BLOĞUMU ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN
TEŞEKKÜR EDERİM
Yorum ve dileklerinizi bildirebilirsiniz.
Yusuf YAMAN
19 Ocak 2016 Salı
22 Ekim 2015 Perşembe
Meme Kanserini önleyeci yiyecekler
İngiliz Tıp Dergisinde yayınlanan bir
çalışmanın sonucu meme kanserini önleyebilecek yiyecekleri tespit etti.
Bu çalışma sırasında 800.000 katılımcı ve 20.000 meme kanseri hastasının
yeme alışkanlıkları incelendi. Meme kanserini önleyici yiyecekler listesinin başında
balık, özellikle yağlı balıklar, geliyor.
Yağ oranı yüksek balık omega-3 ve çoklu doymamış yağ asidi ihtiva
ediyor dolayısıyla kan damarlarını ve immun sistemini düzenliyor.
Omega-3 yağ asitleri bakımından en zengin balıklar alabalık, ton balığı, somon ve uskumru. Omega-3 asidinin kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu
olduğu biliniyor. Araştırmacılar doymamış yağ asitlerinin özellikle meme
kanserini önlediğini düşünüyor. Çalışmada yer alan Asyalı katılımcılar en
düşük meme kanseri oranına sahipti ve dünyanın bu bölgeinde yaşayanların bolca
deniz ürünü tükettiği bilinmektedir.
Omega-3 ve doymamış yağ asitleri aynı
zamanda keten tohumu, cevizve
yeşil yapraklı sebzelerde de bulunuyor.
BUNLARIN ÖTESINDE ŞU YIYECEKLERIN DE MEME
KANSERINE KARŞI ÖNLEYICI ETKISI OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR:
Küçük, sulu, taneli, kabuksuz “üzümsü” meyveler:
Bu meyvelere örnek olarak yaban mersini, böğürtlen, ahududu ve çilekverilebilir. Berry ya da süpermeyve (orman meyveleri) olarak
bilinen bu meyvelerin meme kanserinden başka deri, mesane,
akciğer ve boğazkanserine karşı koruyucu olduğu da biliniyor.
a
Fasulye:
Fasulye lif oranı yüksek bir besin kaynağıdır. Günde yarım su bardağı fasulye
tüketmek suretiyle göğüs kanserinin yüzde 7 oranında düşürülebileceği
bulgulanmıştır. Fasulye sevmeyenlerin erik, fındık, fıstık, kuru üzüm ve elma gibi diğer lifli yiyeckler yemesi
tavsiye ediliyor.
Brokoli:
Meme kanserini önleyici sebzeler arasında en iyi bilineni brokolidir.
Ayrıcalahana da kanser-savar
sebzelerden biridir.
D vitamini içeren yiyecekler:
Meme kanserini önleyici özelliği olan yiyecekler süt ve süt ürünleri ki bu gıda maddeleri yüksem oranda D vitamini ve kalsiyum ihtiva ediyor. Ancak
az yağlı süt ürünlerinin tercih edilmesi öneriliyor.
Nar:
Nar antioksidan içeren bir meyvedir. Meme kanserinden başka prostat, kalın bağırsak ve akciğer kanserine karşı
koruduğu da düşünülmektedir.
Domates:
En yeni çalışmalardan biri karotenoid içeren meyve ve sebzelerin meme
kanserini yüzde 20 oranında önledigini bulguladı. Kırmızı ve turuncu renkli meyve ve sebzelerde bolca karotenoid
bulunuyor ve domatesbunlardan biri. Ayrıca havuç ve kavun da günlük diyete eklenmesi önerilen
yiyecekler arasında.
Zerdeçal:
Zerdeçal hastalıklara ve iltihaplanmalara karşı
koruyucu bir baharat. Artı aktif maddesi kürkümin olan zerdeçal meme kanserini önleyici özelliklere de sahip.
16 Mart 2015 Pazartesi
Uyanalım ey Atatürk Türkiye si!!!
UYANALIM EY ATATÜRK TÜRKİYE Sİ, UYANALIM EY TÜRK
MİLLETİ
TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANI
ERMENİ SOYKIRIMINI
KABULE ÇAĞIRAN AVRUPA PARLEMATOSUNUN TÜRK MİLLETİNİN İNSAN HAKLARINI YOK SAYIP HUKUKA
VE İNSAN HAKLARINA ALANEN AYKIRI OLAN BU DURUMU PROTESTO ETMELİYİZ.
Emekli Büyülelçi
Sayın Onur Öymen'in tesbiti
Avrupa Parlamentosu, 12 Mart 2015 tarihinde kabul ettiği “Dünyada İnsan
Hakları ve Demokrasi” başlıklı yıllık raporunda bütün Avrupa ülkelerinin
“Ermeni Soykırımını” kabul etmeleri için çağrıda bulundu. Avrupa
Parlamentosu kararında Birinci Dünya Savaşı yıllarından Ermenileri
saldırılarının sonucunda öldürülen yüz binlerce Türk’ten tek kelimeyle bile
söz edilmiyor.
Bu çağrı, Türkiye’ye ve Türk milletinin geçmişine ağır bir hakaret anlamı
taşımaktadır.
Özellikle Doğu Perinçek’in bir İsviçre mahkemesinin soykırım iddiasını
onaylaması üzerine açtığı davada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
Perinçek’i haklı bulan ve soykırım iddiasını kabul etmeyen kararından sonra
Avrupa Parlamentosunun aldığı bu karar hukuka da açık bir saygısızlık
anlamı taşımaktadır.
Bu kadar haksız ve Türk milletini rencide edici bir karar karşısında ne
yazık ki, TBMM’den, Hükümetten, siyasi liderlerden ve basından gerekli
tepkiyi duyamadık. Oysa siyasetçilerin de basının da en önemli
görevlerinden biri milletimizin haysiyetini korumak ve ülkemizin geçmişine
sahip çıkmaktır.
Öte yandan, bazı Ermeni örgütleri de sözde soykırımın 100. Yıldönümünü 24
Nisan’da İstanbul’da anmak için bir kampanya başlatmışlar. Fransa’nın eski
Dışişleri Bakanı Bernard Koucher ile Avrupa Parlamentosu milletvekili
Daniel Cohn Bendit ve şarkıcı Charles Aznavour bu kampanyaya destek olanlar
arasında.
İşin daha da hazin olan tarafı bazı Türk öğretim üyeleriyle gazetecilerinin
de bu kampanyaya destek vermeleri.
Acaba bu kampanyaya destek olanlar Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin
öldürdüğü Türkleri veya Hocali’de Ermenilerce insafsızca katleden Azeri
kardeşlerimizi veya Ermeni terör örgütü ASALA’nın katlettiği
diplomatlarımızı anmak için Erivan’da bir tören düzenlemeyi önermişler
midir?
Gerek Avrupa Parlamento’sunun kararı gerek İstanbul’da yapılması öngörülen
sözde soykırım toplantısı girişimi karşısında sessiz ve tepkisiz kalmak
mümkün müdür? Sessiz kalanları içimize sindirebilir miyiz?
Unutulmasın ki, haksız suçlamalara ve saldırılara karşı ülkesini ve
milletini savunamayanların yeri tarihin karanlık sayfalarıdır.
Avrupa Parlamentosu, 12 Mart 2015 tarihinde kabul ettiği “Dünyada İnsan
Hakları ve Demokrasi” başlıklı yıllık raporunda bütün Avrupa ülkelerinin
“Ermeni Soykırımını” kabul etmeleri için çağrıda bulundu. Avrupa
Parlamentosu kararında Birinci Dünya Savaşı yıllarından Ermenileri
saldırılarının sonucunda öldürülen yüz binlerce Türk’ten tek kelimeyle bile
söz edilmiyor.
Bu çağrı, Türkiye’ye ve Türk milletinin geçmişine ağır bir hakaret anlamı
taşımaktadır.
Özellikle Doğu Perinçek’in bir İsviçre mahkemesinin soykırım iddiasını
onaylaması üzerine açtığı davada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
Perinçek’i haklı bulan ve soykırım iddiasını kabul etmeyen kararından sonra
Avrupa Parlamentosunun aldığı bu karar hukuka da açık bir saygısızlık
anlamı taşımaktadır.
Bu kadar haksız ve Türk milletini rencide edici bir karar karşısında ne
yazık ki, TBMM’den, Hükümetten, siyasi liderlerden ve basından gerekli
tepkiyi duyamadık. Oysa siyasetçilerin de basının da en önemli
görevlerinden biri milletimizin haysiyetini korumak ve ülkemizin geçmişine
sahip çıkmaktır.
Öte yandan, bazı Ermeni örgütleri de sözde soykırımın 100. Yıldönümünü 24
Nisan’da İstanbul’da anmak için bir kampanya başlatmışlar. Fransa’nın eski
Dışişleri Bakanı Bernard Koucher ile Avrupa Parlamentosu milletvekili
Daniel Cohn Bendit ve şarkıcı Charles Aznavour bu kampanyaya destek olanlar
arasında.
İşin daha da hazin olan tarafı bazı Türk öğretim üyeleriyle gazetecilerinin
de bu kampanyaya destek vermeleri.
Acaba bu kampanyaya destek olanlar Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin
öldürdüğü Türkleri veya Hocali’de Ermenilerce insafsızca katleden Azeri
kardeşlerimizi veya Ermeni terör örgütü ASALA’nın katlettiği
diplomatlarımızı anmak için Erivan’da bir tören düzenlemeyi önermişler
midir?
Gerek Avrupa Parlamento’sunun kararı gerek İstanbul’da yapılması öngörülen
sözde soykırım toplantısı girişimi karşısında sessiz ve tepkisiz kalmak
mümkün müdür? Sessiz kalanları içimize sindirebilir miyiz?
Unutulmasın ki, haksız suçlamalara ve saldırılara karşı ülkesini ve
milletini savunamayanların yeri tarihin karanlık sayfalarıdır.
15 Aralık 2014 Pazartesi
Ağaçlar ve insanlar
![]() |
YAZIK ÇOK YAZIK.!!!
İKİZ AĞAÇLARI KESMEK ÇOK ACI BİR ŞEY!!!
Bu ağaçları kesen kendi
sağlığını sağlayan oksijen kaynağını yok etmiş oluyor.
Allah’ın koyduğu
ağaçlarla insanlar arasındaki solunum yasasını çiğnemiş oluyor.
Bunu yapanın dünyada
huzur bulması mümkün olmaz.
Uyan kendine gel ey
insan!!!
Ey beşer,
Ey şaşar
Ey şaşkın insan!!!
Kendini ölüme
götürüyorsun farkında değilsin.
Uyma nefsinin isteğine.
Uyma şeytanın dürtüklemelerine.
Uyma egolarına yenik
düşen insanların sözlerine.
Uyan artık. Bütün
bunların bir sahibi var. Bunları yaratmanın bir sebebi var.
Yusuf YAMAN
3 Aralık 2014 Çarşamba
OKSİJEN YETERSİZLİĞİ
OKSİJENİN
YARARLARI
200 yıl öncesine kadar
atmosferdeki oksijen miktarı %40 iken günümüzde bu oranın sadece %19-21 'dir
Soluduğumuz havadaki oksijen miktarının tabakasının zarar görmesi başlıca nedeni
olmuştur. İnsanlarda hastalıkların çoğalması OKSİJEN yetersizliğindendir.
·
Enerjimizi artırır.(O2 'nin bize verdiği enerji, toplam enerji
ihtiyacımızın %90'ı olup, bu oran beslenme yoluyla sağlanacak enerji için
%10'dur.)
·
Hafıza Gelişimi
·
Kan Basıncının düşürülmesi
·
Diyabetik şartların olumlu geliştirilmesi*Sindirim ve Hücre
Metabolizmalarının geliştirilmesi
·
Normal uyku düzeninin sağlanması ve kronik yorgunlukların önlenmesi
·
Konsantrasyonun devamlı tutulması
·
Bağışıklık ve Sinir sisteminin desteklenmesi
·
Kalp atışlarının düzenlenmesi, olası kalp krizi risklerinin azaltılması.
·
Baş ağrısı, migren ve mahmurlukların önlenmesi
·
Kas problemleri ve yarışmacı sporcu performansının artırılması
·
Saç güçlendirilmesi ve cilt bakımı*Kandaki toksinlerin temizlenmesi
·
Dayanıklılık gelişiminin sağlanası
Vücuttaki
Oksijen Eksikliği
·
Tüm vücutta güçsüzlük
·
Aşırı yorgunluk ve bitkinlik
·
Dolaşım bozukluğu
·
Sindirim bozukluğu
·
Kas ağrıları
·
Baş dönmesi
·
Depresyon
·
Hafıza kaybı
·
Davranış bozuklukları
·
Akciğer problemleri
·
Bağışıklık sisteminde bozukluk
·
Rahatsız geceler
OKSİJEN HAYATIN NEFESİ OLAN TEK VE EN ÖNEMLİ YAŞAM KAYNAĞIDIR.
STRESSİZ VE AKTİF BİR YAŞAM İÇİN KAÇINILMAZ TEK UNSUR:
OKSİJENE OLAN BÜYÜK İHTİYACIMIZDIR.
22 Ekim 2014 Çarşamba
Dünyad birlik ve Barışı Sağlamanın yolu
DÜNYADA BİRLİK VE BARIŞI SAĞLAMANIN YOLU.
Hazırlayan: Yusuf YAMAN
Dünyada birlik ve
barışın sağlanması için, Dünyadaki, Ruhsal Bütünlüklerin tümünün bir çatı
altında birleşmeleri, dünya birliğinin kurulması için gerekli ve ilk şarttır,
ilk adımdır.
Bugüne kadar gelinen
noktada, Dini ayrılıkların, insanlar tarafından, kıskançlık ve çekememezlik
nedeniyle suni olarak meydana getirilen ayrılıklar olduğu
Kuran'da belirtilmektedir.
Kuran'da belirtilmektedir.
O, halde sevgi dolu
gönüllerle insanlara çağrıda bulunalım.
Egosunu kontrol altına
almış, evrensel düşünen ve bu düşünceyi uygulamayı arzu eden herkesin yeni bir
dünya kuruluşuna katkıda bulunmasının gereği vardır. Çünkü İnsanların bozduğu
kötü ve bencil toplulukların oluşmasına sebep olduğu bu dünyayı, gene
insanların düzeltmeleri gerekir.
Evrensel Nizamın Kurucusu Allah'tır.
Bizi yaratan Allah,
Biz insanları çeşitle şekillerde denemeye almıştır. Biz insanları hem hayra,
hem de şerre müptela kılmıştır. Ki, insan denen varlığın aklını kullanıp
kullanmadığını denesin. Kurduğu evrensel nizamı devam ettirip ettirmediğini
görsün. Kendisine teslim ettiği dünya nimetlerini adil paylaşıp paylaşmadığını,
birbirine iyilikte bulunup bulunmadığını, görev bilinci içinde çalışıp
çalışmadığını, aldığını hak edip etmediğini, kendisine verilen dünya nimetlerini
hak edip etmediğini, hayra mı, şerre mi yönelip yönelmediğini, görmek ve ona
göre, mükâfatlandırmak ya da cezalandırmak takdirini kullanmak Yaratanın
kendisine aittir.
Kutsal kitapların
yaptığı uyarılar, insanlığın birliğinin sağlanması, Adaletin sağlanması, Rabbin
verdiği nimetlerin adil paylaşımının sağlanması, dünyanın kurtuluşu içindir.
İnsanlar üzerine
düşeni, Yaratan ve Yaşatanın Evrensel yasalarına göre yaparlarsa ALLAH'IN da
yardım da bulunacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Hakikatin idrakine
varan insanlığa perdeler açılmakta, ilahi planda verilen öneriler
doğrultusunda, bilinçli hareket etmek insanlığın yarınlara varmasını
kolaylaştır-maktadır. Kısır bilinçler, verimsiz ve bencil düşünceler, insanlığa
hiç bir şey kazandırmayacağının idrakine varmalıyız. Birlik ve bütünlük şuurunu
idrak etmeliyiz.
Evrensel şuurun
bilincine erişmemiş insanların ferdi empozelerle, kendi getirdiği özel
kurallarıyla, insanlığa hizmet görünümünde meydana getirdikleri toplulukla-rın,
sadece kendisine taraf olan kimselere yardım eden ve içinde egoizmin bulun-duğu
topluluklardır.
Evrensel, Dini ve
İnsani değerlerde, Evrensel düşünce, Evrensel bilinç, Evrensel bilgi paylaşımı,
Evrensel plan ve Evrensel uygulamalar, Rabbin bize verdiğini adil paylaşmak,
birlik ve beraberliğin, sevgi, saygı, hoşgörünün hüküm sürdüğü, herkesin birbirini sevip saydığı, her
millete aynı nazarla bakabildiği bir düzen dünyanın kurtuluşuna yardımcı
olabilir.
Egolarının tatmini
için kurulan topluluklar, guruplar; Evrensel, Dini ve İnsani değerlerin dışına
çıkmış, ayrılıklara sebep olan ve olmakta devam eden insanlar, gerçekte
kendinden başkasını düşünmeyen, başkalarına değer vermeyen düşünce-lere sahip
insanlar, kendilerinin de değerli olmadığını, huzur bulamayacağı, baş-kasına da
huzursuzluk veren bir dünya oluşturuyorlar.
Herkesin bencil
olduğu, işlerin iyi yapılmadığı, insanlara değer verilmediği,
Evrensel yasaların işlemediği, evrensel gelişmelerin olmadığı bir toplumda huzur tesisi mümkün olamaz ve insanlar huzursuzluk içinde bocalayıp dururlar. günümüz de olduğu gibi.
Evrensel yasaların işlemediği, evrensel gelişmelerin olmadığı bir toplumda huzur tesisi mümkün olamaz ve insanlar huzursuzluk içinde bocalayıp dururlar. günümüz de olduğu gibi.
Hakkın hakikatin
bilinmediği, dış görünüşlerin ve fiziksel hareketlerin öncelik taşıdığı,
Şekilciliğin alabildiğine yayıldığı, Ruhsal ve duygusal doyumun olmadığı kalbin
huzura ermediği bir toplumda huzur tesisi mümkün olur mu?
Adaletin sağlanması,
adil paylaşımın gerçekleşmesi ve ayrımcılığın yok edilmesi, evrensel kurallara
uyulması için indirilen Kuran'ı Kerimin indirilmeye başlandığı ay olan Ramazan
ayında, herkesin Kuran'ın getirdiği bu Evrensel birlik ve beraberliğin idrakine varmasının
gerekli olduğunu; bunun için Kuran'ın okunup anlaşılması ve anlatılması gerektiğini
hatırlatmayı bir görev bildim.
Elçilik sisteminin sona erdirilmesi ve insanlara Evrensel boyutun açılması
ELÇİLİK
SİSTEMİNİ SONA ERDİREN YÜCE RABBİMİZ İNSANA, EVRENSEL BOYUTLARA AÇILMA İZNİ
VERMİŞTİR.
Hazırlayan: Yusuf YAMAN
Kuran’ı Kerimin
indirilişiyle, elçiler vasıtasıyla, insanları gerçeğe çağırma, insanları bilgilendirme,
insanları birliğe çağrıma, adaletli davranmaya, Nimetlerin adil paylaşımını
sağlamaya yönelik süreci sona erdirilmiştir.
Kuran’ın indirilişinden
günümüze kadar olan süreçte, insanlara kendini tanıma ve Kuran’ın evrensel kurallarını
yaşamlarına tatbik etme müsaadesini vermiştir. Ancak insanlar bu gerçeği
bırakıp, kendisine verilen öğütleri ve ilahi emirleri unutup, egoyu ve ön
yargıyı öne alarak dağılma sürecine girmiştir.
On beş asırlık bir
sürede Kuran’daki gerçekleri öğrenme ve yaşamına tatbik etme sürecini
değerlendiremeyen insanlık. Ayrıca kendisine elektromanyetik dalgalar ve radyo
sinyalleri ile birleştirilerek gönderilen ve gönderilmekte olan KOZMİK Bilgiler,
insanın beyinsel gücüne ulaşarak insanın eğitimine çalışılmıştır.
İlahi Âlemden Kozmo
Teknoloji vasıtasıyla gönderilen bu Kozmik bilgileri, İnsanların alabilmesi
için şu altı aşamayı gerçekleştirmesi gerekir.
1.
Kibir, Gurur gibi kendini beğenme
hasletlerden arınmalı. Kin ve haset gibi olumsuzlukları içinden silip
atmalıdır.
2.
Mal, Mülk biriktirme ve kendinin
emeğinin karşılığı olmayanı almak gibi Madde müptelalığından kendini
kurtarmalıdır.
3.
Aşk, Sevgi ve Dostluğa açık olmalıdır.
4.
Özveri ve Hoşgörüyü kendinde
sabitlemelidir.
5.
Kendini, kendinde aramalı, egoyu içeren
hususları kontrol altına alarak olumsuzlukları içinden silip atmalıdır.
6.
Yaratan ve Yaşatan Yüce Rabbin Manyetik
Alanına girmek için O’nun indirdiği vahyi ile hemhal olarak, O’na ulaşmaya
çalışmalıdır.
Bu aşamaları gerçekleştiren, bu hususiyetleri
kazanmış insanlarda önyargı yoksa Kozmik Bilgileri Allah’ın izniyle almaya
başlayacaktır.
Bilindiği
gibi, Kozmik Enerji Porları, Bilgi ve Bilinç taşıyan enerjilerdir.
Bu enerjiler dünya insanının kendini yetiştirmesi
için dünyamıza sürekli gönderilmektedir. Bu bilgiler aynı zamanda insanların 6.
Hissini geliştirirler.
Bu enerjileri alabilen ve insanlık yolunda hizmet
veren insanlar, göksel âlemle irtibat kurabilirler. Bu irtibatlar İlahi Planın
denetiminde olur.
Denetime alınan insanlar, layık oldukları Bilgi ve
Bilinç seviyesine göre bilgiler kendisine açılır. Gelen bilgiler insanı
yetiştirici unsurlardır.
Bu bilgilerin yeterince alınıp alınmadığı bilgileri
alanların buna layık olup olmadıkları ve alınan bilgilerin ne derecede
değerlendirildiğini denetlemek için; Dünyamıza Kontrol dalgaları gönderilir.
İlahi âlemden gönderilen bu kontrol dalgaları,
insanların yaşam düzeninde olumsuzluklar var ise bu dalgalar olumsuzlukları
daha da olumsuz yapar. Bu nedenle gerek toplumsal gerekse ailevi düzensizlikler
meydana gelir.
Hakiki bilince varmış, “Rabbim Allah’tır deyip
sonrada doğru olan”, olumlu düşünce ve hareketleri kendine şiar edinmiş, iyi,
güzel, faydalı ve kalıcı işler yapan, sahip olduğu bilgileri insanlık yararına
kullanan insanlara, Göksel âlem yardım elini uzatır. Bu nedenle hiçbir zaman
ümitsizliğe düşmeyelim.
Her yeni gün, yeni bir Kozmik aşamadır. Bu aşamaları
muntazam olarak aşabilmek için, insanoğlunun Birlik ve Bütünlük içinde, Bilgi
ve Bilinç Potansiyelini artırması, güçlenmesi gücüne güç katması gereği vardır.
Bilginin; güç, kuvvet olduğunu unutmayalım. O
nedenle Kuran OKU emri ile başlatılmıştır.
Alınan yeni bilgiler, insanlığı ileri planların
görünmez ufuklarına hazırlayacaktır ve bilinmeyen dünyalara götürecektir.
Allah, insanı nasıl ki başka bir toplumun soyundan,
başka bir yıldızdan dünyaya indirdi ise, bu kez Allah’ın Vahyi ne uyan,
Bilgilenen, Bilinçlenen, Arınan insanları da yenidünyalara indirecektir.
Allah’ın indindeki Teknolojik boyut bunu yapmaya
muktedirdir.
Dünyamıza toplum bilincine göksel emirler ve ilahi
kitaplar olarak yansıtılmış olan hakikatler, teknolojik boyut vasıtası ile
indirilmiştir.
Dünyamıza indirilen Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran insanlığa Tek Tanrı bilincini ve
İnancını aşılamıştır. Bu kitapların gayesi insanlığı yarınların dünyalarına
hazırlamaktır.
Şunu unutmayalım ki Göksel hiyerarşi de Teknolojik
uzmanlar vardır ve bunlar Allah’ın emri doğrultusunda dünyamızdaki Teknoloji
ile uğraşanlara bilgi ve ilham verirler.
Teknolojik boyut, Ruhsal Plan ile paralel çalışarak,
15 asırdaki bir süreç içinde hazırlanan insanlığa artık, EVRENSEL BOYUTLARA
açılma izni verilmiştir.
Kuran’ı Kerimin gelişi ile kapanan Peygamberlik
(elçilik) sistemi yerine, Dünya insanlığına, Kozmik Enerjiler ile bilgiler
yansıtılıyor. Yansıtılan bu EVRENSEL bilgileri alan insanların kendi yolunu
kendisi bulması isteniyor.
Bu şekilde bilgi aktarılması, insanlığın hızlı bir
şekilde uyanması kendisindeki hasletleri keşfederek, kendisindeki bilgileri harekete
geçirmesi ve ilahi âlemle irtibatı sağlaması içindir.
Gelen bu Kozmik bilgileri, insanoğlu kendi bilgi ve
bilinç düzeyine göre seçer ve kendi yolunu kendisi belirler.
Bu şekilde insanlığa gönderilen bilgileri alabilen
insanlar Bin yıllık gelişmeyi Bir yılda gerçekleştirebilirler.
Bu sebeple insanoğlunun gideceği Evrensel yol
Kuran’da bildirilmiştir. İnsanoğluna Kozmik Enerji dalgaları ile gönderilen
yeni bilgileri alabilmesi için Kuran’daki Bilgileri Okuyup Anlaması,
Bilinçlenmesi, Bilgilenmesi ve Şuurlanması ile mümkündür.
Gelen yeni Kozmik Bilgileri alan insanlar, Kuran’ı
Okuyup anlamış ve Kuranın Evrensel bilgilerini almış ve İlahi düzenin İdrakine
varmış insanlardır. Bu insanlar kendilerini dünyadaki bugünkü karmaşalardan
uzak tutarak, Hakikati, Hakiki Bilinçleri İle kavrayabilen, birlik ve bütünlük içinde
olan insanlar İlahi âlemden yardım alabilirler.
Aksi halde Kozmik bilgileri alan herkes kendi
bilinci doğrultusunda herkesi irşat etmeye çalışacağından, dünya insanlığı
Kozmik bir Kıyamet yaşayacaktır.
Günümüzde olmakta olan da budur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
