19 Ocak 2016 Salı

Bloğumu ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim.

BLOĞUMU ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN 

TEŞEKKÜR EDERİM

  Yorum ve dileklerinizi bildirebilirsiniz.


Yusuf YAMAN

22 Ekim 2015 Perşembe

Meme Kanserini önleyeci yiyecekler


İngiliz Tıp Dergisinde yayınlanan bir çalışmanın sonucu meme kanserini önleyebilecek yiyecekleri tespit etti.
Bu çalışma sırasında 800.000 katılımcı ve 20.000 meme kanseri hastasının yeme alışkanlıkları incelendi. Meme kanserini önleyici yiyecekler listesinin başında balık, özellikle yağlı balıklar, geliyor.
Yağ oranı yüksek balık omega-3 ve çoklu doymamış yağ asidi ihtiva ediyor dolayısıyla kan damarlarını ve immun sistemini düzenliyor. 
Omega-3 yağ asitleri bakımından en zengin balıklar alabalık, ton balığı, somon ve uskumru. Omega-3 asidinin kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu biliniyor. Araştırmacılar doymamış yağ asitlerinin özellikle meme kanserini önlediğini düşünüyor. Çalışmada yer alan Asyalı katılımcılar  en düşük meme kanseri oranına sahipti ve dünyanın bu bölgeinde yaşayanların bolca deniz ürünü tükettiği bilinmektedir.
Omega-3 ve doymamış yağ asitleri aynı zamanda keten tohumu, cevizve yeşil yapraklı sebzelerde de bulunuyor.

BUNLARIN ÖTESINDE ŞU YIYECEKLERIN DE MEME KANSERINE KARŞI ÖNLEYICI ETKISI OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR:
Küçük, sulu, taneli, kabuksuz “üzümsü” meyveler:
Bu meyvelere örnek olarak yaban mersini, böğürtlen, ahududu ve çilekverilebilir. Berry ya da süpermeyve (orman meyveleri) olarak bilinen bu meyvelerin meme kanserinden başka deri, mesane, akciğer ve boğazkanserine karşı koruyucu olduğu da biliniyor.

 a
Fasulye:
Fasulye lif oranı yüksek bir besin kaynağıdır. Günde yarım su bardağı fasulye tüketmek suretiyle göğüs kanserinin yüzde 7 oranında düşürülebileceği bulgulanmıştır. Fasulye sevmeyenlerin erik, fındık, fıstık, kuru üzüm ve elma gibi diğer lifli yiyeckler yemesi tavsiye ediliyor.

Brokoli:
Meme kanserini önleyici sebzeler arasında en iyi bilineni brokolidir. Ayrıcalahana da kanser-savar sebzelerden biridir.

D vitamini içeren yiyecekler:
Meme kanserini önleyici özelliği olan yiyecekler süt ve süt ürünleri ki bu gıda maddeleri yüksem oranda D vitamini ve kalsiyum ihtiva ediyor.  Ancak az yağlı süt ürünlerinin tercih edilmesi öneriliyor.

Nar:
Nar antioksidan içeren bir meyvedir. Meme kanserinden başka prostat, kalın bağırsak ve akciğer kanserine karşı koruduğu da düşünülmektedir.

Domates:
En yeni çalışmalardan biri karotenoid içeren meyve ve sebzelerin meme kanserini yüzde 20 oranında önledigini bulguladı. Kırmızı ve turuncu renkli meyve ve sebzelerde bolca karotenoid bulunuyor ve domatesbunlardan biri. Ayrıca havuç ve kavun da günlük diyete eklenmesi önerilen yiyecekler arasında.

Zerdeçal:
Zerdeçal hastalıklara ve iltihaplanmalara karşı koruyucu bir baharat. Artı aktif maddesi kürkümin olan zerdeçal meme kanserini önleyici özelliklere de sahip.


16 Mart 2015 Pazartesi

Uyanalım ey Atatürk Türkiye si!!!

UYANALIM EY ATATÜRK TÜRKİYE Sİ, UYANALIM EY TÜRK MİLLETİ  
TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANI

ERMENİ SOYKIRIMINI KABULE ÇAĞIRAN AVRUPA PARLEMATOSUNUN TÜRK MİLLETİNİN İNSAN HAKLARINI YOK SAYIP HUKUKA VE İNSAN HAKLARINA ALANEN AYKIRI OLAN BU DURUMU PROTESTO ETMELİYİZ.

Emekli Büyülelçi Sayın Onur Öymen'in tesbiti
 
Avrupa Parlamentosu, 12 Mart 2015 tarihinde kabul ettiği “Dünyada İnsan
Hakları ve Demokrasi” başlıklı yıllık raporunda bütün Avrupa ülkelerinin
“Ermeni Soykırımını” kabul etmeleri için çağrıda bulundu. Avrupa
Parlamentosu kararında Birinci Dünya Savaşı yıllarından Ermenileri
saldırılarının sonucunda öldürülen yüz binlerce Türk’ten tek kelimeyle bile
söz edilmiyor.
 
Bu çağrı, Türkiye’ye ve Türk milletinin geçmişine ağır bir hakaret anlamı
taşımaktadır.
 
Özellikle Doğu Perinçek’in bir İsviçre mahkemesinin soykırım iddiasını
onaylaması üzerine açtığı davada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
Perinçek’i haklı bulan ve soykırım iddiasını kabul etmeyen kararından sonra
Avrupa Parlamentosunun aldığı bu karar hukuka da açık bir saygısızlık
anlamı taşımaktadır.
 
Bu kadar haksız ve Türk milletini rencide edici bir karar karşısında ne
yazık ki, TBMM’den, Hükümetten, siyasi liderlerden ve basından gerekli
tepkiyi duyamadık. Oysa siyasetçilerin de basının da en önemli
görevlerinden biri milletimizin haysiyetini korumak ve ülkemizin geçmişine
sahip çıkmaktır.
 
Öte yandan, bazı Ermeni örgütleri de sözde soykırımın 100. Yıldönümünü 24
Nisan’da İstanbul’da anmak için bir kampanya başlatmışlar. Fransa’nın eski
Dışişleri Bakanı Bernard Koucher ile Avrupa Parlamentosu milletvekili
Daniel Cohn Bendit ve şarkıcı Charles Aznavour bu kampanyaya destek olanlar
arasında.
İşin daha da hazin olan tarafı bazı Türk öğretim üyeleriyle gazetecilerinin
de bu kampanyaya destek vermeleri.
 
Acaba bu kampanyaya destek olanlar Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin
öldürdüğü Türkleri veya Hocali’de Ermenilerce insafsızca katleden Azeri
kardeşlerimizi veya Ermeni terör örgütü ASALA’nın katlettiği
diplomatlarımızı anmak için Erivan’da bir tören düzenlemeyi önermişler
midir?
 
Gerek Avrupa Parlamento’sunun kararı gerek İstanbul’da yapılması öngörülen
sözde soykırım toplantısı girişimi karşısında sessiz ve tepkisiz kalmak
mümkün müdür? Sessiz kalanları içimize sindirebilir miyiz?
 
Unutulmasın ki, haksız suçlamalara ve saldırılara karşı ülkesini ve
milletini savunamayanların yeri tarihin karanlık sayfalarıdır.
 

15 Aralık 2014 Pazartesi

Ağaçlar ve insanlar


YAZIK ÇOK YAZIK.!!!  İKİZ AĞAÇLARI KESMEK ÇOK ACI BİR ŞEY!!!
Bu ağaçları kesen kendi sağlığını sağlayan oksijen kaynağını yok etmiş oluyor.
Allah’ın koyduğu ağaçlarla insanlar arasındaki solunum yasasını çiğnemiş oluyor.
Bunu yapanın dünyada huzur bulması mümkün olmaz.
Uyan kendine gel ey insan!!! 
Ey beşer, 
Ey şaşar
 Ey şaşkın insan!!!
Kendini ölüme götürüyorsun farkında değilsin.
Uyma nefsinin isteğine. Uyma şeytanın dürtüklemelerine.
Uyma egolarına yenik düşen insanların sözlerine.
Uyan artık. Bütün bunların bir sahibi var. Bunları yaratmanın bir sebebi var.

Yusuf YAMAN


3 Aralık 2014 Çarşamba

OKSİJEN YETERSİZLİĞİ

OKSİJENİN YARARLARI
200 yıl öncesine kadar atmosferdeki oksijen miktarı %40 iken günümüzde bu oranın sadece %19-21 'dir Soluduğumuz havadaki oksijen miktarının tabakasının zarar görmesi başlıca nedeni olmuştur. İnsanlarda hastalıkların çoğalması OKSİJEN yetersizliğindendir.
·         Enerjimizi artırır.(O2 'nin bize verdiği enerji, toplam enerji ihtiyacımızın %90'ı olup, bu oran beslenme yoluyla sağlanacak enerji için %10'dur.)
·         Hafıza Gelişimi
·         Kan Basıncının düşürülmesi
·         Diyabetik şartların olumlu geliştirilmesi*Sindirim ve Hücre Metabolizmalarının geliştirilmesi
·         Normal uyku düzeninin sağlanması ve kronik yorgunlukların önlenmesi
·         Konsantrasyonun devamlı tutulması
·         Bağışıklık ve Sinir sisteminin desteklenmesi
·         Kalp atışlarının düzenlenmesi, olası kalp krizi risklerinin azaltılması.
·         Baş ağrısı, migren ve mahmurlukların önlenmesi
·         Kas problemleri ve yarışmacı sporcu performansının artırılması
·         Saç güçlendirilmesi ve cilt bakımı*Kandaki toksinlerin temizlenmesi
·         Dayanıklılık gelişiminin sağlanası
Vücuttaki Oksijen Eksikliği
·         Tüm vücutta güçsüzlük
·         Aşırı yorgunluk ve bitkinlik
·         Dolaşım bozukluğu
·         Sindirim bozukluğu
·         Kas ağrıları
·         Baş dönmesi
·         Depresyon
·         Hafıza kaybı
·         Davranış bozuklukları
·         Akciğer problemleri
·         Bağışıklık sisteminde bozukluk
·         Rahatsız geceler

OKSİJEN HAYATIN NEFESİ OLAN TEK VE EN ÖNEMLİ YAŞAM KAYNAĞIDIR.
STRESSİZ VE AKTİF BİR YAŞAM İÇİN KAÇINILMAZ TEK UNSUR:
OKSİJENE OLAN BÜYÜK İHTİYACIMIZDIR.



22 Ekim 2014 Çarşamba

Dünyad birlik ve Barışı Sağlamanın yolu

DÜNYADA BİRLİK VE BARIŞI SAĞLAMANIN YOLU.
Hazırlayan: Yusuf YAMAN
Dünyada birlik ve barışın sağlanması için, Dünyadaki, Ruhsal Bütünlüklerin tümünün bir çatı altında birleşmeleri, dünya birliğinin kurulması için gerekli ve ilk şarttır, ilk adımdır.
Bugüne kadar gelinen noktada, Dini ayrılıkların, insanlar tarafından, kıskançlık ve çekememezlik nedeniyle suni olarak meydana getirilen ayrılıklar olduğu
Kuran'da belirtilmektedir.
O, halde sevgi dolu gönüllerle insanlara çağrıda bulunalım.
Egosunu kontrol altına almış, evrensel düşünen ve bu düşünceyi uygulamayı arzu eden herkesin yeni bir dünya kuruluşuna katkıda bulunmasının gereği vardır. Çünkü İnsanların bozduğu kötü ve bencil toplulukların oluşmasına sebep olduğu bu dünyayı, gene insanların düzeltmeleri gerekir.
Evrensel Nizamın Kurucusu Allah'tır.
Bizi yaratan Allah, Biz insanları çeşitle şekillerde denemeye almıştır. Biz insanları hem hayra, hem de şerre müptela kılmıştır. Ki, insan denen varlığın aklını kullanıp kullanmadığını denesin. Kurduğu evrensel nizamı devam ettirip ettirmediğini görsün. Kendisine teslim ettiği dünya nimetlerini adil paylaşıp paylaşmadığını, birbirine iyilikte bulunup bulunmadığını, görev bilinci içinde çalışıp çalışmadığını, aldığını hak edip etmediğini, kendisine verilen dünya nimetlerini hak edip etmediğini, hayra mı, şerre mi yönelip yönelmediğini, görmek ve ona göre, mükâfatlandırmak ya da cezalandırmak takdirini kullanmak Yaratanın kendisine aittir.
Kutsal kitapların yaptığı uyarılar, insanlığın birliğinin sağlanması, Adaletin sağlanması, Rabbin verdiği nimetlerin adil paylaşımının sağlanması, dünyanın kurtuluşu içindir.
İnsanlar üzerine düşeni, Yaratan ve Yaşatanın Evrensel yasalarına göre yaparlarsa ALLAH'IN da yardım da bulunacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Hakikatin idrakine varan insanlığa perdeler açılmakta, ilahi planda verilen öneriler doğrultusunda, bilinçli hareket etmek insanlığın yarınlara varmasını kolaylaştır-maktadır. Kısır bilinçler, verimsiz ve bencil düşünceler, insanlığa hiç bir şey kazandırmayacağının idrakine varmalıyız. Birlik ve bütünlük şuurunu idrak  etmeliyiz.
Evrensel şuurun bilincine erişmemiş insanların ferdi empozelerle, kendi getirdiği özel kurallarıyla, insanlığa hizmet görünümünde meydana getirdikleri toplulukla-rın, sadece kendisine taraf olan kimselere yardım eden ve içinde egoizmin bulun-duğu topluluklardır.
Evrensel, Dini ve İnsani değerlerde, Evrensel düşünce, Evrensel bilinç, Evrensel bilgi paylaşımı, Evrensel plan ve Evrensel uygulamalar, Rabbin bize verdiğini adil paylaşmak, birlik ve beraberliğin, sevgi, saygı, hoşgörünün hüküm sürdüğü, herkesin birbirini sevip saydığı, her millete aynı nazarla bakabildiği bir düzen dünyanın kurtuluşuna yardımcı olabilir.
Egolarının tatmini için kurulan topluluklar, guruplar; Evrensel, Dini ve İnsani değerlerin dışına çıkmış, ayrılıklara sebep olan ve olmakta devam eden insanlar, gerçekte kendinden başkasını düşünmeyen, başkalarına değer vermeyen düşünce-lere sahip insanlar, kendilerinin de değerli olmadığını, huzur bulamayacağı, baş-kasına da huzursuzluk veren bir dünya oluşturuyorlar.

Herkesin bencil olduğu, işlerin iyi yapılmadığı, insanlara değer verilmediği,
Evrensel yasaların işlemediği, evrensel gelişmelerin olmadığı bir toplumda huzur tesisi mümkün olamaz ve insanlar huzursuzluk içinde bocalayıp dururlar. günümüz de olduğu gibi.

Hakkın hakikatin bilinmediği, dış görünüşlerin ve fiziksel hareketlerin öncelik taşıdığı, Şekilciliğin alabildiğine yayıldığı, Ruhsal ve duygusal doyumun olmadığı kalbin huzura ermediği bir toplumda huzur tesisi mümkün olur mu?
Adaletin sağlanması, adil paylaşımın gerçekleşmesi ve ayrımcılığın yok edilmesi, evrensel kurallara uyulması için indirilen Kuran'ı Kerimin indirilmeye başlandığı ay olan Ramazan ayında, herkesin Kuran'ın getirdiği bu Evrensel birlik ve beraberliğin idrakine varmasının gerekli olduğunu; bunun için Kuran'ın okunup anlaşılması ve anlatılması gerektiğini hatırlatmayı bir görev bildim.




Elçilik sisteminin sona erdirilmesi ve insanlara Evrensel boyutun açılması

ELÇİLİK SİSTEMİNİ SONA ERDİREN YÜCE RABBİMİZ İNSANA, EVRENSEL BOYUTLARA AÇILMA İZNİ VERMİŞTİR.
Hazırlayan: Yusuf YAMAN
Kuran’ı Kerimin indirilişiyle, elçiler vasıtasıyla, insanları gerçeğe çağırma, insanları bilgilendirme, insanları birliğe çağrıma, adaletli davranmaya, Nimetlerin adil paylaşımını sağlamaya yönelik süreci sona erdirilmiştir.
Kuran’ın indirilişinden günümüze kadar olan süreçte, insanlara kendini tanıma ve Kuran’ın evrensel kurallarını yaşamlarına tatbik etme müsaadesini vermiştir. Ancak insanlar bu gerçeği bırakıp, kendisine verilen öğütleri ve ilahi emirleri unutup, egoyu ve ön yargıyı öne alarak dağılma sürecine girmiştir.
On beş asırlık bir sürede Kuran’daki gerçekleri öğrenme ve yaşamına tatbik etme sürecini değerlendiremeyen insanlık. Ayrıca kendisine elektromanyetik dalgalar ve radyo sinyalleri ile birleştirilerek gönderilen ve gönderilmekte olan KOZMİK Bilgiler, insanın beyinsel gücüne ulaşarak insanın eğitimine çalışılmıştır.  
İlahi Âlemden Kozmo Teknoloji vasıtasıyla gönderilen bu Kozmik bilgileri, İnsanların alabilmesi için şu altı aşamayı gerçekleştirmesi gerekir.
1.        Kibir, Gurur gibi kendini beğenme hasletlerden arınmalı. Kin ve haset gibi olumsuzlukları içinden silip atmalıdır.

2.        Mal, Mülk biriktirme ve kendinin emeğinin karşılığı olmayanı almak gibi Madde müptelalığından kendini kurtarmalıdır.

3.        Aşk, Sevgi ve Dostluğa açık olmalıdır.

4.        Özveri ve Hoşgörüyü kendinde sabitlemelidir.

5.        Kendini, kendinde aramalı, egoyu içeren hususları kontrol altına alarak olumsuzlukları içinden silip atmalıdır.

6.        Yaratan ve Yaşatan Yüce Rabbin Manyetik Alanına girmek için O’nun indirdiği vahyi ile hemhal olarak, O’na ulaşmaya çalışmalıdır.

Bu aşamaları gerçekleştiren, bu hususiyetleri kazanmış insanlarda önyargı yoksa Kozmik Bilgileri Allah’ın izniyle almaya başlayacaktır.

Bilindiği gibi, Kozmik Enerji Porları, Bilgi ve Bilinç taşıyan enerjilerdir.
Bu enerjiler dünya insanının kendini yetiştirmesi için dünyamıza sürekli gönderilmektedir. Bu bilgiler aynı zamanda insanların 6. Hissini geliştirirler.

Bu enerjileri alabilen ve insanlık yolunda hizmet veren insanlar, göksel âlemle irtibat kurabilirler. Bu irtibatlar İlahi Planın denetiminde olur.
Denetime alınan insanlar, layık oldukları Bilgi ve Bilinç seviyesine göre bilgiler kendisine açılır. Gelen bilgiler insanı yetiştirici unsurlardır.

Bu bilgilerin yeterince alınıp alınmadığı bilgileri alanların buna layık olup olmadıkları ve alınan bilgilerin ne derecede değerlendirildiğini denetlemek için; Dünyamıza Kontrol dalgaları gönderilir.

İlahi âlemden gönderilen bu kontrol dalgaları, insanların yaşam düzeninde olumsuzluklar var ise bu dalgalar olumsuzlukları daha da olumsuz yapar. Bu nedenle gerek toplumsal gerekse ailevi düzensizlikler meydana gelir.

Hakiki bilince varmış, “Rabbim Allah’tır deyip sonrada doğru olan”, olumlu düşünce ve hareketleri kendine şiar edinmiş, iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapan, sahip olduğu bilgileri insanlık yararına kullanan insanlara, Göksel âlem yardım elini uzatır. Bu nedenle hiçbir zaman ümitsizliğe düşmeyelim.

Her yeni gün, yeni bir Kozmik aşamadır. Bu aşamaları muntazam olarak aşabilmek için, insanoğlunun Birlik ve Bütünlük içinde, Bilgi ve Bilinç Potansiyelini artırması, güçlenmesi gücüne güç katması gereği vardır.
Bilginin; güç, kuvvet olduğunu unutmayalım. O nedenle Kuran OKU emri ile başlatılmıştır.

Alınan yeni bilgiler, insanlığı ileri planların görünmez ufuklarına hazırlayacaktır ve bilinmeyen dünyalara götürecektir.
Allah, insanı nasıl ki başka bir toplumun soyundan, başka bir yıldızdan dünyaya indirdi ise, bu kez Allah’ın Vahyi ne uyan, Bilgilenen, Bilinçlenen, Arınan insanları da yenidünyalara indirecektir.

Allah’ın indindeki Teknolojik boyut bunu yapmaya muktedirdir.
Dünyamıza toplum bilincine göksel emirler ve ilahi kitaplar olarak yansıtılmış olan hakikatler, teknolojik boyut vasıtası ile indirilmiştir.
Dünyamıza indirilen Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran insanlığa Tek Tanrı bilincini ve İnancını aşılamıştır. Bu kitapların gayesi insanlığı yarınların dünyalarına hazırlamaktır.
Şunu unutmayalım ki Göksel hiyerarşi de Teknolojik uzmanlar vardır ve bunlar Allah’ın emri doğrultusunda dünyamızdaki Teknoloji ile uğraşanlara bilgi ve ilham verirler.
Teknolojik boyut, Ruhsal Plan ile paralel çalışarak, 15 asırdaki bir süreç içinde hazırlanan insanlığa artık, EVRENSEL BOYUTLARA açılma izni verilmiştir.

Kuran’ı Kerimin gelişi ile kapanan Peygamberlik (elçilik) sistemi yerine, Dünya insanlığına, Kozmik Enerjiler ile bilgiler yansıtılıyor. Yansıtılan bu EVRENSEL bilgileri alan insanların kendi yolunu kendisi bulması isteniyor.

Bu şekilde bilgi aktarılması, insanlığın hızlı bir şekilde uyanması kendisindeki hasletleri keşfederek, kendisindeki bilgileri harekete geçirmesi ve ilahi âlemle irtibatı sağlaması içindir.

Gelen bu Kozmik bilgileri, insanoğlu kendi bilgi ve bilinç düzeyine göre seçer ve kendi yolunu kendisi belirler.
Bu şekilde insanlığa gönderilen bilgileri alabilen insanlar Bin yıllık gelişmeyi Bir yılda gerçekleştirebilirler.
Bu sebeple insanoğlunun gideceği Evrensel yol Kuran’da bildirilmiştir. İnsanoğluna Kozmik Enerji dalgaları ile gönderilen yeni bilgileri alabilmesi için Kuran’daki Bilgileri Okuyup Anlaması, Bilinçlenmesi, Bilgilenmesi ve Şuurlanması ile mümkündür.

Gelen yeni Kozmik Bilgileri alan insanlar, Kuran’ı Okuyup anlamış ve Kuranın Evrensel bilgilerini almış ve İlahi düzenin İdrakine varmış insanlardır. Bu insanlar kendilerini dünyadaki bugünkü karmaşalardan uzak tutarak, Hakikati, Hakiki Bilinçleri İle kavrayabilen, birlik ve bütünlük içinde olan insanlar İlahi âlemden yardım alabilirler.

Aksi halde Kozmik bilgileri alan herkes kendi bilinci doğrultusunda herkesi irşat etmeye çalışacağından, dünya insanlığı Kozmik bir Kıyamet yaşayacaktır.
Günümüzde olmakta olan da budur.