4 Nisan 2013 Perşembe

İNSANOĞLUNUN EVRENDEKİ YOLCULUĞU VE KOZMO TEKNOLOJİ


 İNSANOĞLUNUN EVRENDEKİ YOLCULUĞU VE KOZMO TEKNOLOJİ

            Hazırlayan: Yusuf YAMAN (Elektrik Mühendisi)

            İnsanoğlunun varoluşu ve evrendeki yolculuğu konusunda verilen bu bilgiler direk mesleğimizle ilgili olmasa da yaradılışın ve yaşamın içindeki bütün meslekler Kozmo Teknolojinin bir yansımasıdır. İnsanoğlunun kendisi de Kozmo Teknoloji ile donatılmış ilahi bir varlıktır. Bu konuya değinmemin sebebi; İnsan Önce Kendini Tanımalıdır. Gereğinden dolayıdır.   Gökleri keşfe çıkan, denizlerin derinliklerini araştıran insanoğlu henüz kendi iç âleminden habersizdirler

         İnsanoğlunun Evrendeki Yolculuğu Ve Kozmo Teknoloji

            Yaradan her şeyi çift yaratmıştır. İnsanoğlu gökteki evrenin çifti olarak yaratılmıştır. Yani gökte bulunan bütün evrenlerin dünyadaki işlevsel benzeridir. İnsanın Özü Rabbinin yaratıp programladığı ve yanındaki  (Levh-i Mahfuzda) muhafaza ettiği kompütüründedir. (Dünyadaki bilgisayarla karıştırmayınız) Dünyada zuhur eden insan, o özün çiftidir. Dünyada zuhur etmesi istenen insan için; Ana–Baba sevgi ile sebep olarak var edilir. İnsan sevgi diyarından sevgi tohumu olarak dünyaya gönderilir. Ancak insan bunun farkında değil. İnsan, mikroya sığdırılmış makro bir varlıktır. O insanı zerreye sığdırmıştır. O tek hücreden yarattığı insan, büyüdüğünde o hücrenin trilyon katı olabilmektedir. Dünyaya gönderilen insan her hücresinde akıllı bir öz (DNA) vardır. İnsan bu özlerin merkezi olarak görev yapan kalp vasıtasıyla Rabbinin yanındaki Özü ile tekâmül seviyesine göre irtibat sağlayabilir. İnsan hücrelerindeki bu akıllı özlerin merkezi olan kalp insan beyninden 5 kez daha etkili manyetik alana sahiptir. İnsan beyni ise İnsanın Levh-i mahfuzudur. (Yaşam bilgilerin alınıp verildiği ve depolandığı merkezi kompütürdür) İnsan sürekli Rabbinin kontrolü altındadır. Bu kontrol işlevi insanın bedeninin çeşitli bölgelerine Rabbi tarafından yerleştirilmiş olan çeşitli biyolojik kompüterlerle olmaktadır (‘Kur’an Kaf suresi 16 cı ayeti; ’Andolsun İnsanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız’’ demektedir. Kaf suresi 17. Ayeti: Onun (insanın) sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek) onun sözlerini ve işlerini kaydetmektedir.  Kaf suresi 18. Ayeti: İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında kendini gözetleyen dediklerini zapt eden bir alıcı (melek) hazır bulunmasın.  İnsanın söylediği her söz ve yaptığı her hareket Rabbinin yanındaki öz programı ile karşılaştırılır.

             Dünyaya gelen insan, yaşam programı ile programlanmış olarak gelir, bu programın dünyada uygulanması, insanın serbest iradesine bırakılmıştır. İnsanoğlu kendini tanır öz programına uygun hareket ederse tekâmül eder, öz programından saparsa arızalara sebep olur, denge bozulur.  Hastalıkların, çevre kirliliğinin ve insanlar arasındaki olumsuz her şeyin sebebi; insanın öz programlarına, Evrensel Doğa Kanunlarına ve İlahi Adalet Programlarına uygun hareket etmemesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü insanın öz programında Evrensel Doğa kanunlarında ve İlahi Adalet Programlarında olumsuzluklara yer yoktur. Tekâmül etmenin ana prensibi olumlu olmak ve kendini bilmektir.

            Kur‘an Taha:98-‘’Tanrınız Ancak Kendisinden Başka Tanrı Olmayan Allah’tır O’nun Bilgisi Her Şeyi Kuşatmıştır’’diyor. Bu her şeyi kuşatmayı Kozmo Teknoloji olarak düşündüğümüzde; O’nun yarattığı manyetik alanları, yaptığı yansıtmaları ve hikmetiyle yarattığı her hücreye yerleştirdiği biyolojik kompüterle her şeyi kendi yönetimi, denetimi ve bilgisi kapsamı alanına almış olduğu anlaşılır. GEN araştırmalarından anlaşılmıştır ki D.N.A lar insani organizmaya ait fiziki algılarla yaşanılan olguların kaynağı olduğu gibi, fizik ötesi algılarla yaşanılan olguların da kaynağıdır.

             İnsan denen ilahi varlık; fiziksel yönü ile tüm evrendeki nizami kendinde taşır. Duygusal yönü ile tüm çekim alanlarına hükmedebilir. Ruhsal yönü ile ilk yaradılıştaki özü ile irtibata geçme yeteneklerine sahiptir. Hayali ve düşüncesiyle ışık hızının çok üstünde bir hızla evreni dolaşabilir. Ancak bütün bunları yapabilmesi için her yönü ile kendisini geliştirmesi gerekir. Onun için yüce yaradan Kur’ani Kerim in ilk ayetinde OKU diye emreder. Okumak öğrenme planlamak uygulamak evrensel gelişmenin ilk basamağıdır.  İnsanın inancı ve görev sorumluluğu konusunda Kur’ani Kerimde; Rabbimiz İnanıp; İyi, Güzel, Faydalı ve Kalıcı İşler Yapanları Cennetle Müjdelemektedir. Bu husus 48 surede 132 ayette geçmekte olup başka hiçbir konu bu kadar çok ayette geçmemektedir. Bu demektir ki yaratana inanarak, kendine güvenerek, yaptığı her işi en iyi yapanlar başarılı olurlar ve mükâfatlarını alırlar.

            Kâinattaki tüm canlılar evrensel enerjilerin pozitif yönlerinden etkilenerek evrensel gelişmelerini yaparlar. Bu sebeple insanlar kendini geliştirmek için okuyup öğrenmek, pozitif düşünmek, iyiliği emredip kötülüklerden sakınmak suretiyle, pozitif enerji ile beslenen bilinçler haline gelirler. Çok dürüst ve adil işleyen evrensel mekanizmaya uyumluluk sağlayabilirler.

            Dini bakımdan insanlar arasında bir ayrılığın olmadığını, bu ayrılığın sebebinin, insanlardaki egoizmin, kıskançlığın, çekememezliğin, aşırılığın sebep olduğunu, bu ayrılığa düşenlere uymamamızı Rabbimiz bizden istiyor. Rabbimiz; Rabbini bilen, doğru olan, iyiliği emredip, kötülükten sakınan, evrensel düşünen, yardımlara koşan insanlar olmamızı istiyor. Bu konu ile ilgili olarak; Kur’ani Kerimde: Bakara: 213, Al-i İmran: 19-100-105, Enam: 159, Yunus: 19, Hicr: 91-92-93 Enbiya: 91-92, Mü’minun: 52-53-54, Rum : 32 surelerindeki  ayetler açıkça belirtmektedir.

            Evrensel düşüncenin kaynağı olan; Mevlana hazretleri, Sen kendini bilmezsen bu nece okumaktır.  Yaratılanı severiz Yaradan ötürü diyen Yunus Emre ve 72 Millete bir nazarla bak diyen Hacı Bektaşi Veli; Yaratanın yarattığı ayetlerini okuyup anlayıp anlaşılır dil ile anlattıklarından Evrenselliğin sırrına ermiş ve veli olmuşlardır.

            İnsanoğlu bilgisini artırdıkça genlerdeki şifrelerin açılması kolaylaşır. Kişi dünyadaki hücresel frekansını öz gendeki frekansına denk hale getirirse aynı Koordinat üzerinden ve aynı frekans kanalından görüşme yapabilir. Gen şifrelerinin açılması ile insan; yaratanın yanındaki öz geni ile irtibata geçebilir. Yani insan bedeni dünyada iken Ruhsal yönü ile Rabbine yakın irtibattadır. Kalbindeki biyolojik kompüterle Levh-i Mahfuzdaki Kozmo kompüter de bulunan özü arasında haberleşme olur. Bu haberleşmede insanın bu dünyada ki, sözleri iyi ve kötü davranışları, yaptığı iyi ve kötü işleri kozmo kompüter tarafından kayda geçirilir ve evrenin yöneticisi tarafından değerlendirilir.


            Bu kayıtta kişinin öz genindeki yaradılış programı ile kişinin dünyadaki yaşamında serbest iradesiyle uyguladığı programda sapmalar, pozitif yönde ise kişinin boyut atlaması için kendine ilhamla yol gösterilir. Sapmalar kötü yönde ise ilahi adalet tecelli eder ve kişi cezasını çeker. Bu müspet yönde özellikleri kazanabilen insan yıldızlar arası ve evrenler arası Ruhsal seyahatler yapabilir. Bu kişinin miracıdır. Bütün bu hasletlere sahip olabilmek için öncelikle kişinin kendisini tanıması gerekir. Bu tanıma hem Fiziksel, hem Duygusal, hem de Ruhsal olması lazım. Bu üç özelliği dengelen kişi Bilgeliğe doğru yol alır. Kişi kendisinde bulunan negatif durumların yerine pozitif durumları, olumlamayı yerleştirirse. Yani; korkuyu, bencilliği, kini, nefreti hırsı egoizmi içinden def edip, yerine sevgiyi, saygıyı, güveni, bilgiyi, evrensel düşünceyi,  bağışlamayı yerleştirirse, kişinin Rabbine giden evrensel yolda yolculuğu kolaylaşır

            Kişiyi bozan şeyler; çabuk köşeyi dönmek, kestirmeden hedefe varmak, başkaların düşünmeden yapılan bu hareketler sonunda insanı hayal kırıklığına uğratır.

            Kişinin kendisini bilmesi ile ilgili olarak Kur’an Maide suresi 105 i okuyalım: ‘’Ey insanlar siz kendinize bakın siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’a dır. O size ne yaptığınızı haber verecektir’’

            Kişinin doğru ve dürüst olması ve işin içine egosunu katmaması diğer bir deyişle nefsini tanrı edinmemesi halinde yaşamının güzelliklerini fark edecek ve mutlu olacaktır.

            Tekâmülünü Rabbinin özüne işlediği programa göre tamamlayanlar ve beşinci boyuta kadar çıkabilen insanlar, Evrenler Nizamda Evreni yaratanın ve yönetenin idaresinde insanların tekâmülüne yardımcı olmak üzere görev alabilirler.

            Dünyada elde edilen teknolojik gelişmeler, Kozmo Teknoloji Bilgilerinin dünyaya yansımasından, konu ile ilgilenen insanlarda meydana gelen ilhamla alınan bilgilerin fiziksel olarak uygulamaya sokulmasıdır.

            Düşünün; bir tek hücrenin bir insana nasıl dönüştüğünü düşünün. Bunu programlayıp dünyaya gönderen tekâmül ettirip özüne döndüren İlahi gücü, kuvveti, enerjiyi manyetik alanı ve arkasındaki İlahi Bilgini ve gönderdiği bilgiyi düşünün.

            Düşünün ki sizin varlığınız belli olsun.


            Kaynaklar:

            Kur’ani Kerim Meali: Sn Süleyman Ateş

            İnsan denen mucize: Dr Ahmet Yakut

            D.N.A Bilincin ve Cevherin Evrim çekirdeği: Ecz. Ö. Cenap Başman

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder