1 Eylül 2013 Pazar

Gerçeğin Farkına Varalım Artık


GERÇEĞİN FARKINA VARALIM ARTIK!!!
SÜPER MUTLAK İLAHİ İDARE TEKTİR VE EVRENSELDİR.
Bölünmelerin Sebebi İnsanlardaki Ego ve Bilgisizliktir.
Allah katında din İslâm’dır. İbrahim Peygamberden itibaren gelen bütün Peygamberler İslam dinini anlatmıştır. Ancak insanlar, egolarının arzusu ve zihinlerinin bencilliği ile her gelen peygamberin ayrı bir din getirdiğinin vehmine kapılmışlardır.

Evrensel olan dini, Din adamları, Siyasetçiler ve bazı menfaatçi hatırlı insanlar, dini egoları doğrultusunda menfaatleri için kullanmaya ve yöresel duruma düşürüp, etrafına topladıkları insanlarla dini parça parça ettiler.

Bununla da yetinmeyip, dinde mezhepler, tarikatlar, cemaatler oluşturup, Allaha eşkoşmaya ve dünya düzenini meta ve menfaat üzerine kurmaya başladılar. Kendileri gibi düşünmeyenleri kötüleyip sorgulamayı yasaklayıp sanki kendileri gibi olmayan insanları Allah yaratmamış bu dünya nimetlerinde onların payı yokmuş gibi farz edip, insanları kötüleyip dünya da savaşların olmasına, kan ve gözyaşı dökülmesine sebep oldular. Sonuç olarak insanların dinde meydana getirdiği ayrımcılıklar sürekli savaşların sebebi olmuş, dünya düzen tutmaz olmuştur. Evrensel düşünüp evrensel hareket eden Hidayete ermiş insanlar sürekli baskı ve hakaretlere maruz kalmış, kimisi de bunu canı ile ödemiştir. Bu konu ile ilgili Kuran ayetlerine bakalım.

Kur’an Bakara 163 “Tanrınız Bir Tek Tanrıdır Ondan Başka Tanrı Yoktur, O Rahman’dır, Rahim’dir” diyor. Çünkü “O, Her şeyi kuşatmıştır Allah’ın İnsanlara Gönderdiği Yaratma ve Yaşatma Yasası’nın Esası Olan Din Tek dir.

Kur’an Rum:30“O Elçisine diyor ki; Sen Yüzünü Allah’ı Bir’liyici olarak doğruca Din’e çevir Allah’ın Yaratma Yasasına, Allah insanları ona göre yaratmıştır. Allahın yaratması değiştirilemez. İşte doğru Din o’dur, fakat insanların çoğu bilmezler”

Rabbin Yaratma Yasasında İnsanoğlu Din konusunda bir bütündür. İnsanoğlu bu birliği sağlayamadıkça Nizamın Şuuruna ulaşamayacaktır. Huzuru bulamayacaktır. Bilinçsizce yapılan ve yapılacak olan hataların bedelini insanlık çok acı bir şekilde ödemektedir.

Kur’an Bakare:213 İnsanlar bir tek ümmet idi, sonra Allah Peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi

Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü, Kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle inananları onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.

Allah dilediğini doğru yola iletir.

Dünyamızda Din’deki bu parçalanmalar, bölünmeler, her Peygamber aynı şeyleri tebliğ etmelerine rağmen her peygambere bağlı toplulukların tebliğleri ayrı bir din gibi algılamaları, ayrıca din olarak algıladıklarını da kıskançlık ve çekememezlik nedeniyle dini mezheplere bölünmesi her mezhep imamının etrafına topladığı insanlarla övünür hale gelmesi, ayrıca bu mezheplerin tarikatlara ve cemaatlere ayrılması İnsanların Rabbine Giden Yol da birlik olmaları gerekirken insanlar arasında ayrılıklara, bölünmelere, savaşlara ve egoların tatmini şekline dönüşmüştür. Bu gibi bölünmeleri Yüce Rabbin istemediği Kuran da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen insanlar Kitabı Okumadıklarından söylenenin doğruluğunu kaynağından (Kuran’dan) araştırıp öğrenmediklerinden Yaratanı bırakıp yaratılana inanarak bağlandıklarından şirke de girmiş oldular.

Evreni Yaratan Yüce ALLAH, Kuran’ı Kerim de:

Al-i İmran:100, “Ey İnananlar kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra (onlar) sizi döndürüp kâfir yaparlar” diyor.

Bakara:109,“Kitap sahiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin hoş görün. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir”.


Enam:159,”O” Elçisine diyor ki;“Dinlerini parça parça edip, grup, grup olanlar var ya senin onlarla bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.”


Yunus:19
“İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di.

 

Neydi o geçen söz? Şura 14 ü okuyalım.

Şura:14“Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmemiş olsaydı, aralarında hüküm verilir işleri bitirilirdi. Onlardan sonra Kitaba varis kılınanlar ondan kuşku veren bir şüphe içindedirler

Enbiya:92“İşte bu sizin ümmetiniz, bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin.

 
Mü’minun:52 “Ve İşte bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Sizin Rabbinizim benden korkun” dedik.

Mü’minun:53“Fakat işlerini arlarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her parti, (dini gurup) kendi yanında bulunanlarla sevinmektedir.

Mü’minun:54“Bir süreye kadar onları (daldıkları) gaflet içinde bırak.

Enbiya:93“İşlerini aralarında parçaladılar, (Tanrıdan gelen dini parça parça ettiler, ayrılığa düştüler; hepsi (sonunda) bize döneceklerdir”.

Al-iİmran:105 “Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır

Görülen odur ki, bu bölünmelere sebep olanların mutlaka cezalandırılacağı, Yüce Yaratan Al-i İmran:105 te açıkça belirtmiştir.

Kuran: Enam 159 “Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir”

Hicr Suresi: 91-92 Onlar ki Kur’anı bölük bölük ettiler. Senin Rabbin hakkı için, Biz onların hepsini mutlaka soracağız.

Kuran’ın bu apaçık gerçeğine rağmen hala dinde ayrılıklarını sürdürenler, mezhepçilik yapanlar, bölünmelere sebep olanlar, hangi yüzle Yüce Rabbin Divanına varabilirler?

O diyor ki, Sabır Ehli Kullarım ise Bana Varacak Olanlardır. O’na varan yolda sabırla çaba gösterenler, sonunda Onun Divanına varırlar. Yüce Rabbin Divanına varmak için her birey kendi bilinç ve gönül ışığına göre Sisteme bağlanarak yarınların ışığı olmak, Rabbin rızasını kazanmak için hazırlanmalıdır. Bu hazırlık için aracısız olarak, öncelikle İslam’ın Kitabı olan Kuran’ı anlayacak şekilde okuyup dinin gerçeğini öğrenip doyuma varmalıdır.

Hakikat İlmini Bilmeden Evrensel Şifreleri doğru şekilde çözmek mümkün değildir. Hakikat ilmini bilmek de Yaratma ve Yaşatma Yasası olan RAB den gelen Din Kitaplarını Okuyup anlamakla olur. Mürşit'in verdiği doğru bilgilerle olur. Ruhsal olarak doyuma erişmekle olur.

Enam:64-De ki:“Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarıyor, sonra siz yine O’na ortak koşuyorsunuz.

Enam:65-De ki:“O, sizin üzerinize üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa kadirdir.” Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz?

ENAM:159-Dinlerini parça parça edip grup grup olanlar var ya senin onlarla bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır, sonra Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.


Değerli dostlar, daha nasıl açıklanmalı ki, İnsanlar Rabbin gerçeklerine inanıp iyi işler yapsınlar? Evrensel düşünüp evrensel olsunlar.


Yusuf YAMAN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

30 Ağustos 2013 Cuma

Hikmet Nedir


Hikmet Nedir


Hikmet: Teoriyi pratiğe dönüştürmektir.


Hikmet: Bilgiyi üretime dönüştürme işlevidir.

Hikmet: Kâinatın yasalarını keşfetmek ve bunları dünyaya zarar vermeyecek şekilde insanların yararına kullanmaktır.


Hikmet: İnsanın  bilgilenip, yaradılış ilmini öğrenip, özüne dönmek , Allah’a şükretmek de hikmettir.


Hikmet: Bilgi insana en büyük lütuf dur .Bu lütfu  bilmeyenlerle paylaşmak ve bu lütfun gereğini  olan insan yararına yenilikler yapmak  yeni şeyler üretmek Allah’ın emridir ve hikmettir.


Hikmet: Bilginin insan yararına kullanılması üstün amaçtır ve hikmettir. İnsan yararına kullanılmayan bilgi hikmet olmaktan çıkar.


Hikmet: Doğruyu görüp, güzel davranmak ile insanlara yardımcı olmak da hikmettir.


Hikmet: Allah’ın insanlar için yarattıklarını idrak edip ŞÜKRETMEK de hikmettir.


 


19 /06/2009 cuma

GERÇEK İNSANDA ÖZDEN ÇABALAR BİRLİĞİ SAĞLAMAYA YÖNELİK OLMALI


GERÇEK İNSANDA ÖZDEN ÇABALAR BİRLİĞİ SAĞLAMAYA YÖNELİK OLMALI

Derleyen :Yusuf YAMAN

—  Ferdi çıkarların, özden gelmeyen çabaların insani düzeyde yeri yoktur.

—  Her olayda ve Mesajlarda önce hazırlık, sonra uyarı, daha sonra Bilgi ve uygulama gelir. Uygulamalar Birliğe yönelik olmalıdır.

—  Şu an Bilgiler, Bilinmeyenlerin kapılarını zorlamaktadır.

—  Bu nedenle acabalar, çelişkiler çoğalmıştır. Çelişkiler içinde olan toplumlarda menfaatçiler, Ferdi çıkarları için bunu körüklerler. Bu gün Ülkemizde yaşananlar gibi, görüntüler hiç iç açıcı değildir.

—  Şu an içinde bulunduğumuz Kozmik Çağ,  Biz insanların, Gerçek İnsan (Tekâmül etmiş insan) olmamızı sağlamak için bir imtihandan geçiyoruz.

—  Bu seçim Rabbin insanları Arındırma ve Seçim Sürecidir. İnsanların Aklını kullanıp kullanmadığının, O’nun gösterdiği yolda, Doğrulukta ve Dürüstlükte, İyileri ve Kötüleri seçme sürecinde sergilediği fiillerin değerlendirilmesidir.

—  Gerçekte bu süreç doğumdan ölüme kadar olan ömür sürecinde her an vardır. Şimdi Çağımızdaki Teknolojik gelişmeler  ile Hızlı Evrim (Hızlı Tekamül) devrededir.

—  İnsanların Hızlı Evrime tabi olduğu günümüzde, insanlar arasındaki ayrılıklar gerçek insanın yetişmesinde ki aşamada hiç iç açıcı değil.

YARINLARA HAZIRLANMAK

—  Yarınlara hazırlanmak, farkında olarak hazırlanmak. Sorumluluk taşımak, Görevli olarak daima iyiyi, güzeli, yararlıyı,  kalıcı olanı yapmak,  insanlara yardımcı olmak sorumluluğunu taşımakta olduğumuzu unutmamalıyız.

—  İlâhi Planda Yaradan Bize güzel bir yol çizmiştir, Bize Akıl, Mantık, Şuur ve Vicdan vermiştir. Gösterilen bu güzel yolda gitmemizi sağlamak için Vahiy yolu ile kitaplar göndermiştir. Ancak Egoistler bu güzellikleri bozdular, bozuyorlar, Ayrılıklar oluşturup kan ve gözyaşlarına sebep oluyorlar.

—  Bu güzel yolda İdrakli-Mantıklı-Şuurlu-Vicdanlı bir şekilde yürüdüğümüz takdirde Rabbimizin yardımları daima üstümüzde olacaktır.

—  Göksel Güçler O’nun Emri ile her an bize yardımcı olacaklardır.

—  Dünyamızda; Araştırıcı, Geliştirici, Bilgi paylaşımcı, Bilinçli, Ulaştırıcı Düşünce Potansiyeline ihtiyaç vardır. Barış içinde Birlik olmak, Dünya nimetlerini Adil paylaşmak, Karşılıklı Sevgi ve Saygıda kusur etmemek.  Bu insanların Halife olarak dünyaya gelişlerinin gereğidir.

—  Kozmik Akımlar İnsanlarda bu etkiyi yapmak için gönderilir. Ancak günümüz İnsanlarındaki Bilgi düzeyindeki düşüklük, bu Bilgi Porlarını çekme gücüne sahip olmadığından, İnsanlar gelen bilgileri anlamıyor, kavrayamıyor.  Sonuç çelişkiler,  kavgalar ve gözyaşlarıdır.  Hâlbuki Evrensel çağrı;  Evrensel birlik ve bütünlük istemektedir.

  YÜREK, AŞK, DOSTLUK VE İLİŞKİLER

—  YÜREK, Yaşamın tüm büyük değerlerine, tüm nihaiyi değerlerine  açılan  kapıdır. Her şeyi yürek düzenler. Dış yapı yüreğin güdümündedir. Yürek Ruh’a nefes verir. Ruh insanı maddi âlemin üzerine çıkarır.

—  Maddeye bağamlı olan insan bu dünyanın nesneleri içine atılmıştır. Maddenin nedensellik  ilişkisi  içinde kalan insan tutsaktır.

—  Maddeyi aşıp mana evrenine ulaşmak lazımdır. Akıl maddenin rehberidir. Mananın Ruhun rehberi yürektir.

—  Bu Rehber insanı tanır.  Katına ulaştırır. Maddenin kutsallığından kurtarır.

—  Aşk Tanrıya götüren yoldur. Ancak günümüzde Aşkı hayvani bir cinselliğe indirgenerek çirkinleştirildi.

—  Aşk Tanrının en büyük armağanıdır İnsanlara. Ruhun gıdası Aşk tır. Aşk İlâhi alana açılan kapıdır.

—  Yüreğin Büyük değerlerinden biri de; Sevgi ilişkisi, Dostluk ilişkisi, Akıl ilişkisidir.

—  Sevgi İlişkisi: Anne ile çocuğu arasındaki ilişki, Karı ile Koca arasındaki ilişki, Kardeşler arasındaki ilişki. Bu ilişkilerin kaynağı yürektir.

—  Dostluk: Bu Sevgiden daha derin. Tüm dünyayı kucaklamaktır dostluk.

—  Akıl İlişkisi: Öğretmen ve Öğrenci ilişkisi, Bilgiyi paylaşma ilişkisi gibi.

—  Hakikatin İdrakine varan İnsanlığa, yarınların perdeleri açılmaktadır.

  İBADET VE HAKİKAT

—  İlâhi Planda verilen öneriler  (Yaratma ve yaşatma yasası) olan Din doğrultusunda Bilinçli olarak hareket etmek  (Hurafelerden arınmış)  O’na giden yolda birlik olmak İnsanlığın Aydınlık yolu olacaktır.

—  Hiçbir şeyde zorlama yoktur. O’nun verdiği öneriler doğrultusunda hareket etmek İnsanlığın kurtuluşu olacaktır.

—   İbadet her insanın O’na varmak için yaptığı yakarış, teslimiyet, dua ve isteklerdir.  İbadette şekilcilik yoktur. İçten geldiği gibi ve yaşamın gerektirdiği gibi ibadet edilir. Bu sebeple İnanıp İyi, Güzel, Faydalı ve kalıcı işler yapmak ve düşünceyi üretime dönüştürmek, hem İbadet hem de Hikmettir.

—  Din adamlarının üzerinde anlaşamadıkları İbadetler konusunda bakın Kuran’da Rabbim ne diyor.

—  Hac Suresi 67. Ayeti: Biz İnsanlara her Ümmete bir İbadet yöntemi  (Mensek) yaptık. Bu işte seninle asla çekişmesinler, Sen Rabbine çağır. Kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.

—  Maide Suresi 47.Ayeti: İncil sahipleri Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar yoldan çıkmışlardır.

—    Ankebut Suresi 11 Ayeti: Allah elbette; İnananlarla ikiyüzlüleri açığa çıkaracaktır.

—    Bu demektir ki Yüce Yaratan ve Yaşatan her ümmete bir ibadet yöntemi vermiş, insanların bu konuda çekişmelerini de uygun görmemektedir.

 

29 Ağustos 2013 Perşembe

Öğrendim öğrenilecek çok şey var


Öğrendim öğrenilecek çok şey var
Kader sandığımız şeyin yaptığımız seçimlerden ibaret olduğunu öğrendim…

İnsanın kendisini değiştirmesi bile ne kadar zorken, karşımdakini değiştirmeye çalışmamayı, kabul edemediğim yerde çekip gitmeyi öğrendim…

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmeyi öğrendim…

Gerçek bir gelecek için geçmişi affetmeyi öğrendim…

Aslında sadece affetmeyi öğrendim, her şeyden önce kendini affedebilmeyi…

İlk aşkımın aslında çocukluk aşkım olduğunu, her son sandığım aşkımın da aslında son aşkım olmadığını, insanın defalarca aşık olabileceğini öğrendim…

Aşkın ömrünün kelebek ömrü kadar olduğunu, onun da genellikle pamuk ipliğine bağlı olduğunu öğrendim…

Aşkın en ızdırap vereninin bile aşksız kalmaktan daha az acıttığını öğrendim…

Birini gerçekten sevmenin onu özgür bırakmak olduğunu öğrendim…

Kimseyi sevgiye mahkûm etmemeyi öğrendim…

Ne kadar başarılı, zengin olursak olalım en büyük başarının kalpten sevebilmek, en büyük zenginliğin sevdiğin kadar sevilmek olduğunu öğrendim…

Hayatta mucizelerin var olduğunu ama mucizeyi beklerken hayatı ıskalamamak gerektiğini öğrendim…

Annemin nasihatlerinin ne kadar doğru olduğunu, gerçekten kaşların küsebileceğini ve bir tel beyaz saçı kopardığınızda 10 tanesinin, diğerinin cenazesine gelebileceğini öğrendim…

Pazartesinin rejime başlamak için doğru bir gün olmadığını öğrendim…

İnsanın en büyük yatırımının, kendisini geliştirmek için ve dost kazanmak için yaptığı olduğunu öğrendim…

Sağlıklı yaşamak için sağlığını kaybetmeyi beklememek gerektiğini öğrendim…

Sürekli aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemenin delilik olduğunu öğrendim…

Tek başarısızlığın denememek, hayal kurmamak ve cesaret etmemek olduğunu öğrendim…

Hayatın küçük oynayamayacak kadar kısa olduğunu ve büyük hayaller kurmayı öğrendim…

Malzemeleri ve doğru tarifi bilmenizde başarının tek doğru teşhisinin bitmiş sonuçlar olduğunu öğrendim…

Hayatta en önemli şeyin aile olduğunu ve bir gün daha fazla anne, baba diyebilmenin dünyalara bedel olduğunu öğrendim…

Hayatta “keşke”lerimi “iyiki” lerle değiştirmeyi öğrendim…

Sonunda ölüm olmadığı sürece, hiçbir şeye çok fazla üzülmemek gerektiğini, en büyük sandığımız acıların bile kalıcı olmadığını ve her şeye rağmen hayatın yaşamaya değer olduğunu öğrendim…

Siz hayattan neler öğrendiniz?

Sevgiyle kalın,

Alıntıdır..
 

 

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Evrensel Boyuta Geçiş


DİNİ DOYUMDAN SONRA EVRENSEL BOYUTA GEÇİŞ

Dünyamızda, biz insanlardan beklenen, şahsi yaşamlarımız için gösterdiğimiz çabaların yanında, Doğal Denge Kanunlarına paralel olarak, aynı seviyede çabaları, Evrensel Aydınlık, Birlik ve Beraberlik sağlamak yolunda da vermeliyiz.

Kişi kendisine olduğu gibi, çevresine, Ülkesine ve Dünya insanına yardım yapma konusunda görevli olduğunu bilmelidir.  

İnsanlar arasında yardımlaşmanın, Evrensel bir görev olduğunu idrak edilmelidir.

Kutsal Kitapları okuyup anlayanlar, anlayıp öğüt alanlar, bu yolda hizmet veren Dostlar, kutsal Kitapların koruyucu Enerji Kalkanları altında korunmaya alınırlar. Bu yolda çaba sarf edenler, Kutsal kitapların Aurasını Bilinç Işıkları ile birleştiren İnsanlar O’na giden yolda Aşama yaparlar, Evrensel Bilince ulaşırlar. Yani Dini Boyuttan Evrensel Boyuta geçerler.

Rabbin Çağrısı olan, “İyiliklere koşun, iyilik yapmada yarışın” çağrısına uyulmalıdır.

Yüce Yaratanın Katından (Sisteminden) yapılan, Birlik, Birleşim ve Bütünlük çağrıları insanın, Evrensel Nizamın Şuurunu kazanması içindir. Bu Birleşim çağrıları dünyanın her tarafında, her konuda, her çalışma sahasında geçerli bir olgudur.

İnsanlar arasında ayrımcılık yapılmamalıdır.

Bu birleşim çağrıları, bireysel değil, guruplaşma için değil. Evrensel Nizamda Yaratan ve Yaşatanın verdiği nimetlerin adil paylaşımı içindir. Yani adalet sağlamada ve Nimetlerin adil paylaşımı için insanlar, vicdanlarının gösterdiği yolu etkin kılmak için birlik olmalıdır.

Hizmette insan ayırımı yapılmamalıdır.

Yarının Güzel ve Adil dünyası, ancak Ego’dan arınmış, Evrensel Şuur kazanmış, İnsani Kâmil olan, Gerçek İnsanlar tarafından kurulacaktır.

Rabbin, “Bu Arza iyi kullarım varis olacaklardır” Ayeti, bu Birliğin, Bütünlüğün, Bilginin, insanlara verdiği adil davranış ve adil paylaşım,  Adil insan olmak, sonunda insanların varacağı sonuçtur.

Sevgi yaymada cömert olunmalıdır.

Bireysel Bütünlük için girişimlerde bulunan bütünlükler, kendi ortamlarına hizmet etmek dışında, Evrensel Nizamın; Adil davranış ve Adil Paylaşım ve iyiliklerde istenen, birleşim konusunda, hizmet etmediklerinden, Evrensel Bütünlük ve Evrensel davranış konusunda hizmet vermediklerinden, arzu edilen Güzel Dünyanın Temelini atmak mümkün olmamaktadır.

Mezhepçilik, bireysel birleşimdir. Ego tatmini içindir. İnsanlığa hizmet değildir. Cemaatçilik de öyle, Ego tatmini içindir. Tarikatlar Evrensel olarak başlatılmıştır, ancak sonraları Ego tatmini için kullanılmaya başlanmıştır. Mevlana Hazretlerinin Ne olursan ol yine gel çağrısı, Evrensel çağrıdır. Hacıbektaş’ı Velinin 72 Millete bir nazarla bak çağrıları (o devirde 72 millet vardı herhalde). Evrensel Çağrıdır. Ne acıdır ki sonra gelen Din adamları bu Velilere saygıda kusur etmeyen insanlar, Evrenselliği bırakıp, Egoizmi ön plana aldılar. Birlik Bütünlük ve Barışı kavgaya dönüştürdüler. Bu nedenle Güzel Dünyanın Temelini atmak mümkün olmamaktadır.

Evrensel Nizamda Birlik ve Bütünlük sağlamak, bu dünyaya gelen her insana verilen bir görevdir.

Bu Görev Genlere işlenmiş olan Programlarda vardır. Ancak İnsanoğlu serbest iradesinin kendisine verdiği serbestlik doğrultusunda, Egosunun istediği yöne yönelmektedir. Bu nedenle Gen Şifreleri çözememekte, Evrensel Birleşim ve Adil Paylaşım Halka hizmet Hakka hizmet düsturlarını devre dışı bırakmakta, yaptığı hataların sonucu olarak, Acı Azabı tatmaktadır.

Gönlünde sevgi dolu olmayan, yarınların ne getireceğini bilmeyen insanlar, Şuursuzca bir yaşam tablosunu sergilemekten öteye gidemeyecek ve büyük azabı tadacaktır.

Saffat:38,39-Size çok Büyük Izdırap verecek bir azabı tadacaksınız: Ancak bu yaptıklarınızın neticesi olarak başınıza gelecektir.

25 Ağustos 2013 Pazar

Düşünceler Güçlü Gerçekler ve Taş Yağmuru


DÜŞÜNCELER, GÜÇLÜ GERÇEKLER VE TAŞ YAĞMURU.

Düşünceler, çok güçlü gerçek oluşturuculardır. Bu sebeple insanlar olumlu düşüncelere yönelirlerse olumlu sonuçlar elde ederler. İnsanlar sonuçları sebep sanıyor. Hâlbuki sonuçları kendileri istiyorlar.

Çocuk mutsuzluğunu ana babanın fakirliğinden sanıyor. Sosyal şartların kötülüğüne bağlıyor.

Hasta kronik hasta olunca bunu kadere bağlıyor. Yanı olayı kendisi yapıyor sonucu tanrıya bağlıyor.

İnsanoğlu iyi bir şey olunca bunu kendisinin yaptığını sanıyor. Bir işi kötü gidince bu Tanrı'dandır deyip işin içinden sıyrılıyor. Durumu sorgulasa işin asıl sebebinin kendisi olduğunun farkına varacaktır.

Yüce yaratan biz insanlara; yanlış iş işlemek, dürüstlükten ayrılmak, özgürlüğünü vermiş, ancak bu özgürlüğü kötüye kullanan da sonucuna katlanması sorumluluğunu da yüklemiştir.

Dünyada hayal etme, planlayıp yapma gücü ve becerisi sadece insana verilmiştir. Çünkü insan yaratanın halifesi olarak dünyaya indirilmiştir.

İnsanlar yanlış yapma özgürlüğüne de sahiptir. Ancak bunu iyi iş yaptığını zannederek yapıyor.

 

BAKARA:11-Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın," dendiği zaman: "Biz sadece düzelticileriz," derler.

 

İnsanoğlu tasarım bilgisini ve gücünü iyilikten yana özgürce kullanmak istediğinde, kötülük yapmamayı seçmiş olur. Düşünce gücünü iyilikte ve hayırlı işler yapmada kullandığında halifelik görevini yapmış olur. İnsanoğlu kötülüğün kendisi için zararlı olduğunun farkına varırsa artık kötü iş işlemez. Yüce Rabbin öğüdünü almış olur.

 

KAMER:17.22.32.40- Andolsun, Biz Kuran'ı Öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

 

OLUMLU DÜŞÜNMEK: Olumlu düşünce, olumsuzluklara razı olmayan, her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan, insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır.

 

Bu konuda Kuran'da 150 den fazla ayette, Yaratan ve Yaşatan Yüce Allah; "inanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapanları cennetle müjdelemektedir.

Olumsuz düşünce ve uygulamalar şeytanların insanlara yaptırdıklarıdır. İlahi âlemden verilen öğütler ise olumlu öğütler ve uyarılardır. İlahi öğütlere aldırmamak, bu öğütlere uymamak büyük cezayı gerektirir. Kuran'dan Neml suresi 58 ve 59.Ayetlerini okuyalım:

 

NEML:58-Üzerlerine pişmiş çamurdan bir taş yağmuru indirdik, uyarılıp da aldırmayanların yağmuru gerçekten ne kötü.

 

Allah'ın uyarılarına uymayanların başına taş yağmuru yağar. Ne dersiniz dünyaya yaklaşmakta olan meteorlar bunun bir hazırlığı olabilir mi? Meydana gelen hortumlar bunun bir ikazı olamaz mı?

 

NEML:59-De ki: Hamdolsun Allah'a, selam olsun O'nun seçtiği kullarına. Allah'mı hayırlı yoksa ortak koştukları şeyler mi?

 

Olumlu düşünen yararlı işler yapanlar, İlahi emir ve öğütlere uyanlara gelince; onlar için cennetler müjdelenmektedir. İnsanların onları sevmeleri sağlanmaktadır. Allah sevdiklerini insanlara da sevdirir.

 

BEYYİNE:7- İnanıp iyi işler yapanlar da halkın en hayırlısıdır.

 

MERYAM:96-İnanıp, faydalı işler yapanlar için, Rahman gönüllerde bir sevgi yaratacak, onları herkese sevdirecektir.

 

MERYEM: 97- Biz Kura'nı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın.

 

Sonuç olarak diyebiliriz ki: Ey yeryüzünde, O'nun mülkünde halife olarak görevlendirilen insanlar, siz taşıdığınız Yüce Ruhun, size yüklediği görev ve sorumluluklarınızı neden yerine getirmiyorsunuz? Egolarınıza yenik düşerek, tek başına dünyaya sahip olmaya çalışıyorsunuz. Allah'ın verdiği akıl ve vicdanla uyuşmayan bu durumlardan ne zaman vazgeçeceksin?

Başınıza taş yağmasını mı bekliyorsunuz?

 

Yusuf YAMAN

 

 

 

 

 

 

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Planlar hedefler engeller


PLANLAR  - HEDEFLER - ENGELLER

Yaptığımız planlar doğrultusunda hedefimize ilerlerken, mutlak surette birtakım engellerle karşılaşırız. Bu engellerin durumu ve şekli yeni, yararlı durumların ortaya konmasına ve engeli geçmek için, yeni yollar bulunmasını zorunlu kılar.

İşte bu yeni yollar, insanlar için yeni ve gizli fırsatları da beraberinde getirir. Önemli olan bu fırsatları görebilmek ve değerlendirmektir. Bu sebeple hedef yolunda her engel aynı zamanda gizli bir fırsattır. Durumdan yararlanmak için yollar bulmalıyız.

Aklımızı, düşüncelerimiz yardımıyla en uygun şekilde yönetmeyi öğrendiğimizde, kendi gerçekliğimizin yaratıcısı oluruz. Çünkü yaydığımız düşünce, bizim ve çevremiz üzerinde etkisi olacaktır.

Başarı Planı:

Başarı planınızda hedefe yürürken, sizde bulunan enerjinin tarafsız olduğunu unutmayın. Enerjinize siz anlam verecek, siz onu olumlu yönde amacınızı gerçekleştirmek için yönlendirmelisiniz. Seçiminiz doğru ve kendinize güveniniz tam ise başarılı planlar yapıp uygulayabilirsiniz.


Başarılı olmak için sahip olunması gereken hususlar.

¯  İnsandaki enerjiyi iyi yönde kullanmak.

¯  Yaşama sevinci ve arzusunu taşımak.

¯  Yaşamı değiştirme gücüne sahip olduğunuzu bilmek.

¯  Yaratıcı ve yenilikçi olmak.

¯  Yeni fikirler yaratma becerisine sahip olmak.

 

Fikir veya düşünce:

& Düşünce; kendini aniden gösteren, parlak ve hızlı enerji ifadesidir.

& Bu enerji, kendini görüntü olarak beyinde şekillendirir.

& Aklımızdaki bir düşünce, biçime dönüşmek için bir enerji üretir.

& Bu enerji fiziksel şekiller oluşturmamızı ve yeni bir şey meydana getirmemizi            sağlar.

& Ne ekersen onu biçersin gerçeğini değerlendirelim:

& Sürekli hastalık düşünürsen hasta olursun.

& Sürekli sağlık ve mutluluk düşünürsen sağlıklı ve mutlu olursun.

& Sürekli bolluk ve bereket düşünür ve bu yönde çalışırsan bolluk ve bereket oluşur.

Unutmayalım: Düşünceler ellerle biçimlendirilirler.

 
Hayat önemsiz sayılmayacak kadar kısadır. Başkalarına gerçekten ilgi duyuyorsanız, kendinize yardım etmiş olursunuz.  

 

Ø  Sahip olduğumuzu en iyi şekilde kullanmak.

Ø  Elimizden gelenin en iyisini yapmak.

Ø  Kaynaklarımızı en iyi şekilde değerlendirmek için organize bir zihin e sahip olmamız gerekir.

 

Ego nun hâkimiyetindeki zihin

Ø  İyiliği ve kötülüğü yaptıran.

Ø  Fakırlığı ve zenginliği meydana getiren,

Ø  Sağlık ve mutluluğu oluşturan.

Ø  Bizi tembel ve çalışkan yaptıran.

Ø  Çekingen veya girişken yaptıran.

Ø  Korkak veya acımasız yaptıran.

Ø  Hep bizi yönlendiren egonun emrindeki zihnimizdir

O halde Zihni egonun hâkimiyetinden kurtarmak lazım.


Ego dan kurtarılmış Organize zihin

Bizi yönlendiren zihnimizdir. Zihnimizi yönlendiren ego dur. Egoyu kontrol altına alıp zihnimizi organize edersek; organize zihin bizi.

*        Korkulardan,

*        Sıkıntılardan.

*        Kararsızlıklardan

*        Belirsizliklerden kurtulmamıza yardımcı olacaktır.

*        Doğru yönde gitmemize,

*        Sorunları etkin bir şekilde çözmemize.

*        Kötü alışkanlıklardan kurtulmamızı,

*        İleriye yönelik planlar yapmamıza.

*        Yaşamımızı daha kaliteli yapmamıza

*        Mutlu ve başarılı bir yaşam sürdürmemize, yardımcı olacaktır.

 

"Kendi iyiliğiniz için belirsizlikleri bertaraf edin".

Ego yu zaptu rapt altına alın ki, gerçek insan olduğunuz bilinsin.