9 Eylül 2013 Pazartesi

Bizi Yaratan Diğer İnsanları da Yaratandır.


BİZİ YARATAN, DİĞER İNSANLARI DA YARATANDIR.

Biz ne kadar O'nun bilincinden bilinç taşıyorsak, karşımızdaki de o kadar ondan bir parçadır. O'nun bilincinden bilinç taşır.

Bolluk, bereket ve mutluluk içerisinde olduğumuzu imgeler ve bunun gerçekleşmesi için çalışırsak, bu imgeler gerçeğe dönüşür.

İstediğimizi, dilediğimizi, bizi yaratan güçle birlikte oluşturuyoruz. Çünkü bizler Allah'ın Ruhundan Ruh taşıyoruz. O'ndan bir parçayız. Bu dünyadaki ömür sonunda O'na döndürüleceğiz.

 

"O, bize döndürüleceksiniz" diyor.

 

Doğadaki her şey, O'nun bilincinden bilinç taşır. O her şeye görevini vahiy etmiştir. İnsanlar, bitkiler, hayvanlar, taşlar, topraklar, evrendeki her şey, yaratan tarafından kuşatılmıştır. Her şey yaratandan, yaratılışın bilgisini taşır. Çünkü evrendeki her şeyi "O" yarattı ve kendinden can verdi. Bilinç verdi, Ruh verdi. Her şey "O" tek olanın bir suretidir. O'ndan can alıyor, O'ndan kan alıyor. Yaşama imkânını O veriyor.

 

İnsanın diğer varlıklardan farkı, farkın farkına varacak bilincini açabilecek ve bedenine yüklenmiş olan yaşam programlarına göre yaşamını seçebilme özgürlüğüne sahip olmasıdır.

 

Bu yaşam özgürlüğünü, akıl, gönül ve vicdanla ve şakralarla donatılmış bir bedenle bedenlenmiş olarak kullanmasıdır. Bu insanlara Allah tarafından sağlanan bir ayrıcalıktır. Bununla beraber insan, bu dünyadan sorumlu olarak, dünyaya geliyor. Bunu yapacağına dair, ezelde Allah'a söz vermiştir.

İnsanoğlu, bu dünyada yaşadığı sürece her şeyin sorumlusudur. Her şeyin farkında olmalıdır. İlahi âlemde kendisine yüklenen programların gereğini yapmak zorundadır. Aksi halde sonu hüsrandır.

 

İnsanoğlu, sorumluluğunu bilerek ve kendi bedenine yüklenmiş olan yaşam programını çözerek yaşaması gerekir. Bu programın farkında olan insan, her şeyin farkına varır. Sorumluluğunu bilerek, düşünerek, planlayarak, uygulayarak, doğru ve dürüst davranış içinde olarak, insanlara yararlı işler yaparak, dünyadaki canlı, cansız, her şeyin koruyuculuğunu yaparak, bunun kendisine verilen bir görev olduğunu bilerek, yaşamını sürdürmesi gerekir.

 

Günümüz insanı, manevi değerlerden uzaklaşmış.  Ezelde verdiği sözü ve yaptığı aktı unutmuş, maddi değerlere yöneliyor. Metafizik değerlerini ve donanımlarını işletemiyor. İlahi âlemle iletişim kurmak için kendisinde olan programları işletemiyor. Bu nedenle insan içsel huzura erişemiyor.

Bu içsel huzura erişmenin ilk şartı, insanlar için öğüt olarak gönderilen, Kuran'ı Kerimi okuması, anlayarak okumasıdır.

 
Allah yar ve yardımcımız olsun, iki cihanda yüzümüzü ak, gönlümüzü pak eylesin. Âmin

 

Yusuf YAMAN
09.09.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder