ilerisini  berbat etmek ister. Halbu ki, yaradılışın amacı, insanların kendisini    yaratanın hoşnutluğunu kazanması içindir. İnsanların kâinat yasalarına  uyumlu davranışlarda bulunması gerektiğinin bilincinde olması gereği vardır.

7.                Allah'ın yaratması pozitiftir ve insanların daima pozitif duygu düşünce ve      davranış içinde olmasını arzu eder. Kâinat'ta Allah'ın doğal yasalarından    ayrılan ve Allah'ın yarattığı canlı cansız, varlıklarına hoyratça   davranışlarda bulunan insanoğlunun ilerisini berbat etmekte olduğu    aşikârdır.

ŞEYTAN, NEFSİNE UYAN İNSANLARA NELER YAPTIRIR

Şeytan bütün insanlığın apaçık düşmanıdır. Bütün insanların şeytanın izinden gitmemeleri gerekir. Ancak insan hep suç işleyerek ilerisini berbat etmek ister. Bu istek insanın şeytan tarafından kandırılmasını kolaylaştırır.

Şeytan, daha insanlar dünyaya indirilmeden, enerjitik yaratımdan robotik kalıplı yaratıma geçirilmesi sırasında, Allah'ın ben bir âdem yapacağım ona ruhumdan ruh üflediğimde ona secde edin, emrine karşı gelerek insana secde etmeyeceğini kendisinin daha üstün olduğunu belirterek, insanları saptıracağını söylemiştir. Ancak Allah'a sadık olan asil kullar bu saptırmanın dışındadır diyerek. Allah'ın ruhundan ruh taşıyan ve bunun farkında olan insanları saptırmanın mümkün olmadığını belirtmiştir. Burada önemli bir husus var o da insanın sahip olduğu ilahi programların farkında olması ve yaratanına sıdk ile bağlı olmasıdır. İnsanın robotik kalıba büründürülmesini (bedenlenmesini) müteakip, Âdem Havva ve Şeytan üçlüsü birlikte dünyaya indirilmiş ve yaşamlarına dünyada devam ederken, şeytan çeşitli şekillerde âdemoğullarını saptırmıştır. Daha sonra dünyaya indirilen insanoğlu da şeytanın saptırmalarına maruz kalmış ve birçok kavim bu nedenle helak edilmiştir. Bu günde bu saptırmalar artarak devam etmektedir. Allah sonumuzu hayr eylesin inşaallah.

Şeytan, İnsanları Hangi Konularda Saptırıyor?


1.                Şeytan İnsanı Şirke Düşürür.

İnsanoğlu, Allah'ın kendisine öğrettiği ve bedenine yüklediği yaşam programları ile edindiği bilgiyle, kendini beğenmek ve kibirlenmek suretiyle gurura kapılarak, Şirke düşmesine neden olmaktadır. Bunu fırsat bilen şeytan insanların bütünsel birlik sırrına aykırı tarzda hareket etmelerine yardımcı olmak suretiyle insanı Kuran yolundan saptırır. Bunun sonucu olarak İnsanın kibirlenmesine ve Bütünsel birlikten koparmasına sebep olarak kendisine bağlar. Şirke düşen insana Allah yardımı kesilir. Çalışmaları da boşa gider.


2.                Şeytan İnsanı Seksüel Sapmaya Uğratır.

Kendi bedenine işlenen ilahi yaşam programlarına uygun hareket etmesi gereken insanoğlu, kendisine verilen robotik kalıbını seksüel sapkınlık frekansına yükselterek sapmaya uğratır.

Şeytan insanları nefsine hâkim olmalarındaki zayıflıktan yararlanarak, İnsanları ve toplumları, seksüel sapmaya uğratmak, yozlaştırmak suretiyle insanları kendine bağlar.


3.                Şeytan, İnsana Barbarlığı Yaptırır.

Dünya üzerindeki insansal toplumlar, doğal olarak sahip bulundukları ilahi yaşam programlarına uygun hareket etmeleri gerekirken, bunun farkında olmadan, şeytanın taraftarları tarafından barbarlık yapmaya, çevreyi ve toplumu tahrip etmeye teşvik edilirler, insanların bu yöne itilmelerine sebep olarak, barbarlaştırarak kendisine bağlar.

4.                Şeytan, insanı bunalımlara sokar.

Şeytan ve tayfası, çekirdek dünya üzerindeki insan topluluklarını bunaltarak insanın yaradılış amacına aykırı davranışlarda bulunmasını, isyan etmesini, şeytanın silahları olan; kin, nefret, haset etmesini, yalan söylemesini, kendisine ait olmayanı sahiplenmesini, tartıda egoist davranmasını, hep kendisini düşünmesini öğütleyerek insanın şeytanın silahlarını kuşanmasına sebep olur. Nefsine hâkim olmayan insan toplulukları bu tür davranışların kendisine fayda sağlayacağı düşüncesi ile kendisine gösterilen doğru yoldan saparak, şeytanın tayfasına katılarak nankör olmaktadırlar. Bunun sonucu bunalımdır.


5.      Şeytan İnsanı; Büyü, Nazar, Fal ve Sihir İle Etkisi Altına Alır.

Şeytan grubuna bağlı olan, büyücü, nazar edici, falcı, sihirci güç toplulukları, çekirdek dünya üzerindeki insansal, hayvansal canlıları etkisi altına alarak insanın kendisine gösterilen ilahi yoldan sapmalarına sebep olarak, kendisine bağlar.

Çekirdek dünyadaki bu çift kutbiyet yasası içinde Nefsi Nuraniler FETH-İ NURANİ'Yİ gerçekleştirmek isterken. Nefsi zülmaniler de FETH-İ ZULMANİ'YI gerçekleştirmeye çalışırlar.

Göksel hiyerarşi de Nefsi nuraniler; Sirius görev dağılım / yönetim / tasarruf planlarına uygun hareket eden pozitif kuşaklardır.

Nefsi zûlmaniler ise Orion grubu ve bu guruplara bağlı olarak faaliyet gösteren negatif kuşaklardır.

Sirius ve Orion yıldız grupları saman yolu galaksisi içinde yer almaktadırlar.


Kaynaklar: 1-Kuran'ı Kerim

                   2-Bu galaksi şeytanları :Ö.Cenap Başman

8 Haziran 2013 Cumartesi

ZAMANI PLANLI YAŞAMALIYIM. GÜNLÜK YAŞAM ROTAMIZ OLMALI.



Zaman insanın dünyadaki en kıymetli sermayesi. Zamana hükmetmek, onu planlamak “başarı” nın olmazsa olmazı. Kıymetli olan zamanı gerçekten bir plan program dâhilinde mi yaşıyoruz?

Peygamberimizin 1 günlük hayatını inceleyip bize aktaran siyerciler; gününü adeta ajandaya ayrıntılarına kadar not edilmiş bir titizlikle yaşadığını aktarırlar. Günlük programı planlıdır Allah Resulünün. Saat kaçta Hz. Ebu Bekir’e uğrayacağı, hanımlarına ne kadar vakit ayıracağı, halası Safiye’yi ne zaman ziyaret edeceği, Ashabı Suffe’ye hangi vakit ders vereceği, evinin ihtiyaçlarını günün hangi diliminde temin edeceği bellidir. Hicret emri geldiğinde Hz. Ebu Bekir’e gitti.Kapısını çaldı. Hz. Ebu Bekir “Ey Allah’ın Resulü, önemli bir durum mu var ?  Sen bu saatte hiç gelmezdin” dedi. Bu cevap Allah’ın Resulünün gününü nasıl planlı yaşadığına delildir.

Hollanda’dan bir ekiple “Aileye Aile İçinde Yardım” adını verdiğimiz bir projede beraber çalışıyoruz. Sosyal Hizmetlerde yerleşik olan tümevarım yani “çocuk, genç, özürlü, kadın ve yaşlıdan aileye “ anlayışını değiştirerek, tümden gelim, yani aile odaklı çalışıyoruz. Çocuk, genç, özürlü, kadın ve yaşlı ile ilgili bir problem bize ulaştığında aileyi merkeze alarak çalışma yapıyoruz.

Bu çalışmada kullandığımız enstrümanlardan birisi de “günlük yaşam rotası”. Yani aile nasıl yaşıyor? Bir rotası var mı? Sabah kaçta uykudan uyanıyorlar, kahvaltıyı kaçta yapıyorlar, akşam yemeğini kaçta yiyorlar, sosyal ve kültürel aktiviteler var mı? Varsa hangi gün saat kaçta? Kaçta yatıyorlar? Kaç saat tv. Seyrediyorlar? Çocuk veya yetişkin kaç saatini bilgisayarın karşısında geçiriyor v.s.

Evet dostlar. Türk halkı ortalama günde 5 saatini tv. karşısında geçiriyor. Bu yazıyı yazdığım gün sabah saat 7.45 de ekmek almak için dışarı çıktım, yürüdüm. Stadyumun dibinde merkezi bir mahallede oturuyorum. Belki 10 bakkal geçtim. Hepsi kapalı idi. Sokaklar sadece öğrencilerle ve servis araçları ile şenlenmişti.

Yetişkinlerimiz uyuyor. O büyük marketlerden şikâyet eden bakkallarımız uyuyor. Oysa günün en bereketli zamanı sabah namazından sonraki zaman bizim inancımıza göre.

Niye uyuyorlar sizce? Gece muhtemelen 1000. defa benzerini izledikleri yarışma veya tartışma programını geç saatlere kadar izlediler. Ne öğrendiler? Ne kazandılar? Kocaman bir hiç.

Misaller çoğaltılabilir. Ama sağlığımızın, vaktimizin kıymetini biliyorsak ailecek oturup “günlük yaşam rotamı” zı yazmamız ve evin herkesin görebileceği yere asmamız gerekir. Günlük sermayemiz olan 24 altını önümüze koyalım. Kaç altın uykuya, kaç altın Rabbimizle konuşmaya, kaç altın işimize, kaç altın eşimiz ve çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmeye, kaç altın dost ve akrabalarımızı ziyarete, kaç altın alışverişe v.s.

Uyku için İslam âlimlerimiz 2 kırmızıçizgi çiziyor.

 1.Sabah namazından sonra 1 saat uyunmaz,

 2.İkindi ile akşam arası uyunmaz.

Bu uyarıyı sağlık uzmanları da destekliyor. Akşam yemeği yatmadan en az

5 saat önce yenmeli, sağlıklı uyku için yatmadan 2 saat önce herhangi bir şey yenilmemeli. Yat-geber gibi sağlığımıza bir “zehir “ kadar zarar veren alışkanlıklar terk edilmeli.

İnsanlar beş şey gelmeden 5 şeyin kıymetini bilmeli dostlar. Hastalanmamak için sağlığın, meşguliyet gelmeden boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden gençliğin, fakirliğin gelmemesi için zenginliğin ve ölüm gelmeden hayatın kıymetini bilmek gerekir.

Haydi bu beş kıymetli sermayemizi muhafaza etmek için kağıt kalemi elimize alalım, başlayalım günlük yaşam rotamızı yazmaya. Yazın ve uygulayın. Kendinizden başlayın uygulamaya ,eş ve çocuklarınız sizi izleyecektir. Uyguladığınızda zamanınız nasıl genişliyor, bereketleniyor, değerleniyor göreceksiniz.
İnsanlar için en büyük engeller beyninde ve gönlünde taşıdığı engellerdir.

Yüce yaratıcı kitabında ve elçisi vasıtasıyla bize bu engellerden (akabelerden) haber verir.

Onları aşmanın kalbi, beyni, gönlü o akabelerden (engellerden) temizlemenin yollarını gösterir.

Bakın Yüce Allah engelleri (akabeleri) ve aşma yollarını ne güzel tarif ediyor:

’Biz vermedik mi (insana) iki göz, bir dil, iki dudak?

Ona iki tepe (iki hedef: hayır ve şer yolunu ) gösterdik.

Fakat o , (hedefe varmak, yapılan iyiliklere teşekkür etmek için )

sarp yokuşu (akabeyi: engeli) aşamadı, geçemedi.

Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?

Bir boynu (kölelik zincirinden, borçtan, dertten, sıkıntıdan) çözmek,

Yahut (bir boynu) doyurmaktır açlık gününde,

Akraba olan yetimi, Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu,

(Tüm bunları yaptıktan sonra ) Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak ,

İşte onlar sağın adamlarıdır. Beled suresi 90 , 8-18 ayetler.

Bu gün sosyal hayat içerisinde her biri en az namaz, oruç, hacc kadar

Önemli olan bu vazifeler Kuran-ı Kerim’in birçok yerinde sürekli tekrarlanmıştır.

Yaratıcımız yetime, engelliye, kimsesize, fakire, garibana, düşküne, miskine

Yardım etmenin büyük bir engel (akabe) olduğu konusunda bizi uyarmış,

Nefislerimizle bu konuda mücadele etmemizi istemiştir.

Çünkü yetime, düşküne, kimsesize, garibana, engelliye, ihtiyara yardım etmenin

Dünya da belirgin hemen somut bir bedeli ve karşılığı olmadığı için zordur.

Nefislere ağır gelir. Ama aynı zamanda imtihanın en zor , en kıymetli , puanı en yüksek sorusudur.


İnsan için hayatta en kıymetli değer ‘huzur’ dur.

Okuyucularımın huzuruna katkı yapacağını düşündüğüm küçük tavsiyeleri paylaşıyorum:

· Ufak şeyleri dert etmeyin!

· Erkenden kalkmaya alışın!

· Hayatı olduğu gibi kabul edin!

· Tenkit etme isteğinizi bastırın!

· Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!

· Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!

· Başkalarını suçlamayı artık bırakın!

· Her şeye hâkim olmaya çalışmayın!

· Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!

· Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!

· Sabrın kıymetlisinin ilk anda olduğunu!

· Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!

· Konuşmadan önce derin bir soluk alın!

· İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin!

· Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun!

· Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın!

· Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin!

· Olağan şeylerdeki olağan üstünlüğü arayın!

· Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın!

· Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın!

· Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın!

· Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın!

· Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10'a kadar sayın!

· Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün!

· Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın!

· Her gün biraz vaktinizi, minnettarlık için harcayın!

· Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın!

· Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin!

· İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın!

· Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin!

· Sahip olmak istediğinizi değil, elde ettiğinizi düşünün!

· Daha fazlası daha iyidir, diye düşünmekten vazgeçin!

· Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin!

· Unutmayın ki, insan edindiği huylardan meydana gelir!

· Sevgi kapasitenizi geliştirip, hayatınızı sevgi ile doldurun!

· Gerçeği olduğu gibi kabul edin, çünkü hayat âdil değildir!

· Ölünce, yapılacak işler listesinin dolu olacağını unutmayın!

· Unutmayın, 100 yıl sonra burada bambaşka insanlar olacak!

· Olumlu ve olumsuz düşünce kartopunun çığ gibi büyüyeceğini

Ve ilerde dağ gibi meseleler çıkaracağını göz önüne alın!

 O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın!

Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet. (Al-i İmran 159 )

Yumuşak söz ve davranış, en önemli huzur kaynağı.

3 Haziran 2013 Pazartesi

AĞAÇLAR VE İNSANLAR ARASINDAKİ DOĞAL DENGE YASASI


AĞAÇLAR VE İNSANLAR ARASINDAKİ DOĞAL DENGE YASASI
(DOĞAL SOLUNUM YASASI)

 

            Sevgili dünyalı kardeşlerimiz, gönül yolculuğuna çıkabilmek için, dünya ile işbirliği yapmak gerekir. Dünyada Yaratanın insanlar için yarattığı her şeyi korumak lazım. Çünkü dünya üzerinde yaratılan her şey insanlara emanet edilmiştir. Her nimet insanların yaşamı için olup, insanların çabaları oranında paylaşımını gerekli kılar.

            Dünya insanı ego yu yok etmedikçe, korkulardan kurtulmadıkça, şüpheleri içinden söküp atmadıkça, doğrulukta ve dürüstlükte, birleşmedikçe, huzura eremeyecektir. Gönül yolculuğuna çıkamayacaktır.

            Dünyada Yaratanın insanları üstün bir misafir gibi ağırlamasını, insanlar artık fark etmelidirler.  Dünya insanı, talan ettiği tabiatı yeniden dünyaya iade etmelidir.

            Dünyayı yeşillendirerek ilk zamanlardaki Cennet durumuna döndürmelidir. Tabiat ile insanlar arasında işlemekte olan


SOLUNUN YASASI: Yaratanın yaratma prensibine göre: Ağaçlar ve yeşillikler, Oksijen üretir, karbon dioksit emerler. İnsanlar ve hayvanlar; karbondioksit üretirler ve OKSİJEN solurlar.  


            İnsanlar ağaçları yok ettiklerinde bu yasa işlemez hale gelir, ve insanlar bu yasanın işlemesini sekteye uğrattıkları için, yani, ağaçlar insanların ihtiyacı olan OKSİJEN'İ üretmekte yetersiz kaldıklarından, yasa insanlar tarafından çiğnenmiş oluyor. 

            Günümüzde, şehirlerdeki ağaçlar kesilerek yerine dikilen beton bloklar, o çevrede, o ortamda yaşayan insanların, ihtiyacı olan oksijeni almaları imkanını yok edildiği  için, Hastalıklar baş göstermeye ve çoğalmaya başlamıştır.

            Bu nedenle dünyanın ilk devirlerde olduğu gibi insanlar için oksijen üretmeye devam etmesi için ağaçlandırmaya hız verilmeli ve yeşil alanların çoğaltılması ve korumaya alınmasına önem verilmelidir.

            Dünyada sevgi ve saygının yayılması için, insanların sağlıklı olması için insanların talan ettikleri ağaçları dünyaya geri vermeleri gerekir.

            Bunun için dünyada ağaçlandırma ve ağaçları sulamak ve büyütmek için bilinçli bir çaba içine girmelidir. İnsanların Tabiatla iletişime geçebilmesi için bu ilk şarttır.

            Dünyaya sevgi ile bakmak sevgi ile dünyayı biz insanlar için yaratan Yüce Yaratıcıya şükretmek insanlar için bir borçtur.

            İnsanlar sağlıklı olmak, inanıp; iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmak, gönül dostu olmak için, dünya ile uyumlu bir yaşam sürmek zorundadır. İnsanların bunun aksini yapması halinde kendi kendini yok etmesi demektir.

            Dünya insanı üzerinde yaşadığı dünyanın güzelliklerini ve tabiatı yok etme dürtüsünü yok etmedikçe; bugün içinde yaşadığı dramatik durumdan daha da kötü duruma gelecektir. İnsanın için oksijen almak yaşamaktır. Yaşamak için oksijene olan ihtiyacımız. Kirletilen havanın temizlenmesi için de yeşilliğe ve yeşil ağaçlara ihtiyacımız vardır.

1 Haziran 2013 Cumartesi

KURAN VE MÜSLÜMANLAR

KURAN VE MÜSLÜMANLAR

Allah, Türk Milletini Ayrılıkların sebep olduğu, Acı ve Azaptan korusun.  Âmin.

KURAN 
VE MÜSLÜMAN TOPLUMLARI

Kuran Al-i İmran suresi 19. Ayeti  “Allah Katında Din İslam dır” diye bildirir.

Al-i İmran Suresi 19. Ayetini okuyalım

;

AL-İ İMRAN : 19 -Allâh katında din, İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah, hesabı çabuk görendir.

Din: Yaratma ve Yaşatma yasasıdır. Yaratılan ve Yaşatılan İnsandır.  Hakiki insandır. Bu bağlamda;

İslam’ın manası: Hakiki İnsandır. Hakiki İnsan; çok yüce bir Ruh ve Bilinçtir. Gelişmişliğini tamamlamış Evrensel İlahi bir varlıktır. Hakiki insan Pozitif  yönde hizmet veren Ego dan arınmış hakiki Tanrı kuludur.

Sosyal Birleşim Bakımından İslam: Herkesin İnsanlık çatısı altında; Sevgi, Kardeşlik, Hoşgörü ve Tanrısal Bilinç ile bir araya gelmesidir. Görev bilinci ile çalışması, üretmesi ve adil paylaşımlarda bulunmasıdır.

Kurandaki Hakikat budur. Ancak İnsanlardaki Ego, Müslüman toplumu ve insanlığı param parça etmiştir.


Al-i İmran Suresi 19. Ayeti nde belirtilen kıskançlık ve çekememezlik (Aşırılık) konusunun İnsan Egosu olduğu bilinmelidir. Evrensel Düzende Ego ya yer yoktur.


Kuran: Yetiştirici, yapıcı bir özelliğe sahip frekansı ile hakiki insanları meydana çıkaran bir Kitaptır. Tanrı Buyruğudur. Anlaşılması ve insanlara anlatılması, insanların irşat edilmesi için indirilmiştir.

İSLAM Kelimesinin yanlış anlaşıldığı Toplumlarda Zulüm vardır, Acı vardır Azap vardır. Parçalanma vardır, çatışma vardır. Kan ve gözyaşı vardır. Müslüman toplumlarının bu günkü durumuna bakın.

Hakikate biran evvel varmak ve İnsanlar arasında barışın tesis edilmesi gerektiği Bilincinde olan insanlık, birlik sağlamak yolunda tüm gayretini sarf etmelidir.

Müslüman toplumlardaki ayaklanmaların sebebi, bugüne kadar Kuran’daki hakikatleri menfaatleri icabı açıklamayan Liderler ve onlara uyan Din adamları, Toplumda bölünmelere sebep olmuş, insanların çatışmalara girmesine acı çekmesine neden olunmuş ve olunmaktadırlar.

Artık, Müslüman Toplumun ve İnsanlık Âleminin bir Bilince varması ve bir bütünde birleşmesi zarureti vardır.

Din de hizmet TEK’e dir. Kadiri Mutlak olan ALLAH’A dır. O halde İnsanlar arasındaki bu ayrılıkların sebebi nedir?

Müslümanlar arasında Süre gelen Mezhepsel ayrılıklara son verilmeli ve Kuran’daki Evrenselliğe dönülmelidir.

Yusuf YAMAN

YARATILAN YENİ DÜNYALAR VE RUHSAL GELİŞME


YARATILAN YENİ  DÜNYALAR VE RUHSAL GELİŞME

Değerli Dostlar Evrenin başka bir yerinde İnsanlar için Dünyamız özelliğinde yenidünyalar var olmaktadır. Bu yeni gezegen de kutuplarda değişimler gözlenmiş, gezegenin küresel olan şekli kutuplarından basıklıklar meydana geldiğini uzayı izleyen bilim adamları belirtiyor. Kuran’ı Kerim İbrahim Suresi 48. Ayete göre, dünya yer değiştirecektir. Bu değişim sırasında Hakka giden yola vasıl olanlar, Kamil İnsanlarla, Yoldan sapan Nefsini tanrı edinen İnsanların seçimi yapılacaktır

İnsanların Hakka giden yoldan sapmalarının ana sebebi İnsanların Ruhsal yönden gelişmemiş olmalarıdır. Günümüzde Evrenin derinliklerinde yenidünyalar yaratılırken Yüce Rabbim insanların Ruhsal yönden gelişmeleri için dünyamıza uyarıcı enerji dalgaları gönderiyor. Bu enerji dalgaları; Sevinç, gelişme ve canlılık konusunda fırsatlar sunmaktadır.
İnsanların gelişmişliğinin artırılması, tekâmül etmeleri konusundaki planlar heyecan vericidir. Bu gelişme ve tekâmüller, değişimi de beraberinde getirir. Bu değişimde herkesin bilgiyi algılama düzeyine göre, değişmedeki rolünü de keşfetmesine yardımcı olur.
Çağımız, Ruhsal yönden gelişme çağıdır. Çağımız Altın çağa hazırlık çağıdır. İçinde bulunduğumuz çağ, Evrenin gizemlerini algılama çağıdır. Kişinin kendini keşfetme çağıdır.
Ruhsal gelişme aynı zamanda kişinin kendi yüksek Benliği ile bağlantı kurmasıdır. Yani Rabbin yanındaki kendi gerçek benliği ile iletişim kurmasıdır. Diğer bir deyişle insanın içindeki güç ile kendi dışındaki güç arasında bağlantı kurmasıdır. Bu bağlantı insana canlılık verir. Sağlıklı bir beden, sevgi dolu dostlar, destekleyen bir çevre oluşturmaya ve dünyada değişimi gerçekleştirebilme olanağı verir

Ruhsal gelişme günlük hayatta başarı getirir. Hayatın her alanında uyumluluk, getirir, Sevginin getirdiği sevinçler huzurlu, Sevgi dolu bir yaşama adım atmaya hazırlar.
Ruhsal gelişme, yaşamda da gelişmelere yardımcı olur. İnsan İradesi, insanlığın Tekâmülü hakkında hayatın insana yüklediği rolün farkında olmasını sağlar.  Ruhsal gelişme, sevgi dolu ilişkiler kurmasında yardımcı olur. İnsan Ruhsal yönden geliştikçe insanlarla daha yüksek seviyede ilişki kurabilir

Ruhsal gelişme, gözlerdeki perdelerin kalkmasına, dünyayı ve insanları daha olgun bir gözle görmeyi sağlar

Ruhsal gelişme; her şeyde gerçeği görme ve Sevgiyi dile getirme algısını artırır
Ruhsal gelişme insanın birbirinde aradığı Şevketi, Sevgiyi, Anlayışı önce kişi kendi benliğinde görür.

 Sonra ilişki kurduğu insanlarda görmeye başlar. Ruhsal yönden gelişen insan dostlarını da güçlendirmek için bir çaba içine girer. Ruhsal yönden gelişen insan, içindeki olumsuz enerjiyi içinden atmaya veya olumluya yöndeki enerji ile değiştirmeye başlar.

Ruhsal yönden gelişen insan, başka boyutların yaşam formlarını algılama ve insanların bedenlerini çevreleyen AURA’ların titreşimleri hissetme ve görme yeteneğini kazanır. Bunun yanında fizik Bedende de hızlı ve olumlu değişimler meydana gelir.

Kendi kendine şifa vermeye başlar.

Ruhsal yönden gelişen insan daha yüksek bir güç ile bağlantı kurar. Bu Tanrı ile bütün olma, Yaradanın Manyetik alanına girmek demektir. Bu Manyetik alana dâhil olan insan, artık Yaradanın koruması altındadır. Rabbine Teslim olanlar, O’nun manyetik alanında, kendini güvende hissederler ve özgür olurlar

Ruhsal yönden gelişen insan, aydınlanan insandır. Kendindeki ışığı çevresine yaymaya ve kendini daha üst boyutlara hazırlamaya başlayan insandır. Çünkü Bilgi ve Tekâmül sonsuzdur. Her bir üst boyut insana yeni bilgiler sunar. Yeni fırsatlar sunar. Bu fırsatlar başka insanlara daha çok katkıda bulunmasını sağlar. İnsanın iyiliği için yapılan her katkı kişinin daha büyümesine yardımcı olur. Çünkü yardım edene yardım edilir.
Değerli Dostlar; dünyamızda insanının en büyük eksikliği Ruhsal yönden kendini geliştirecek eğitimden yoksun olmasıdır. Dünyamızdaki Mal toplama ve kısa zamanda köşeyi dönme fikri, Egonun öne geçmesine ve Ruhsal gelişmenin durdurulmasına sebep olmaktadır. Evrensel düşünce ve eylemlerden yoksun olan insan, çevresine ördüğü önyargı duvarları içinde dönüp durur.

Yusuf YAMAN

29 Mayıs 2013 Çarşamba

ÜZÜLMEYİIN VE ÜZMEYIN


ÜZÜLMEYİN  VE  ÜZMEYİN

§  ÜZÜLMEYİIN  VE  ÜZMEYIN

§   Çünkü HAYAT kısadır. Onu üzüntülere feda etmeyelim Yaşama sevincinden payımıza düşeni almaya bakalım.

§  Kuruntuları terk edelim onlar üzülmemize sebep olurlar, bundan bizler kaybeder  başkaları kazanır.

§  Hayatın kaçınılmaz  değişikliğine uyum sağlayalım değişime karşı koymak mutsuzluk getirir

§  Olaylar karşısında telaşlanmayalım, sebep ve sonuçları  mantık süzgecinden geçirelim, sabırlı olalım,  dökülen süt için göz yaşı dökülmez

§  Hatalarımızı tahlil edip ondan dersler çıkaralım Kararsızlığı, sıkıntıyı endişeyi, telaşı  aklımızdan çıkarıp atalım.

         Sadece yaratan Allah'ı zikredelim 

         İYİLİK YAPIP UNUTMAK HOŞTUR

ž O bize doğru yolu bulmamıza yardım eder.
Güzel olan
şeyleri kabul edelim.

ž Çevremize sevgiyi ve neşeyi dağıtalım.
Unutmayalım; neyi ekersek onu biçeriz.

ž Öfke insanı zehirler, sevgi ise hayat verir. Öfkelenip hayatımızı zehirlemeyelim 

ž Sevgiyle birbirimize sarılalım.

ž Yaptığımız iyilikler karşılığında minnet beklemeyelim.

ž Unutmak insanın doğasında vardır.

ž  Derleyen : Yusuf  YAMAN