10 Kasım 2013 Pazar

Mutluluğun formülü bu 40 ayette saklı

Mutluluğun formülü bu 40 ayette saklı


İrfan Çelebi, “Vahiyden Kalbe” adlı çalışmasında yıllardır bulunamayan mutluluğun formülü nün Kur’an-ı Kerim’deki 40 ayette saklı olduğunu söylüyor. İşte o ayetler…

İsra 37:
Kibirli olma, alçakgönüllü davran. (Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.)

Müddesir 1-5:
Kendini fazla abartma.
1. Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)
2. Kalk da uyar.
3. Rabbini yücelt.
4. Nefsini arındır.
5. Şirkten uzak dur.

Tekvir 25-27:
Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma
(25. Kur’an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.
26. (Hâl böyle iken) nereye gidiyorsunuz?
27,28. O, âlemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.)

Bakara 156:
Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma. (Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.)

Beled 5-6:
Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
(5.İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
6″Yığınla mal harcadım” diyor.)

Hucurat 10:
Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma. (Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.)

Muhammed 7:
İyiliği karşılık beklemeden yap. (Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.)

Rum 21:
Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster. (Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.)

Vakıa 83-87:
Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
(83. Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
84. Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.
85. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.
86,87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!)

Bakara 263:
Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme. (Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir)

Furkan 63:
Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle. (Furkân63. Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.)

İnşirah 1-3:
Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
(1. (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?
2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?)

Maun 4-5:
Bu nedenle, şu namaz kılanların vay haline! Onlar namazlarında gafildirler.
(4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.)

Mücadele 7:
Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma. (Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir.)

Rahman 7-9:
Çıkarcı olma. Adil davran.
(7. Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
8. Ölçüde haddi aşmayın.
9. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.)

Tekasür 1-2:
Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme. (1,2. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.)

Tevbe 40:
En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma. (Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.)

Fatır 19-22:
Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.
(19. Kör ile gören bir olmaz.
20. Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
21. Gölge ile sıcaklık bir olmaz.
22. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.)

Fecr 27-28:
En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
(27. (Allah, şöyle der) : “Ey huzur içinde olan nefis!”
28. “Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!”)

Hakka 33-35:
Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
(33. “Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu.”
34. “Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.”
35. “Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur.”)

Haşr 10:
Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol. (Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.)

Kalem 1-2:
Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan. (1-2. Nûn (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin)


Münafıkun 4:
Bencil olma, tebrik etmeyi bil. (Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!)

Saff 2:
Yalandan uzak dur. (Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?,)

Yusuf 32-33:
Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
(32. Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”

Ankebut 41:
İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma. (Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!)

Al-I İmran 92:
İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma. (Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.)

En’am 50:
Önyargılarla hayatı kendine zehir etme. (De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”)

En’am 60:
Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın. (O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O’nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.)

Felak 1-5:
Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç. (De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”)

Hacc 46:
Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama. (Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama ibret almadılar). Çünkü gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.)

İbrahim 42:
Merhametli olmaktan asla vazgeçme. (Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.)

İsra 23:
Anne ve babana ‘üff’ bile deme. (Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.)

Nisa 149:
Kendini sürekli övmekten uzak dur. (Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.)

Yunus 12:
Vazgeçilmez olmadığını Kabul et. (İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler, böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir.)

Enfal 56:
Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma. (Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında antlaşmalarını hiç çekinmeden bozan kimselerdir.)

Furkan 43:
Heveslerini kendine ilah edinme. (Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?)

Necm 3:
İnanma duygunu diri tut. (O, nefis arzusu ile konuşmaz.)

Nisa 58:
Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme. (Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.)

Fatiha-2:
Alemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol..


9 Kasım 2013 Cumartesi

Atatürk

ATATÜRK'ÜN RUHU ŞAD OLSUN 
ATATÜRK TÜRKİYE'Sİ VAR OLSUN

ATA.TÜRK’ÜN SİYASİ KİŞİLİĞİ

23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. 29 ekim 1923’de Cumhuriyet ilan edilmiş ve Atatürk oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Anayasa gereğince dört yılda bir Cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927, 31 ve 35 yıllarında TBMM Atatürk’ü tekrar Cumhurbaşkanı seçti.

Siyasi kimliği
Mustafa kemal Atatürk bağımsız, milli hâkimiyet, modernleşme ve çağdaşlaşma ilkelerinden kaynaklanan bir siyaset gütmüştür. Siyasi kişiliğinin en güçlü yanı devlet kurmasıdır. O, bu özelliği ile diğer reform ve devlet adamlarından ayrılır. Teokratik, monarşik, geleneksel ve din devleti olan Osmanlı İmparatorluğundan sonra, laik ve demokratik bir devlet kurmuştur. Mustafa kemal Atatürk, siyasal kişiliği ve dehası ile her şeyin sona erdiği, bittiği zannedildiği bir zamanda, milletine güvenle ve onunla elbirliği yaparak nelerin olabileceğini ortaya koymuştur. Atatürk, bu kişiliği ile bir milletin kurtuluşunu sağladığı gibi, geleceğini de inşa eden ender devlet adamlarındandır. Mustafa Kemal Atatürk, yurt gezileri ile devlet organlarını ve gelişmeleri denetledi. Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke başkanlarını, bakanlarını ve önemli şahsiyetleri ağırladı. 15-20 Ekim 1927 tarihinde Türk Kurtuluş savaşını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatan büyük nutku ve 29 Ekim 1933 yılında 10. yıl nutkunu Türk halkı ile paylaşmıştır.


Özel hayatı
Mustafa kemal Atatürk, özel hayatında çok sade yaşamıştır. Ankara ve Bursa Belediyelerine bir kısım taşınmazları bağışlamış, 1937 yılında çiftliklerini hazineye bağışlamıştır. Mirasından kız kardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırmıştır. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe ve Rumeli türkülerine özel bir ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Zengin bir kitaplığı vardı. Akşam yemeklerinde sanat, bilim ve devlet adamlarını davet eder, ülke sorunlarını tartışırdı. Doğayı çok severdi. Fransızca ve Almancayı çok iyi konuşurdu.
Hatırası ve eseri önünde minnetle eğiliyoruz.

Atatürk’ün Bilim Ve Teknoloji İle İlgili Sözleri

Atatürk, bilim ve teknolojiye çok değer veren bir devlet adamıydı. Her konuşmasında bu konuda mutlaka bir şeyler söylerdi. Çünkü ilerlemenin ve gelişmenin, bilim ve yakalanan teknoloji ile olabileceğine inanıyordu.

Atatürk’ün ünlü sözleri
“İlim, fen ve ihtisas nerede varsa, sanayi nerede varsa, gidip öğrenmeye mecburuz.”
“İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin, yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır.”
“Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.”
“Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.”
“İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin yapıcı yanlarını gösteriniz, ben takip edeyim.”
“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.”
“İlim tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.”
“Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı, akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkûmdur.”
  



8 Kasım 2013 Cuma

İnsanları dünyaya gelişi ve Hakka dönüşü

İNSANLARIN DÜNYAYA GELİŞİ VE HAKK'A DÖNÜŞÜ
İnsanların dünyaya gelişi, AŞK ile olur. Yani insan AŞK mahsulüdür. İnsan bu dünyaya aşk ile gelir. Bu dünyada tabi tutulduğu imtihana göre, kazandığı iyi ya da kötü sonuçlara göre, ahiretteki yerini belirler.
Dünyaya gelen her insan ömrünün sonunda Allah'a dönüş yoluna girer. Buna Hakka yürüdü derler. Ancak Allah'a giden yolda, Allah korumasında olanlar, kolaylıkla Hakk'a yürürler. Cennet'e Allah'ın yardımıyla ulaşabilirler.
İnsanların ilahi âleme (ahrete) gidişleri, insanların dünyada yaptıkları iyilik nedeniyle kazandığı sevap ve iyi şeyler ve yaptığı kötü şeyler nedeniyle alacağı cezaya göre farklılık arz eder.
AL-İ İMRAN:30-O gün her nefis, yaptığı her hayrı hazır bulacaktır. İşlediği her kötülükle kendisi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah sizi kendisinin emirlerine karşı gelmekten sakındırıyor. Allah kullarına şefkatlidir.
İnsanlar bu dünyaya imtihan için gelirler. İnsanların bu imtihana gelmeden önce, ilahi yaşam yasası enerjitik olarak Allah'ın emri doğrultusunda hazırlanır ve ana rahmine düşen insanın genlerine işlenir. Ayrıca dünyada imtihan konusunda, insanın yapması gerekenler ve yapmaması gerekenler konusunda, indirilen ilahi kitaplarla kendilerine yol gösterilir. Bu nedenle biz insanların kendimizi tanımak ve Allah'ın gösterdiği yaşam yolunu takip etmek için, Kuran'ı Kerimi okuyup anlamalıyız. Kuran'ı Kerim'in OKU emri ile başlaması boşuna değildir.
İnsanlar için ölümün takdir edilmesi ve sebebi Vakia suresi 61. Ayette şöyle açıklanmaktadır.

VAKİA: 61- Size böyle ölümü takdir ettik ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden inşa edelim.

Yani insanlar, dünyayı terk ettiğinde, ilahi âlemde, bilmediğimiz, yeni bir şekle büründürülüyoruz. Nasıl ve ne şekilde olacağını Allah biliyor.
İnsanlar genlerine işlenen yaşam programlarının şifrelerini çözüp ilahi yolu takip etme konusunda kendisinde var olan ilahi özelliklerin farkına varırsa, yani insan kendini tanırsa, kendisinin Allah ruhundan Ruh taşıdığını bilirse, kendisinde mevcut olan ilahi âlemle iletişim kurma araçlarını harekete geçirebilirse, ilahi âlemle iletişim kurabilir. Bu insana, Allah tarafından bahş edilen bir özelliktir. Ancak insanoğlunun çoğu, Egosunu ön plana alarak, dünya malına tamah ederek kendindeki bu özelliklerinin farkına varamamaktadır.
İnsanoğlu bu dünyada verdiği imtihana göre, toplanma gününde,  (Hesap günü, Din günü, Ceza günü de deniyor ) ilahi âleme üç sınıfa ayrılarak kabul edilirler.

1.      Sâbıklar (Allah'a yaklaştırılanlar)
2.      Amel defteri sağ yanından verilenler. (Cennetlikler)
3.      Amel defteri sol yanından verilenler. (Cehennemlikler)
1-Sâbıklar; diğer insanları doğru yola davet eder ve insanları Allah giden yolda olmaları konusunda eğitime tabi tutarlar. İyiyi tavsiye eder, kötüden sakınmalarını öğütlerler. Daima iyi güzel, faydalı ve kalıcı işler yaparlar. Allah kelamı konusunda insanları bilgi sahibi yaparlar. Bu gibi insanlar, Allah'a yaklaştırılan insanlardır. Bunlar Kuran'da Sâbıklar olarak tarif edilirler.  
Bunların yeri Nimet Cennetleridir.
"Sâbıklar: iman edip sâlih ameller işleyen, haram ve günahlardan sakınan en değerli insanlardır. İbrahim'in soyundan gelen insanlar ve torunlarının olduğu Kuran'da Al-i İmran suresi 33. Ayette şöyle açıklanmaktadır.

AL-İ İMRAN:33. 34- Allah, Âdem'i, Nuh'u İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Bunlar birbirinden türeyen nesillerdir. Allah işitendir bilendir.

Allah İbrahim peygamber hakkında Onun dosdoğru bir Müslüman olduğunu Al-i İmran 67 de şöyle belirtir.

AL-i İMRAN:67- İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyan'dı,  dosdoğru bir Müslüman idi. Müşriklerden de değildi.

Bu insanların (Sâbıkların) Nimet cennetlerindeki durumları vâkia suresinde şöyle açıklanmaktadır.                 
Vâkia:10.11.12.13.14- Ve Sabıklar, sabıklar. İşte Allah'a yaklaştırılanlar. Nimet cennetlerinde. Çoğu öncekilerden. Birazı da sonrakilerden olan bu insanlar
Vakia:15,16-Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler. Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
Vakia:17.18.19-Çevrelerinde ebedi yaşama erdirilmiş gençler dolaşır. Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle. Bir şarap ki, onda ne başları ağrıtılır, nede akılları giderilir.
Vakia:20.21.23-Beğendikleri meyveler, canlarının çektiği kuş etleri, iri gözlü huriler, saklı inciler gibi; yaptıklarına karşılık olarak.
Vakia:25.26- Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler. Duydukları söz yalnız "Selam, selam"dır.
2-Amel defteri sağ yanından verilenler
Amel defteri sağ yanından verilenlerin cennetteki durumları vakia suresinde şöyle açıklanmaktadır.
Vakia: 27- Sağın adamları (amel defterleri sağ yanından verilenler) nedir o sağın adamları.
Vakia 28.29.30.31.32.33.34- Onlar; Dikensiz kirazlar, kökünden tepesine kadar meyve dizili muzlar. Uzamış gölgeler, fışkıran sular. Pek çok meyve arasında. Tükenmeyen ve yasaklanmayan. Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
Vakia:35.36.37.38.39.40-Biz oradaki kadınları da yeniden bir güzel inşa etmişiz. Onları bakireler yapmışızdır. Hep yaşıt sevgililer. Sağın adamları için. Bu sağcıların bir bölümü öncekilerdendir. Bir bölümü de sonrakilerdendir.
Sağın adamları; Korunanlar, İnanıp İyi İşler Yapanlar, Çokça Allah'ı Zikredenler, Seherlerde İstiğfar Edenler, Mallarında Dilenci Ve Yoksullar İçin Pay Ayıranlar olarak zariyat suresinde şöyle anlatılmaktadır.
Zariyat:15.16.17.18.19-Korunanlar cennetlerde çeşme başlarındadırlar. Rablerinin kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı. Geceleri pek az uyurlardı. Seherlerde onlar istiğfar ederlerdi. Mallarında dilenci ve yoksullar için hak vardı.
Ayrıca Lokman, Secde, Tur, Kamer ve Rahman surelerinde yaptıklarına göre hak ettikleri cennetler şöyle açıklanmaktadır.
LOKMAN: 8,9- İnanan ve iyi işler yapanlara nimeti bol cennetler vardır. Orada ebedi kalacaklardır. Bu Allah'ın gerçek vaadidir. O, üstündür hüküm ve hikmet sahibidir.
SECDE: 19- İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar yaptıklarına karşılık durulmağa değer cennetlerde ağırlanırlar.
TUR: 17- Korunanlar da cennetlerde nimet içindedirler.
KAMER:54.55- Korunanlar cennetlerde ırmaklar kenarındadırlar. Güçlü padişahın huzurunda, doğruluk koltuklarında bulunmaktadırlar
RAHMAN:46- Rabbinin divanında durup hesap vermekten korkan kimseye iki cennet vardır.

RAHMAN:48.50.52.54.56.58.60- İkisinin de çeşitli ağaçları, meyveleri var. İkisinde de akıp giden iki kaynak var. İkisinde de her meyveden iki çift var. Orada astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin devşirmesi de yakındır. Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler vardır ki, bunlardan önce onları ne insan ne de cin kanatmamıştır. Sanki onlar yakut ve mercandırlar. İyiliğin karşılığı yalnız iyilik değil midir?
RAHMAN:62- Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha vardır.
RAHMAN:64.66.68.70.72.74.76.78- Yemyeşildirler. İkisinde de fışkıran iki kaynak var. İkisinde de meyve hurma ve nar var. Onlarda da iyi huylu, güzel kadınlar var. Çadırlara kapanmış huriler. Bunlardan önce onları ne insan ne de cin kanatmamıştır. Cennettekiler yeşil yastıklara ve harikulade güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar. Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!

MÜ'MİNÛN:57.58.59.60.61-ayetlerinde Korunanlar şöyle tanıtılmıştır: "onlar ki; rablerinin korkusundan titrerler. Ve onlar ki, rablerinin ayetlerine inanırlar.  Ve onlar ki, rablerine ortak koşmazlar. Verdiklerini rablerinin huzuruna dönecekler diye kalpleri korku ile ürpererek verirler. İşte onlar hayır işlerinde yarış ederler ve onlar hayır için önde giderler".

3-Amel defteri sol tarafından verilenler
VAKİA 41- Solun adamları (amel defterleri sol yanından verilenler), nedir o solun adamları?
VAKİA 42.43.44.45.46.47.48.49.50- Onlar, Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içindedirler. Kara dumandan bir gölge altındadırlar. Bir gölge ki, ne serindir ne faydalı. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı. Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı. Ve diyorlardı ki "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?  Önceki atalarımız da mı? De ki "Öncekiler de sonrakiler de".  Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır.
VAKİA:51.52.53.54.55.56- Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar o zaman toplanacaksınız. Suçlular mutlaka bir zakkum ağacından yiyecekler. Onunla karınlarını dolduracaklar. Üzerine de kaynar su içecekler. Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir. İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir.


Delikçiklere işleyen ateş: Manyetik alan kuvvet hatlarının meydana getirdiği yanma olduğunu düşünüyorum. 

4 Kasım 2013 Pazartesi

Alışkanlıklar ve 21 gün kuralı

ALIŞKANLIK VE 21 GÜN KURALI

Alışkanlıklar beyinde 20 günde oluşmaktadır. 20 gün boyunca aynı şeyi yapan insan 21. günde alışkanlık kazanmış olur. Tıpkı sigara alışkanlığı gibi. 

Araba kullanmaya başladığımızda vitesi, debriyajın yerini, sinyali verirken düşünürüz ama belli bir süre sonra beyin bunu otomatiğe bağlar hani kişisel gelişim kitaplarında hep yazar ya  20 gün aptalım diyen, 21. gün aptal olur.

Alışkanlık, bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız.      
Horace Mann 

Alışkanlıklar bırakılmazlarsa, zamanla ihtiyaç haline gelirler.     
St. Augustine 

Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olur.                   
Benjamin Disraeli 

Alışkanlıktan daha büyük bir şey yoktur.               
Ovidius 

Hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.           
Balzac 

İlk gördüğümüz zaman korktuğumuz nice şeyler vardır ki, zamanla alışır, hiç aldırmaz oluruz.                              
Aisopos

İnsan alışkanlıklarının çocuğudur.         
İbn-i Haldun

Mademki alışkanlıklar hayatımızın en ileri gelen hakimleridir, öyle ise ne yapıp yapıp iyi birini edinmeye çalışmalıyız. 
Francis Bacon

 Tilki, derisinden vazgeçer de, alışkanlıklarından vazgeçmez.
 Suetonius


 21 GÜN KURALI 

Sadece irade kullanarak alışkanlık değiştirme çabaları ancak kısa bir süre işe yarar. Sonra eski alışkanlıklara geri dönülür. Çünkü bilinç ile bilinçaltı çatıştığında kazanan daima bilinçaltıdır. Örneğin, siz bilinçli olarak sigarayı bırakmak isteyebilirsiniz ama bilinçaltınızda sigarayla ilgili olumlu bir kayıt olduğu sürece iradenizi kullanarak sigarayı bir süre bıraksanız bile bir müddet sonra yine başlarsınız. Bilinçli zihin dakikada dokuz düşünceyi bilinçli olarak algılayabilir; ama bilinçaltı bir dakikada 2.3 milyon bilgi parçacığını prosesten geçirir. 

Olumlu ve olumsuz alışkanlıkların, yaşam deneyimlerinin, inançların belleği bilinçaltındadır. 

Bir alışkanlığı ondan kurtulmaya çalışarak değiştiremezsiniz ama yeni bir alışkanlık yaratabilirsiniz. Kötü alışkanlıkları yok etmek, yeni bir şeyi öğrenmekten daha zordur. Yeni bir alışkanlığı yerleştirmek için 21 gün boyunca hiç ara vermeden tekrar gerekir. Çünkü yeni alışkanlığın zihinde ve hücresel bellekte kalıcı olarak yerleşmesi 21 gün sürer. Alışkanlıklar tekrarlana tekrarlana kazanılır. Yeni alışkanlığın da zihinde kalıcı sinir ağı “otoyolu” yaratması 21 gün tekrar edilerek oluşur. Zihniniz ve kaslarınız tekrar edilen bir şeyi otomatiğe bağlar. Dişinizi fırçalamak, yürümek ya da ayakkabınızı bağlamak için düşünmüyorsunuz değil mi?  


Bireysel gelişim yolculuğunuzda bilinçaltınıza belirli bir olgunlaşma süresi tanımanız gerekir; bunu kuluçka dönemi olarak düşünün. Unutmamanız gereken, bu 21 günlük kuluçka dönemini hiç sekteye uğratmadan tamamlamanız gerektiğidir.