8 Kasım 2013 Cuma

İnsanları dünyaya gelişi ve Hakka dönüşü

İNSANLARIN DÜNYAYA GELİŞİ VE HAKK'A DÖNÜŞÜ
İnsanların dünyaya gelişi, AŞK ile olur. Yani insan AŞK mahsulüdür. İnsan bu dünyaya aşk ile gelir. Bu dünyada tabi tutulduğu imtihana göre, kazandığı iyi ya da kötü sonuçlara göre, ahiretteki yerini belirler.
Dünyaya gelen her insan ömrünün sonunda Allah'a dönüş yoluna girer. Buna Hakka yürüdü derler. Ancak Allah'a giden yolda, Allah korumasında olanlar, kolaylıkla Hakk'a yürürler. Cennet'e Allah'ın yardımıyla ulaşabilirler.
İnsanların ilahi âleme (ahrete) gidişleri, insanların dünyada yaptıkları iyilik nedeniyle kazandığı sevap ve iyi şeyler ve yaptığı kötü şeyler nedeniyle alacağı cezaya göre farklılık arz eder.
AL-İ İMRAN:30-O gün her nefis, yaptığı her hayrı hazır bulacaktır. İşlediği her kötülükle kendisi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah sizi kendisinin emirlerine karşı gelmekten sakındırıyor. Allah kullarına şefkatlidir.
İnsanlar bu dünyaya imtihan için gelirler. İnsanların bu imtihana gelmeden önce, ilahi yaşam yasası enerjitik olarak Allah'ın emri doğrultusunda hazırlanır ve ana rahmine düşen insanın genlerine işlenir. Ayrıca dünyada imtihan konusunda, insanın yapması gerekenler ve yapmaması gerekenler konusunda, indirilen ilahi kitaplarla kendilerine yol gösterilir. Bu nedenle biz insanların kendimizi tanımak ve Allah'ın gösterdiği yaşam yolunu takip etmek için, Kuran'ı Kerimi okuyup anlamalıyız. Kuran'ı Kerim'in OKU emri ile başlaması boşuna değildir.
İnsanlar için ölümün takdir edilmesi ve sebebi Vakia suresi 61. Ayette şöyle açıklanmaktadır.

VAKİA: 61- Size böyle ölümü takdir ettik ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden inşa edelim.

Yani insanlar, dünyayı terk ettiğinde, ilahi âlemde, bilmediğimiz, yeni bir şekle büründürülüyoruz. Nasıl ve ne şekilde olacağını Allah biliyor.
İnsanlar genlerine işlenen yaşam programlarının şifrelerini çözüp ilahi yolu takip etme konusunda kendisinde var olan ilahi özelliklerin farkına varırsa, yani insan kendini tanırsa, kendisinin Allah ruhundan Ruh taşıdığını bilirse, kendisinde mevcut olan ilahi âlemle iletişim kurma araçlarını harekete geçirebilirse, ilahi âlemle iletişim kurabilir. Bu insana, Allah tarafından bahş edilen bir özelliktir. Ancak insanoğlunun çoğu, Egosunu ön plana alarak, dünya malına tamah ederek kendindeki bu özelliklerinin farkına varamamaktadır.
İnsanoğlu bu dünyada verdiği imtihana göre, toplanma gününde,  (Hesap günü, Din günü, Ceza günü de deniyor ) ilahi âleme üç sınıfa ayrılarak kabul edilirler.

1.      Sâbıklar (Allah'a yaklaştırılanlar)
2.      Amel defteri sağ yanından verilenler. (Cennetlikler)
3.      Amel defteri sol yanından verilenler. (Cehennemlikler)
1-Sâbıklar; diğer insanları doğru yola davet eder ve insanları Allah giden yolda olmaları konusunda eğitime tabi tutarlar. İyiyi tavsiye eder, kötüden sakınmalarını öğütlerler. Daima iyi güzel, faydalı ve kalıcı işler yaparlar. Allah kelamı konusunda insanları bilgi sahibi yaparlar. Bu gibi insanlar, Allah'a yaklaştırılan insanlardır. Bunlar Kuran'da Sâbıklar olarak tarif edilirler.  
Bunların yeri Nimet Cennetleridir.
"Sâbıklar: iman edip sâlih ameller işleyen, haram ve günahlardan sakınan en değerli insanlardır. İbrahim'in soyundan gelen insanlar ve torunlarının olduğu Kuran'da Al-i İmran suresi 33. Ayette şöyle açıklanmaktadır.

AL-İ İMRAN:33. 34- Allah, Âdem'i, Nuh'u İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Bunlar birbirinden türeyen nesillerdir. Allah işitendir bilendir.

Allah İbrahim peygamber hakkında Onun dosdoğru bir Müslüman olduğunu Al-i İmran 67 de şöyle belirtir.

AL-i İMRAN:67- İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyan'dı,  dosdoğru bir Müslüman idi. Müşriklerden de değildi.

Bu insanların (Sâbıkların) Nimet cennetlerindeki durumları vâkia suresinde şöyle açıklanmaktadır.                 
Vâkia:10.11.12.13.14- Ve Sabıklar, sabıklar. İşte Allah'a yaklaştırılanlar. Nimet cennetlerinde. Çoğu öncekilerden. Birazı da sonrakilerden olan bu insanlar
Vakia:15,16-Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler. Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
Vakia:17.18.19-Çevrelerinde ebedi yaşama erdirilmiş gençler dolaşır. Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle. Bir şarap ki, onda ne başları ağrıtılır, nede akılları giderilir.
Vakia:20.21.23-Beğendikleri meyveler, canlarının çektiği kuş etleri, iri gözlü huriler, saklı inciler gibi; yaptıklarına karşılık olarak.
Vakia:25.26- Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler. Duydukları söz yalnız "Selam, selam"dır.
2-Amel defteri sağ yanından verilenler
Amel defteri sağ yanından verilenlerin cennetteki durumları vakia suresinde şöyle açıklanmaktadır.
Vakia: 27- Sağın adamları (amel defterleri sağ yanından verilenler) nedir o sağın adamları.
Vakia 28.29.30.31.32.33.34- Onlar; Dikensiz kirazlar, kökünden tepesine kadar meyve dizili muzlar. Uzamış gölgeler, fışkıran sular. Pek çok meyve arasında. Tükenmeyen ve yasaklanmayan. Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
Vakia:35.36.37.38.39.40-Biz oradaki kadınları da yeniden bir güzel inşa etmişiz. Onları bakireler yapmışızdır. Hep yaşıt sevgililer. Sağın adamları için. Bu sağcıların bir bölümü öncekilerdendir. Bir bölümü de sonrakilerdendir.
Sağın adamları; Korunanlar, İnanıp İyi İşler Yapanlar, Çokça Allah'ı Zikredenler, Seherlerde İstiğfar Edenler, Mallarında Dilenci Ve Yoksullar İçin Pay Ayıranlar olarak zariyat suresinde şöyle anlatılmaktadır.
Zariyat:15.16.17.18.19-Korunanlar cennetlerde çeşme başlarındadırlar. Rablerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı. Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde onlar istiğfar ederlerdi. Mallarında dilenci ve yoksullar için hak vardı.
Ayrıca Lokman, Secde, Tur, Kamer ve Rahman surelerinde yaptıklarına göre hak ettikleri cennetler şöyle açıklanmaktadır.
LOKMAN: 8,9- İnanan ve iyi işler yapanlara nimeti bol cennetler vardır. Orada ebedi kalacaklardır. Bu Allah'ın gerçek vaadidir. O, üstündür hüküm ve hikmet sahibidir.
SECDE: 19- İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar yaptıklarına karşılık durulmağa değer cennetlerde ağırlanırlar.
TUR: 17- Korunanlar da cennetlerde nimet içindedirler.
KAMER:54.55- Korunanlar cennetlerde ırmaklar kenarındadırlar. Güçlü padişahın huzurunda, doğruluk koltuklarında bulunmaktadırlar
RAHMAN:46- Rabbinin divanında durup hesap vermekten korkan kimseye iki cennet vardır.

RAHMAN:48.50.52.54.56.58.60- İkisinin de çeşitli ağaçları, meyveleri var. İkisinde de akıp giden iki kaynak var. İkisinde de her meyveden iki çift var. Orada astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin devşirmesi de yakındır. Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler vardır ki, bunlardan önce onları ne insan ne de cin kanatmamıştır. Sanki onlar yakut ve mercandırlar. İyiliğin karşılığı yalnız iyilik değil midir?
RAHMAN:62- Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha vardır.
RAHMAN:64.66.68.70.72.74.76.78- Yemyeşildirler. İkisinde de fışkıran iki kaynak var. İkisinde de meyve hurma ve nar var. Onlarda da iyi huylu, güzel kadınlar var. Çadırlara kapanmış huriler. Bunlardan önce onları ne insan ne de cin kanatmamıştır. Cennettekiler yeşil yastıklara ve harikulade güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar. Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!

MÜ'MİNÛN:57.58.59.60.61-ayetlerinde Korunanlar şöyle tanıtılmıştır: "onlar ki; rablerinin korkusundan titrerler. Ve onlar ki, rablerinin ayetlerine inanırlar.  Ve onlar ki, rablerine ortak koşmazlar. Verdiklerini rablerinin huzuruna dönecekler diye kalpleri korku ile ürpererek verirler. İşte onlar hayır işlerinde yarış ederler ve onlar hayır için önde giderler".

3-Amel defteri sol tarafından verilenler
VAKİA 41- Solun adamları (amel defterleri sol yanından verilenler), nedir o solun adamları?
VAKİA 42.43.44.45.46.47.48.49.50- Onlar, Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içindedirler. Kara dumandan bir gölge altındadırlar. Bir gölge ki, ne serindir ne faydalı. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı. Ve diyorlardı ki "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?  Önceki atalarımız da mı? De ki "Öncekiler de sonrakiler de".  Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır.
VAKİA:51.52.53.54.55.56- Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar o zaman toplanacaksınız. Suçlular mutlaka bir zakkum ağacından yiyecekler. Onunla karınlarını dolduracaklar. Üzerine de kaynar su içecekler. Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir. İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir.


Delikçiklere işleyen ateş: Manyetik alan kuvvet hatlarının meydana getirdiği yanma olduğunu düşünüyorum. 

4 Kasım 2013 Pazartesi

Alışkanlıklar ve 21 gün kuralı

ALIŞKANLIK VE 21 GÜN KURALI

Alışkanlıklar beyinde 20 günde oluşmaktadır. 20 gün boyunca aynı şeyi yapan insan 21. günde alışkanlık kazanmış olur. Tıpkı sigara alışkanlığı gibi. 

Araba kullanmaya başladığımızda vitesi, debriyajın yerini, sinyali verirken düşünürüz ama belli bir süre sonra beyin bunu otomatiğe bağlar hani kişisel gelişim kitaplarında hep yazar ya  20 gün aptalım diyen, 21. gün aptal olur.

Alışkanlık, bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız.      
Horace Mann 

Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.     
St. Augustine 

Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olur.                   
Benjamin Disraeli 

Alışkanlıktan daha büyük bir şey yoktur.               
Ovidius 

Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.           
Balzac 

İlk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz.                              
Aisopos

İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.         
İbn-i Haldun

Mademki alışkanlıklar hayatımızın en ileri gelen hakimleridir, öyle ise ne yapıp yapıp iyi birini edinmeye çalışmalıyız. 
Francis Bacon

 Tilki, derisinden vazgeçer de, alışkanlıklarından vazgeçmez.
 Suetonius


 21 GÜN KURALI 

Sadece irade kullanarak alışkanlık değiştirme çabaları ancak kısa bir süre işe yarar. Sonra eski alışkanlıklara geri dönülür. Çünkü bilinç ile bilinçaltı çatıştığında kazanan daima bilinçaltıdır. Örneğin, siz bilinçli olarak sigarayı bırakmak isteyebilirsiniz ama bilinçaltınızda sigarayla ilgili olumlu bir kayıt olduğu sürece iradenizi kullanarak sigarayı bir süre bıraksanız bile bir müddet sonra yine başlarsınız. Bilinçli zihin dakikada dokuz düşünceyi bilinçli olarak algılayabilir; ama bilinçaltı bir dakikada 2.3 milyon bilgi parçacığını prosesten geçirir. 

Olumlu ve olumsuz alışkanlıkların, yaşam deneyimlerinin, inançların belleği bilinçaltındadır. 

Bir alışkanlığı ondan kurtulmaya çalışarak değiştiremezsiniz ama yeni bir alışkanlık yaratabilirsiniz. Kötü alışkanlıkları yok etmek, yeni bir şeyi öğrenmekten daha zordur. Yeni bir alışkanlığı yerleştirmek için 21 gün boyunca hiç ara vermeden tekrar gerekir. Çünkü yeni alışkanlığın zihinde ve hücresel bellekte kalıcı olarak yerleşmesi 21 gün sürer. Alışkanlıklar tekrarlana tekrarlana kazanılır. Yeni alışkanlığın da zihinde kalıcı sinir ağı “otoyolu” yaratması 21 gün tekrar edilerek oluşur. Zihniniz ve kaslarınız tekrar edilen bir şeyi otomatiğe bağlar. Dişinizi fırçalamak, yürümek ya da ayakkabınızı bağlamak için düşünmüyorsunuz değil mi?  


Bireysel gelişim yolculuğunuzda bilinçaltınıza belirli bir olgunlaşma süresi tanımanız gerekir; bunu kuluçka dönemi olarak düşünün. Unutmamanız gereken, bu 21 günlük kuluçka dönemini hiç sekteye uğratmadan tamamlamanız gerektiğidir.



29 Ekim 2013 Salı

Allah'a inanmak ve güvenmek

ALLAH'A İNANMAK VE GÜVENMEK

ALLAH'A inanmanın ve güvenmenin ne büyük bir lütuf olduğunu bilmek.
Çeşitlilik içinde bir olmayı öğrenmek


Tekâmül yolunda; var olan her şeyde O'nu görmeye çalışmak
Dünyanın sadece gördüklerimizden ibaret olmadığını bilmek.
En büyük sırlardan birinin, her gün her an, yeni bir şey öğrenmek olduğunu ve bu öğrenmenin sonsuz bir yolculuk olduğunu bilmek.
Her şeyin özünün sevgi olduğunu, Anlamak.
Kalabalık içinde yalnız kalabilmeyi, yalnızken, kalabalık olabilmeyi öğrenmek

Hayatın doğup ölmekten ibaret olmadığını, her şükrün ardından daha büyük şükran duyguları yaşatan olayların yaşandığını bilmek.

Kısacası, bizi var eden ve bizi biz yapan şeyin, aldıklarımız değil ANCAK VERDIKLERIMIZ olduğunu öğrenmek.
Kozmik bilgilerin verilmelerinin nedeni, İnsanların egolarının kaynağı olan zihinlerinin merak dürtüsünün tatmini için değil, aksine Işık İşçiliği yolunda İlahi Evrensel Güçlerin yönlendirdiği odaklarda, Bütünlük yolunda hizmet olduğunu bilmek.

Ölene dek sürecek öğrencilik yaşamında öğretmenlik yapan herkese minnettar olmak gerektiğini. ve öğreneceklerin hiç bitmeyeceğini öğrenmek.
Sadece gözlerimizle gördüklerimize değil, görmediklerimizi gözlerimize inandırmayı öğrenmek
Sevgisiz yaşamanın yaşamak olmadığını bilmek
Soru sorulmadan cevap verilmeyeceğini bilmek.

Sözün gümüş, sükûtun altın olduğunu bilmek.

Var olabilmek için var etmek gerektiğini, sevilebilmek için sevmek gerektiğini, yasayabilmek için yaşatmak gerektiğini, öğrenebilmek için öğretmek gerektiğini, aydınlatabilmek için aydınlatmak gerektiğini, kurtulabilmek için kurtarmak gerektiğini bilmek.


Dünyanın ve dünyadaki yaşamın aslında sevgiyle, güzellikle muhteşem bir yer olabilecekken, zihinlerin dünyada bir cehennem yaratığını bilmek.

Dünyadaki en büyük yanılgının hepimizin ayrı olduğu yanılgısı olduğunu, bütün savaşların, acıların, ben kavramının yanlış anlaşılmış olmasından olduğunu anlamak.
Yaşamın ve yaşamanın aslında çok güzel olduğunu, ama nedense yasama bir türlü güzel gözlerle bakamadığımızı, yani, yasamı kısmen kendimizin zorlaştırdığını, ama istersek bunu değiştirebileceğimizi öğrenmeliyiz...
Yürekten dinlemeyi öğrenmek
Zihnimizin, bedenlerimizi ve yaşantımızı nasıl kötü hale getirebileceğini,  fark etmek

İnsanın ne ararsa yine kendinde araması gerektiği, dışarıda aramanın kişiye hep başka sorunlara götüreceğini bilmek.



28 Ekim 2013 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

CUMHURİYET BAYRAMINIZ
KUTLU OLSUN.

Kim olduğumuzu hatırlama zamanı şimdi.
Bu muazzam bir süreçtir. Kayıtsız kalınacak zaman kalmadı. Etrafımızdaki duvarlar parçalanıp yıkıldığında, İnsanlığı esaret altında tutan duvarlarla aynı olduklarını göreceğiz.
Biz yüce bir şey bileni arıyoruz. Sonunda hepimizin büyük bir ailenin bireyleri olduğumuzu keşfedeceğiz.
İntikam yerine, affetmenin güzelliğini keşfedeceğiz.
Öç almak yerine, arayı bulmanın barışseverliğini keşfedeceğiz.
Birlik olmak, birlikte büyümek ve güçlenmenin hazzını duyacağız.
Cehaleti yok etmek sevgi ve saygıyı yaygınlaştırmakla sevineceğiz.
Bireye eziyet edenin, bunu cehaletten yaptığını bilerek eğitime alacağız.
Adil davranışları yaygınlaştırmak, suretiyle hakkın yerini bulmasına katkıda bulunacağız.
Kalbimizin derinliklerinde olan bağışlamayı bulduğumuzda her şeyin güzelliğini fark edeceğiz.
Hayatın kıymetli olduğunu, geçen anın bir daha geri gelmeyeceğini bilerek

UYANMALIYIZ.
Gözlerimizi açmalıyız.
Kalbimizi açmalıyız.
Sevgiyi seçmeliyiz.
Zaman geçirmeden HEMEN ŞİMDİ.

Atatürk ve Bu Vatanı Canlarını Vererek Bize Bahşeden Şehitlerimizin Ruhları Şad Olsun.
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Yusuf YAMAN
28 Ekim 2013



27 Ekim 2013 Pazar

Ahde Vefa

AHDE VEFA
Söz vermek, verdiği sözde durmak, yaptığı her işte ve anlaşmada sadık kalmak ‘ahde vefa’dır. Yani, özü ve sözü bir olmaktır. Belki de insanı insan yapan en önemli hususlardan biridir ahde vefa…
Kelime anlamıyla, ‘ahid’ ve ‘akit’ sözlü ve yazılı olarak tespit edilen anlaşma demektir. ‘Vefa’ da yapılan anlaşmanın icaplarını bütünüyle yerine getirmektir.

AHDE VEFA
Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki :- Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin.
Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek :
- Söyledikleri doğru mu diye sorar.
Suçlanan genç der ki :
- Evet doğru.
Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Genç anlatmaya başlar:
- Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım.
Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi.
Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor.
Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım.
Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü.
Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret, dedi. Hz Ömer:
- Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak:
- Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı:
- Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı.
Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım.
Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der.
Hz. Ömer der ki:
- Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki:
- Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (sav) en iyi arkadaşlarından, daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr'a dönerek:
- Ey Amr, delikanlıyı duydun, der. O yüce sahabe:
- Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur.
Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği,
dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler,  fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler.
Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki:
- Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim.
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki:
- Biz de sözümün arkasındayız.
Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz. Ömer gence dönerek derki:
- Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?
Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan):
- 'AHDE VEFASIZLIK ETTI' demeyesiniz diye geldim der.
Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki:
- Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?.
Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyen razı olsun, vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir:
- Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.'İNSANLIK ÖLDÜ 'dedirtmemek için kabul ettim, der.
Sıra gençlere gelir, derler ki:
- Biz bu davadan vazgeçiyoruz.
Bu sözün üzerine Hz Ömer:
- Biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz, der.
Gençlerin cevabı da dehşetlidir:
- MERHAMETLİ İNSAN KALMADI' DEMEYESINIZ DİYE…

BENDE SİZE BU MAİLİ YOLLUYORUM, ÇÜNKÜ
'GÜZEL eposta PAYLAŞAN KALMADI'
DEMESİNLER DİYE :))))


RÜYA


Yaratan ve yaşatanın insanlara uyarıları

YARATAN VE YAŞATANIN, İNSANLARA UYARILARI

Değerli dostlar dünyanın ve insanların yaradılışı ve yok oluşu konusunda Kur’an da geçen birkaç ayeti sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
AHKAF SURESİ Ayet:3-Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları ancak gerçek ile ve belli bir süreye göre yarattık. İnkâr edenler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedir.
 
Değerli dostlar

İnsanoğlunun bu dünyaya gelişinin sebebi tekâmül etmek, kendini yaratanı bilip inanmak ve iyi işler yapmak suretiyle Onun istediği gibi arınıp Ona yaklaşmak, Onun huzuruna anlı ak, gönlü pak olarak dönmektir. Yani hakiki insan olarak Rabbine dönmektir. Her şey özüne (aslına) dönecektir, sözü dünyanın ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksi sininde özüne döneceği ömrü dolduğunda o da aslına dönecektir. Gerçekte her insan isterse bu dünyada iken Rabbinin yanındaki özü ile irtibata geçebilir

Değerli dostlar

Her şeyin bir yaratıcısı vardır. O yaratıcı Allah'tır. Dört kutsal kitabın ve diğer peygamberlere gelen ilhamların da kaynağının Allah olduğu kesindir.
Evrenleri ve içindekileri yaratan O’ dur.

İnsanın özünü yaratan, bunu Levhi Mahfuzda muhafaza eden O’dur. İnsanın doğumuna sebep hazırlayan ve bu dünyada zuhur etmesini sağlayan O’ dur.
İnsana, Kendi Ruhundan Ruh veren O’dur.

İnsan yaşamını programlayıp genlerine işleyen ve bunun insanlar tarafından uygulanmasını kontrol eden denetleyen değerlendiren O’dur.

İnsanın her konuştuğunu ve yaptığını kayda alan O’dur.

İSRA SURESİ 13.:Her insanın tairini (Düşünce ve söz algılama ve kayde geçirme biyolojik hafıza sistemi) boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız.

Gırtlağımızdaki kemik ve boğumlar söylediklerimizi kayda geçen ve bizim genlerimizdeki kayıtlara göre hareket edip etmediğimizi denetim altına alan mekanizmadır İnsan olarak bizler yaratanın bir eseri olduğumuzu, her varlığı sevgi ile kucaklamamız gerektiğinin farkına varmalıyız.
İnsanoğlunun eksik anlayışından, bilgi ve bilinç seviyelerindeki algılama zayıflığından, kaynaklanan ufak ayrılıkları büyütüp ayrılıklara sebep olmak Rabbin huzuruna Anlı Ak Gönlü Pak olarak gidişini engelleyen şeylerdendir. İnsanlar, Rabbin Kutsal Kitaplarda yaptığı öğütlere uymadığından ve Rabbin indirdiği ile hareket etmediğinden. Arınmadığından Hakkın huzuruna varmasına müsaade edilmez. Arınmayan hiçbir varlık Onun Manyetik Alanına kabul edilmez. O, dilemedikçe ve insan O'nun bildirdiği yolu takip etmedikçe O'nun Manyetik Alanına ulaşmak mümkün değildir. Çünkü O, diyor ki,

 ARAF:40- Bizim ayetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmağa tenezzül etmeyenler var ya,  işte onlara gök kapıları açılmayacak ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız.

İnsanlık çevresine ördüğü tecrit duvarlarını yıkmak zorundadır. Bu duvarlar yıkılmadıkça, yanlışlar düzeltilmedikçe, egoizm zaptu rapt altına alınmadıkça, Rabbin istediği birlik ve beraberliğe giden yolda çaba sarf edilmedikçe, insanlığın kurtuluşa ermesi mümkün görülmemektedir.

Bütün insanlığın kurtuluşu bunları yapıp, arınma yolunda atılacak adımlara bağlıdır. Ulûhiyet Allahın her kuluna nasip ettiği bir mazhariyettir. O ululuğa erişmek insanoğlunun kendi çabaları ile olmaktadır. Ne ekilirse o biçilir.

ZİMMER:62.:'Allah her şeyin yaratıcısıdır. O her şeyin yöneticisidir' diyor.

Her şeyin yaratıcısı ve yöneticisi olan Allah, kullarını da en güzel bir biçimde yaratmıştır. Allah’ın kulu olan biz insanlar O’nun vahiy olarak gönderdiği Kutsal kitaplardaki bilgilerin eksik veya yanlış olduğunun ideasında bulunmak hakkına sahip olmadığımızı bilmeliyiz. Eğer bir hata var ise, onu asırlar sonra toplayıp yazanların anlayış ve kavrayış eksikliğinden veya egolarına zaptu rapt altına alamamasından kaynaklanmış olabilir. Ayrıca her çağda insanlar gelen elçilere karşı hep kötü davranışlarda bulunmuşlar ve onlara inanmamışlar. Her dönemde gönderilen elçilerin getirdikleri bilgiler olumlu yönde değerlendirilmemiş ego bencillik ve kıskançlıkların sebep olduğu din ayrılıkları körüklenmiştir. Hatta Kur'an Yasin 14. Ayette: 'Biz onlara iki elçi gönderdik onları yalanladılar. Biz de (elçileri) üçüncü biriyle destekledik. Dediler ki; Biz size gönderilen elçileriz'

Bu üçüncü Elçinin Hz İsa dır. O farklı bir şekilde dünyaya gönderildi. Ancak Onu da çarmıha gerdiler. Sebep ego, bencilik, mağrurluk inkârcılık ve düşünceselsizliktir.


Değerli dostlar

Rabbimizin bize verdiği Kalbimizin süruru, Ruhumuzun Nuru ve Vicdanımız yol göstericimizdir. Rabbimizden bize gelen bilgilerin amacı insanlara hakikatleri göstermek insanın tekâmülünü sağlamaktır.
Kutsal Kitapların birleşimi (muhteviyatı) insanları doğru, adil, birbirini seven, sayan düşünen, yardımlaşan bir ortamda birleştirmek içindir.

KUR’AN ŞURA 13: …Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin "diyor,

Ancak din ayrılıkları Rabbin insanlar için yaratıp insanın emrine verdiği her türlü nimeti adil paylaşma yerine insanlar gücü yeten yetene şekline dönüştürdüler. Durmadan dünyayı kirleten ve insanları bencilliğe sevk eden sistemlerle insanlık da kirlendi.

Değerli Dostlar tekâmül eden insanlar göksel enerjiyi ve güç kaynakları ile irtibat kurup yardım alabilirler. Rabbin tükenmez kaynakları insanlar için hazırdır. Sıdk ile isteyenlere verilir. Bu ilahi, idari ve ilmi bir kanundur. Yardım edene yardım edilir.
 
Değerli dostlar

Tahminim odur ki, insanlık kıyam dönemine girmiştir. Rabbe giden yoldaki çalışmaların çoğalması onu gösteriyor

İBRAHİM SURESİ 48. Ayet: 'O gün yer başka yere göklerde (başka) göklerle değiştirilir. Bütün insanlar Tek ve Azametli Allah huzurunda görünürler.'

Bu ayet dünyamızın ve bağlı olduğu saman yolu galaksi si ile beraber evrenin dışına itilmekte olduğu bu değişimin 2000 yılında başladığı söylenmekte ve yazılmakta ve gözlemlenmektedir İnsanlığın birleşimi ve bir araya gelerek, O’na giden yolda arınması halinde; O, günah ve yanlışlardan sakınan kullarını koruyacak ve başka bir evrende temiz bir dünyaya varis kılacaktır.

ENBİYA SURESİ 105. ayet: 'Andolsun, Tevrat tan sonra Zebur da da Arza mutlaka iyi kullarım varis olacak diye yazmıştık'

MAİDE SURESİ 69.Ayet: 'İnananlar, Yahudiler, Sabiiler, ve Hıristiyanlardan Allaha ve Ahret gününe inanan ve iyi işler yapanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir'. diyor.


Değerli dostlar

Kutsal Kitaplar da ayrılıklar yerine, birlikler aranırsa fazlasıyla vardır. Geçmişten bu güne kadar olan sürede hep ayrılıklar körüklenmiştir. Bu da hep insanlığın zararına olmuştur. Hâlbuki Rabbimiz inanıp iyi işler yapanlara ödüller vaat etmektedir Şimdi diyeceksiniz ki bunların bizim olaylarla ne ilişkisi var?

Bildiğiniz gibi bütün olayların ana kaynağı insandır. Bu olaylarda insanı sona doğru götürdüğü için, bunun kaynağına doğru gitmenin ve O’nun bize bildirdiği bilgileri edinip kabullenmekten başka çareler aramak, bugüne kadar yaptığımız yanlışlardan dönmek ve dünyanın temizlenmesine insanların arınmasına yardımcı olmak gerektiğine inandığım için bu yazıyı yazdım

O HER DANEDE ÖZ DÜR. HER NEFESTE SÖZ DÜR

Her Kelamı; SEVGİDİR-İLİMDİR- NURDUR- RUHDUR.

ZAMANI AŞ, KENDİNİ AŞ, RABBİNİN SESİNE ULAŞ

O, NOKTAYA GİRER ÂLEMLERİ SINAR,

İNSANA BAKAR DÜZENİNİ KURAR

TÜM DOSTLARA SEVGİ, SAYGI VE SELAMLARIMLA

RABBİMDEN DİLEĞİM:
HERKES İN; ONA GİDEN YOLA VASIL OLMALARI İÇİN, GÖNÜL VE AKIL BİRLİĞİ İÇİNDE; İYİ, GÜZEL, FAYDALI VE KALICI İŞLER YAPMALARINI VE BARIŞA KATKIDA BULUNMALARINI DİLİYORUM

SEVGİYLE KALIN

Yusuf YAMAN


25 Ekim 2013 Cuma

İç Biyolojik Kompüter)

Bilinçaltı,  (İç Biyolojik Kompüter), İnsana Doğuştan  Verilen Bir Yetenektir.  Bu yeteneğin kullanılması bize bırakılmıştır.

1.           Bedenimizi,  terk edip uzak ülkelere yolculuk yapabilir, ve size doğruyu en kesin özelliklere sahip bilgiler getirebilir.
2.        İç Biyolojik Kompüterinizle  başkalarının düşüncelerini ve  kapalı bir zarfın içinde yazılı olanları okuyabilirsiniz.
3.             Kapalı bir kutunun içindekileri görebilirsiniz.
4.  Objektif (fiziksel) iletişim araçlarını kullanmadan, başkalarının düşüncelerini okuyabilirsiniz. (Allah insanlara karşı ikram sahibidir. Ancak  insanların çoğu şükretmezler.)
5.   İnsanın başına gelen her şey, insanın doğruluğuna inandığı şeyler yoluyla; Bilinçaltına sokulan düşüncelere dayanır.
6.        Eğer Bilinçaltına hatalı kavramlar göndermiş seniz, alacağınız sonuç hatalı olacaktır. Bu nedenle korku ve şüpheleri içimizden atmalıyız.  Olumlu düşünüp olumlu olması için çaba göstermeliyiz.
7.        Eğer yapıcı ve uyumlu düşünceleri bilinçaltına gönderirseniz ve sık sık bunları tekrarlarsanız, Böylece,  yeni sağlıklı  bir yaşam ve düşünme alışkanlığı oluşturursunuz.
8.   Bilinçaltı  alışkanlıkların da ikametgahı-dır  Bilinçaltına iyi alışkanlıkların komutunu göndermeliyiz.

Korku, kaygı ve yıkıcı düşünceleri içimizden söküp atmalıyız. Yerine her şeye kadir bilinçaltı gücümüzü koymalıyız. Bilinçaltımız, (İç Biyolojik kompüterimiz). Yaratan ve Yaşatan tarafından içimize yerleştirilmiştir. Kendisi ile sürekli iletişim de bulunan yanımızdır.
O, her şeyi insanlar için yarattı. Kendi Ruhundan insana Ruh üfledi. Enerji yükledi. O'nun üflediği Ruh insanın içindedir. yüklediği enerji insanın bedenindedir. İsteyen onu kullanır. Kadir'i Mutlak'la iletişim kurar. Her şeyin güzelini, faydalısını işler ve olması için caba gösterir.  sonuçta insanın dilediği olur.
Bilinçaltımıza, (İç Biyolojik Kompüterimize) sürekli özgürlük, mutluluk, kusursuz sağlık komutlarını göndermeliyiz. Çünkü, Müthiş bir Bilgi Kaynağına ve Yaratıcılığa sahip olan bu iç Biyolojik kompüterimiz, içtenlikle dilediğimiz, özgürlük, mutluluk  ve sağlığı bizim için işleme koyacaktır.
 Kısaca;
İSTEYİN OLSUN, DİLEYİN VERİLSİN. İLETİŞİM KAYNAĞI İÇİNİZDEDİR.
Uyanın, Kendinizi tanıyın, İnsanı tanıyın!!!

Yusuf YAMAN

6 Haziran 2012