BİZİ
YARATAN, DİĞER İNSANLARI DA YARATANDIR.
Biz
ne kadar O'nun bilincinden bilinç taşıyorsak, karşımızdaki de o kadar ondan bir
parçadır. O'nun bilincinden bilinç taşır.
Bolluk,
bereket ve mutluluk içerisinde olduğumuzu imgeler ve bunun gerçekleşmesi için
çalışırsak, bu imgeler gerçeğe dönüşür.
İstediğimizi,
dilediğimizi, bizi yaratan güçle birlikte oluşturuyoruz. Çünkü bizler Allah'ın
Ruhundan Ruh taşıyoruz. O'ndan bir parçayız. Bu dünyadaki ömür sonunda O'na
döndürüleceğiz.
"O, bize döndürüleceksiniz" diyor.
Doğadaki
her şey, O'nun bilincinden bilinç taşır. O her şeye görevini vahiy etmiştir. İnsanlar,
bitkiler, hayvanlar, taşlar, topraklar, evrendeki her şey, yaratan tarafından
kuşatılmıştır. Her şey yaratandan, yaratılışın bilgisini taşır. Çünkü evrendeki
her şeyi "O" yarattı ve kendinden can verdi. Bilinç verdi, Ruh verdi.
Her şey "O" tek olanın bir suretidir. O'ndan can alıyor, O'ndan kan
alıyor. Yaşama imkânını O veriyor.
İnsanın
diğer varlıklardan farkı, farkın farkına varacak bilincini açabilecek ve
bedenine yüklenmiş olan yaşam programlarına göre yaşamını seçebilme özgürlüğüne
sahip olmasıdır.
Bu
yaşam özgürlüğünü, akıl, gönül ve vicdanla ve şakralarla donatılmış bir bedenle
bedenlenmiş olarak kullanmasıdır. Bu insanlara Allah tarafından sağlanan bir ayrıcalıktır.
Bununla beraber insan, bu dünyadan sorumlu olarak, dünyaya geliyor. Bunu
yapacağına dair, ezelde Allah'a söz vermiştir.
İnsanoğlu,
bu dünyada yaşadığı sürece her şeyin sorumlusudur. Her şeyin farkında
olmalıdır. İlahi âlemde kendisine yüklenen programların gereğini yapmak
zorundadır. Aksi halde sonu hüsrandır.
İnsanoğlu,
sorumluluğunu bilerek ve kendi bedenine yüklenmiş olan yaşam programını çözerek
yaşaması gerekir. Bu programın farkında olan insan, her şeyin farkına varır. Sorumluluğunu
bilerek, düşünerek, planlayarak, uygulayarak, doğru ve dürüst davranış içinde
olarak, insanlara yararlı işler yaparak, dünyadaki canlı, cansız, her şeyin
koruyuculuğunu yaparak, bunun kendisine verilen bir görev olduğunu bilerek,
yaşamını sürdürmesi gerekir.
Günümüz
insanı, manevi değerlerden uzaklaşmış. Ezelde
verdiği sözü ve yaptığı aktı unutmuş, maddi değerlere yöneliyor. Metafizik değerlerini
ve donanımlarını işletemiyor. İlahi âlemle iletişim kurmak için kendisinde olan
programları işletemiyor. Bu nedenle insan içsel huzura erişemiyor.
Bu
içsel huzura erişmenin ilk şartı, insanlar için öğüt olarak gönderilen, Kuran'ı
Kerimi okuması, anlayarak okumasıdır.
Allah
yar ve yardımcımız olsun, iki cihanda yüzümüzü ak, gönlümüzü pak eylesin. Âmin
Yusuf
YAMAN
09.09.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder