15 Mart 2014 Cumartesi

Hakiki insan

HAKKA GİDEN YOL VE HAKİKİ İNSAN
Bir İnsan formu beşeriyetten kurtulmadıkça hakikati bilmedikçe hakiki insan olmadıkça, yürüdüğü yolun doğruluğundan asla emin olamaz. Bu Âlemde yalnız değiliz. Bunun idrakinde olarak, RABBİN gösterdiği Işıklı yolda gönül rahatlığı ile yürümek Kâmil insanın Bilinçli olarak gideceği yoldur. Hakka giden yolda yardım edene yardım edilir. Önyargılardan kurtulduğunuzda, Korkularınızı yendiğinizde ve tanrıdan bir parça olduğunuzu fark ettiğinizde, Hakikate varırsınız.

İnsana bir yol çizilmiştir, bir hedef gösterilmiştir. Hedefe varmak insanın işidir. O’na giden yolda önyargılarınız ve korkularınız cehenneminiz, imanınız, cennetiniz olacaktır. Buradaki İman: Biat Bilinci ile hakikati kavramaktır. Hedefe varmak hedefe ulaşmak “O’na giden yola vasıl olmak”  bilinçlenmekle mümkündür.
En büyük günah, insanları incitmektir. Bu incitme, Fiziksel olur, Zihinsel olur, Ruhsal olur. Kötü ve yanlış olan her şey; insanlara maddi ve manevi verebileceğinizi veya paylaşabileceğiniz yardımı esirgemek, haksızlık yapmak, şefkatsiz davranmaktır.  Bu davranışları yok etmek için, elinizden geldiği kadar iyilik yapmalıyız. Bir insan olarak varlığımızın bir amacı da budur.  Yardımlarda yarışın ayetlerine bakalım:
Maide:2- "İyiliği emretmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir"

Maide:48-  "Öyleyse durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın."

Bakara:148- Hayır ve iyilik yapmak hususunda birbirinizle yarışınız"

Düşmanlık, mantıksızlıktır.
Düşmanlık, Zihin kirlenmişliğidir.
Düşmanlık, Cehaleti Bilgiye tercih etmektir.
Ruhsal Bilince sahip insan, Ruhsal kardeşine kötülük yapmaz, böyle bir şey düşünmez, düşünemez. Din ve Irk Ayırımı yapmaz.

Hucuret:10-“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerin arasını düzeltin” ayeti bizi kardeşçe hareket etmeye davettir.
Şu iyice bilinmelidir ki;
İnsanoğlu çekirdek dünya ve üzerindekileri, yaratmadığı gibi, onları yok etme hakkına sahip değildir. İnsan doğa yasaları ile uyumlu hareket ederse Tekâmül edebilir.
Tüm bu cehaletlerden kurtulup, yarınların ADİL ve OLUMLU Dünyasını İnsani Bilinci yüksek, Arınmış, İnsani Kâmil olanlar kuracaktır. Yarının Adil ve Olumlu Dünyasını, Birleşim, Bütünlüğünde, Birleşim Bilincinde olarak; Akıl, Mantık, Şuur üçgeni ile Akıl ve Gönül Birliğini gerçekleştirenler, dünyayı olgunlaştıracaktır. Bu durum Kuran’ı Kerim’de şöyle verilmektedir.
Araf Suresi 181-“Yarattıklarımız içinde doğrulukla hakka götüren ve Hak ile Adalet yapan bir ümmette vardır”
Bu ümmet Kuran’da belirtilen Rabbin katındaki Tek Din olan İslâm dininin gereklerini Evrensel düşünce ve davranışlar sergileyen, özüne varmış, Arınan ve Allah rızasını kazanan ileri Bilinç sahibi insanların oluşturduğu insan topluluğu olduğunu gerçeğidir. Bu insanlar; egolarını zapturapt altına almış.  İnsanları doğrulukta birleştirmek için çalışan, barış içine bir olmaya, Sevgi yaymaya, barış ortamı tesis etmeye çağıran, Arınmışları Hakkın Divanına götürecek olan Kuran’daki İslâm ümmetidir.
Bu ümmetin dünyada, Türk İslam Âleminde ki temsilcileri, Ahmet Yesevi, Mevlana Hazretleri, Şemsi Tebrizi, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Hallacı Mansur, Abdul Kadir Geylani, Bediüzzaman Said Nursi  ve günümüzde Özüne varmış,  egosunu yenmiş hiçbir karşılık beklemeden insanlara, Kuran’ın bildirdiğini bildirmiş ve insanların genlerine işlenmiş olan ilahi programları, bildirmeye devam eden bu insanlar, Veli olmuşlardır.
Günümüzde Müslüman Âleminde insanların çoğu kendisinin İslâm olduğunu söyler, ancak çoğunluk Egosuna yenilmiş ve Kuran’daki İslâm dini ile alakası kesilmiş, hurafelerle doldurulmuş, beşerin yazdığı, Hadis, Fıkıh ve İlmihal kitaplarındaki bilgileri din olarak algılamaktadır.
Bu nedenle; Yüce; Rahman, Rab, Rahim,  Müslümanlara ne yapmak istediklerini, neden yanlış davranışlar içinde olduklarını soruyor? Müslümanlara suçlular gibi mi davranalım diye  soruyor. Kalem suresinde bunu açık biçimde görüyoruz.

Kalem :35- Müslümanlara suçlular gibimi davranalım?
Kalem :36- Neniz var sizin, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Kalem:37-Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz?
Kalem :38-Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?
Kalem :39-Yoksa, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Diriliş gününe kadar sürecek bir güvence mi aldınız bizden?
 Kalem :40-Sor onlara, “Bunu kim garanti etmektedir?”
Kuranı yeterli görmeyen Müslüman Âlemi, Kuranın bildirdiklerini bırakıp, Hadis, Fıkıh İlmihal ve Mezhep İmamlarının koyduğu prensipleri din olarak algılayıp anlatmaktadırlar. Bunun karşılığında, birbiri ile savaşıyor, kan ve gözyaşı dökülüyor.
Bu beşerin kendi keyfine göre yazdığı prensipler ego içermekte olup karşısındakini kardeş olarak görmemektedir. Her imam kendine göre değişik prensipler koymuştur. Kuran, Yüce Rabbin insanlara gönderdiği yaratma ve yaşatma yasası olan din, tek olduğuna göre, mezheplerdeki bu ayrılığın sebebi nedir? Bütün inançlardaki Mezhepsel ayrılıklar savaş ve gözyaşından başka bir şey getirmemiştir. Getiremez çünkü Rabbin yasalarına aykırıdır Ayrılıklar;
Hakka giden yolda Bütünleşmek ve Bilinçlenmek için, Egoyu zapturapt altına alıp, yardımlara koşmak gerek, İnsani Kâmil olup insanlara bilgi vermek gerek, birleşmek ve barışa katkıda bulunmak gerek, birlik olmak gerek. Çünkü Hakka giden yolda birlik olmak Rabbin İnsanlara öğüdüdür. Bize döndürüleceksiniz diyor yüce Rabbim.
Dünyayı ve Evreni Olgunlaştıracak olan, İnsani Kâmil olan insanlar; Tanrısal Güç ve Bilgi Odağı olan,  Rahman Boyutundan Bilgi alan insanlardır. Direkt Bilinç aşamasını yapan Arınmış insanlardır. Bu insanların, bu dünyada varoluşun amacı, Ruhsal uyanış ve Bilince erişmektir. Çünkü Tanrısal Enerji ile aşılanma bu dünyada gerçekleşmektedir.
Yeryüzüne gelmemizin amacı, Bilgilenmek, Tekâmül etmek, Genlerimize işlenmiş olan İlahi yaşam programlarının şifrelerini çözmek ve Ruhu zenginleştirmektir. Gelişen Ruh, yeryüzü yaşamımızda gizli kalmış Tanrısallığı açığa çıkarır. Uyanmamızı sağlar. Tanrısal özellik kazanmamızı sağlar. Çünkü; ," İnsan Yaratan'ın Ruhundan Ruh taşımaktadır"
Tanrısal özellik kazanmış insan günah işlemez. Maddeye müptela olmaz. Maddeye hükmeden yaşam yasalarına aykırı hareket edilirse,  Bedensel Rahatsızlıklarla karşılaşır, Sağlığınızı kaybedersiniz.
Ruhu, Zihni ve Bedeni kontrol eden doğa yasalarıdır. Doğa yasaları ile uyumlu yaşadığımızda sağlığımıza kavuşuruz. Doğa yasalarının bizim yaşamımızı belirlediğinin farkına varırız. Dünya ortamının bizim için Özal olarak hazırlandığının farkına varırız. Bilincimizi geliştirmemiz gerektiğinin farkına varırız.
Tanrısal Takipçimiz olan Vicdanımız. Biz insanları kötülük işlemekten alı koyar. O halde; vicdanımıza danışmalıyız.
Bu gün insanoğlu Ruhsal prensipleri unutup,  maddi şeylere aşırı önem verip, Egoistçe davranışlar içinde olması nedeniyle, doğada ve insanlar arası ilişkilerde,  insanın aleyhine gelişmelere sebep olmaktadır.  Şunu unutmamak lazımdır ki,
“Yaratılanı hoş görürüz Yaratandan ötürü” boşa söylenmemiştir
İnançsızlık içinde Egoistçe düşünce ve davranış içine giren insanlara, Yüce Rabbim Araf: 182 ile hitap etmektedir.
Araf:182-“Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilmeyecekleri yerden, yavaş yavaş helake yaklaştıracağız”
Siz yaratılanı hoş görmezseniz, gerçekte onu yaratanı hoş görmemiş olursunuz. Onu yaratan kendi nefesinden ona can vermiştir. Siz kimi ve neyi hoş görmüyorsunuz?
Doğa yasaları Rabbin iradesinin hâkim olmasını sağlar. O nedenle, doğa yasalarına karşı gelinemez. Doğa yasalarına karşı gelmek insanın ve insanlığın sonunu hazırlar.
Allah’ın kulları hakkındaki yaratma ve yaşatma yasası; Allah’ın Elçileri ile gönderdiklerinin gerçekliğine inanıp, yaratana ortak koşmamaktır. Karşı gelmemektir. İslam dini Evrensel bir dindir.
Bütün Âlemlerin Rabbi olan Allah tarafından Evrenselliği belirtilmiştir.
O, Evreni yaratandır. O’na giden yolda birlik olmak insanlığın gereğidir. O, Bize döndürüleceksiniz diyor.
Bu Dünyada insana biçilen görev: İnanıp, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmaktır. Çünkü İnanıp, İyi, Güzel, Faydalı ve Kalıcı İşler yapanlara Rableri katında Cennetler vaat edilmiştir. Gerçek insan vaat edilenin ötesine geçebilecek özellikte ve donatılmıştır.
Evrensel şuur kazanan her bilinç, dostların bir araya gelmesine yardımcı olur. Bu bir araya gelişte EGO yoktur. Evrene yardımcı olmak vardır. İnsanların Arınmasına yardımcı olmak vardır. İhtiyacı olana maddi ve manevi yardımda bulunmak vardır. Maneviyatın yükselmesine katkıda bulunmak için Rabbin gönderdiği, Kuran’daki Din konusunda ve ilahi yaşam konularında insanları aydınlatan bilgiler vermek vardır.
Rabbine inanan insanlar, hiçbir şeyden korkmadan Rabbe giden ışıklı yolda ilerlerler, Ruhi Evrim ile Boyuttan boyuta geçerler.
Mesuliyetini müdrik olanlar, doğrulukta karar kılanlar, Evrensel düşünce sahiplerine Göksel Güçler yardımcı olur. Şüphesiz bu yardım Yüce Rabbin Emri ile ve özüne varmış rehberler önderliğinde olmaktadır.
Ruhi Tekâmül ile Evrensel Tekâmülünü dengeleyenler, Maddi ve Manevi yardımlar görürler. Bu yardımlar kişinin inancı ve görev bilinci nispetinde olur.
Evrensel gelişimini sağlayan, özel Frekanslara sahip insanlar, büyük bir sorumluluk taşır. Kişi bilgi sahibi olup, bilgisinden insanların yararlanmasını sağlamıyorsa, Bilgisini insanlarla paylaşmıyorsa, Bilgiyi üretime çevirecek çalışmalar yapmıyor ise,  o kişi mesuliyetini müdrik değil demektir. Henüz uykusundan uyanmamıştır. İnsanoğlu bilinçaltı uykusundan uyanınca, bir arayış ortamına girer. Bu ortamda hakiki ışığını görebilenler, genelde özünde gözü olanlardır. Her şeyi görürler, Rabbin yardımı ile Hidayete ererler.
Arşın Arza tebligatını, (göksel tebligatları) gelen bilgi porlarını, her kes kendi Bilgi kapasitesine göre almaktadır. Ancak İnsani Kâmil olanlar işin özüne vakıftır. İnsanların kendilerine çizdiği yolda, hedefine varması için göksel güçler yardımcı olurlar. Bu yardım Rabbin Emri ile gerçekleşir. Gayret eden, mesuliyetine müdrik, görev bilinci ile çalışan,
Bilgilenen insanlara yardım edilir. Evrensel birleşime, Evrensel düşünceye, sahip olup, sürekli bir çalışma içinde olanlar, Rabbin yardımı ile isteklerine nail olurlar.

Hakiki insan: Hüsranlar arasında da, isyanlar sırasında da, Sevgi Özünü asla yitirmeyen insandır. Mutluluğu içinde Parlaklığı Ruhunda duyan, geldiği noktada Evrensel bir Öz olduğunu ve Tanrısal enerji ile aşılandığını bilen insandır.


9 Mart 2014 Pazar

ALLAH BİR' DİR DİN BİR'DİR

Allah birdir, din birdir, insanlar da bir tek ümmetti, neden bölündüler?

Hazırlayan: Yusuf Yaman  (elk. müh)

ALLAH’IN “BİR”ligi EVREN’IN” TEK” ligidir.

Kur’an Bakara 163 “Tanrınız Bir Tek Tanrıdır Ondan Başka Tanrı Yoktur, O Rahman’dır, Rahim’dir” diyor.  Çünkü “O, Her şeyi kuşatmıştır Allah’ın İnsanlara Gönderdiği Yaratma ve Yaşatma Yasası’nın Esası Olan Din Tek dir.
 Kur’an Rum:30“O Elçisine diyor ki; Sen Yüzünü Allah’ı Bir’liyici olarak doğruca Din’e çevir Allah’ın Yaratma Yasasına, Allah insanları ona göre yaratmıştır. Allahın yaratması değiştirilemez. İşte doğru Din o’dur, fakat insanların çoğu bilmezler” 
Rabbin Yaratma Yasasında İnsanoğlu Din konusunda bir bütündür. İnsanoğlu bu birliği sağlayamadıkça Nizamın Şuuruna ulaşamayacaktır. Huzuru bulamayacaktır. Bilinçsizce yapılan ve yapılacak olan hataların bedelini insanlık çok acı bir şekilde ödeyecektir.
Kur’an Bakare :213 İnsanlar bir tek ümmet idi, sonra Allah Peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi.
Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü, Kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle inananları onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.
Allah dilediğini doğru yola iletir.
Dünyamızda Din’deki bu parçalanmalar, bölünmeler, her Peygamber aynı şeyleri tebliğ etmelerine rağmen her peygambere bağlı toplulukların tebliğleri ayrı bir din gibi algılamaları, ayrıca din olarak algıladıklarını da kıskançlık ve çekememezlik nedeniyle dini mezheplere bölünmesi her mezhep imamının etrafına topladığı insanlarla övünür hale gelmesi, ayrıca bu mezheplerin tarikatlara ve cemaatlere ayrılması İnsanların Rabbine Giden Yol da birlik olmaları gerekirken insanlar arasında ayrılıklara, bölünmelere, savaşlara ve egoların tatmini şekline dönüşmüştür. Bu gibi bölünmeleri Yüce Rabbin istemediği Kuran da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen insanlar Kitabı Okumadıklarından söylenenin doğruluğunu kaynağından (Kuran’dan) araştırmadıklarından Rabbin Yaratma ve Yaşatma Yasasından ayrı düşmüşlüklerinin yanı sıra, Yaratanı bırakıp yaratılana inanarak bağlandıklarından şirke de girmiş oldular. Evreni Yaratan Yüce ALLAH Kur’an’ı Kerim:
Al-i İmran:100, “Ey İnananlar kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra (onlar) sizi döndürüp kâfir yaparlar” diyor.        
                                              
Bakara:109, “Kitap sahiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin hoş görün. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir”.

Enam:159,”O” Elçisine diyorki; Dinlerini parça parça edip, grup, grup olanlar var ya senin onlarla bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.

Yunus:19 “İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di
Neydi o geçen söz? Sayfa:3 Şura 14 ü okuyunuz.

Enbiya:92 “İşte bu sizin ümmetiniz, bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin.

Mü’minun :52 “Ve İşte bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Sizin Rabbinizim benden korkun” dedik.

Mü’minun :53 “Fakat işlerini arlarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her parti, kendi yanında bulunanlarla sevinmektedir.

Mü’minun:54“Bir süreye kadar onları (daldıkları) gaflet içinde bırak.

Enbiya :93 “İşlerini aralarında parçaladılar, (Tanrıdan gelen dini parça parça ettiler, ayrılığa düştüler; hepsi (sonunda) bize döneceklerdir”.

Al-i İmran:105 “Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır
 Görülen odur ki, bu bölünmelere sebep olanların mutlaka cezalandırılacağı, Yüce Yaratan Al-i İmran:105 te açıkça  belirtmiştir.
 Kuran: Enam 159 “Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah a kalmıştır. Sonra  (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir”
Hicr Suresi : 91-92 Onlar ki Kur’anı bölük bölük ettiler. Senin Rabbin hakkı için, Biz  onların hepsini mutlaka soracağız.

Şura :14 “Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmemiş olsaydı, aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di. Onlardan sonra  Kitaba varis kılınanlar ondan kuşku veren bir şüphe içindedirler.
Kur’an’ın bu apaçık gerçeğine rağmen hala dinde  ayrılıklarını sürdürenler,  mezhepçilik yapanlar, bölünmelere sebep olanlar, hangi yüzle Yüce Rabbin Divanına varabilirler?
O diyor ki, Sabır Ehli Kullarım ise Bana Varacak Olanlardır. O’na varan yolda sabırla çaba gösterenler, sonunda Onun Divanına varırlar. Yüce Rabbin Divanına varmak için her birey kendi bilinç ve gönül ışığına göre Sisteme bağlanarak yarınların ışığı olmak, Rabbin rızasını kazanmak için hazırlanmalıdır. Bu hazırlık için aracısız olarak, öncelikle İslam’ın Kitabı olan Kur’anı anlayacak şekilde okuyup dinin gerçeğini öğrenip doyuma varmalıdır.
Hakikat İlmini Bilmeden Evrensel Şifreleri doğru şekilde çözmek mümkün değildir. Hakikat ilmini bilmek de Yaratma ve Yaşatma Yasası olan RAB den gelen Din Kitaplarını Okuyup anlamakla olur. Yani dini doyuma erişmekle olur.
Dini kaynağından öğrenmekle olur. Dini doyuma ulaşan kişi Evrensel Bütünlük İçinde Görev Alabilir. Evrensel Şifreleri Çözebilir.  Dini Kitaplar birer Göksel Önerilerdir. Kısaca birer yaratma ve yaşatma yasalarıdır. Yüce Yaratan size, Nimet de Külfette gökten gelir tebliğini indirirken, Göksel Güçlerin Egemenliğini insanlara bildirmektedir.
İlahi Düzenin Enerji Odağının göklerde olduğunu bu odaktan Evrensel Şifreleri Çözenler ve İlimde İleri Gidenlerin yararlanabileceği belirtilmektedir. Hakikat ilmini bilmek için beyin jeneratörümüzü çok çalıştırmak zorundayız, çünkü evrenin yaradılışı ve yaşantısı inanıp iyi işler yapmak üzere programlanmıştır. (Kötü durumlar ve istenmeyen şeyler yani, Yaratanın; Yaratma ve Yaşatma Yasasına ters olan şeyler, evrende egolarını tanrı edinenlerin yaptığı işlerdir. B        irer virüs programlarıdır.)
Evrensel jeneratörümüzü çalıştırdığımızda, yani beyin jeneratörü- müzün yakıtı olan kelimeleri ve kelime frekanslarını aldığımızda, beynimiz hangi boyutun frekansından bilinçlenmiş ise o boyutun şifrelerini çözebiliriz. Beyin hücrelerimiz ne kadar ileri boyut enerjilerini alabilme yeteneğini kazanırsa insan o denli sağlıklı ve güçlü olur.
İnsanoğlu Nizamın Şuuruna ulaşabildiği takdirde bütünün içindeki Evrensel sözcükleri kolayca çözebilir. Günümüzde herkes kendi bilinci ile yürüme zorunluluğundadır.
İnsanların yaşam tablosunda beyin hücreleri her zaman güçlü bir potansiyel kazanabilmek için çalışmak ve enerji üretmek zorundadır.


Düşünce kanalı ile tesirler ortamından aldığımız enerjiler insanın hücresel potansiyelini sağlamaktadır. Yani insanın odaklanması sonucu aldığı ilham ve enerji, tesirler mekanizması vasıtasıyla insanın isteğini yerine getirmek üzere göksel yardımcı güçler harekete geçirilir. Bu emri veren Kadiri Mutlaktır. Bedenimizdeki hücrelerin potasyumu yakarak elde ettiği potansiyelin (voltajın her hücrede -90 milivolt üreten bir elektrik santralı vardır) elde edilmesinde de (İnsan bedeninde insanı oluşturan ve doğumdan ölüme kadar sağlam kalan hücre sayısının 64 milyar hücre olduğu belirtilmektedir. Hücreler seri ve parelel eşit sayıda bağlı olsalardı insandaki Voltaj 0,090x64.000.000.000/2 = 2.880.000.000 Volt olurdu. Bu inanılması zor bir potansiyeldir ve insanoğlu buna sahiptir Hali hazırda 800.000 Volta dayanabilen malzeme keşfedilmiş olduğu bilinmelidir) Bizi Yaratan Rabbin, Hz.Musaya Tur dağında dediğini hatırlayın.
Beyin Hücrelerinin beden hücrelere tesiri vardır. Yani Beden hücrelerindeki elektrik santralının çalışması için hareket emrini veren Beyin hücreleridir. Bu nedenle beyin hücreleri fonksiyonlarını yitirdiğinde (beden hücrelerimizi harekete geçiren emir veren beyin durduğunda)  tüm hücresel faaliyetlerimiz durur. Bu durum İnsanoğlunun Atomik yapısının muayyen bir tesir ortamından gelen tesirlerle, emirlerle çalıştırıldığını ortaya koymaktadır. Bu tesir göksel güçlerden bize gelmektedir.
Bu yaşamımız süresince gelen yaşam enerjisi olup bizim için takdir edilen ömrümüz boyunca bize gelir.
Gelen bu enerjiyi yeterince alabilmek için kişinin Bilgi ve Bilinç seviyesinin yüksek olması ve evrensel yaşam yasasına uygun hareket etmesi gerekir. Gelen bu enerjiyi iyi veya kötü yönde kullanmak, az veya çok enerji alabilmek konusu, bizim serbest irademiz doğrultusunda bilgi ve bilinç seviyemize göredir.  Ancak her hareketimiz ve her sözümüz her an kayda geçmektedir. Yani insanoğlu her dem kontrol altındadır ve başıboş bırakılmamıştır.
Kur’an İsra:13-“Biz her insanın TAİR ini  boynuna bağladık. Kıyamet günü onun için açılmiş olarak bulacaği bir kitap çıkarırız.”
Bu ayet her insanın konuştuklarının kayde geçtiği ve hesap günü önüne kitap olarak geleceğinin açık belirtisi değil midir?
İnsanoğlu artık şunu kavramak zorundadır. Rabbin insanlara bu dünyada yaşamı için verdiği bu yaşam enerjisini almak için bilgilenmek ve arınmak zorunda olduğunu bilmelidir. İnsanoğlu bu durumu bilerek, kendini düzene koymalı, yaratma ve yaşatma yasalarına uymalıdır ki sağlıklı olsun güçlü olsun.  İnsanoğlu bedensel ve zihinsel olarak algılama enerjisini yükseltmedikçe (dış tesirlerden bilgi alamaz) gerçek bilgi kaynağına bağlanamaz. (Rabbin bu bilgi boyutu enerjisi içine giremez)
Bu kaynaktan faydalanamaz. Rabbin yaratma ve yaşatma yasası insanın sürekli çalışmasını, arınmasını, üretmesini ve çevresine, insanlara yararlı olmasını zorunlu kılmıştır.
                                                      
Yüce Âlemde ayırım ve iltimas yoktur. Kişi kendi gayreti ile gösterdiği çabalar neticesi bir yerlere gelir ve bir şeyler hak eder. Evrensel Nizamda Işınlar birer simgedir. Ancak eşdeğer koordinatların bütünleştiği bilinçler ÖZ RUH kültürüne sahiptir. ÖZ RUH kültürü ise çok ileri Evrimler ile kazanılır.
Boyutlar:İnsanın yücelebileceği katmanlardır. Her boyut 9 katmandır. İlk 7 katman tesirlere tabi olarak insanı irşad makamına hazırlar. Bu katmanlar yetiştirici katmanlardır. 8 ve 9 cu katmanlar ise ulaştırıcı katmanlardır.  İnsanoğlu Nizamın Şuuruna eriştikten sonra. 8 ve 9 cu katmanlardaki bilgi ve enerjiler gerçek BİLİNCE ULAŞTIRIR. Her boyutun tüm enerjilerini alabilenler, menzile ulaşır. 8 ve 9 cu katmanlardaki enerjileri insan kendisi düşünce gücü ile çekerek menzile ulaşır.
Bu İnsanın KURTULUŞ PLANIDIR.
Göksel Galaktik boyutlardan İlahi Evrim yapmak üzere (insanları Evrensel yaratma ve yaşatma yasasına uymaları konusunda eğitmek üzere ) pek çok dost dünyada bulunmaktadır. Bu dostlar; İlahi planın enerjilerini tesirler mekanizmasının otomatizmasına bağlanarak bilinç düzeylerine paralel olarak insanlara yansıtırlar
İlahi düzenin Enerji odağında İnsanın Tekâmülünü sağlayacak her türlü enerji ve bilgi mevcuttur. Bilgilenen ve Arınan her birey Rabbin Yaratma ve Yaşatma Yasasına uygun davranan her kişi bu kaynaktan faydalanabilir. Bu Kaynağın Enerjileri Sonsuzdur. İnsanın Tekâmül boyutları yükseldikçe bilgi kaynağından daha ileri boyut bilgilerini edinme yeteneğini kazanır. Bunun sonucu olarak teknolojik buluşlar çoğalır.

Yüce Yaratan: Kur’an İnşikak:19 da “Sız Mutlaka Tabakadan Tabakaya Bineceksiniz”(yükseleceksiniz) derken bunu belirtmektedir. İnsanın Yükseldiği her yeni tabaka (yeni boyut,) insana yeni bir üst boyutun bilgilerini almasını sağlar. İnsana yeni bilgilerin kapısı açılır. Kitabı açılır, okuyabilen O’nun Enerji Kaynağının Ortamına dâhil olur.

SEVELİM SEVİLELİM,  ÖZÜMÜZÜ GÖRELİM,
SEMALARA GİRELİM VE
 HER ŞEY NE İMİŞ BİLELİM



8 Mart 2014 Cumartesi

Kadınlar günü kutlu olsun

Merhabalar, ANALAR, BACILAR. (Kadınlar)

İNSANI, İNSAN CA Yetiştiren Anaların Kadınların, Kadınlar günü kutlu olsun. 

Kadınların şiddete maruz kalmalarının ardında, yetiştirdikleri erkeklerin yetersizliği, bencilliği ve aç gözlülüğü var. 

Bunu politikacılar ve Din adamları kendi menfaattarı için iyi kullanıyorlar. 

Kanımca Kadınlar isterse çok şeyi düzeltebilirler. Öncelikle kadınlara şiddet uygulayan erkeklere, erkekler doğruyu göstermelidir. 

Yani Kadın, Erkek el birliği ile bunun üstesinden gelmelidir. 
Aklını kullananlara Allah yardım eder. 

Gününüz aydın olsun ANALAR, BACILAR

Hoşça kalın Dostça kalın Sevgiyle kalın. 

Yusuf YAMAN

21 Şubat 2014 Cuma

Biz Kimiz

BİZ KİMİZ?
v Kim olduğumuzu hatırlama zamanı şimdi.
v Bu muazzam bir süreçtir. Kayıtsız kalınacak zaman kalmadı.
v Etrafımızdaki duvarlar parçalanıp yıkıldığında, İnsanlığı esaret altında tutan duvarlarla aynı olduklarını göreceğiz.
v Biz yüce bir şey bileni arıyoruz. Sonunda hepimizin büyük bir ailenin bireyleri olduğumuzu keşfedeceğiz.
BİZ:
v İntikam yerine, affetmenin güzelliğini keşfedeceğiz.
v Öç almak yerine, arayı bulmanın barışseverliğini keşfedeceğiz.
v Birlik olmak, birlikte büyümek ve güçlenmenin hazzını duyacağız.
v Cehaleti yok etmek sevgi ve saygıyı yaygınlaştırmakla sevineceğiz.
v Bireye eziyet edenin, bunu cehaletten yaptığını bilerek eğitime alacağız.
v Adil davranışları yaygınlaştırmak, suretiyle hakkın yerini bulmasına katkıda bulunacağız.
v Kalbimizin derinliklerinde olan bağışlamayı bulduğumuzda, her şeyin güzelliğini fark edeceğiz.
v Hayatın kıymetli olduğunu, geçen anın bir daha geri gelmeyeceğini bilerek
v  UYANMALIYIZ.
v  GÖZLERIMIZI AÇMALIYIZ.
v  KALBIMIZI AÇMALIYIZ.
v  SEVGIYI SEÇMELIYIZ.
v  ZAMAN GEÇIRMEDEN HEMEN ŞİMDİ.


Yusuf YAMAN

Hakikat İlmi ve Tanrısal Enerji ile Aşılanmak

HAKİKAT İLMİ VE TANRISAL ENERJİ İLE AŞILANMAK 

Hakikat İlmi: Evrenlerin yaradılışındaki gerçekliğin bilgisidir. Bu bilgi Yaratanın yarattıkları içine ve bedenlerine yüklediği programlar, canlıların bedenlerinde ve cansız tabir ettiğimiz yaratıklarının içlerinde gizlediği evrensel sırların bilgisidir
İnsanın Evrensel şifreleri doğru çözebilmesi için, Hakikat İlmini bilmesi gerekir. Hakikat ilmini bilmenin ilk basamağı, bilinçaltına ulaşmak, Tanrısal enerji ile aşılanmak ve bilgileri akışa geçirmekle olur. Bilinçaltına ulaşmadan ve Tanrısal enerji ile aşılanmadan, Evrensel bütünlüğe geçilmesi zordur. Tanrısal enerji ile aşılanan kişi, Nizamın şuurunu kavrar ve içindekileri kolaylıkla çözer, kendini tanır. İnsanın ilk görevi kendini tanımak, sonra  kendini yaratan ve yaşatan Rabbini bilmektir. Kendini tanıyan kişi evrenleri tanır. Çünkü insan evrenin bir eşi olarak yaratılmıştır.
Kendini tanıyan, Rabbini bilen kişi, Yaratan ve Yaşatanın Yaşam yasasının Evrensel olduğunun farkına varır. Evrenselliği sunan ve kendisi evrensel olan kişiler, tanrısal enerji ile aşılanmış, bilinçaltına ulaşmış, dini doyuma ermiş, yaratma ve yaşatma yasasını öğrenmiş ve öğrendiklerini insanlara aktarmaya çalışan kişilerdir. Bunlar; Peygamberler, Veliler, Erenler ve Kendi Öz'üne ulaşıp İlahi bilgiyi akışa geçirenlerdir
Dini doyuma ermek, Göksel öneriler olan, Din kitaplarını okuyup anlamakla olur. İnsanoğlunun huzur bulması, Yaratanın evrensel yaşam yasasını öğrenmesi ve Tanrısal enerji ile aşılanması ve öz üne inmesi ile mümkündür. Evrenselliği öğrenen, tanrısal enerji ile aşılanan ve özündeki ilahi bilgileri akışa geçiren kişinin. Beyin jeneratörü de iyi çalışmaya başlar.
Tanrısal enerji ile aşılanan kişinin, Yaratma ve Yaşatma Yasası çerçevesinde, sorunlara getirdiği çözümler, Bütünlüğün, Birliğin, Barışın yaşamın oluşmasını sağlar. Dini doyum, Yaratma ve Yaşatma yasasının şifrelerini çözmemize yardımcı olur. Çünkü huzura kavuşan insan, okuduğunu anlar, anladığını insanın hizmetine sunar. Üretken olur. Çünkü Din kitapları ile biz insanlara verilen öğütlerin başında inanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmamız isteniyor
İnsanlara saygılı olmamızı, hep iyiye, güzele, doğruya, gitmemizi, önyargısız olmamızı ve yardımlaşmamız isteniyor
Örneklersek:
Gönderilen Kutsal Kitapların İnsanlara yol gösterici ve Rahmet olduğu bildiriliyor.
Âlemlerin Rabbinden indirildiği bildiriliyor
Kuran’ın, daha ilk suresi “OKU” emri ile başlıyor
Ayrılıklara son vermemiz isteniyor.
Birlik ve beraberliğin sağlanması isteniyor.
İnsanların Hakka yaklaştırmaları isteniyor. Çünkü dönüş  O’nadır.
Sözde yalana yer vermememiz isteniyor.
Egoyu hâkimiyetimiz altına almamız isteniyor.
Ön yargılı olmamamız isteniyor
Sevgi ile birbirinize yaklaşın diyor
İnsanlara yardımda yarışın diyor
İnsanlar bunları yapıyor mu? Genel olarak Hayır.

Tanrısal enerji ile aşılanmamış, özüne varışı sağlayamamış, Dini doyuma erişemeyen kişide dünyasal işler ve durumlar ağır yükler olarak; strese, yorgunluğa, iç düzenin bozulmasına, kişinin erken yaşlanmasına, hastalanmasına, kişinin yalnızlaşmasına ve huysuz bir şekilde göçüp gitmesine sebep olur. (günümüzdeki olaylara ve insanlara bir göz atın)

Dünya var olduğundan günümüze kadar, gelen bütün Din Kitapları: RABBİN Ulu Elçilerine vahiy yolu ile indirilen ve insanlığın gerçekleri kavraması ve yaşamını düzene sokması için, insanlığın hizmetine verilen göksel öğütlerdir. Ancak, bütün insanların bu kutsal kitaplardan nasiplerini aldığını söyleyemiyoruz.
Günümüz insanındaki, iyi niyet eksikliği, Hoşgörüsüzlük, doğruluk, dürüstlük eksikliği, birlik ve barış yerine, ayrımcılık ve savaşların çoğalması, yalan ve yanlışlarda ısrar edilmesi, insanların yazdıklarının ve ego içeren bilgilerin din olarak algılanması gibi hususlar, insanların kutsal kitaplardan yararlanmaları yerine, din i inançların kişisel menfaatler uğruna çarptırılarak kullanıldığını göstermektedir.
Bu dünyadaki yaşamımızda, Evrensel olan Yaratma ve Yaşatma Yasası olan Din Kitapları: Hür bir Ruh, Hür bir Vicdan ve Sağduyu içinde hareket etmemiz gerektiğini belirtiyor. Yüce Rabbin Genlerimize işlediği yol haritamız, serbest irademizle biz insanların takip etmemiz gereken yoldur.

Biz insanlar çizilen yol haritasında, bu dünyada bedenlenip, bize verilen potansiyelleri değerlendirip, onları kullanmayı öğrenip, Yaratanın katına kadar yükselebilme imkânını elde edebilmek içindir
Kendisine dönüşümüz kaçınılmaz bir gerçektir. Bu yükselişte gerçek insanlar, ancak yolda telef olmadan O’nun katına varabilirler.

Bu yolda maddi varlıkların paylaşılmadan biriktirilmesini kendisine yol edinenlere, bencil davrananlara, hak etmediklerini alanların, göksel güçlerden yardım görmeleri mümkün olmaz. Çünkü dünya malı dünyada kalır.
Asıl olan insana hizmettir. İnsanlara yardımdır. İnsanlara saygıdır. Birlik ve Barıştır Yaratana giden yolda birlik olmaktır.
İnsanoğlu bu dünyada çeşitli denetimler altında imtihanını vermektedir. İnsanoğlunun aldığı çeşitli algılar ve ilhamlar, dünya insanına yansıyan Arş Ötesi dalgalardır. Arş ötesinden gelen dalgalar, dünyalılar tarafından uzaya yerleştirilen uydular vasıtasıyla Arş ötesinden gelen dalgaların alınıp insanlara yansıtılması, insanları Arş ötesi varlıklara yaklaştırmaktadır. Ancak dünya insanındaki şartlanmışlıklar, önyargılar ve bencillikler nedeniyle insanlar göksel güçlerden korkmaktadırlar. Huzursuz olmaktadırlar

Gerçekte dünyamız, çekirdek evrenin Tanrısal Enerji İle Aşılanma yeri olduğu için, evrendeki her formdaki yaratıklar ve güçler insana yardım için çalışırlar. Kuran’da Yaratan ve Yaşatan yüce Allah, Meleklere insana secde etmeleri emredildiğini hatırlayın. Bu nedenle korkuya ve huzursuzluğa yer olmamalıdır. İnsan İlahi bir varlıktır. Ancak henüz bunun farkında değildir
Bu dünyada kişi kendi bilgisini ve bilincini,
Yaratanın insan bedenine yerleştirdiği ilahi yaşam yasasına göre çalışan hücrelerde yer alan biyokompüterlerin şifrelerini çözdüğünde ve ilahi, evrensel yaşam yasasına uygun yaşadığı takdirde, kişinin kendi gayreti ile gösterdiği çabalar neticesi bir yerlere gelir. Ve bir şeyler hak eder. Bu hak ettiği şeylerden biri de, Göksel güçlerin kendisine doğru yolu görmesini sağlamasıdır. Yaratana giden yola ulaştırılmasıdır. Bu yola giren kişinin yaptığı her iş, insanlığın yararı içindir. Bu işlerin karşılığı da eksiksiz verilir. Âhkaf 19 u okuyalım.
ÂHKAF:19-Herkes için yaptıkları işlere göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptığının karşılığını tam verir. Kendilerine hiç haksızlık edilmez.
SAFFET:39,40-Sadece yaptığınızla cezalanıyorsunuz. Ancak Allah’ın halis kulları bu cezanın dışındadır
Yüce Âlemde ayırım ve iltimas yoktur. Hak edene hakkı verilir
Yusuf YAMAN
Formun Üstü
Formun Altı


20 Şubat 2014 Perşembe

İnsan ın Kendini Tanıması

İNSANIN KENDİNİ TANIMASI

İnsanın kendini tanıması demek İnsanın, Yüksek Benliğinin frekansına, bilgi ve bilincine ulaşması, Evrensel gerçekleri idrak ederek Sonsuz Şuuru algılamasıdır.

Kısaca, İnsanın kendini tanıması demek, İnsanin Rabbine ulaşması demektir. Sirius Evrensel Metodu, İnsanın kendi kendini tanımasını, Dinsel doktrinler yoluyla (Diğer metotlara göre daha kısa sürede) temin etmektedir

SONUÇ: ALLAH' ın kurduğu ve Bütün Âlemlere yansıttığı nizam ve düzen içersinde; Bizi var edenler-bizi yaratanlar, bizi yetiştirenler, bizi kollayanlar, bize her türlü bilgiyi ve enerjiyi aktaranlar, bizi bilinçlendirmeye, bize bizzat kendimizi tanıtmaya çalışanlar, bizi kotlayanlar, başarılı olanlarımızı da Ölümsüz kılarak, Onur' la aralarına alan ve SİSTEM' e dâhil edenler SİRİUS Yıldızlar Sistemindeki Varlıklardır. Bu göksel güçler ALLAH'IN izni ile bize yardıma koşarlar.

Kim bilir belki dünya insanı da SİRİUS Yıldızı veya İLONA Takımyıldızı toprağından yaratıldı.

KURAN RAD SURESİ AYET:41
Bizim o toprağa gelip nasıl onu, uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır. O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.

 Bu dünyaya gelip, Bu dünyanın uçlarından toprak alanlar kimlerdi? Nereye götürüldü o alınan dünya toprağı?
Yeni bir dünyamı oluşturuldu o toprakla, yoksa ay mı oluşturuldu. Bilen var mı?

İnsan kendini tanıdığında Rabbini de bilir Rahman ve Rahim olan ALLAH'A ulaşmayı da öğrenir.


Yusuf YAMAN

Torpil Nasıl Yapılır ?

Torpil Nasıl Yapılır ?

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi: "Giriniz!" Atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk'ten gelen bir mektuptur bu: "Bay Abidin ÖZMEN, Milli

Eğitim Bakanı..." Abidin ÖZMEN zarfı özenle

açar ve mektubu dikkatle okur: "Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın..." Bu, Atatürk'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir: "Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der. Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le Atatürk'e yollar. Mektubun içeriği şöyledir:
"Muhterem Atatürk, Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti' nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ek'te takdim ediyorum..."
Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü'ye telefon ederek: "Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı." diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk: "Yok! demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse. "

BU YAZIYI MUTLAKA PAYLAŞIN ...
Beğendiyseniz,geniş kitlelere ulaşması için;Lütfen paylaşırmınız?
 ·