9 Eylül 2013 Pazartesi

Bizi Yaratan Diğer İnsanları da Yaratandır.


BİZİ YARATAN, DİĞER İNSANLARI DA YARATANDIR.

Biz ne kadar O'nun bilincinden bilinç taşıyorsak, karşımızdaki de o kadar ondan bir parçadır. O'nun bilincinden bilinç taşır.

Bolluk, bereket ve mutluluk içerisinde olduğumuzu imgeler ve bunun gerçekleşmesi için çalışırsak, bu imgeler gerçeğe dönüşür.

İstediğimizi, dilediğimizi, bizi yaratan güçle birlikte oluşturuyoruz. Çünkü bizler Allah'ın Ruhundan Ruh taşıyoruz. O'ndan bir parçayız. Bu dünyadaki ömür sonunda O'na döndürüleceğiz.

 

"O, bize döndürüleceksiniz" diyor.

 

Doğadaki her şey, O'nun bilincinden bilinç taşır. O her şeye görevini vahiy etmiştir. İnsanlar, bitkiler, hayvanlar, taşlar, topraklar, evrendeki her şey, yaratan tarafından kuşatılmıştır. Her şey yaratandan, yaratılışın bilgisini taşır. Çünkü evrendeki her şeyi "O" yarattı ve kendinden can verdi. Bilinç verdi, Ruh verdi. Her şey "O" tek olanın bir suretidir. O'ndan can alıyor, O'ndan kan alıyor. Yaşama imkânını O veriyor.

 

İnsanın diğer varlıklardan farkı, farkın farkına varacak bilincini açabilecek ve bedenine yüklenmiş olan yaşam programlarına göre yaşamını seçebilme özgürlüğüne sahip olmasıdır.

 

Bu yaşam özgürlüğünü, akıl, gönül ve vicdanla ve şakralarla donatılmış bir bedenle bedenlenmiş olarak kullanmasıdır. Bu insanlara Allah tarafından sağlanan bir ayrıcalıktır. Bununla beraber insan, bu dünyadan sorumlu olarak, dünyaya geliyor. Bunu yapacağına dair, ezelde Allah'a söz vermiştir.

İnsanoğlu, bu dünyada yaşadığı sürece her şeyin sorumlusudur. Her şeyin farkında olmalıdır. İlahi âlemde kendisine yüklenen programların gereğini yapmak zorundadır. Aksi halde sonu hüsrandır.

 

İnsanoğlu, sorumluluğunu bilerek ve kendi bedenine yüklenmiş olan yaşam programını çözerek yaşaması gerekir. Bu programın farkında olan insan, her şeyin farkına varır. Sorumluluğunu bilerek, düşünerek, planlayarak, uygulayarak, doğru ve dürüst davranış içinde olarak, insanlara yararlı işler yaparak, dünyadaki canlı, cansız, her şeyin koruyuculuğunu yaparak, bunun kendisine verilen bir görev olduğunu bilerek, yaşamını sürdürmesi gerekir.

 

Günümüz insanı, manevi değerlerden uzaklaşmış.  Ezelde verdiği sözü ve yaptığı aktı unutmuş, maddi değerlere yöneliyor. Metafizik değerlerini ve donanımlarını işletemiyor. İlahi âlemle iletişim kurmak için kendisinde olan programları işletemiyor. Bu nedenle insan içsel huzura erişemiyor.

Bu içsel huzura erişmenin ilk şartı, insanlar için öğüt olarak gönderilen, Kuran'ı Kerimi okuması, anlayarak okumasıdır.

 
Allah yar ve yardımcımız olsun, iki cihanda yüzümüzü ak, gönlümüzü pak eylesin. Âmin

 

Yusuf YAMAN
09.09.2013

8 Eylül 2013 Pazar

Gülümseyin, içinizdeki ışığı yakın.


Gülümseyin, içinizdeki ışığı yakın ve çevrenizi aydınlatın.

Gülümseme korkaklara güç, kederlilere neşe, hastalara sıhhat verir.
Gülümseme yorgunları dinlendirir
. Gülümseyin, gülümseme gönül rızası ile verilen bir zenginliktir. Hiç kimse gülümsemenin meydana getireceği faydaları reddedecek kadar zengin değildir.

Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma.

Unutmayalım:

Sevgi Sadakati,

Cesaret itimadı,

İhanet intikamı getirir.

Herkesin algılama yeteneği vardır. Önemli olan, bu yeteneği bilmek ve geliştirmektir.

Herkes, yaşamda kendi sınavından geçiyor. Biz kim oluyoruz ki, insanları yargılıyoruz.

Biz insanlar, Sevgi enerjisi ile yaşamayı tercih etmeliyiz. Sevgi enerjisini çekmeliyiz. Biz istersek, bize sevgi enerjisi verilir.

Yaratan yüce Rabbimiz, yarattıkları ile yarattıklarını sınar.

Yüce Allah, insanı insanla denerim diyor.

İnanç, iyi niyet ve hareket, kuantum sıçraması yaratarak, hayatımızı güzel bir şekilde değiştirmek için yeterlidir. Yaşamımızı; seçerek, isteyerek, dileyerek, sürdürüyoruz ve her düşündüğümüz an, yaşama yeni bir tohum ekiyoruz. Evrende yaşamımızı sürdürmek için.

Ektiğimiz çekirdeğin, neyin tohumu olduğunu, neyi yetiştirmek istediğimizi, bilerek tohumu seçmeliyiz ve ekmeliyiz. Sabırla, sevinçle ağacını yetiştirip meyve verdiğini imgelemeliyiz.

Olmasını istiyorum, dediğinizde o istediğiniz olur. Zira insan yaratanın ruhundan ruh taşıyor.

Yüce yaratan ol dediği nasıl oluyorsa, insanın dediği ve olması konusunda çaba içinde olması halinde istediği olur. İnsan da inanarak ve iyi işler yapmak konusunda içtenlikle arzulu olarak ol dediğinde o dediği olur.

Olumsuz düşünmek, isyan etmek, hiçbir fayda sağlamaz, İnsan sağlığını bozar. İnsan hem kendine hem de çevresine olumsuz enerji yayar. Çevresine zarar verir. Sevgisizleşir, gülümsemeyi unutur, çirkinleşir. Bu nedenle;

Her karşılaştığımız insana, bir gülümseme attığımızda ve güzel bir söz söylediğimizde, Yaşamın seyri güzelliklere yönelir, olumlu enerjiyi yayarız, çevremizi aydınlatırız.

Farkında olmak, kendini bilmek, kendini sevmek, içindeki "Ben" le tanışmak, kendi, kendiyle yüzleşmek, kendi kendiyle barışık olmak. Asil yaşamın gereğidir.

Yunus Emre, "BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ" demekle, görülen (Sübjektif) dış bedenin içinde, (Objektif) bir "Ben" olduğunu tarif eder. "Ete Kemiğe Büründüm, Yunus Olarak Göründüm" demekle,  bulunduğu enerjitik ortamdan, dünya ortamına geldiğini belirtmektedir.

Biz insanlar, bu dünyaya halife olarak geliyoruz. Yani dünyayı korumak üzere görevli olarak geliyoruz. Görevimizi doğru yaparsak, olanaklar önümüze yığınla serilir. Yeter ki doğru seçimler yapmayı bilelim. Doğru seçimler yaptığımızda mucizeler çoğalır.

Geçmişi geçmişte bırakalım. Şu an'a ve geleceğe yönelelim, geleceğe odaklanalım. Mana âlemine yönelelim ki, İstediğiniz gelsin, dilediğiniz olsun. Evrende her şey bolca vardır. Yaratan, dünyadaki canlılar için her şeyi bolca yaratmıştır. İnsanın mutlu olması için her türlü bolluk ve bereketi vermiştir.

Ancak günümüzde İnsan manevi değerlerden uzaklaşırken, Maddi değerlere önem veriyor. Maddeyi önemserken maddeyi yaratanı unutuyor. Egosuna yenik düşüyor. Manayı ve bu dünyayı insanın emrine veren yüce yaratanın öğütlerini almıyor.

Bu durum insanın körlüğüdür. Kendine yabancılaşmasıdır. Ruhsal değerlerden uzaklaşmaktır. Bunun sonucu olarak maddeye kul oluyor. Evreni yaratanının mülkünde geçici misafir.

olduğunu unutuyor.  Bunun cezasını, kendini yaratan rabbine döndüğünde görecektir.


Yüce Yaratan, insanı bu dünyaya, neşe saçsın, mutlulukları çoğaltsın, çevresini aydınlatsın diye gönderiyor. O halde gülümseyin, insanlara güzel bir Merhaba deyin ki, varlığınız belli olsun.

 

Yusuf YAMAN

09.09.2013

7 Eylül 2013 Cumartesi

Hayata Bakış


  HAYATA BAKIŞ:

 

1.        YAŞAMIN AMACI VE ÖNEMİ: SAĞLIKLI OLMAK, RUHSAL DENGE    SAĞLAMAK, GELECEĞİ PLANLAMAK. DOĞAYI SEVMEK


2.        YAŞAM =  SOLUK ALMAK,  SAĞLIKLI OLMAK.


3.        YAŞAM = KENDİNİ BİLMEK,  KENDİNİ TANIMAK, BÜTÜNÜN BİR                                     PARÇASI OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAK.


4.        YAŞAM = ÜSTÜN BİR GÜCÜN VARLIĞINA İNANMAK

 
5.        YAŞAM = AKIL VE GÖNÜL BİRLİĞİNİ SAĞLAMAK


6.         YAŞAM = DOĞAYA ZARAR VERMEDEN DOĞA İLE UYUMLU YAŞAMAK

 
7.        YAŞAM = HER GÜN YENİ BİR ŞEY ÖĞRENMEK

 
8.        YAŞAM = ENGELLERİ AŞMAK, YARDIMLAŞMAK


9.        YAŞAM = DÜRÜST OLMAK, DOĞRUYU SÖYLEMEK


10.    YAŞAM = SEVGİ YAYMAK, SEVMEK, SEVİLMEK


11.    YAŞAM = SABIRLI OLMAK, ILIMLI OLMAK


12.    YAŞAM = İÇTEN VE GÜÇLÜ BİR ÇABA HARCAMAK.


13.    YAŞAM= AKLINI KULLANMAK, BİR FARKLILIK YARATMAK


14.    YAŞAM = İNANIP, İYİ, GÜZEL, FAYDALI VE KALICI İŞLER YAPMAK

 
15.    YAŞAM = İSTENİLEN BÜYÜK AMAÇLARI GERÇEKLEŞTİRMEK


16.    YAŞAM = ARKADA, İNSANLARIN FAYDALANACAĞI KALICI BİR ESER                                   BIRAKMAK

 
17.    YAŞAM = HERŞEYİN GEÇİCİ OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAK

 
18.    YAŞAM = HER ŞEYİN, BELİRLENMİŞ BİR YAŞAM SÜRESİ OLDUĞUNU                                      BİLMEK VE ONA GÖRE HAZIRLANMAK

 

NOT:

KENDİNİZİ DIŞ BAŞARILARIN PEEŞİNDE KOŞARAK TÜKETMEYİN, MUTLU VE HUZURLU YAŞAMAYA BAKIN.

 

5 Eylül 2013 Perşembe

Yanlış Yol Tutanlar


YANLIŞ YOL TUTANLAR

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

Yanlış yol tutanlar,  insanlar arsında ayrımcılık yapanlar,  hakkın hakikatinin farkında değiller, egolarını tanrı edinmiş, Kuran'ı bırakıp beşerin yazdığını din edinmiş, mezhep edinmişlerin sonu hüsrandır. 

Bunlar, İslam'ı din edinen Müslümanların yapacağı şeyler değildir. Bunlar bencilliğin batağında Allah'ı kullanan kul bile olmayan insan görünümlü şeytanlardır. Allah gerçek insanları böylelerin şerrinden korusun.    Âmin.

DEĞERLİ DOSTLAR,

Müslüman âleminde barışı sağlamanın yolu, şii ve sünni, tabir edilen, Peygamber'in ölümünden çok sonra dine sokulan ve dinde ayrımcılığa sebep olan mezhepçilik  konusunun, mezhep mensuplarına bunun, İslam Dininin Kitabı olan Kuran da olmadığını, Kuran, bu ayrımcılığa sebep olanların, Allah'ın gazabına uğrayacakları, tez elden Müslüman âlemine anlatılmalı ve Müslümanların Kuran etrafında birlik olmaları sağlamalıdır.  Çünkü İslam da, Müslümanlar kardeştir ve kardeşlerin arası düzeltilmelidir.

Mezhepçilik adına insanların öldürülmesi, şeytanın insanları saptırmasıdır.  İnsanları birliğe davet etmek ve mezheplerin Kuran'da olmadığını, dinde bulunmadığını, bütün Müslüman âleminde; ileri gelen siyasilerin, bütün mezhep mensubu ileri gelen din adamları ve akil insanları, bu gerçeği insanlara açıklayarak, barış sağlamada Kuran'daki gerçeklerin yeterli olduğunu, başka hiçbir şeye gerek olmadığı, bilinmeli ve ilan edilmelidir.

Bu çağrı, mezhepler adına savaşanların, akıllarını kullanmalarını vicdaninin sesine kulak vermeleri, ayrımcılığa son vermeleri çağrısıdır.

 

Bu çağrı;

Allah'a giden yoldan gitmek isteyen herkesin, bir araya gelerek birlik ve barış içinde Allah'a giden yoldan gitmesi zamanıdır. Bu zaman, Allah'ın insanları insanla denediği zamandır. 

İnsanlar ya birlik olup Allah'a giden yola koyulurlar, ya da ego larına yenilmiş olarak, şeytanın adımlarını izleyerek sonlarının gelmesine sebep olurlar. Karar insanların kendisine bırakılmıştır.

Müslümanlar; Avrupa ülkelerinden, ABD silah tüccarlarından, Rusya'dan silah alarak, halkının, vatandaşlarının, öz cümle insanların ölümüne sebep olanlar, nasıl kendisinin Müslüman olduğunu söyleyebiliyor?. 

Allah'ın kendisini gördüğünü, yaptıklarının cezasız kalmayacağını bilmiyor mu?

HADİD: 4- Odur ki Gökleri ve Yeri altı günde yarattı, sonra Arş’a oturdu. Yere gireni ondan çıkanı gökten ineni, ona çıkanı bilir. Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

HADİD: 5- Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Bütün işler Allah’a döndürülecektir.

SAFFAT:38,39-Size çok Büyük Izdırap verecek bir azabı tadacaksınız: Ancak bu yaptıklarınızın neticesi olarak başınıza gelecektir

Kuran'ı okuyanlar bu gerçeklerin farkına varırlar ve Allah'a giden yola koyulurlar.  Allah, korunanları ve doğru olanları kendine ulaştırır inşa Allah

Allah'a emanet olun.

Yusuf YAMAN

 

3 Eylül 2013 Salı

HAKİKATIN IŞIĞINA VARMAK İÇİN OKUMALIYIZ.


DEĞERLİ DOSTLAR!!!

HAKİKATIN IŞIĞINA VARMAK İÇİN OKUMALIYIZ.

OKU EMRİ İLE BAŞLAYAN İRŞAT KİTABI, KURAN'IN KAKKI İÇİN OKUMALIYIZ.

 

OKU   Bilgi Edin.

OKU   Bilincini Geliştir.

OKU   Tüm Hakikati Öğren.

OKU   Hakikatin Işığını Gör.

OKU   Özündeki Bilgini Uyandır.

OKU   Ruhundaki Hakikati Gör

OKU   Ki Hak Seninle Olsun.

OKU   Ki Adaleti Öğrenesin.

OKU   Ki Dilinle Gerçeği Söyleyesin.

OKU   Ki Elinle Ateşe Girmeyesin.

OKU   Ki Hak Yolunda Arınasın.

OKU   OKU,  OKU   Ki  Hak'tan yardım alabilesin.

 

Her Can yaptıkları ile değerlendirilir.

İyilik yapan mükâfatlandırılır.

Kötülük yapan cezalandırılır.

İnanıp iyi işler yapanlar, Hak yolunun yolcusudur.

Onlar korunurlar, onlar ALLAH'IN gerçek kullarıdır.

 

Bu Yaratan ve Yaşatanın bize bildirdiği gerçektir.

 

Değerli dostlar, dünya teknolojik yönden ne kadar gelişmiş ise

Ruhsal bakımdan o kadar gerilemiştir.

SEVGİ, DOSTLUK, BARIŞ VE KARDEŞLİK Dünyada kök salmadıkça; Dünyada Yaşamın, Sağlık ve Mutluluk la sürdürülmesi zor görünmektedir.

 

SEVGİ, DOSTLUK, BARIŞ VE KARDEŞLİĞİ yaygınlaştırmak için çalışmalıyız.

 İnsanların gelişmesine yardımcı olmalıyız.

 

Yunus EMRE der ki;

 

İlim İlim Bilmektir.

İlim Kendini  Bilmektir.

Sen Kendini Bilmezsen

Bu Nice Okumaktır.

 

İNSAN ÖNCE KENDİNİ BİLMELİ,
ÖZÜNE DÖNMELİ Kİ, TANRI BİLİNCİNE VARMIŞ OLSUN,
GÖNÜL SECCADESİNDE NAMAZ KILASIN,
HAKİKİ İBADET NEYMİŞ BİLSİN.

HAYIRLI GÜNLER DİLEKLERİMLE

Yusuf YAMAN

HAKİKAT İLMİ VE TANRISAL ENERJİ İLE AŞILANMAK


HAKİKAT İLMİ VE TANRISAL ENERJİ İLE AŞILANMAK
Hakikat İlmi: Evrenlerin yaradılışındaki gerçekliğin bilgisidir. Bu bilgi Yaratanın yarattıklarından canlıların bedenlerinde ve cansız tabir ettiğimiz yaratıklarının içlerinde gizlediği evrensel sırların bilgisidir

İnsanın Evrensel şifreleri doğru çözebilmesi için, Hakikat İlmini bilmesi gerekir. Hakikat ilmini bilmenin ilk basamağı, bilinçaltına ulaşmak, Tanrısal enerji ile aşılanmak ve bilgileri akışa geçirmekle olur. Bilinçaltına ulaşmadan ve Tanrısal enerji ile aşılanmadan, Evrensel bütünlüğe geçilmesi zordur. Tanrısal enerji ile aşılanan kişi, Nizamın şuurunu kavrar ve içindekileri kolaylıkla çözer, kendini tanır. İnsanın ilk görevi kendini tanımak sonra, kendini yaratan ve yaşatan Rabbini bilmektir. Kendini tanıyan kişi evrenleri tanır. Çünkü insan evrenin bir eşi olarak yaratılmıştır.
.
Kendini tanıyan, Rabbini bilen kişi, Yaratan ve Yaşatanın Yaşam yasasının Evrensel olduğunun farkına varır. Evrenselliği sunan ve kendisi evrensel olan kişiler, tanrısal enerji ile aşılanmış, bilinçaltına ulaşmış, dini doyuma ermiş, yaratma ve yaşatma yasasını öğrenmiş ve öğrendiklerini insanlara aktarmaya çalışan kişilerdir. Bunlar; Peygamberler, Veliler, Erenler ve Kendi Öz'üne ulaşıp İlahi bilgiyi akışa geçirenlerdir
.
Dini doyuma ermek, Göksel öneriler olan, Din kitaplarını okuyup anlamakla olur. İnsanoğlunun huzur bulması, Yaratanın evrensel yaşam yasasını öğrenmesi ve Tanrısal enerji ile aşılanması ve öz üne inmesi ile mümkündür. Evrenselliği öğrenen, tanrısal enerji ile aşılanan ve özündeki ilahi bilgileri akışa geçiren kişinin. Beyin jeneratörü de iyi çalışmaya başlar.

 Tanrısal enerji ile aşılanan kişinin, Yaratma ve Yaşatma Yasası çerçevesinde, sorunlara getirdiği çözümler, Bütünlüğün, Birliğin, Barışın yaşamın oluşmasını sağlar. dini doyum, Yaratma ve Yaşatma yasasının şifrelerini çözmemize yardımcı olur. Çünkü huzura kavuşan insan, okuduğunu anlar, anladığını insanın hizmetine sunar. Üretken olur. Çünkü Din kitapları ile biz insanlara verilen öğütlerin başında inanıp iyi, güzel, faydalı ve kalıcı işler yapmamız isteniyor
İnsanlara saygılı olmamızı, hep iyiye, güzele, doğruya, gitmemizi, önyargısız olmamızı ve yardımlaşmamız isteniyor
Örneklersek:
* Gönderilen Kutsal Kitapların İnsanlara yol gösterici ve Rahmet olduğu bildiriliyor.
* Âlemlerin Rabbinden indirildiği bildiriliyor
* Kuran’ın, daha ilk suresi “OKU” emri ile başlıyor

* Ayrılıklara son vermemiz isteniyor.
* Birlik ve beraberliğin sağlanması isteniyor.
* İnsanların Hakka yaklaştırmaları isteniyor. Çünkü dönüş O’nadır.
* Sözde yalana yer vermememiz isteniyor.
* Egoyu hâkimiyetimiz altına olmamız isteniyor.
* Ön yargılı olmamamız isteniyor
* Sevgi ile birbirinize yaklaşın diyor
* İnsanlara yardımda yarışın diyor
İnsanlar bunları yapıyor mu? Genel olarak Hayır.
Tanrısal enerji ile aşılanmamış, özüne varışı sağlayamamış, Dini doyuma erişemeyen kişide dünyasal işler ve durumlar ağır yükler olarak; strese, yorgunluğa, iç düzenin bozulmasına, kişinin erken yaşlanmasına, hastalanmasına, kişinin yalnızlaşmasına ve huysuz bir şekilde göçüp gitmesine sebep olur. (günümüzdeki olaylara ve insanlara bir göz atın)

Dünya var olduğundan günümüze kadar, gelen bütün Din Kitapları: RABBİN Ulu Elçilerine vahiy yolu ile indirilen ve insanlığın gerçekleri kavraması ve yaşamını düzene sokması için, insanlığın hizmetine verilen göksel öğütlerdir. Ancak, bütün insanların bu kutsal kitaplardan nasiplerini aldığını söyleyemiyoruz.
Günümüz insanındaki, iyi niyet eksikliği, Hoşgörüsüzlük, doğruluk, dürüstlük eksikliği, birlik ve barış yerine, ayrımcılık ve savaşların çoğalması, yalan ve yanlışlarda ısrar edilmesi, insanların yazdıklarının ve ego içeren bilgilerin din olarak algılanması gibi hususlar, insanların kutsal kitaplardan yararlanmaları yerine, din i inançların kişisel menfaatler uğruna çarptırılarak kullanıldığını göstermektedir.
Bu dünyadaki yaşamımızda, Evrensel olan Yaratma ve Yaşatma Yasası olan Din Kitapları: Hür bir Ruh, Hür bir Vicdan ve Sağduyu içinde hareket etmemiz gerektiğini belirtiyor. Yüce Rabbin Genlerimize işlediği yol haritamız, serbest irademizle biz insanların takip etmemiz gereken yoldur.
 
Biz insanlar çizilen yol haritasında, bu dünyada bedenlenip, bize verilen potansiyelleri değerlendirip, onları kullanmayı öğrenip,
Yaratanın katına kadar yükselebilme imkânını elde edebilmek içindir
Kendisine dönüşümüz kaçınılmaz bir gerçektir. Bu yükselişte gerçek insanlar, ancak yolda telef olmadan O’nun katına varabilirler.

Bu yolda maddi varlıkların paylaşılmadan biriktirilmesini kendisine yol edinenlere, bencil davrananlara, hak etmediklerini alanların, göksel güçlerden yardım görmeleri mümkün olmaz. Çünkü dünya malı dünyada kalır.
Asıl olan insana hizmettir. İnsanlara yardımdır. İnsanlara saygıdır. Birlik ve Barıştır Yaratana giden yolda birlik olmaktır.
İnsanoğlu bu dünyada çeşitli denetimler altında imtihanını vermektedir. İnsanoğlunun aldığı çeşitli algılar ve ilhamlar, dünya insanına yansıyan Arş Ötesi dalgalardır. Arş ötesinden gelen dalgalar, dünyalılar tarafından uzaya yerleştirilen uydular vasıtasıyla Arş ötesinden gelen dalgaların alınıp insanlara yansıtılması, insanları Arş ötesi varlıklara yaklaştırmaktadır. Ancak dünya insanındaki şartlanmışlıklar, önyargılar ve bencillikler nedeniyle insanlar göksel güçlerden korkmaktadırlar. Huzursuz olmaktadırlar

Gerçekte dünyamız, çekirdek evrenin Tanrısal Enerji İle Aşılanma yeri olduğu için, evrendeki her formdaki yaratıklar ve güçler insana yardım için çalışırlar. Kuran’da Yaratan ve Yaşatanın, Meleklere insana secde etmeleri emredildiğini hatırlayın. Bu nedenle korkuya ve huzursuzluğa yer olmamalıdır. İnsan İlahi bir varlıktır. Ancak henüz bunun farkında değildir
Bu dünyada kişi kendi bilgisini ve bilincini, Yaratanın insan bedenine yerleştirdiği ilahi yaşam yasasına göre çalışan hücrelerde yer alan biyokompüterlerin şifrelerini çözdüğünde ve ilahi, evrensel yaşam yasasına uygun yaşadığı takdirde, kişinin kendi gayreti ile gösterdiği çabalar neticesi bir yerlere gelir. Ve bir şeyler hak eder. Bu hak ettiği şeylerden biri de, Göksel güçlerin kendisine doğru yolu görmesini sağlamasıdır. Yaratana giden yola ulaştırılmasıdır. Bu yola giren kişinin yaptığı her iş, insanlığın yararı içindir. Bu işlerin karşılığı da eksiksiz verilir. Âhkaf 19 u okuyalım.
ÂHKAF:19-Herkes için yaptıkları işlere göre dereceleri vardır. Allah onlara yaptığının karşılığını tam verir. Kendilerine hiç haksızlık edilmez.

SAFFET:39,40-Sadece yaptığınızla cezalanıyorsunuz. Ancak Allah’ın halis kulları bu cezanın dışındadır
 
Yüce Âlemde ayırım ve iltimas yoktur. Hak edene hakkı verilir
 
Yusuf YAMAN 27.09.2010

 

 

1 Eylül 2013 Pazar

Gerçeğin Farkına Varalım Artık


GERÇEĞİN FARKINA VARALIM ARTIK!!!
SÜPER MUTLAK İLAHİ İDARE TEKTİR VE EVRENSELDİR.
Bölünmelerin Sebebi İnsanlardaki Ego ve Bilgisizliktir.
Allah katında din İslâm’dır. İbrahim Peygamberden itibaren gelen bütün Peygamberler İslam dinini anlatmıştır. Ancak insanlar, egolarının arzusu ve zihinlerinin bencilliği ile her gelen peygamberin ayrı bir din getirdiğinin vehmine kapılmışlardır.

Evrensel olan dini, Din adamları, Siyasetçiler ve bazı menfaatçi hatırlı insanlar, dini egoları doğrultusunda menfaatleri için kullanmaya ve yöresel duruma düşürüp, etrafına topladıkları insanlarla dini parça parça ettiler.

Bununla da yetinmeyip, dinde mezhepler, tarikatlar, cemaatler oluşturup, Allaha eşkoşmaya ve dünya düzenini meta ve menfaat üzerine kurmaya başladılar. Kendileri gibi düşünmeyenleri kötüleyip sorgulamayı yasaklayıp sanki kendileri gibi olmayan insanları Allah yaratmamış bu dünya nimetlerinde onların payı yokmuş gibi farz edip, insanları kötüleyip dünya da savaşların olmasına, kan ve gözyaşı dökülmesine sebep oldular. Sonuç olarak insanların dinde meydana getirdiği ayrımcılıklar sürekli savaşların sebebi olmuş, dünya düzen tutmaz olmuştur. Evrensel düşünüp evrensel hareket eden Hidayete ermiş insanlar sürekli baskı ve hakaretlere maruz kalmış, kimisi de bunu canı ile ödemiştir. Bu konu ile ilgili Kuran ayetlerine bakalım.

Kur’an Bakara 163 “Tanrınız Bir Tek Tanrıdır Ondan Başka Tanrı Yoktur, O Rahman’dır, Rahim’dir” diyor. Çünkü “O, Her şeyi kuşatmıştır Allah’ın İnsanlara Gönderdiği Yaratma ve Yaşatma Yasası’nın Esası Olan Din Tek dir.

Kur’an Rum:30“O Elçisine diyor ki; Sen Yüzünü Allah’ı Bir’liyici olarak doğruca Din’e çevir Allah’ın Yaratma Yasasına, Allah insanları ona göre yaratmıştır. Allahın yaratması değiştirilemez. İşte doğru Din o’dur, fakat insanların çoğu bilmezler”

Rabbin Yaratma Yasasında İnsanoğlu Din konusunda bir bütündür. İnsanoğlu bu birliği sağlayamadıkça Nizamın Şuuruna ulaşamayacaktır. Huzuru bulamayacaktır. Bilinçsizce yapılan ve yapılacak olan hataların bedelini insanlık çok acı bir şekilde ödemektedir.

Kur’an Bakare:213 İnsanlar bir tek ümmet idi, sonra Allah Peygamberleri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Onlarla beraber anlaşmazlığa düştükleri konularda, insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekleri taşıyan Kitabı indirdi

Kendilerine kitap verilmiş olanlar, kendilerine açık deliller geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlıktan ötürü, Kitap hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle inananları onların üzerinde ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti.

Allah dilediğini doğru yola iletir.

Dünyamızda Din’deki bu parçalanmalar, bölünmeler, her Peygamber aynı şeyleri tebliğ etmelerine rağmen her peygambere bağlı toplulukların tebliğleri ayrı bir din gibi algılamaları, ayrıca din olarak algıladıklarını da kıskançlık ve çekememezlik nedeniyle dini mezheplere bölünmesi her mezhep imamının etrafına topladığı insanlarla övünür hale gelmesi, ayrıca bu mezheplerin tarikatlara ve cemaatlere ayrılması İnsanların Rabbine Giden Yol da birlik olmaları gerekirken insanlar arasında ayrılıklara, bölünmelere, savaşlara ve egoların tatmini şekline dönüşmüştür. Bu gibi bölünmeleri Yüce Rabbin istemediği Kuran da açıkça belirtilmiş olmasına rağmen insanlar Kitabı Okumadıklarından söylenenin doğruluğunu kaynağından (Kuran’dan) araştırıp öğrenmediklerinden Yaratanı bırakıp yaratılana inanarak bağlandıklarından şirke de girmiş oldular.

Evreni Yaratan Yüce ALLAH, Kuran’ı Kerim de:

Al-i İmran:100, “Ey İnananlar kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız imanınızdan sonra (onlar) sizi döndürüp kâfir yaparlar” diyor.

Bakara:109,“Kitap sahiplerinden çoğu, gerçek kendilerine besbelli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü, sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Allah emrini getirinceye kadar affedin hoş görün. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir”.


Enam:159,”O” Elçisine diyor ki;“Dinlerini parça parça edip, grup, grup olanlar var ya senin onlarla bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.”


Yunus:19
“İnsanlar bir tek milletten başka bir şey değildi, ama ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir) di.

 

Neydi o geçen söz? Şura 14 ü okuyalım.

Şura:14“Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belli bir süreye kadar yaşatma sözü geçmemiş olsaydı, aralarında hüküm verilir işleri bitirilirdi. Onlardan sonra Kitaba varis kılınanlar ondan kuşku veren bir şüphe içindedirler

Enbiya:92“İşte bu sizin ümmetiniz, bir tek ümmettir. Rabbiniz de benim. Yalnız bana kulluk edin.

 
Mü’minun:52 “Ve İşte bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de Sizin Rabbinizim benden korkun” dedik.

Mü’minun:53“Fakat işlerini arlarında parçalayıp çeşitli kitaplara ayırdılar. Her parti, (dini gurup) kendi yanında bulunanlarla sevinmektedir.

Mü’minun:54“Bir süreye kadar onları (daldıkları) gaflet içinde bırak.

Enbiya:93“İşlerini aralarında parçaladılar, (Tanrıdan gelen dini parça parça ettiler, ayrılığa düştüler; hepsi (sonunda) bize döneceklerdir”.

Al-iİmran:105 “Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır

Görülen odur ki, bu bölünmelere sebep olanların mutlaka cezalandırılacağı, Yüce Yaratan Al-i İmran:105 te açıkça belirtmiştir.

Kuran: Enam 159 “Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah a kalmıştır. Sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir”

Hicr Suresi: 91-92 Onlar ki Kur’anı bölük bölük ettiler. Senin Rabbin hakkı için, Biz onların hepsini mutlaka soracağız.

Kuran’ın bu apaçık gerçeğine rağmen hala dinde ayrılıklarını sürdürenler, mezhepçilik yapanlar, bölünmelere sebep olanlar, hangi yüzle Yüce Rabbin Divanına varabilirler?

O diyor ki, Sabır Ehli Kullarım ise Bana Varacak Olanlardır. O’na varan yolda sabırla çaba gösterenler, sonunda Onun Divanına varırlar. Yüce Rabbin Divanına varmak için her birey kendi bilinç ve gönül ışığına göre Sisteme bağlanarak yarınların ışığı olmak, Rabbin rızasını kazanmak için hazırlanmalıdır. Bu hazırlık için aracısız olarak, öncelikle İslam’ın Kitabı olan Kuran’ı anlayacak şekilde okuyup dinin gerçeğini öğrenip doyuma varmalıdır.

Hakikat İlmini Bilmeden Evrensel Şifreleri doğru şekilde çözmek mümkün değildir. Hakikat ilmini bilmek de Yaratma ve Yaşatma Yasası olan RAB den gelen Din Kitaplarını Okuyup anlamakla olur. Mürşit'in verdiği doğru bilgilerle olur. Ruhsal olarak doyuma erişmekle olur.

Enam:64-De ki:“Ondan ve bütün sıkıntılardan sizi Allah kurtarıyor, sonra siz yine O’na ortak koşuyorsunuz.

Enam:65-De ki:“O, sizin üzerinize üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa kadirdir.” Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz?

ENAM:159-Dinlerini parça parça edip grup grup olanlar var ya senin onlarla bir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır, sonra Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.


Değerli dostlar, daha nasıl açıklanmalı ki, İnsanlar Rabbin gerçeklerine inanıp iyi işler yapsınlar? Evrensel düşünüp evrensel olsunlar.


Yusuf YAMAN