9 Kasım 2013 Cumartesi

Atatürk

ATATÜRK'ÜN RUHU ŞAD OLSUN 
ATATÜRK TÜRKİYE'Sİ VAR OLSUN

ATA.TÜRK’ÜN SİYASİ KİŞİLİĞİ

23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 29 ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edilmiş ve Atatürk oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Anayasa gereğince dört yılda bir Cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 31 ve 35 yıllarında TBMM Atatürk’ü tekrar Cumhurbaşkanı seçti.

Siyasi kimliği
Mustafa kemal Atatürk bağımsız, milli hâkimiyet, modernleşme ve çağdaşlaşma ilkelerinden kaynaklanan bir siyaset gütmüştür. Siyasi kişiliğinin en güçlü yanı devlet kurmasıdır. O, bu özelliği ile diğer reform ve devlet adamlarından ayrılır. Teokratik, monarşik, geleneksel ve din devleti olan Osmanlı İmparatorluğundan sonra, laik ve demokratik bir devlet kurmuştur. Mustafa kemal Atatürk, siyasal kişiliği ve dehası ile her şeyin sona erdiği, bittiği zannedildiği bir zamanda, milletine güvenle ve onunla elbirliği yaparak nelerin olabileceğini ortaya koymuştur. Atatürk, bu kişiliği ile bir milletin kurtuluşunu sağladığı gibi, geleceğini de inşa eden ender devlet adamlarındandır. Mustafa Kemal Atatürk, yurt gezileri ile devlet organlarını ve gelişmeleri denetledi. Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke başkanlarını, bakanlarını ve önemli şahsiyetleri ağırladı. 15-20 Ekim 1927 tarihinde Türk Kurtuluş savaşını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatan büyük nutku ve 29 Ekim 1933 yılında 10. yıl nutkunu Türk halkı ile paylaşmıştır.


Özel hayatı
Mustafa kemal Atatürk, özel hayatında çok sade yaşamıştır. Ankara ve Bursa Belediyelerine bir kısım taşınmazları bağışlamış, 1937 yılında çiftliklerini hazineye bağışlamıştır. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırmıştır. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe ve Rumeli türkülerine özel bir ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Zengin bir kitaplığı vardı. Akşam yemeklerinde sanat, bilim ve devlet adamlarını davet eder, ülke sorunlarını tartışırdı. Doğayı çok severdi. Fransızca ve Almancayı çok iyi konuşurdu.
Hatırası ve eseri önünde minnetle eğiliyoruz.

Atatürk’ün Bilim Ve Teknoloji İle İlgili Sözleri

Atatürkbilim ve teknolojiye çok değer veren bir devlet adamıydı. Her konuşmasında bu konuda mutlaka bir şeyler söylerdi. Çünkü ilerlemenin ve gelişmenin, bilim ve yakalanan teknoloji ile olabileceğine inanıyordu.

Atatürk’ün ünlü sözleri
“İlim, fen ve ihtisas nerede varsa, sanayi nerede varsa, gidip öğrenmeye mecburuz.”
“İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır.”
“Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.”
“Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.”
“İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin yapıcı yanlarını gösteriniz, ben takip edeyim.”
“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.”
“İlim tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.”
“Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur.”
  



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder