8 Eylül 2013 Pazar

Gülümseyin, içinizdeki ışığı yakın.


Gülümseyin, içinizdeki ışığı yakın ve çevrenizi aydınlatın.

Gülümseme korkaklara güç, kederlilere neşe, hastalara sıhhat verir.
Gülümseme yorgunları dinlendirir
. Gülümseyin, gülümseme gönül rızası ile verilen bir zenginliktir. Hiç kimse gülümsemenin meydana getireceği faydaları reddedecek kadar zengin değildir.

Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma.

Unutmayalım:

Sevgi Sadakati,

Cesaret itimadı,

İhanet intikamı getirir.

Herkesin algılama yeteneği vardır. Önemli olan, bu yeteneği bilmek ve geliştirmektir.

Herkes, yaşamda kendi sınavından geçiyor. Biz kim oluyoruz ki, insanları yargılıyoruz.

Biz insanlar, Sevgi enerjisi ile yaşamayı tercih etmeliyiz. Sevgi enerjisini çekmeliyiz. Biz istersek, bize sevgi enerjisi verilir.

Yaratan yüce Rabbimiz, yarattıkları ile yarattıklarını sınar.

Yüce Allah, insanı insanla denerim diyor.

İnanç, iyi niyet ve hareket, kuantum sıçraması yaratarak, hayatımızı güzel bir şekilde değiştirmek için yeterlidir. Yaşamımızı; seçerek, isteyerek, dileyerek, sürdürüyoruz ve her düşündüğümüz an, yaşama yeni bir tohum ekiyoruz. Evrende yaşamımızı sürdürmek için.

Ektiğimiz çekirdeğin, neyin tohumu olduğunu, neyi yetiştirmek istediğimizi, bilerek tohumu seçmeliyiz ve ekmeliyiz. Sabırla, sevinçle ağacını yetiştirip meyve verdiğini imgelemeliyiz.

Olmasını istiyorum, dediğinizde o istediğiniz olur. Zira insan yaratanın ruhundan ruh taşıyor.

Yüce yaratan ol dediği nasıl oluyorsa, insanın dediği ve olması konusunda çaba içinde olması halinde istediği olur. İnsan da inanarak ve iyi işler yapmak konusunda içtenlikle arzulu olarak ol dediğinde o dediği olur.

Olumsuz düşünmek, isyan etmek, hiçbir fayda sağlamaz, İnsan sağlığını bozar. İnsan hem kendine hem de çevresine olumsuz enerji yayar. Çevresine zarar verir. Sevgisizleşir, gülümsemeyi unutur, çirkinleşir. Bu nedenle;

Her karşılaştığımız insana, bir gülümseme attığımızda ve güzel bir söz söylediğimizde, Yaşamın seyri güzelliklere yönelir, olumlu enerjiyi yayarız, çevremizi aydınlatırız.

Farkında olmak, kendini bilmek, kendini sevmek, içindeki "Ben" le tanışmak, kendi, kendiyle yüzleşmek, kendi kendiyle barışık olmak. Asil yaşamın gereğidir.

Yunus Emre, "BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ" demekle, görülen (Sübjektif) dış bedenin içinde, (Objektif) bir "Ben" olduğunu tarif eder. "Ete Kemiğe Büründüm, Yunus Olarak Göründüm" demekle,  bulunduğu enerjitik ortamdan, dünya ortamına geldiğini belirtmektedir.

Biz insanlar, bu dünyaya halife olarak geliyoruz. Yani dünyayı korumak üzere görevli olarak geliyoruz. Görevimizi doğru yaparsak, olanaklar önümüze yığınla serilir. Yeter ki doğru seçimler yapmayı bilelim. Doğru seçimler yaptığımızda mucizeler çoğalır.

Geçmişi geçmişte bırakalım. Şu an'a ve geleceğe yönelelim, geleceğe odaklanalım. Mana âlemine yönelelim ki, İstediğiniz gelsin, dilediğiniz olsun. Evrende her şey bolca vardır. Yaratan, dünyadaki canlılar için her şeyi bolca yaratmıştır. İnsanın mutlu olması için her türlü bolluk ve bereketi vermiştir.

Ancak günümüzde İnsan manevi değerlerden uzaklaşırken, Maddi değerlere önem veriyor. Maddeyi önemserken maddeyi yaratanı unutuyor. Egosuna yenik düşüyor. Manayı ve bu dünyayı insanın emrine veren yüce yaratanın öğütlerini almıyor.

Bu durum insanın körlüğüdür. Kendine yabancılaşmasıdır. Ruhsal değerlerden uzaklaşmaktır. Bunun sonucu olarak maddeye kul oluyor. Evreni yaratanının mülkünde geçici misafir.

olduğunu unutuyor.  Bunun cezasını, kendini yaratan rabbine döndüğünde görecektir.


Yüce Yaratan, insanı bu dünyaya, neşe saçsın, mutlulukları çoğaltsın, çevresini aydınlatsın diye gönderiyor. O halde gülümseyin, insanlara güzel bir Merhaba deyin ki, varlığınız belli olsun.

 

Yusuf YAMAN

09.09.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder